Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10266 E. 2018/2618 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ zamanaşımı defi↗ zamanaşımı def'i↗ taşıma sözleşmesi↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ ıslah↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının dava dilekçesinde talebini 8 km ile sınırlandırmış olduğu, ıslah edilen tutar üzerinden karar verilmesinin talep aşımı niteliğinde olacağı, davanın tarafları arasında 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kapsamında öğrenci taşımacılığına ilişkin sözleşme yapıldığı ve işbu sözleşmede kararlaştırılandan taleple bağlı kalınarak 2 km daha fazla yolun kat edildiği, bu nedenle davalı kurumun haksız ve sebepsiz yere zenginleşmesine karşılık davacı yüklenicinin fakirleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 5.661,47 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir. Zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere ilişkin diğer hususlar, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türk Ticaret Kanununa tâbidir.'' yasal düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece ilgili Yasa hükümleri gözetilerek davalının zamanaşımı defi hususunda bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmeksizin davanın esasına girilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/285 E. 2018/7124 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · ıslah · dahili dava · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının dava dilekçesinde talebini 8 km ile sınırlandırmış olduğu, «ıslah» edilen tutar üzerinden karar verilmesinin «talep aşımı» niteliğinde olacağı, davanın tarafları arasında 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kapsamında öğrenci taşımacılığına ilişkin sözleşme yapıldığı ve işbu sözleşmede karar …
1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinde» öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda2-Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde 10.000 TL'nin tahsili istemiş, 17.09.2013 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de talebini 86.635,34 TL arttırarak 96.635,34 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, 23.09.2013 tarihli dilekçesinde «ıslah» edilen tutarın «zamanaşımına» uğradığını ileri sürerek süresinde zamanaşımı defiinde bulunmuştur.
Taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 767/1. maddesinde haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların bir yılda «zamanaşımına» uğrayacağı düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren, 50.930.35 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1928 E. 2016/9544 K.
Ortak:hak düşürücü süre · dahili dava · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir.
Benzer bu karardaSigorta «sözleşmelerinden doğan» davaların hangi sürede «zamanaşımına» uğrayacağı, 6762 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlere ilişkin 1268 maddesinde “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan «primin» veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları «dahil» sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar” ve 6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesinde “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın «muaccel» olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, «sigorta tazminatına» ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde «rizikonun» gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır” şeklinde düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ''Zamanaşımı süreleri ve «hak düşürücü süreler»'' başlıklı 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir.
1268 maddesinde "..... sigorta mukavelesinden doğan bütün mütalebelerin iki yılda müruruzaman'a uğrayacağı", 818 sayılı B.K 128 maddesinde "müruruzamanın alacağın «muaccel» olduğu zamanda başlayacağı", 6762 sayılı TTK 1299/1 maddesinde "sigorta bedelini ödeme borcunun, karada ve iç sularda taşıma «rizikolarına» ait sigortalar «dahil» bütün «mal sigortalarında» rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya «ihbar» borcunun 1292'nci madde hükmünce doğduğu tarihte muaccel olacağı", 6762 sayılı TTK 1292/1 maddesinde "«sigorta ettiren» kimsenin sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecbur olduğu, bu müddetin üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıyı sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının «tebligat» üzerine davayı öğrendiği ...... tarihten başlayacağı", Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6103 sayılı TTK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki kanunun 6/1 maddesinde de "Türk Ticaret Kanun'unun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» sürüleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tabi olduğu", düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedel indirimi · mal sigortası · ihbar yükümlülüğü · taşıtan · zamanaşımı başlangıcı · sigorta tazminatı · peşin karar harcı · sigorta ettiren
Benzer bu karardaSONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.01.2007 - 01.01.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı «taşıyan» tarafından davalı ... şirketine CMR Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 03.02.2007 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda yükte meydana gelen «hasar» bedeli «taşıtanın» sigortacısı ....
1268 maddesinde "..... sigorta mukavelesinden doğan bütün mütalebelerin iki yılda müruruzaman'a uğrayacağı", 818 sayılı B.K 128 maddesinde "müruruzamanın alacağın «muaccel» olduğu zamanda başlayacağı", 6762 sayılı TTK 1299/1 maddesinde "sigorta bedelini ödeme borcunun, karada ve iç sularda taşıma «rizikolarına» ait sigortalar «dahil» bütün «mal sigortalarında» rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya «ihbar» borcunun 1292'nci madde hükmünce doğduğu tarihte muaccel olacağı", 6762 sayılı TTK 1292/1 maddesinde "«sigorta ettiren» kimsenin sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecbur olduğu, bu müddetin üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıyı sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının «tebligat» üzerine davayı öğrendiği ...... tarihten başlayacağı", Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6103 sayılı TTK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki kanunun 6/1 maddesinde de "Türk Ticaret Kanun'unun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» sürüleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tabi olduğu", düzenlenmiştir.
Sigorta «sözleşmelerinden doğan» davaların hangi sürede «zamanaşımına» uğrayacağı, 6762 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlere ilişkin 1268 maddesinde “Sebepsiz yere ödenmiş bulunan «primin» veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları «dahil» sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar” ve 6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesinde “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın «muaccel» olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, «sigorta tazminatına» ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde «rizikonun» gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır” şeklinde düzenlenmiştir.
Sigorta uyuşmazlıklarında «zamanaşımı» süresinin başlaması ve sigortacının «temerrüdü» için sigortalının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9973 E. 2016/1064 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinde» öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinde» öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. ...
İlçe ... tarafından verilmiş, «taşıma sözleşmesi» de ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsilde hata · birim fiyat · ilan · temsil · husumet
Benzer bu karardaBu durumun, davacının “«temsilde hata»” oluşturduğunun kabulü ile HMK’nın 39 ve 40. maddeleri gereğince dava dilekçesinin ...na tebliği için davacı tarafa süre verilerek, usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Taşımalı İlköğretim Yönetmeliği hükümlerine göre yapılan dava konusu taşımaya ilişkin ihale «ilanı» ...
Anılan yönetmelik hükümlerine göre açılan ihale sonrası imzalanan sözleşmeden kaynaklanan davada «husumetin» ...’na karşı yöneltilmesi gerekmektedir.
Oysa, taraflar arasındaki sözleşmenin teknik şartnamesine ekli yaklaşık maliyet cetvelindeki «birim fiyatlar» gözetilerek yol mesafesinin düzeltilmiş haliyle tekrar hesaplama yapılması gerekirken, eksik bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10468 E. 2016/4852 K.
Ortak:hak düşürücü süre · dahili dava · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yer alan “Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
Davalı vekilince davacının ....'ın da bayisi olduğu adı geçen yayın evlerine ait kitap satışlarından ve okulların bahçe düzenlemelerinden de gelir elde ettiği, «portföy tazminatı» hesaplanırken, davacının diğer kitabevi bayiliklerinden olan gelirleri ile diğer kitap satışı ve bahçe düzenlemesi gelirlerinin de portföy tazminatı hesabına «dahil» edilmesinin hukuka aykırı ve adil olmadığı bildirilerek «bilirkişi raporuna itiraz» edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili satıcılık sözleşmesi · portföy tazminatı · yoksun kalınan kâr · bilirkişi raporuna itiraz · eksik inceleme · avans faizi · temerrüt
Benzer bu kararda2-Dava, tek «yetkili satıcılık sözleşmesinin» sona ermiş olması sebebiyle «yoksun kalınan» kar, yatırımlar nedeniyle uğranılan zararlar ve «portföy tazminatı» ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne 123.328,61 TL denkleştirme tazminatının (portföy tazminatının) «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekilince davacının ....'ın da bayisi olduğu adı geçen yayın evlerine ait kitap satışlarından ve okulların bahçe düzenlemelerinden de gelir elde ettiği, «portföy tazminatı» hesaplanırken, davacının diğer kitabevi bayiliklerinden olan gelirleri ile diğer kitap satışı ve bahçe düzenlemesi gelirlerinin de portföy tazminatı hesabına «dahil» edilmesinin hukuka aykırı ve adil olmadığı bildirilerek «bilirkişi raporuna itiraz» edilmiştir.
Bu suretle, davacının gelir ve karı üzerinden «portföy tazminatı» hesabı yapıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin işbu tazminat hesabına yönelik itirazları nazara alınarak delillerin değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 123.328,61 TL denkleştirme tazminatının 30/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların yerinde görülmeyen sair istemlerinin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13294 E. 2016/2475 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · dahili dava · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDavalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
Benzer bu kararda1-Dava, taşıma nedeniyle oluşan navlunun tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, bu madde hükmü değerlendirilmeksizin «zamanaşımı» dolmadığı gerekçesiyle «zamanaşımı def»'inin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda, davacı yanın «ticari defterlerinin» kendi lehine delil olabilme özelliği taşımadığı, davacı yanın kendi lehine delil olabilme özelliği taşımayan 2007 ve 2008 işletme defter kayıtlarına göre davalı şirket adına KDV «dahil» toplam 12.177,60 TL'lik «fatura» düzenlendiği, işletme defterinin özelliği nedeniyle işbu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği yada ne kadar kısmının ödendiğinin tespit edilemediği, davalı şirketin ticari defterlerinin kendisine verilen «kesin süre» içerisinde sunmaması nedeniyle incelenemediği, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit edip etmediğinin tespitinin yapılamadığı, davacı tarafından icra takibinde talep edilen «işlemiş faizin» davalı şirketi «temerrüde» düşürmemesi nedeniyle yerinde olmadığının belirtildiği, dava konusu fatura tarihleri esas alındığında takip tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin sona ermediği, davacının davalı şirket defterlerine de dayandığı, davalı şirketin verilen kesin süreye rağmen defterlerini sunmadığı ve defterlerin bulunduğu yerleri bildirmeyerek incelenmesinden kaçındığı, Cumhuriyet Savcılığı'na faturaların sahte olarak düzenlendiği yönünde «şikayette» bulunmadığı, davacının defter kayıtlarına göre alacaklı olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» yönünden davanın kısmen kabulüne, takipten önce temerrüd kanıtlanamadığından işlemiş faiz talebi ile alacak yargılamayı gerektiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · kesin süre · işlemiş faiz · taşıyıcı · ticari defter · fatura · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda, davacı yanın «ticari defterlerinin» kendi lehine delil olabilme özelliği taşımadığı, davacı yanın kendi lehine delil olabilme özelliği taşımayan 2007 ve 2008 işletme defter kayıtlarına göre davalı şirket adına KDV «dahil» toplam 12.177,60 TL'lik «fatura» düzenlendiği, işletme defterinin özelliği nedeniyle işbu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği yada ne kadar kısmının ödendiğinin tespit edilemediği, davalı şirketin ticari defterlerinin kendisine verilen «kesin süre» içerisinde sunmaması nedeniyle incelenemediği, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit edip etmediğinin tespitinin yapılamadığı, davacı tarafından icra takibinde talep edilen «işlemiş faizin» davalı şirketi «temerrüde» düşürmemesi nedeniyle yerinde olmadığının belirtildiği, dava konusu fatura tarihleri esas alındığında takip tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin sona ermediği, davacının davalı şirket defterlerine de dayandığı, davalı şirketin verilen kesin süreye rağmen defterlerini sunmadığı ve defterlerin bulunduğu yerleri bildirmeyerek incelenmesinden kaçındığı, Cumhuriyet Savcılığı'na faturaların sahte olarak düzenlendiği yönünde «şikayette» bulunmadığı, davacının defter kayıtlarına göre alacaklı olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» yönünden davanın kısmen kabulüne, takipten önce temerrüd kanıtlanamadığından işlemiş faiz talebi ile alacak yargılamayı gerektiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı «taşıyıcının» düzenleyip davalıya gönderdiği faturalar 2007-2008 tarihli olup, icra takibi 20.06.12 tarihinde yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8488 E. 2018/2076 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · taşıma sözleşmesi · def'i · dahili dava · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDavalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinde» öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaAsıl davada davacı-birleşen davanın davalısı ... tarafından süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, tarafların su kaydıraklarını taşıma konusunda anlaştıkları, taraflar arasında bir «taşıma sözleşmesi» yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı-birleşen davada davalı ...'ın malı usulüne uygun olarak «teslim» edildiğini ispat edemediği, bu nedenle davalı-birleşen davacı ...Ş.’nin icra kanalı yolu ile ödeme yapmak zorunda kaldığı, alacağın «zamanaşımına» uğramadığı, davacının ödediği bedelin hesaplandığı, icra dosyası ile uyumlu olduğu gerekçesiyle «menfi tespit» istemine ilişkin asıl davanın reddine, birleşen 2014/5 Esas sayılı itirazın iptali davasının kabulüne, alacak likit olmadığından «kötü niyet» ve «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Taşımanın yapıldığı 25/01/2010 tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı ...'nın 767. maddesinin 1. ve .... fıkrasına göre, haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların bir yılda müruruzamana uğrayacağı belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · borçlu olunmadığının tespiti · navlun · icra takibine itiraz · kötü niyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · menfi tespit
Benzer bu karardaDava, ... içi kara taşıması nedeniyle oluşan «navlun bedeli» ile emtianın «teslim» edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ile aynı takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece «menfi tespit» istemli asıl davanın reddine, itirazın iptali istemli birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, tarafların su kaydıraklarını taşıma konusunda anlaştıkları, taraflar arasında bir «taşıma sözleşmesi» yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı-birleşen davada davalı ...'ın malı usulüne uygun olarak «teslim» edildiğini ispat edemediği, bu nedenle davalı-birleşen davacı ...Ş.’nin icra kanalı yolu ile ödeme yapmak zorunda kaldığı, alacağın «zamanaşımına» uğramadığı, davacının ödediği bedelin hesaplandığı, icra dosyası ile uyumlu olduğu gerekçesiyle «menfi tespit» istemine ilişkin asıl davanın reddine, birleşen 2014/5 Esas sayılı itirazın iptali davasının kabulüne, alacak likit olmadığından «kötü niyet» ve «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10266 E. , 2018/2618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16/06/2016 tarih ve 2015/305-2016/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 6 km'lik taşıma konulu ihaleyi kazandığını, davalı ile yapılan sözleşme sonrasında güzergahta yapılan yol çalışması sebebiyle hattın uzunluğunun 8 km'ye çıktığını, fazla yol yapması sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 7.261,08 TL'ye yükseltmiş, son celse KDV'nin %8 hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, 6.645,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 26.11.2010 tarihinde bu durumdan haberdar olduğunu, davacının hattı bilerek sözleşmeyi imzaladığı savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının dava dilekçesinde talebini 8 km ile sınırlandırmış olduğu, ıslah edilen tutar üzerinden karar verilmesinin talep aşımı niteliğinde olacağı, davanın tarafları arasında 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kapsamında öğrenci taşımacılığına ilişkin sözleşme yapıldığı ve işbu sözleşmede kararlaştırılandan taleple bağlı kalınarak 2 km daha fazla yolun kat edildiği, bu nedenle davalı kurumun haksız ve sebepsiz yere zenginleşmesine karşılık davacı yüklenicinin fakirleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile;
5. 661,47 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde öngörülen mesafenin artması sebebiyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taşımanın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nin 767/1 hükmü “Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar” şeklinde düzenlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde de ''Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir. Zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere ilişkin diğer hususlar, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türk Ticaret Kanununa tâbidir.'' yasal düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalı ..., yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta değerlendirme yapılarak bir karar verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece ilgili Yasa hükümleri gözetilerek davalının zamanaşımı defi hususunda bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmeksizin davanın esasına girilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 11/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419622600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz