Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5524 E. 2013/22714 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ hizmet sözleşmesi↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ ihbar↗ ihtarname↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi fesih etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının kişilik haklarına saldırı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arsındaki sözleşmenin 9/b. maddesi “müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir…” hükmüne haizdir. Davada halli gereken sorun bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceğine ilişkindir.
Yasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken MK’nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme maddesi, bu yasa hükmünün ışığında yorumlandığında maddenin davacıya keyfi olarak nitelenebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde davalının fesih için bir sebep göstermesi ve bu sebebin haklı olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, varsa davalıya fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini ibraz ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8674 E. 2014/742 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · hizmet sözleşmesi · fesih · ihbar · ihtarname · maddi tazminat · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen güvenlik «hizmet sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9/b.maddesi “...müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde, asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi «ihbar» yapabilir…” hükmüne haizdir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9.maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4977 E. 2015/5693 K.
Ortak:fesih · dava sebebi · ibraz · Sözleşmenin Feshi
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece yapılacak iş, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklattırmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, bu konuda davacının savunmasını ve mukabil delillerini toplamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · iyiniyet kuralı · sözleşmenin feshi · iyiniyet
Benzer bu karardaYasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken TMK'nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
Mahkemece, sözleşmede taraflardan birinin usulüne uygun bir «fesih» ihbarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalı tarafından davacıya usulüne uygun fesih ihbarnamesi gönderildiği ve davacının haberdar olduğu, fesih ihbarından sonra D2 belgesi bulunmaması sebebiyle davacıya «idari para cezası» kesildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sözleşme bedelinin ve «sözleşmenin feshi» sebebiyle ödenen para cezasının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9114 E. 2014/16801 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · fesih · ihtarname · maddi tazminat · Sözleşmenin Feshi
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9. maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 9. maddesinde «fesih» koşullarının düzenlendiği, anılan sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca davalının, bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek, sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde asgari 3 ay önceden noter marifeti ile bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi fesih hakkına sahip bulunduğu, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca 26.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşme 28.02.2011tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, davalının fesih bildiriminde "gördüğümüz lüzum üzerine" demek sureti ile ve başkaca somut bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının «sözleşmenin feshi» için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği,davalının bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, «tacir» olan tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşme kapsamında, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davalının sözleşme kapsamında kendisine tanınan hakkı kullanarak fesih bildiriminde bulunmuş olması «kişilik haklarına saldırı» sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5412 E. 2013/22711 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaO halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDavalı tarafa yüklenen yükümlülüğün yine davalı tarafından sözleşmenin yerine getirilmeme «sebebi» olarak ileri sürülmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol · teminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda25/11/2005 tarihli Tadil Sözleşmesinde 28.9.2005 tarihli anlaşmanın Ek 1'in yeni metninin «son» sayfası altına el yazısı ile yapılan ekleme metin “YKB Agro - San'ın borçlarını silip bu borca ilişkin «teminatları» kaldırması şartı ile bu opsiyon bir hisse alım opsiyonu haline gelecektir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Tadil Sözleşmesinin dipnotunda Agro-San A.Ş’nin borcunun silinip, bu borca ilişkin «teminatların» kaldırılması şartıyla opsiyonun hisse alım opsiyonu haline geleceği belirtilmekle buradaki mevcut opsiyonun hisse alım opsiyonuna dönüşmesinin şarta bağlandığı, an …
Bu düzenleme ile davalı YKB'na Agro - San'ın borcunu silmek ve borca ait «teminatları» kaldırma yükümlülüğü getirilmiştir.
Ayrıca «protokol» tarihinden dava tarihine kadar geçen süre de nazara alındığında davacının opsiyon hakkını kullanabileceğinin kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18574 E. 2015/5327 K.
Ortak:fesih
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile «ihtarname» keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi «fesih» etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının «maddi tazminat» ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde davalının «fesih» için bir sebep göstermesi ve bu «sebebin» haklı olması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, varsa davalıya «fesih» «sebebini» açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini «ibraz» ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Taraflar arasında imzalanan emtia «taşıma sözleşmesinin» «fesih» ile ilgili maddesinde; yüklenicinin sözleşmeyi süresinin sona ermesinden evvel feshetme hakkının olmadığı, davalı şirketin ise dilediği zaman, bildirimde bulunmaks …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · sözleşme serbestisi · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · iyiniyet kuralı · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · iyiniyet
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin feshi» nedeniyle «yoksun kalınan» «kazanç kaybının» tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın özünü, sözleşme ile davalı şirkete verilen «tek taraflı fesih» «yetkisinin» kullanılmasının «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olup olmadığı, böyle bir «yetkinin» haklı nedenler olmaksızın kullanılıp kullanılamayacağı, kullanıldığı takdirde de yine sözleşme gereğince tazminat istenemeyeceği şartının geçerli olup olmadığı olu …
Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da «iyiniyet kurallarına» uyulması gerekmektedir.
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden «tacir» davacının «sözleşme serbestisi» ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5524 E. , 2013/22714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.11.2011 tarih ve 2010/761-2011/436 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 14.08.2008 tarihinde davalının "Forum Trabzon Alışveriş ve Ticaret Merkezi" işyerinde güvenlik hizmeti vermek üzere karşılıklı edim ve taahhütleri içeren 3 yıllık bir sözleşme yapıldığını, davacının ekonomik olarak büyük bir ana şirketin kuruluşu olup, Forum alışveriş merkezlerinin imalat ve işletmesini yaptıklarını, hem davalı hemde yasa gereği Emniyet Müdürlüğü'nce verilen hizmetin sürekli ve periyodik olarak denetlendiğini, buna rağmen davalının geçerli ve haklı bir nedene dayanmaksızın "gördüğümüz lüzum üzerine" demek suretiyle süresi dolmadan sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini, sözleşmenin 9. maddesinde fesih koşullarının ayrıntılı olarak düzenlendiğini, davalının davranışının sözleşme koşullarına uygun bulunmadığını, bu maddenin davalıya sözleşmeyi sınırsız olarak fesih edebilmek hakkını vermediğini, sözleşmelerin yorumunda "güven" ilkesinin esaslarının geçerli olduğunu, tarafların haklarını kullanırken objektif iyi niyet kurallarına uygun hareket etmek zorunda olduklarını ileri sürerek müvekkilinin sözleşmeyi sonuna kadar ifa edebilmek bakımından yapmış olduğu yatırımlardan fesih ile boşa giden bedelinden şimdilik 5.000 TL, mahrum kalınan kazanç bedelinden şimdilik 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bağıtlanan sözleşme içeriğini doğrulamış sözleşmenin 9. maddesi ile müvekkilinin bu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sözleşmeyi sona erdirmek istediği takdirde en az 3 ay önceden noter marifeti ile feshi ihbar yapabileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmenin aradığı süre ve şekil şartını yerine getirdiğini, Beşiktaş 25. Noterliği'nden 23.11.2010 tarih ve 17896 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 9/b bendinin düzenleniş amacının diğer sebeplerle fesih durumunun belirlenmesi olduğunu, tarafların özgür iradeleri ile bağıtlanan sözleşmede feshi için mutlak olarak haklı bir nedenin aranmadığını, yalnızca süre şartına uymak koşulu ile müvekkiline sözleşmeyi fesih hakkını verdiğini, kaldıki davacının müvekkilinin çalışanları ile işbirliği yaparak haksız menfaat elde ettiğini, bu işbirliği içerisinde sözleşmelerin rayiç bedellerin üstünde rakamlarla imzalandığını, davacının hem olumlu hemde olumsuz zararını isteme hakkının bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/b. maddesi uyarınca, 23.11.2010 tarihinde, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek sözleşmenin 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere feshedildiği, ihtarnamenin aynı tarihte davacı şirkete tebliğ edildiği, sözleşmenin 9/b maddesinde davalının sözleşmeyi fesih etmesi için mutlak olarak haklı bir neden aranmadığı, yalnızca süre koşuluna uyularak sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, davalının da bu hakka dayalı olarak 3 aylık süre ve noter kanalı ile bildirim koşullarını da yerine getirmek sureti ile sözleşmeyi feshettiği, kendisine tanınmış bulunan fesih hakkını sözleşme koşullarına uygun şekilde kullanan davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumun davacının kişilik haklarına saldırı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arsındaki sözleşmenin 9/b. maddesi “müşteri işbu sözleşmede belirtilmeyen bir gerekçeyi ileri sürerek sona erdirmek istediği takdirde asgari üç ay önceden noter marifetiyle feshi ihbar yapabilir…” hükmüne haizdir. Davada halli gereken sorun bu madde hükmünün davalıya mutlak bir hak bahşedip bahşetmeyeceğine ilişkindir.
Yasaların ve sözleşmelerin her hükmüne uygulanması gereken MK’nın 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme maddesi, bu yasa hükmünün ışığında yorumlandığında maddenin davacıya keyfi olarak nitelenebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. O halde davalının fesih için bir sebep göstermesi ve bu sebebin haklı olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, varsa davalıya fesih sebebini açıklatmak, bunu kanıtlayıcı delillerini ibraz ettirmek, tarafların delillerini toplamak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/571086400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz