Tazminat | Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/18574 E. 2015/5327 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek taraflı fesih↗ sözleşme serbestisi↗ kazanç kaybı↗ yoksun kalınan kâr↗ iyiniyet kuralı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sözleşmenin feshi↗ iyiniyet↗ taşıma sözleşmesi↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ yetki↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, taşıma sözleşmesinin feshi nedeniyle yoksun kalınan kazanç kaybının tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen tek taraflı fesih yetkisinin kullanılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup olmadığı, böyle bir yetkinin haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı oluşturmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan emtia taşıma sözleşmesinin fesih ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaksızın, bildirim önelsiz, tazminatsız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği kararlaştırılmış, bu anlamda da somut olayda taşıma sözleşmesi davalı tarafça herhangi bir yazılı bildirim olmaksızın tek taraflı olarak feshedilmiştir.
Sözleşmenin tarafları tacirdir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesine (mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20/II. maddesine) göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden tacir davacının sözleşme serbestisi ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı yönünde değerlendirilme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16555 E. 2015/1207 K.
Ortak:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · iyiniyet kuralı · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · iyiniyet
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
… e dosya kapsamına göre; sözleşmenin 4. maddesi gereğince, sözleşmenin 1 yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin bitiminden 1 ay önce taraflardan birinin sözleşmenin «yenilenmeyeceğini» karşı tarafa bildirmemesi halinde aynı koşullarda sözleşmenin uzamış sayılacağı, aynı maddenin 2. ve 3. paragraflarında davacının sözleşmeyi süresinden evvel feshetme hakkının olmadığının, davalının dilediği zaman «ihbarda» bulunmaksızın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, davacının bankadan tazminat, bedel vb. talep edemeyeceğinin düzenlendiği, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme · ihbar · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… e dosya kapsamına göre; sözleşmenin 4. maddesi gereğince, sözleşmenin 1 yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin bitiminden 1 ay önce taraflardan birinin sözleşmenin «yenilenmeyeceğini» karşı tarafa bildirmemesi halinde aynı koşullarda sözleşmenin uzamış sayılacağı, aynı maddenin 2. ve 3. paragraflarında davacının sözleşmeyi süresinden evvel feshetme hakkının olmadığının, davalının dilediği zaman «ihbarda» bulunmaksızın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, davacının bankadan tazminat, bedel vb. talep edemeyeceğinin düzenlendiği, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan personel «taşıma sözleşmesinin» 4. maddesinde; sözleşmenin, imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğu, bir yıllık sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan herhangi biri, «fesih» için diğerine «ihbarda» bulunmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzayacağı, yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı bankanın ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaksızın, bildirim önelsiz, tazminatsız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, yüklenicinin, fesih halinde davalıdan her ne nam altında olursa olsun hiçbir bedel, tazminat v.s. talep edemeyeceği, bu halde, davalı ...'ın her türlü ödeme yükümlülüğünün «son» bulacağı kararlaştırılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/755 E. 2019/116 K.
Ortak:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · iyiniyet kuralı · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · iyiniyet
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği ./.. şartının geçerli olup olmadığı oluşturmaktadır.
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan TMK'nın .... maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · bozma sonrası karar · tahkikat · müktesep hak · yenileme · ihbar · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ığı takdirde, davalının sözleşmeyi haksız feshi üzerine, öncelikle davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken «makul süre» tespit edilip, bu süreye karşılık gelen zarar miktarına hükmedilmesi gerekirken davalı şirketin tüm cirosuna tekabül eden tutarda tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. ...- Kabul şekli bakımından da, «ıslah» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan personel «taşıma sözleşmesinin» 4. maddesinde; sözleşmenin, imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğu, bir yıllık sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan herhangi biri, «fesih» için diğerine «ihbarda» bulunmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzayacağı, yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı bankanın ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaksızın, bildirim önelsiz, tazminatsız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, yüklenicinin, fesih halinde davalıdan her ne nam altında olursa olsun hiçbir bedel, tazminat v.s. talep edemeyeceği, bu halde, davalı ...'ın her türlü ödeme yükümlülüğünün «son» bulacağı kararlaştırılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin .../07/2008 tarihinde kurulduğu, beş yıl boyuncada «yenilenmek» suretiyle sözleşmeye devam edildiği, davalı tarafın «fesih» ihbarında ise 11/09/2012 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği, bilirkişi raporunda 11/09/2012 tarihi itibariyle alacakların ödendiği, .../07/2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13405 E. 2012/4101 K.
Ortak:tek taraflı fesih · iyiniyet kuralı · sözleşmenin feshi · iyiniyet · fesih
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Benzer bu karardaOysa, her ne kadar sözleşmenin 10. maddesine göre davalı bankaya «tek taraflı fesih» hakkı verilmiş ise de hukukun genel ilkelerinden olan TMK’nun 2. maddesi uyarınca, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara «bloke» koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının İstanbul Valiliği’nin yazısına istinaden sözleşmeyi feshettiği, aksi halde usulsüz yardım toplanmasına iştirak etmiş olacağı, ayrıca bankanın sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bloke
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara «bloke» koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, «sözleşmenin feshine» gerekçe gösterilen Valilik yazısında, hesapların kapatılması değil, «bloke» konulması talep edilmiş olup, nitekim idari ve adli yargıda görülen davalarda da İstanbul Valiliği’nin tedbir yazısının usulsüz olduğuna karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11691 E. 2013/12495 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet · fesih · tacir
İncelediğiniz karardaBu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralları · müddeabih · ıslah · kredi sözleşmesi · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça 10.02.2011 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «müddeabih» artırıldığı halde, mahkemece ıslah talebi dikkate alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden 10.000 USD'nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4977 E. 2015/5693 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · sözleşmenin feshi · iyiniyet · fesih
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Benzer bu karardaYasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken TMK'nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sözleşme bedelinin ve «sözleşmenin feshi» sebebiyle ödenen para cezasının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece yapılacak iş, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklattırmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, bu konuda davacının savunmasını ve mukabil delillerini toplamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5524 E. 2013/22714 K.
Ortak:fesih
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Benzer bu kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · hizmet sözleşmesi · ihbar · ihtarname · maddi tazminat · dava sebebi · ibraz
Benzer bu kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «hizmet sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arsındaki sözleşmenin 9/b. maddesi “müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi «ihbar» yapabilir…” hükmüne haizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8674 E. 2014/742 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · fesih · tacir
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesine (mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20/II. maddesine) göre her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalının «fesih» bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek suretiyle ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamı ile sabit olup, davada halli gereken temel uyuşmazlık anılan bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceği noktasına ilişkindir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · hizmet sözleşmesi · ihbar · ihtarname · maddi tazminat · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik «hizmet sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi «ihbar» yapabilir…” hükmüne haizdir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/18574 E. , 2015/5327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/09/2014 tarih ve 2012/380-2014/1100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili , müvekkil ile davalı şirket arasında 13/09/2010 tarihli Emtia Taşıma sözleşmesi gereği müvekkilinin... ve ... plakalı araçları davalı şirket kullanımına sunduğu, sözleşmeye göre davalı şirketin her bir araç başı 1.800,00 TL+ KDV ödeneceği, 22/03/2011 tarihinde mesai saatinde işyerine giden müvekkil ve araçların şirket hizmet binasına alınmadığı ve sözleşmenin feshedildiğinin şifahi olarak kendisini bildirildiği, müvekkili yazılı bir bildirimde bulunulmadığı ve sözleşmenin feshine bir neden gösterilmediği belirtilerek sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı müvekkilinin uğramış olduğu 10.000,00 TL zararın tazmin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya uymayan davacının... plakalı aracı yenisi ile değiştirmediğini, aracın sürekli arıza yapması nedeniyle işlerde aksama yaşandığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshinde müvekkiline yazılı bildirim yükümlülüğü getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşme ile davalıya fesih nedeni gösterme, fesihten önce belli bir sürede bildirim yapma yükümlülüğü verilmediği, tacir olan davacının basiretli tacir ilkesi uyarınca sözleşmenin fesih aşamasında aynı ilke gereği sözleşmenin imzası sırasındaki taraf pozisyonuna bağlı kalması gerektiği, sözleşme ile davalıya sözleşmeyi her zaman hatta daha önce bildirim yapmaya gerek olmaksızın fesih yetkisi tanındığı, bu durumu bilen davacının sözleşmenin her zaman feshedileceğini önceden kabul ettiğinden buna göre hareket etmesi gerektiğini bilmesi ve hazırlığını buna göre yapması gerektiği, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde kararlaştırılan ücretin ödenmediği yönünde bir iddia da olmadığı, sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemde de davalının sözleşme ile kararlaştırılan ücreti davacıya ödemesi gerekmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin feshi nedeniyle yoksun kalınan kazanç kaybının tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen tek taraflı fesih yetkisinin kullanılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup olmadığı, böyle bir yetkinin haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı oluşturmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan emtia taşıma sözleşmesinin fesih ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaksızın, bildirim önelsiz, tazminatsız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği kararlaştırılmış, bu anlamda da somut olayda taşıma sözleşmesi davalı tarafça herhangi bir yazılı bildirim olmaksızın tek taraflı olarak feshedilmiştir.
Sözleşmenin tarafları tacirdir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesine (mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20/II. maddesine) göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden tacir davacının sözleşme serbestisi ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2.
maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı yönünde değerlendirilme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/397576600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz