6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13405 E. 2012/4101 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek taraflı fesih iyiniyet kuralı bloke sözleşmenin feshi iyiniyet fesih uyuşmazlık konusu maddi ve manevi tazminat

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK — TMK 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara bloke koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak fesih hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının İstanbul Valiliği’nin yazısına istinaden sözleşmeyi feshettiği, aksi halde usulsüz yardım toplanmasına iştirak etmiş olacağı, ayrıca bankanın sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak fesih hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, her ne kadar sözleşmenin 10. maddesine göre davalı bankaya tek taraflı fesih hakkı verilmiş ise de hukukun genel ilkelerinden olan TMK’nun 2. maddesi uyarınca, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir (11 HD. 2003/13367 E, 2004/9841 K).

Somut olayda, sözleşmenin feshine gerekçe gösterilen Valilik yazısında, hesapların kapatılması değil, bloke konulması talep edilmiş olup, nitekim idari ve adli yargıda görülen davalarda da İstanbul Valiliği’nin tedbir yazısının usulsüz olduğuna karar verilmiştir.

Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, feshin haksız olduğu ilke olarak kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat | Sözleşme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18574 E. 2015/5327 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16555 E. 2015/1207 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/755 E. 2019/116 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13405 E.  ,  2012/4101 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.06.2010 tarih ve 2007/938 - 2010/259 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Harbiye Şubesi ile 08.08.2006 tarihinde POS hizmetleri üyelik sözleşmesi imzaladığını, ancak bankanın sebep bildirmeden 31.05.2007 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, gerekçe olarak ta İstanbul Valiliği'nin hesaplarına bloke konulmasına ilişkin kararını gösterdiğini, ancak anılan kararda para yatırılmasının değil, para çekilmesinin tedbiren engellenmesinin istendiğini, olay nedeniyle üye aidatlarını dahi tahsil edemez hale geldiklerini ileri sürerek, 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, İstanbul Valiliği'nin yazısında davacının kredi kartı aracılığıyla bağış topladığının, Yardım Toplama Kanunu'na muhalefet ettiğinin, bu sebeplerle hesaplarına bloke konulmasının talep edildiğini, sözleşmenin 10. maddesine göre fesih haklarını kullandıklarını, aksi halde bankanın kanuna aykırı bağış toplanmasına aracılık etmiş olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara bloke koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak fesih hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının İstanbul Valiliği’nin yazısına istinaden sözleşmeyi feshettiği, aksi halde usulsüz yardım toplanmasına iştirak etmiş olacağı, ayrıca bankanın sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak fesih hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, her ne kadar sözleşmenin 10. maddesine göre davalı bankaya tek taraflı fesih hakkı verilmiş ise de hukukun genel ilkelerinden olan TMK’nun 2. maddesi uyarınca, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez.

Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir (11 HD. 2003/13367 E, 2004/9841 K).

Somut olayda, sözleşmenin feshine gerekçe gösterilen Valilik yazısında, hesapların kapatılması değil, bloke konulması talep edilmiş olup, nitekim idari ve adli yargıda görülen davalarda da İstanbul Valiliği’nin tedbir yazısının usulsüz olduğuna karar verilmiştir.

Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, feshin haksız olduğu ilke olarak kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049587300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.