Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8674 E. 2014/742 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ sözleşmenin feshi↗ hizmet sözleşmesi↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ ihbar↗ ihtarname↗ tacir↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde fesih koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmenin feshi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, tacir olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması kişilik haklarına saldırı sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir…” hükmüne haizdir. Davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek suretiyle ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamı ile sabit olup, davada halli gereken temel uyuşmazlık anılan bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceği noktasına ilişkindir.
Yasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken TMK’nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme maddesi, bu yasa hükmünün ışığında yorumlandığında maddenin davacıya keyfi olarak nitelenebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde davalının fesih için bir sebep göstermesi ve bu sebebin haklı olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, varsa davalıya fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini ibraz ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5524 E. 2013/22714 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · hizmet sözleşmesi · fesih · ihbar · ihtarname · maddi tazminat · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik «hizmet sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi «ihbar» yapabilir…” hükmüne haizdir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Sözleşmenin Feshi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9114 E. 2014/16801 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · sözleşmenin feshi · fesih · ihtarname · tacir · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalının «fesih» bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek suretiyle ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamı ile sabit olup, davada halli gereken temel uyuşmazlık anılan bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceği noktasına ilişkindir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9. maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4977 E. 2015/5693 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · fesih · dava sebebi · ibraz
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece yapılacak iş, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklattırmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, bu konuda davacının savunmasını ve mukabil delillerini toplamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · iyiniyet kuralı · iyiniyet
Benzer bu karardaYasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken TMK'nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12780 E. 2014/2847 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · hizmet sözleşmesi · fesih · ihbar · ihtarname · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik «hizmet sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi «ihbar» yapabilir…” hükmüne haizdir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… oplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının sözleşmenin 9. maddesi gereğince görülen lüzum üzerine ibaresi konulmak suretiyle 23.11.2010 günlü «ihtarnamesi» ile sözleşmenin süresi dolmadan feshettiğini davacıya bildirdiği, «ihtarın» 23.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin 28.02.2011 tarihi gece saat 24.00'de sona ereceğinin de açıkça belirtildiği, sözleşmenin 28.02.2011 tarihinde «son» bulduğu, cihaz zararının kanıtlanmadığı, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedene dayanarak feshedilmediği, sözleşmenin 9. maddesinde «fesih» nedenlerinin tadadi olarak sayıldığı, 9.2.a ve b maddelerinde sözleşmenin hangi hallerde feshedileceğinin kararlaştırıldığı, davalının sözleşmenin 9.2.b maddesi gereğince haklı nedene dayanarak feshettiğini savunduğu, anılan maddenin "müşteri, işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari üç ay önceden noter marifetiyle fesih «ihbarı» yapabilir.
… mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında geçerli şekilde «hizmet sözleşmesinin» imzalandığının çekişmesiz olmasına, anılan sözleşmede «sözleşmenin feshine» ilişkin hükümler bulunmasına, sözleşmenin davalı tarafından bir neden gösterilmeden feshedildiğinin anlaşılmasına, davacının müspet veya menfi zarardan birini talep etmesinin gerekmesine, her ne kadar «müspet zarar» talebi dışında, «menfi zarar» kapsamında kalan teçhizat gideri talep etmesi yerinde değil ise de esasen bu kalem alacağın reddine karar verilmiş olmasına, bu durumun sonuca etkili bulunmamasına …
Davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · müspet zarar · mahrum kalınan kâr · makul süre · hizmet bedeli · kâr mahrumiyeti · mahsup · ihtar
Benzer bu karardaZira, sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiği kabul edildiği takdirde, davacının başka bir kişiyle aynı nitelikteki sözleşmeyi yapabileceği «makul sürenin» belirlenmesi, «mahrum» kalacağı kârın bu süreye göre tespit edilmesi, anılan süre itibariyle yapması gerekip de yapmayacağı giderlerin «mahsup» edilmesi sonrasında belirlenecek tutarın tazminat olarak tayin edilmesi gerekmektedir.
Süreye uymadan sözleşmeyi feshetmesi halinde üç aylık «hizmet bedelini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» eder." hükmünü içerdiği, ihtarında lüzum üzerine demek suretiyle herhangi bir neden göstermeden sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9.2.a maddesi sözleşme içi «fesih», 9.2.b maddesi ise; sözleşme dışı fesih nedenlerine istinaden fesih şartlarını düzenlediği, her ne kadar süreye bağlı olmaksızın fesih yapabileceğini ve feshin yasaya uygun olduğunu savunsa da bu savunmasının taraflar arasında bağıtlanan sözleşmeye uygun olmadığı, MK'nın 2. maddesi de göz önünde bulundurularak iyi niyetli bir fesih kabul edilmeyeceği, davacının usulsüz fesih nedeniyle kardan «mahrum» kaldığı, bu hususun bilirkişi raporuyla da doğrulandığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle sözleşme nedeniyle yapılan yatırımlardan dolayı boşa …
… mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında geçerli şekilde «hizmet sözleşmesinin» imzalandığının çekişmesiz olmasına, anılan sözleşmede «sözleşmenin feshine» ilişkin hükümler bulunmasına, sözleşmenin davalı tarafından bir neden gösterilmeden feshedildiğinin anlaşılmasına, davacının müspet veya menfi zarardan birini talep etmesinin gerekmesine, her ne kadar «müspet zarar» talebi dışında, «menfi zarar» kapsamında kalan teçhizat gideri talep etmesi yerinde değil ise de esasen bu kalem alacağın reddine karar verilmiş olmasına, bu durumun sonuca etkili bulunmamasına …
O halde, yazılı şekilde «mahrum kalınan» kârın hesaplanması da kabul şekli bakımından yanlış olmuş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8674 E. , 2014/742 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 40. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/02/2012
NUMARASI 2011/263-2012/29
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/02/2012 tarih ve 2011/263-2012/29 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/01/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.C. B. C. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki iki yıllık 01/04//2010 tarihli güvenlik hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesinden dolayı müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik toplam 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 9.maddesinde feshe ilişkin durum ve koşulların taraflar arasında mutabakata varılarak düzenlendiğini, sözleşmenin 9.maddesinin b bendi uyarınca müvekkili şirketin süre şartına uymak koşuluyla sözleşmeyi dilediği şekilde feshetme hakkına sahip olduğunu, sözleşmede bulunmayan haller dışındaki fesih durumunun açıkça düzenlediğini ve feshin yalnızca süreye bağladığını, müvekkilinin bu hükümden yola çıkarak taraflar arasındaki sözleşmeyi, sözleşme hükümlerindeki süre şartını da gözeterek noter kanalı ile feshettiğini, sözleşmenin aradığı süre ve şekil koşuluna uyulduğunu, kaldı ki müvekkilinin sözleşmeyi feshetmesini haklı kılan neden de bulunduğunu, tazminat istemi koşullarının oluşmadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde fesih koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmenin feshi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, tacir olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması kişilik haklarına saldırı sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir…” hükmüne haizdir. Davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek suretiyle ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamı ile sabit olup, davada halli gereken temel uyuşmazlık anılan bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceği noktasına ilişkindir.
Yasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken TMK’nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme maddesi, bu yasa hükmünün ışığında yorumlandığında maddenin davacıya keyfi olarak nitelenebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde davalının fesih için bir sebep göstermesi ve bu sebebin haklı olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, varsa davalıya fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini ibraz ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/01/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101950700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz