Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11691 E. 2013/12495 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet kuralları↗ müddeabih↗ iyiniyet kuralı↗ iyiniyet↗ fesih↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka kredi sözleşmesinin 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları tacir olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve fesih aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında iyiniyet kurallarına uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüniyetle kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle davalı bankanın sözleşmenin feshinde haklı görülmediği, davacının 27.240,22 USD alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 10.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesine göre devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça 10.02.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabih artırıldığı halde, mahkemece ıslah talebi dikkate alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden 10.000 USD'nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18574 E. 2015/5327 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet · fesih · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
Benzer bu karardaBu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · taşıma sözleşmesi · kâr kaybı
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16555 E. 2015/1207 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet · fesih · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
Benzer bu karardaBu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
… e dosya kapsamına göre; sözleşmenin 4. maddesi gereğince, sözleşmenin 1 yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin bitiminden 1 ay önce taraflardan birinin sözleşmenin «yenilenmeyeceğini» karşı tarafa bildirmemesi halinde aynı koşullarda sözleşmenin uzamış sayılacağı, aynı maddenin 2. ve 3. paragraflarında davacının sözleşmeyi süresinden evvel feshetme hakkının olmadığının, davalının dilediği zaman «ihbarda» bulunmaksızın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, davacının bankadan tazminat, bedel vb. talep edemeyeceğinin düzenlendiği, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · taşıma sözleşmesi · yenileme
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
… e dosya kapsamına göre; sözleşmenin 4. maddesi gereğince, sözleşmenin 1 yıl süreyle geçerli olduğu, sözleşmenin bitiminden 1 ay önce taraflardan birinin sözleşmenin «yenilenmeyeceğini» karşı tarafa bildirmemesi halinde aynı koşullarda sözleşmenin uzamış sayılacağı, aynı maddenin 2. ve 3. paragraflarında davacının sözleşmeyi süresinden evvel feshetme hakkının olmadığının, davalının dilediği zaman «ihbarda» bulunmaksızın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğinin, davacının bankadan tazminat, bedel vb. talep edemeyeceğinin düzenlendiği, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan personel «taşıma sözleşmesinin» 4. maddesinde; sözleşmenin, imzalandığı tarihten itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğu, bir yıllık sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan herhangi biri, «fesih» için diğerine «ihbarda» bulunmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzayacağı, yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı bankanın ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaksızın, bildirim önelsiz, tazminatsız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceği, yüklenicinin, fesih halinde davalıdan her ne nam altında olursa olsun hiçbir bedel, tazminat v.s. talep edemeyeceği, bu halde, davalı ...'ın her türlü ödeme yükümlülüğünün «son» bulacağı kararlaştırılmıştır.
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/755 E. 2019/116 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet · fesih · ıslah · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça 10.02.2011 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «müddeabih» artırıldığı halde, mahkemece ıslah talebi dikkate alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden 10.000 USD'nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan TMK'nın .... maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin .../07/2008 tarihinde kurulduğu, beş yıl boyuncada «yenilenmek» suretiyle sözleşmeye devam edildiği, davalı tarafın «fesih» ihbarında ise 11/09/2012 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği, bilirkişi raporunda 11/09/2012 tarihi itibariyle alacakların ödendiği, .../07/2 …
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği ./.. şartının geçerli olup olmadığı oluşturmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · bozma sonrası karar · tahkikat · müktesep hak
Benzer bu kararda1- Dava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ığı takdirde, davalının sözleşmeyi haksız feshi üzerine, öncelikle davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken «makul süre» tespit edilip, bu süreye karşılık gelen zarar miktarına hükmedilmesi gerekirken davalı şirketin tüm cirosuna tekabül eden tutarda tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. ...- Kabul şekli bakımından da, «ıslah» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı bankaya verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği ./.. şartının geçerli olup olmadığı oluşturmaktadır.
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb. herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13405 E. 2012/4101 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka «kredi sözleşmesinin» 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının «iyiniyet kuralları» ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları «tacir» olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve «fesih» aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında «iyiniyet kurallarına» uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde «kötüniyetle» kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşet …
Benzer bu karardaOysa, her ne kadar sözleşmenin 10. maddesine göre davalı bankaya «tek taraflı fesih» hakkı verilmiş ise de hukukun genel ilkelerinden olan TMK’nun 2. maddesi uyarınca, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara «bloke» koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının İstanbul Valiliği’nin yazısına istinaden sözleşmeyi feshettiği, aksi halde usulsüz yardım toplanmasına iştirak etmiş olacağı, ayrıca bankanın sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · bloke · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaSomut olayda, «sözleşmenin feshine» gerekçe gösterilen Valilik yazısında, hesapların kapatılması değil, «bloke» konulması talep edilmiş olup, nitekim idari ve adli yargıda görülen davalarda da İstanbul Valiliği’nin tedbir yazısının usulsüz olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın İstanbul Valiliği'nin yazısına istinaden hesaplara «bloke» koyduğu, aksi halde bankanın izinsiz yardım toplama işlemine iştirak etmiş durumda kalacağı, aralarındaki sözleşmenin 10. maddesine göre önelsiz olarak «fesih» hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, her ne kadar sözleşmenin 10. maddesine göre davalı bankaya «tek taraflı fesih» hakkı verilmiş ise de hukukun genel ilkelerinden olan TMK’nun 2. maddesi uyarınca, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11691 E. , 2013/12495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2012 tarih ve 2011/111-2012/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 29.04.2008 tarihinde davalı banka ile 1 yıl süreli ve 5.000.000 USD tutarlı ihracat kredi sözleşmesi yaptığını, davalı bankanın vadesinden önce 14.11.2008 tarihinde kredi sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi nedeniyle, kredi bedelini vadesinden önce ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin ihracat yapan bir şirket olması nedeniyle bu krediyi başka bankalardan kredi çekerek temin ettiğini ancak faiz oranlarının değişmesi sonucunda yeni ihracat kredi sözleşmelerinin maliyetinin daha fazla olduğu, kredi sözleşmesinin tek taraflı feshi ile müvekkili şirketin bazı ihracat bağlantılarının da gerçekleşemediği, bu şekilde müvekkili şirketin davalı bankanın haksız eylemi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 USD alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini ıslahla 27.240,22 USD’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, piyasada yaşanan ekonomik kriz sebebiyle davacı şirketin hesaplarında gözlenen zarar dolayısı ile bankanın kredi sözleşmesinin kendisine tanıdığı yetkiyi kullanarak kredi hesabını kat ettiğini, herhangi bir haksızlığın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı banka kredi sözleşmesinin 33. maddesine dayanarak sözleşmeyi feshetmekten bahsetmiş ise de, feshin yapılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşması gerektiği, oysa davalı bankanın, davacının kredisini ödemeye devam ederken demir çelik sektöründeki krizden dolayı, bankanın krediyi geri alamama riskini düşünerek sözleşmeyi feshetmesinin MK’nun 2. maddesine uygun bulunmadığı, yine sözleşmenin tarafları tacir olduğundan ve tacirlerin tüm işlemlerinde basiretli davranmaları gerektiğinden sözleşmenin imzası, ifası ve fesih aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bu ilke nedeniyle, imza sırasında taraf pozisyonlarından hareketle sözleşmeye bağlı kalınmasının gerektiğinin belirtildiği, bu olgu doğru ise de imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında hukukun genel ilkelerinden olan Medeni Kanun'un 2.maddesi gereğince hak ve borçların kullanımı ve ifasında iyiniyet kurallarına uyulması gerektiği, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüniyetle kullanılmasını kanunun himaye etmeyeceği, uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sözleşme maddesinin davalıya somut olayda olduğu şekilde mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle davalı bankanın sözleşmenin feshinde haklı görülmediği, davacının 27.240,22 USD alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 10.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesine göre devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça 10.02.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabih artırıldığı halde, mahkemece ıslah talebi dikkate alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden 10.000 USD'nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 908,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450966400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz