Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7201 E. 2018/959 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ihtarı↗ borçlunun temerrüdü↗ kâr payı alacağı↗ mücerretlik↗ vade tarihi↗ ihtirazi kayıt↗ kâr payı dağıtımı↗ zamanaşımı başlangıcı↗ temerrüt tarihi↗ rehin↗ muacceliyet↗ kefalet↗ ifa↗ işlemiş faiz↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ ihtar↗ kâr payı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ve ortaklar arasındaki davaların 5 yılda zamanaşımına uğradığı, bu durumda davacının 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarına ait kâr paylarının faizini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 59.981,26 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kâr payı faizlerinin tahsili istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrid olur. Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre borçlunun temerrüde düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir vade gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya ihtar çekilmiş bulunması gerekir. Ancak, kararlaştırılan bir vade varsa temerrüt için ihtar çekilmesi gerekmez. Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri uyarınca dava konusu edilen yıllara ilişkin kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının içeriği de
-/-
gözetilerek kâr payı için temerrüt tarihlerinin tespit edilmesi, zamanaşımı başlangıç tarihleri ile davacının dava tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihleri belirlenmeksizin, kâr payı dağıtımı yapılmasına dair genel kurul karar tarihlerinin vade tarihi olarak kabulü ile faizin bu genel kurul tarihlerinden başlatılması ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan önceki dönemlerin zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönlerden taraflar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesi "Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı, kâr paylarının aslını ihtirazi kayıt koymadan tahsil etmişse artık bu kâr paylarının faizlerini de davalıdan isteyemecektir. Bu durumda mahkemece, kâr payı alacağının tahsilinde işlemiş faizlerinin saklı tutulup tutulmadığı, dolayısıyla davacının faiz isteyip isteyemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5122 E. 2011/17361 K.
Ortak:muacceliyet · işlemiş faiz · ihtar · temerrüt
İncelediğiniz karardaBorcun «ifa» edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir «ihbarda» bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, «mücerret» bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya «ihtar» çekilmiş bulunması gerekir.
Ancak, kararlaştırılan bir «vade» varsa «temerrüt» için «ihtar» çekilmesi gerekmez.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının «ihtarı» ile mütemerrid olur.
Benzer bu karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
… k teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının «işlemiş faiz» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı …
BK’nun 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2551 E. 2010/8267 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · vade · ihtar · temerrüt
İncelediğiniz karardaBorcun «ifa» edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir «ihbarda» bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, «mücerret» bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya «ihtar» çekilmiş bulunması gerekir.
Ancak, kararlaştırılan bir «vade» varsa «temerrüt» için «ihtar» çekilmesi gerekmez.
Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri uyarınca dava konusu edilen yıllara ilişkin kâr «payı dağıtımına» ilişkin genel kurul kararlarının içeriği de -/- gözetilerek kâr payı için «temerrüt tarihlerinin» tespit edilmesi, «zamanaşımı başlangıç» tarihleri ile davacının dava tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihleri belirlenmeksizin, kâr payı dağıtımı yapılmasına dair genel kurul karar tarihlerinin «vade tarihi» olarak kabulü ile faizin bu genel kurul tarihlerinden başlatılması ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan önceki dönemlerin zamanaşımına uğradığının kabul edilme …
Benzer bu karardaBorçlar Kanunu’nun 101. maddesi uyarıca "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının «ihtarı» ile mütemerrid olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya ihtar çekilmiş bulunması gerekir.
Yanlar arasında sözleşmede yıllık kira ücretinin dönemsel olarak 10.04.2004, 10.07.2004 ve 10.10.2004 tarihlerine kadar ödenmesi karlaştırılmış olduğundan bu tarihler itibariyle ödenmeyen alacaklar için «temerrüdün» oluştuğunun kabulü gerekir.
Fakat mahkemece, tüm kira alacağı için «temerrüdün» 10.10.2004 tarihinde oluştuğunun kabulüyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira sözleşmesi · olumsuz oy
Benzer bu karardaDava, ticari «kira sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Ayrıca, davacının talepleri arasında bulunan % 18 oranında KDV tutarının tahsili de bulunduğu halde bu istem açısından olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmemesi de yerinde görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2871 E. 2011/6272 K.
Ortak:ihtirazi kayıt · rehin · kefalet
İncelediğiniz kararda2- Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesi "Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde «kefalet» ve «rehin» ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur.
Davacı, kâr paylarının aslını «ihtirazi kayıt» koymadan tahsil etmişse artık bu kâr paylarının faizlerini de davalıdan isteyemecektir.
Benzer bu karardaMahkemece, BK'nun 113. madde gereğince «asıl alacak» ödeme veya sair nedenle sakıt olduğu takdirde «kefalet», «rehin» ve sair feri haklar dahi sakıt olur denildiği, icra takiplerinde asıl alacak talep edilirken faiz yönünden «ihtirazı kayıt» konulmadığı, Adana Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/2322 esas sayılı itirazın iptali dosyasında, «yasal faiz» uygulanmasına karar verildiği, davacının «reeskont faizi» ile yasal faiz arasındaki farkı olan 83.757,33 YTL talep edemeyeceği, davacının diğer talebi yönünden, icra takipleri sonucu 406.694,66 YTL’nın davacı tarafından tahsil edildiği, 1996 Temmuz-Aralık dönemine ait 556.427,27 YTL alacağının bulunduğu, 31.12.1999 tarihinden itibaren reeskont faizinin yasal faizi kapsadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.628,10 YTL’nın 01.12.1997 tarihinden itibaren değişen oranda yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair tesis ettiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine «yargılama giderinin» tahsiline dair yanlışlık yüzünden davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yargılama gideri · asıl alacak · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, BK'nun 113. madde gereğince «asıl alacak» ödeme veya sair nedenle sakıt olduğu takdirde «kefalet», «rehin» ve sair feri haklar dahi sakıt olur denildiği, icra takiplerinde asıl alacak talep edilirken faiz yönünden «ihtirazı kayıt» konulmadığı, Adana Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/2322 esas sayılı itirazın iptali dosyasında, «yasal faiz» uygulanmasına karar verildiği, davacının «reeskont faizi» ile yasal faiz arasındaki farkı olan 83.757,33 YTL talep edemeyeceği, davacının diğer talebi yönünden, icra takipleri sonucu 406.694,66 YTL’nın davacı tarafından tahsil edildiği, 1996 Temmuz-Aralık dönemine ait 556.427,27 YTL alacağının bulunduğu, 31.12.1999 tarihinden itibaren reeskont faizinin yasal faizi kapsadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.628,10 YTL’nın 01.12.1997 tarihinden itibaren değişen oranda yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair tesis ettiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine «yargılama giderinin» tahsiline dair yanlışlık yüzünden davalı yararına bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3834 E. 2010/11064 K.
Ortak:ihtirazi kayıt · rehin · kefalet
İncelediğiniz kararda2- Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesi "Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde «kefalet» ve «rehin» ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur.
Davacı, kâr paylarının aslını «ihtirazi kayıt» koymadan tahsil etmişse artık bu kâr paylarının faizlerini de davalıdan isteyemecektir.
Benzer bu kararda113. madde gereğince «asıl alacak» ödeme veya sair nedenle sakıt olduğu takdirde «kefalet», «rehin» ve sair feri haklar dahi sakıt olur denildiği, icra takiplerinde asıl alacak talep edilirken faiz yönünden «ihtirazı kayıt» konulmadığı, Adana Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/2322 esas sayılı itirazın iptali dosyasında, «yasal faiz» uygulanmasına karar verildiği, davacının «reeskont faizi» ile yasal faiz arasındaki farkı olan 83.757,33 YTL talep edemeyeceği, davacının diğer talebi yönünden, icra takipleri sonucu 406.694,66 YTL’nın davacı tarafından t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · reeskont faizi · tebligat · asıl alacak · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu kararda113. madde gereğince «asıl alacak» ödeme veya sair nedenle sakıt olduğu takdirde «kefalet», «rehin» ve sair feri haklar dahi sakıt olur denildiği, icra takiplerinde asıl alacak talep edilirken faiz yönünden «ihtirazı kayıt» konulmadığı, Adana Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/2322 esas sayılı itirazın iptali dosyasında, «yasal faiz» uygulanmasına karar verildiği, davacının «reeskont faizi» ile yasal faiz arasındaki farkı olan 83.757,33 YTL talep edemeyeceği, davacının diğer talebi yönünden, icra takipleri sonucu 406.694,66 YTL’nın davacı tarafından t …
2- Ancak, davalı tarafından «bilirkişi ücreti», talimat gidiş dönüş ve «tebligat» «masrafı» adı altında ödenen 568 YTL’nın, davacı tarafından karşılandığından bahisle, tekrarla davalıdan tahsili yoluna gidilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5203 E. 2014/13337 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · muacceliyet · vade · ihtar · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaBorcun «ifa» edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir «ihbarda» bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, «mücerret» bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya «ihtar» çekilmiş bulunması gerekir.
Ancak, kararlaştırılan bir «vade» varsa «temerrüt» için «ihtar» çekilmesi gerekmez.
Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri uyarınca dava konusu edilen yıllara ilişkin kâr «payı dağıtımına» ilişkin genel kurul kararlarının içeriği de -/- gözetilerek kâr payı için «temerrüt tarihlerinin» tespit edilmesi, «zamanaşımı başlangıç» tarihleri ile davacının dava tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihleri belirlenmeksizin, kâr payı dağıtımı yapılmasına dair genel kurul karar tarihlerinin «vade tarihi» olarak kabulü ile faizin bu genel kurul tarihlerinden başlatılması ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan önceki dönemlerin zamanaşımına uğradığının kabul edilme …
Benzer bu karardaBir alacağa «temerrüt faizi» yürütülebilmesi için o alacağın «muaccel» hale gelmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda «borçlunun temerrüde» düşürülmesi de gereklidir.
Bu durumda, 31.500,00 TL'lik alacak yönünden «temerrüt faizinin başlangıç tarihine» esas olmak üzere bahsi geçen «ihtarnamenin» davalılara tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse hangi tarihte tebliğ edildiği hususu araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- BK'nın 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · faiz başlangıç tarihi · cezai şart · temerrüt faizi · ihtarname
Benzer bu karardaBu durumda, 31.500,00 TL'lik alacak yönünden «temerrüt faizinin başlangıç tarihine» esas olmak üzere bahsi geçen «ihtarnamenin» davalılara tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse hangi tarihte tebliğ edildiği hususu araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bir alacağa «temerrüt faizi» yürütülebilmesi için o alacağın «muaccel» hale gelmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda «borçlunun temerrüde» düşürülmesi de gereklidir.
Temerrüt, müttefikan tayin edilmiş açık ve belli bir «vade» yoksa alacaklının yöntemine uygun «ihtarnamesinin» borçluya tebliği ile gerçekleşir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmedilen 31.500,00 TL'nin dayanağı taraflar arasında akdedilen 15.12.2004 tarihli sözleşme olup bu bedel sözleşme uyarınca davalı Mirke Nil Movit tarafından davacılara verilen çekin karşılıksız çıkması halinde kararlaştırılmış bir «cezai şart» niteliğindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7201 E. , 2018/959 K.
"İçtihat Metni"
....
Taraflar arasında görülen davada.....Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/03/2014 tarih ve 2013/458-2014/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 06.10.1978 tarihinde %1,89 oranında davalı şirkete ortak olduğunu, bu güne kadar kâr payı ödenmediğini, .... denetçileri tarafından yapılan incelemede 305.298,80 TL kâr payı alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, davalının 20.09.2010, 04.11.2010 ve 09.12.2010 tarihlerinde üç taksit halinde bu tutarı ödediğini, ancak işlemiş faiz ödemesi yapmadığını ileri sürerek 192.232,67 TL tutarındaki kâr payı faizinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kâr payı alacaklarının 5 yılda zamanaşımına uğradığını, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, istenen tutarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ve ortaklar arasındaki davaların 5 yılda zamanaşımına uğradığı, bu durumda davacının 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarına ait kâr paylarının faizini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 59.981,26 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kâr payı faizlerinin tahsili istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrid olur. Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre borçlunun temerrüde düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir vade gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya ihtar çekilmiş bulunması gerekir. Ancak, kararlaştırılan bir vade varsa temerrüt için ihtar çekilmesi gerekmez.
Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri uyarınca dava konusu edilen yıllara ilişkin kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının içeriği de
-/-
gözetilerek kâr payı için temerrüt tarihlerinin tespit edilmesi, zamanaşımı başlangıç tarihleri ile davacının dava tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihleri belirlenmeksizin, kâr payı dağıtımı yapılmasına dair genel kurul karar tarihlerinin vade tarihi olarak kabulü ile faizin bu genel kurul tarihlerinden başlatılması ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan önceki dönemlerin zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönlerden taraflar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 113. maddesi "Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı, kâr paylarının aslını ihtirazi kayıt koymadan tahsil etmişse artık bu kâr paylarının faizlerini de davalıdan isteyemecektir. Bu durumda mahkemece, kâr payı alacağının tahsilinde işlemiş faizlerinin saklı tutulup tutulmadığı, dolayısıyla davacının faiz isteyip isteyemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406926500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz