Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12222 E. 2014/14425 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iskonto↗ bankacılık işlemleri↗ eft↗ infazda tereddüt↗ güven kurumu↗ internet bankacılığı↗ 3095 sayılı kanun↗ ticari dava niteliği↗ basiretli tacir↗ reeskont faizi↗ infaz↗ temerrüt faizi↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, internet bankacılığı sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir tacir ve güven kurumu olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı davacının hesabındaki paranın dava dışı şahıslarca internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından başka şahsın hesabına EFT yapılmak ve daha sonra da çekilmek suretiyle davacının zarara uğratıldığı, eylemlerin gelişim biçimi itibariyle davalı bankanın kusurlu olup, en hafif kusurundan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 7.840,00 TL'nin 29.4.2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının hesabından internet bankacılığı işlemleri ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için temerrüt faizi olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi talebinde bulunması karşısında mahkemece de taleple bağlı kalınmak suretiyle alacağın değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, infazda tereddüt oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8712 E. 2015/7227 K.
Ortak:iskonto · bankacılık işlemleri · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan «bankacılık işlemleri» ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli «mevduat hesabının» 21.04.2011 tarihine kadar faiz «kaybı» olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon «primi» tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı «kusuru» paylaştığı gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · mevduat hesabı · ek prim · kâr kaybı · maddi tazminat · kusur
Benzer bu kararda… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan «bankacılık işlemleri» ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli «mevduat hesabının» 21.04.2011 tarihine kadar faiz «kaybı» olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon «primi» tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı «kusuru» paylaştığı gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14344 E. 2010/8845 K.
Ortak:iskonto · internet bankacılığı · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «internet bankacılığı» sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir «tacir» ve «güven kurumu» olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı …
Benzer bu kararda2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «internet bankacılığı» yoluyla davacıların davalı Bankadaki hesaplarından bilgi ve talimatları dışında paralarının çekilmesi istemine ilişkindir.Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı
Benzer bu kararda… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6663 E. 2010/2330 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için «avans faizi» yerine «reeskont faizi» talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken «yasal faize» karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı
Benzer bu kararda… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/38 E. 2010/10288 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… şığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizinin» istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı
Benzer bu karardaYukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/454 E. 2010/8240 K.
Ortak:iskonto · internet bankacılığı · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «internet bankacılığı» sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir «tacir» ve «güven kurumu» olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · cy/cy şerhi · tebligat · yetki · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, «internet bankacılığı» kullanan davacının bilgisayar ve internet konularında uzman olmasının beklenemeyeceği, davacının şifresini korumaya yönelik sorumluluğu dışında bir görevinin bulunamayacağı, bunu yerine getirmediği konusunda somut bir delil bulunmadığı, davalı taraf olan bankanın dava konusu olan internet bankacılığı hususunda tecrübeli, kural koyucu, bilgili, üstün ve «yetkin» taraf olarak güvenlik için uygulanması gereken tüm tedbirleri ve mecburiyetleri koyucu taraf olduğu, «ihtarname» örneğinde «tebligat» «şerhi» bulunmadığından «temerrüt tarihinin» tespit edilemediği gerekçesiyle, 66.020 YTL’nin dava tarihinde itibaren faiz cinsi talebiyle bağlı olarak yasal faiziyle birlikte tahsiline, maddi ve manevi tazmin …
Ancak, mahkemece «ihtarname» örneğinde «tebligat» «şerhi» bulunmadığından «temerrüt tarihinin» tespit edilemediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte alacağın tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bir örneği dosya içerisinde bulunan «ihtarnamenin» gönderildiği noterlikten «tebliğ tarihinin» sorulmak suretiyle «temerrüt tarihinin» belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Davacı taraf dava dilekçesinde alacağın ödenmesine ilişkin gönderilen 20/12/2005 tarihli «ihtarname» ile davalı bankanın «temerrüde» düşürüldüğünü belirtilerek bu tarihten itibaren alacağın reeskont faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5603 E. 2010/11772 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu kararda… iz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasa’nın 4489 sayılı Yasa’yla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa’nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da (davada dava tarihi olan 03.05.2007 tarihinden itibaren istenmiş) ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasa’nın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · taşıyıcı · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» taşıma sırasında istifleme hatasından meydana geldiği, davacı «taşıyıcının» yüklemeye nezaret ve uyarı görevini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bu nedenle zararın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.406,30 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14214 E. 2011/6913 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu kararda… ni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… şığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizinin» istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş kanıtı · azami faiz oranı · zıya · fiili taşıyıcı · üst taşıyıcı · alt taşıyıcı · sorumluluktan kurtulma · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu karardaTTK’nın 781. maddesine göre, «taşıyıcı» eşyanın kendisine «teslim» edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı «zıya» ve hasardan sorumlu olup, «taşıyıcının sorumluktan kurtulabilmesi», zarara neden olan olayda, anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan «kurtuluş kanıtlarının» bulunduğunun ispatı halinde mümkündür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda «taşıma sözleşmesinin» yapıldığı «üst taşıyıcının» taşımanın yapıldığı mevsim itibariyle havanın yağışlı olduğunu bilmesi ve ona göre kapalı kasa ile taşıma yaptırması gerektiği, bu nedenle %50 «kusurun» üst taşıyıcıda, %50 kusurun da «fiili taşıyıcı» («alt taşıyıcı») olan davalıda olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda davalı taşıyıcı «hasar» bedelinin %50’sinden sorumlu tutulmuştur.
… girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, açık kasa kamyon ile yapılan taşımada davalının %50, «üst taşıyıcının» da %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.147 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4244 E. 2010/10451 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Benzer bu kararda… i faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın 1. maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündü …
Reeskont faizi Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için «avans faizi» yerine «reeskont faizi» talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken «yasal faize» karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · hırsızlık · teminat kapsamı · sigorta poliçesi · hasar · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı sigorta şirketiyle iş yeri «sigorta poliçesi» yaptığı, 05.12.2005 tarihinde «hırsızlık» olayı meydana geldiği, emtiaların «hasara» uğradığı, hırsızlığın «teminat kapsamında» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 17.138,94 YTL'nın 05.01.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, iş yeri «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki Uyuşmazlık ticari işten doğmuş bulunmaktadır.
… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12222 E. , 2014/14425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2013 tarih ve 2011/631-2013/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan 8.313,87 TL parasının internet bankacılığı aracılığıyla önce müvekkilinin ... Bankası ... Şubesi'nde bulunan maaş hesabına aktarıldığını, ardından da 7.840,00 TL'nin Türkiye ... Bankası'nda bulunan hesaba gönderildiğini, arta kalan ve maaş hesabında bulunan para ile de 500.00 USD alındığını, Türkiye ... Bankası'na aktarılan paranın başka şahıslarca çekildiğini, yapılan bu işlemlerden müvekkilinin 2 gün sonra davalı bankanın işlemden şüphelenerek müvekkilini aramasıyla haberdar olduğunu, müvekkilinin olay günü ya da önceki günlerde internet hesabını hiç kullanmadığını, internet bankacılığı kullanılırken müvekkilinin telefonuna şifre gelmesi gerekirken böyle bir şifrenin de gelmediğini, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan parasının müvekkilinin haberi olmaksızın başka bir hesaba aktarıldığını, davalının internet bankacılığı konusunda gerekli güvenlik önlemi almadığını ileri sürerek, 7.840,00 TL'nin 29.4.2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, internet bankacılığı sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir tacir ve güven kurumu olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı davacının hesabındaki paranın dava dışı şahıslarca internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından başka şahsın hesabına EFT yapılmak ve daha sonra da çekilmek suretiyle davacının zarara uğratıldığı, eylemlerin gelişim biçimi itibariyle davalı bankanın kusurlu olup, en hafif kusurundan dahi sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 7.840,00 TL'nin 29.4.2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının hesabından internet bankacılığı işlemleri ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için temerrüt faizi olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi talebinde bulunması karşısında mahkemece de taleple bağlı kalınmak suretiyle alacağın değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1.
madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2.
hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, infazda tereddüt oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7.
maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "....değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine" ibaresinin çıkarılarak yerine ".... avans faizini aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine" ibaresinin eklenilmesi sureti ile kararın temyiz eden davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/361079000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz