Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5122 E. 2011/17361 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar tebliği↗ muacceliyet↗ işlemiş faiz↗ ihtar↗ ihtarname↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacı çalışanları ile birlikte hareket ederek teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının işlemiş faiz talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, döviz alım satım işlemlerinden doğan alacak istemine ilişkindir.
BK’nun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Mahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen ihtarnamede herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde ihtarda bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren temerrüt koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen ihtarın tebliğ edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5203 E. 2014/13337 K.
Ortak:muacceliyet · ihtar · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
BK’nun 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.
Benzer bu karardaBir alacağa «temerrüt faizi» yürütülebilmesi için o alacağın «muaccel» hale gelmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda «borçlunun temerrüde» düşürülmesi de gereklidir.
Bu durumda, 31.500,00 TL'lik alacak yönünden «temerrüt faizinin başlangıç tarihine» esas olmak üzere bahsi geçen «ihtarnamenin» davalılara tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse hangi tarihte tebliğ edildiği hususu araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- BK'nın 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · borçlunun temerrüdü · faiz başlangıç tarihi · cezai şart · vade · temerrüt faizi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, 31.500,00 TL'lik alacak yönünden «temerrüt faizinin başlangıç tarihine» esas olmak üzere bahsi geçen «ihtarnamenin» davalılara tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse hangi tarihte tebliğ edildiği hususu araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bir alacağa «temerrüt faizi» yürütülebilmesi için o alacağın «muaccel» hale gelmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda «borçlunun temerrüde» düşürülmesi de gereklidir.
Temerrüt, müttefikan tayin edilmiş açık ve belli bir «vade» yoksa alacaklının yöntemine uygun «ihtarnamesinin» borçluya tebliği ile gerçekleşir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hükmedilen 31.500,00 TL'nin dayanağı taraflar arasında akdedilen 15.12.2004 tarihli sözleşme olup bu bedel sözleşme uyarınca davalı Mirke Nil Movit tarafından davacılara verilen çekin karşılıksız çıkması halinde kararlaştırılmış bir «cezai şart» niteliğindedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12411 E. 2011/5054 K.
Ortak:muacceliyet · işlemiş faiz · ihtar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
… k teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının «işlemiş faiz» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı …
BK’nun 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.
Benzer bu karardaZira Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, «muaccel» bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla «temerrüde» düşer.
Anılan madde hükmünün 2. fıkrasında ise, borcun ödeneceği gün, taraflarca ittifakla belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisince yöntemine uygun olarak bir «ihtarda» bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile «temerrüde» düşmüş olur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL «asıl alacak» ve 2.643,94 TL «işlemiş faiz» üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin vade · vade · temerrüt faizi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL «asıl alacak» ve 2.643,94 TL «işlemiş faiz» üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıyı «temerrüde» düşüren nitelikte davacının bir hukuksal işlemi bulunmadığı gibi; aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, borcun ödenmesi için «kesin vade» de kararlaştırılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, icra takibinden önce alacağın ödenmesine ilişkin davalının «temerrüde» düşürülmemesi nedeniyle, takip konusu işlemiş «temerrüt faizi» hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalının buna yönelik itirazının iptal edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7201 E. 2018/959 K.
Ortak:muacceliyet · işlemiş faiz · ihtar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen «ihtarnamede» herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle «işlemiş faiz» talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde «ihtarda» bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren «temerrüt» koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen «ihtarın tebliğ» edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru …
… k teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının «işlemiş faiz» talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı …
BK’nun 101. maddesi uyarınca «muaccel» bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.
Benzer bu karardaBorcun «ifa» edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir «ihbarda» bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, «mücerret» bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya «ihtar» çekilmiş bulunması gerekir.
Ancak, kararlaştırılan bir «vade» varsa «temerrüt» için «ihtar» çekilmesi gerekmez.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının «ihtarı» ile mütemerrid olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · kâr payı alacağı · mücerretlik · vade tarihi · ihtirazi kayıt · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı başlangıcı · temerrüt tarihi
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri uyarınca dava konusu edilen yıllara ilişkin kâr «payı dağıtımına» ilişkin genel kurul kararlarının içeriği de -/- gözetilerek kâr payı için «temerrüt tarihlerinin» tespit edilmesi, «zamanaşımı başlangıç» tarihleri ile davacının dava tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken temerrüt tarihleri belirlenmeksizin, kâr payı dağıtımı yapılmasına dair genel kurul karar tarihlerinin «vade tarihi» olarak kabulü ile faizin bu genel kurul tarihlerinden başlatılması ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan önceki dönemlerin zamanaşımına uğradığının kabul edilme …
Borcun «ifa» edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir «ihbarda» bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, «mücerret» bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur." Bu madde hükmüne göre «borçlunun temerrüde» düşürülebilmesi için, ifaya dair belli bir «vade» gününün kararlaştırılmış olması ya da alacaklı tarafından borçluya «ihtar» çekilmiş bulunması gerekir.
Davacı, kâr paylarının aslını «ihtirazi kayıt» koymadan tahsil etmişse artık bu kâr paylarının faizlerini de davalıdan isteyemecektir.
Bu durumda mahkemece, kâr «payı alacağının» tahsilinde «işlemiş faizlerinin» saklı tutulup tutulmadığı, dolayısıyla davacının faiz isteyip isteyemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10067 E. 2012/15128 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5122 E. , 2011/17361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.12.2009 tarih ve 2009/287 - 2009/607 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ithal ettiği mallarla ilgili ödemelerini bankalardan teklif istemek suretiyle TL karşılığı döviz satın alarak yaptığını, davacının davalı bankaya devredilen Toprakbank İzmir Şubesi' nden muhtelif tarihlerde ve miktarda döviz satın aldığını, davalı bankanın 1994-1995 yıllarındaki ithalat işlemlerinde davacıya sattığı dövizler ile ilgili olarak teklif ettiği döviz iskontolarını ve dolar dışındaki dövizlerde uygulanması gereken pariteyi yanlış uygulayarak müvekkilinden fazla para tahsil ettiğini ileri sürerek, 4.804,32 TL asıl alacak ve 19.02.2003 tarihine kadar işleyen 23.363,20 TL faizi olmak üzere toplam 28.167,52 TL'nın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılan bir dava olduğunu, bu nedenle BK'nun 66. maddesi uyarınca zaman aşımı süresinin dolduğunu, ayrıca davacıdan fazla tahsilat yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının BK'nun 101/1. maddesi uyarınca ancak ihtar tarihinden itibaren reeskont faizi talep edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacı çalışanları ile birlikte hareket ederek teklif edilen miktardan daha fazla tutarda döviz karşılığı TL almak suretiyle davacıya döviz sattığı, böylece davacının zararına sebep oldukları, ayrıca davacının işlemiş faiz talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 4.804,32 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 bendindeki faiz oranı uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, döviz alım satım işlemlerinden doğan alacak istemine ilişkindir.
BK’nun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ödeme günü taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Mahkemece somut olay bakımından davalıya gönderilen ihtarnamede herhangi bir süre tayin edilmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı taraf BK'nun 101/1. maddesi uyarınca 19.09.2002 tarihinde ihtarda bulunduğuna ve söz konusu ihtarın davalıya tebliğinden itibaren temerrüt koşulları oluştuğuna göre, zararın karşılanması için gönderilen ihtarın tebliğ edildiği 20.09.2002 tarihinden dava tarihine değin geçen dönem için birikmiş faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040991700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz