Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5455 E. 2017/534 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ davaların birleştirilmesi↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ kötüniyet tazminatı↗ tazminat davası↗ kötü niyet tazminatı↗ anonim şirket↗ kötü niyet↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı şirketin gerçekleştiği belirtilen zararlarının tespit edilemediği, böyle bir zarar mevzu bahis olsa dahi davalının kusurlu bulunduğuna ilişkin somut bir kayıt ve kanıtın sunulan deliller çerçevesinde tespit edilemediği, bu hali ile açılan davanın ispatlanamadığı, davalı ana dosyada kötü niyet tazminatı da istemiş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaat getirilemediği, davanın ispatlanamadığından reddi yoluna gidildiği gerekçesi ile davanın ve davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davada taraf vekilleri, birleşen davalarda davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davaların birleştirilmesine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl ve birleşen davalar, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket yönetim kurulu başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Asıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl ve birleşen davalar yönünden genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15047 E. 2018/3281 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «haksız fiil» hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet «çek» nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3371 E. 2016/1194 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Benzer bu kararda1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/560 E. 2015/13614 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Öte yandan, dava tarihi 18.02.2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İşbu dava, yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · şirket zararı · zamanaşımı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
3 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl ve birleşen davalar yönünden genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8829 E. 2017/4095 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaÖte yandan, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · şirket zararı · ticari faiz · zamanaşımı
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi'nin 2001/52 esas sayılı dosyasında verilen «zamanaşımı» nedeniyle düşme kararının kesinleştiği, ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tüm delil, ifade, rapor ve kayıt ve belgeler, bu dosya içerisinde «delil niteliğinde» olmakla, ceza mahkemesi dosyasındaki tüm iddia savunma ve deliller ayrıntılı olarak incelenmekle, uzman bilirkişi kurul raporunun dosya muhteviyatına uygun olduğu anlaşıldığından davacı bankanın, dava konusu zararı ile ilgili açtığı davanın tüm dosya kapsamından ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 356.158,84 TL'nin talep gibi 17.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı» süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, ...
1- Dava, ...bank A.Ş'de şube müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl ve birleşen davalar yönünden genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · tüzel kişilik · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya «muvafakat» verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5455 E. , 2017/534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/10/2015 tarih ve 2014/29-2015/404 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada taraf vekilleri ile birleşen davalarda davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.01.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı asil, asıl davada davalının müvekkili şirketin 2011-2013 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, ...'nın mevzuatına ve uyarılarına rağmen şirketin işlettiği akaryakıt istasyonuna sorumlu müdür atamaması ve...'nın bu konudaki savunma istemine cevap vermemesi üzerine şirkete para cezası kesildiğini ve bu cezanın 23/09/2013 tarihinde 51.000,00 TL olarak ödendiğini, bu tutarın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen 2014/112 Esas sayılı dosyada davalının kendi müşterisinin çekini müvekkili şirkete verip, şirketten parasını tahsil ettiği çeklerin karşılıksız çıktığını 2014/117 Esas sayılı dosyada şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili davalının şirket taşınmazlarını ipotek ederek kredi kullandığını ve bu krediyi şirkete aktarmadığını, 2014/260 Esas sayılı dosyada şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili davalının bir başka bankadan ... kredisi açtırarak şirket adına kullandığı krediyi şirkete aktarmadığını ileri sürerek, muhtelif miktarlı alacakların davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirketin gerçekleştiği belirtilen zararlarının tespit edilemediği, böyle bir zarar mevzu bahis olsa dahi davalının kusurlu bulunduğuna ilişkin somut bir kayıt ve kanıtın sunulan deliller çerçevesinde tespit edilemediği, bu hali ile açılan davanın ispatlanamadığı, davalı ana dosyada kötü niyet tazminatı da istemiş ise de takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaat getirilemediği, davanın ispatlanamadığından reddi yoluna gidildiği gerekçesi ile davanın ve davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davada taraf vekilleri, birleşen davalarda davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davaların birleştirilmesine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl ve birleşen davalar, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket yönetim kurulu başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Asıl ve birleşen davalar 2014 yılında açılmış olup, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 479/3-c maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Somut olayda, asıl davada davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmamakta, birleşen davalar açısından ise bu yönde bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl ve birleşen davalar yönünden genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davaların birleştirilmesine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün resen BOZULMASINA, (3) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318317900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz