Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9659 E. 2014/13792 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş sırrı↗ hizmet akdi↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ yapılandırma protokolü↗ mutlak ticari dava↗ rekabet yasağı↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ protokol↗ iş mahkemesi görev alanı↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış görevlisi olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının hizmet sözleşmesinden kaynaklanan haksız rekabet ve cezai şart talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte protokolün ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacı tarafından davaya dayanak yapılan protokol tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasını ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine
hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet veribilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır." hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir.
Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamında bir sadakatsizlik, bu ister bir sözleşme ile düzenlensin ister Kanunla düzenlensin elbette ki İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istediklerini belirtmiştir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldi ki 6762 sayılı TTK'nun 4. maddesinde çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğu öngörülmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz. Prof.Dr.Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Ankara 1994 s. 14) davanın mutlak ticari dava olduğu kabul edilmektedir. Bir kısım yazarlar ise (Bkz. Prof.Dr.S.Arıkan, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s.96) davanın mutlak ticari dava olduğunu, ancak böyle sayılmanın anlamsız olduğunu kabul etmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E sayılı kararında da bu tür davaların Ticaret Mahkemelerinde görülmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece mutlak ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan bu hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12067 E. 2012/3391 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik · Cezai Şart
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tensiben davanın BK 348. maddesine dayalı «rekabet yasağı» nedeniyle tazminat olduğu İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde işçi ve işveren arasında çıkacak her türlü ihtilafların çözümünde İş Mahkemelerinin «görevli» kılındığı gerekçeleri ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davada, davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7526 E. 2014/11678 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · dava sebebi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya «sebebin», davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Benzer bu karardaDüzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya «sebebin», davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı işveren ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan «alacak davası» olup, davacı işveren şirket ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan ihtilaflara İş mahkemelerinin bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı işveren ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan «alacak davası» olup, davacı işveren şirket ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan ihtilaflara İş mahkemelerinin bakmakla «görevli» olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16022 E. 2015/1405 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · oy yasağı · dava sebebi · görev/görevsizlik · Cezai Şart
İncelediğiniz karardaMutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya «sebebin», davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davaya dayanak teşkil eden «rekabet yasağına» ilişkin sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı BK'nın 444.) maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işleri …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya «sebebin», davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5960 E. 2012/9874 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında işci sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine» kararın kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Dava «rekabet yasağının» ihlalinden kaynaklandığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat ile «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı ile davalı ... ve ... arasında «rekabet yasağı sözleşmesinin» bulunduğu, davalıların iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağını ihlal ettikleri iddiasıyla bu dava açılmıştır.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında işci sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine» kararın kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6789 E. 2012/9875 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · rekabet yasağı sözleşmesi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesini ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Kadıköy İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
1-Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesi ile TTK 58/d maddesi uyarınca maddi, BK 49, TTK 58/e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ...'in davacının yanında çalıştığı, i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · görevsizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iş kanunu kapsamında sayılan kişinin, «rekabet yasağı sözleşmesini ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Kadıköy İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
1-Dava, «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesi ile TTK 58/d maddesi uyarınca maddi, BK 49, TTK 58/e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ...'in davacının yanında çalıştığı, i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12088 E. 2011/718 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet etmeme ve gizlilik «taahhüdü» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde televizyon üretimi yapan firmalarda çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı a …
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taahhütname
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet etmeme ve gizlilik «taahhüdü» ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde televizyon üretimi yapan firmalarda çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı a …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12093 E. 2010/640 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının, davacı ile imzaladığı sözleşme uyarınca "Bursa Satış Bölgesinde Sorumlu Satış Mühendisi" olarak çalıştığı ve 5 yıllık bir çalışma sonrası 21.01.2008 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve yanlar arasında imzalanan sözleşme ile davacının «hizmet akdi» sona erdikten sonra 2 yıl boyunca davacı işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan yada dolaylı olarak yer almamayı ve hiçbir şekilde akrabası kanalıyla dahi bir ilişki içinde bulunmamayı «taahhüt» ettiği çekişmesiz olup, davacı, davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren şirkete ortak olduğu ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyl …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · taahhütname · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili ve ihlale «son» verilmesine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalının, davacı ile imzaladığı sözleşme uyarınca "Bursa Satış Bölgesinde Sorumlu Satış Mühendisi" olarak çalıştığı ve 5 yıllık bir çalışma sonrası 21.01.2008 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve yanlar arasında imzalanan sözleşme ile davacının «hizmet akdi» sona erdikten sonra 2 yıl boyunca davacı işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan yada dolaylı olarak yer almamayı ve hiçbir şekilde akrabası kanalıyla dahi bir ilişki içinde bulunmamayı «taahhüt» ettiği çekişmesiz olup, davacı, davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren şirkete ortak olduğu ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyl …
Mahkemece, davanın hizmet akdine ve «işçi-işveren ilişkisine» dayandığı ve bu sebeple davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Bursa İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10407 E. 2014/13534 K.
Ortak:iş sırrı · hizmet akdi · mutlak ticari dava · rekabet yasağı · ticari dava niteliği · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış «görevlisi» olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «haksız rekabet» ve «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte «protokolün» ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin «görev alanına» girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle «cezai şart» istediklerini belirtmiştir.
Benzer bu karardaDava «rekabet yasağının» ihlalinden doğduğu ileri sürülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, davacı, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesi» ile davacı şirkette diyaliz hemşiresi olarak çalışan davalının akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir diyaliz merkezinde çalışmaya baş …
Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya «sebebin» davanın «ticari niteliğini» değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir «hizmet sözleşmesi» içinde yer alması davanın «mutlak ticari» dava olduğu niteliğini değiştirmez.
Düzenleme «hizmet sözleşmesi» içinde yer almakla birlikte «hizmet akdi» süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… sındaki hizmet akdinden kaynaklanmakta olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin iş mahkemelerinin görevini ortadan kaldırmadığı, TTK 4/1-3 maddesinde «işçi işveren ilişkisinin» düzenlemediği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeni ile «usulden reddine», dosyanın talep halinde yasal sürede «görevli» Aydın İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9659 E. , 2014/13792 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/03/2014
NUMARASI 2013/262-2014/74
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2013/262-2014/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi l tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 20.08.2010 tarihinde müvekkilinin satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, konumu itibariyle müvekkilinin işleri hakkında bilgi edinip müşteri çevresini tanıdığını, 31.03.2012 tarihinde kendi isteği ile iş aktini sonlandırdığını, sorumlu olduğu bölgede müvekkilinin "chem-lock" adı altındaki ürünlerinin muadillerini kendi adına sattığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalının rekabet yasağına aykırı davranışlarda bulunması halinde cezai şart ödemeyi kabul ettiğini ileri sürerek 20.952,70 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dayanak yapılan sözleşmeyi işten atılma tehdidi nedeniyle okumadan imzaladığını, davacının sattığı ürünlerin bir çok firma tarafından da piyasaya sunulduğunu, işveren tarafından dayanılmaz eleştirilere maruz kalınca iş aktini feshettiğini, ardından Kosgep'in girişimcilik kursuna giderek kendi firmasını kurduğunu, rekabet yasağına aykırı davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı işyerinde satış görevlisi olarak çalıştığı işyerinden kendi isteği ile ayrıldığı, dava konusunun davalının hizmet sözleşmesinden kaynaklanan haksız rekabet ve cezai şart talebine ilişkin olduğu, davalının 4857 sayılı Kanun'un 2'nci maddesinde yer alan iş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalıştığı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve iş ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği, iş sözleşmesi ile birlikte protokolün ihlal edilip edilmediğini değerlendirmenin iş mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacı tarafından davaya dayanak yapılan protokol tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasını ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine
hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet veribilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır." hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir.
Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamında bir sadakatsizlik, bu ister bir sözleşme ile düzenlensin ister Kanunla düzenlensin elbette ki İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa davacı vekili, 04.02.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve 18.02.2014 tarihli dilekçesinde açıkça davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istediklerini belirtmiştir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir.
Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldi ki 6762 sayılı TTK'nun 4. maddesinde çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğu öngörülmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz.
Prof.Dr.Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Ankara 1994 s.
14) davanın mutlak ticari dava olduğu kabul edilmektedir. Bir kısım yazarlar ise (Bkz. Prof.Dr.S.Arıkan, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s.96) davanın mutlak ticari dava olduğunu, ancak böyle sayılmanın anlamsız olduğunu kabul etmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E sayılı kararında da bu tür davaların Ticaret Mahkemelerinde görülmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece mutlak ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan bu hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102022300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz