Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8712 E. 2015/7227 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iskonto↗ bankacılık işlemleri↗ bankacılık işlemi↗ 3095 sayılı kanun↗ ticari dava niteliği↗ mevduat hesabı↗ ek prim↗ reeskont faizi↗ kâr kaybı↗ temerrüt faizi↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan bankacılık işlemleri ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli mevduat hesabının 21.04.2011 tarihine kadar faiz kaybı olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon primi tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı kusuru paylaştığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalılardan Bankanın kendi iç soruşturmasında dahi“müşterini tanı“ ilkesine uyulmadığının açıkça kabul edilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işlemi sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için temerrüt faizi olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi isteminde bulunması karşısında mahkemece de taleple bağlı kalınmak hüküm tesis edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ancak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont
faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12222 E. 2014/14425 K.
Ortak:iskonto · bankacılık işlemleri · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan «bankacılık işlemleri» ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli «mevduat hesabının» 21.04.2011 tarihine kadar faiz «kaybı» olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon «primi» tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı «kusuru» paylaştığı gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · güven kurumu · internet bankacılığı · infaz · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «internet bankacılığı» sistemini kullanan davalı bankanın, müşterilerinin hesaplarının korunması konusunda basiretli bir «tacir» ve «güven kurumu» olmasından kaynaklanan objektif özen borcunu yerine getirmediği, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, uyguladığı güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerden dolayı …
Ancak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre yukarıda da belirtildiği üzere talep gibi reeskont faizine hükmedilınesi doğru ise de, «infazda tereddüt» oluşturabileceği gözetilerek mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirke …
2-Dava, davacının hesabından «internet bankacılığı işlemleri» ile çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilınesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14344 E. 2010/8845 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «internet bankacılığı» yoluyla davacıların davalı Bankadaki hesaplarından bilgi ve talimatları dışında paralarının çekilmesi istemine ilişkindir.Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · internet bankacılığı
Benzer bu kararda2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «internet bankacılığı» yoluyla davacıların davalı Bankadaki hesaplarından bilgi ve talimatları dışında paralarının çekilmesi istemine ilişkindir.Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/38 E. 2010/10288 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… şığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizinin» istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı
Benzer bu karardaYukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6663 E. 2010/2330 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için «avans faizi» yerine «reeskont faizi» talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken «yasal faize» karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı
Benzer bu kararda… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/454 E. 2010/8240 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda… faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · tebliğ tarihi · internet bankacılığı · temerrüt tarihi · cy/cy şerhi · tebligat · yetki · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, «internet bankacılığı» kullanan davacının bilgisayar ve internet konularında uzman olmasının beklenemeyeceği, davacının şifresini korumaya yönelik sorumluluğu dışında bir görevinin bulunamayacağı, bunu yerine getirmediği konusunda somut bir delil bulunmadığı, davalı taraf olan bankanın dava konusu olan internet bankacılığı hususunda tecrübeli, kural koyucu, bilgili, üstün ve «yetkin» taraf olarak güvenlik için uygulanması gereken tüm tedbirleri ve mecburiyetleri koyucu taraf olduğu, «ihtarname» örneğinde «tebligat» «şerhi» bulunmadığından «temerrüt tarihinin» tespit edilemediği gerekçesiyle, 66.020 YTL’nin dava tarihinde itibaren faiz cinsi talebiyle bağlı olarak yasal faiziyle birlikte tahsiline, maddi ve manevi tazmin …
Ancak, mahkemece «ihtarname» örneğinde «tebligat» «şerhi» bulunmadığından «temerrüt tarihinin» tespit edilemediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte alacağın tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bir örneği dosya içerisinde bulunan «ihtarnamenin» gönderildiği noterlikten «tebliğ tarihinin» sorulmak suretiyle «temerrüt tarihinin» belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Davacı taraf dava dilekçesinde alacağın ödenmesine ilişkin gönderilen 20/12/2005 tarihli «ihtarname» ile davalı bankanın «temerrüde» düşürüldüğünü belirtilerek bu tarihten itibaren alacağın reeskont faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5603 E. 2010/11772 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda… iz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasa’nın 4489 sayılı Yasa’yla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa’nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da (davada dava tarihi olan 03.05.2007 tarihinden itibaren istenmiş) ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasa’nın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizi» mi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · taşıyıcı · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» taşıma sırasında istifleme hatasından meydana geldiği, davacı «taşıyıcının» yüklemeye nezaret ve uyarı görevini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bu nedenle zararın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.406,30 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14214 E. 2011/6913 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · kusur · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan «bankacılık işlemleri» ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli «mevduat hesabının» 21.04.2011 tarihine kadar faiz «kaybı» olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon «primi» tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı «kusuru» paylaştığı gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
… şığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre «temerrüt faizi» isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak «avans faizinin» istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin «yasal faiz» istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır.
Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşün …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş kanıtı · azami faiz oranı · zıya · fiili taşıyıcı · üst taşıyıcı · alt taşıyıcı · sorumluluktan kurtulma · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu karardaTTK’nın 781. maddesine göre, «taşıyıcı» eşyanın kendisine «teslim» edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı «zıya» ve hasardan sorumlu olup, «taşıyıcının sorumluktan kurtulabilmesi», zarara neden olan olayda, anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan «kurtuluş kanıtlarının» bulunduğunun ispatı halinde mümkündür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda «taşıma sözleşmesinin» yapıldığı «üst taşıyıcının» taşımanın yapıldığı mevsim itibariyle havanın yağışlı olduğunu bilmesi ve ona göre kapalı kasa ile taşıma yaptırması gerektiği, bu nedenle %50 «kusurun» üst taşıyıcıda, %50 kusurun da «fiili taşıyıcı» («alt taşıyıcı») olan davalıda olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda davalı taşıyıcı «hasar» bedelinin %50’sinden sorumlu tutulmuştur.
… girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, açık kasa kamyon ile yapılan taşımada davalının %50, «üst taşıyıcının» da %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.147 TL’nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4244 E. 2010/10451 K.
Ortak:iskonto · reeskont faizi · temerrüt faizi · yetkisizlik kararı · yasal faiz · avans faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme «yetkisinin» Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacın …
2- Dava, «bankacılık işlemi» sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için «temerrüt faizi» olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi i …
Benzer bu kararda… i faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 «yasal faiz» oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında «temerrüt faizi» istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden «avans faizi» oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.
Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde «temerrüt faizi» bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak «avans faizi» isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi «reeskont faizi» istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın 1. maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündü …
Reeskont faizi Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı «iskonto» oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için «avans faizi» yerine «reeskont faizi» talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken «yasal faize» karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azami faiz oranı · hırsızlık · teminat kapsamı · sigorta poliçesi · hasar · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı sigorta şirketiyle iş yeri «sigorta poliçesi» yaptığı, 05.12.2005 tarihinde «hırsızlık» olayı meydana geldiği, emtiaların «hasara» uğradığı, hırsızlığın «teminat kapsamında» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 17.138,94 YTL'nın 05.01.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, iş yeri «sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki Uyuşmazlık ticari işten doğmuş bulunmaktadır.
… ğerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle «azami faiz oranını» gösterdiği onun da «avans faizi» olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme «yetkisinin» alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını («yasal faiz») ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini en …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8712 E. , 2015/7227 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada stanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2014 tarih ve 2012/925-2014/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.04.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ve davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yıllardır .....Müşterisi iken;.... davalı bankaya transfer olan davalı ... isimli banka görevlisinin,... sorumlusu olarak atandığını belirterek, müvekkilini .....i yapmak üzere ikna ettiğini ve 06.05.2010 tarihinde 191.000 TL tutarında hesap açıldığını, müvekkiline 05.05.2010 tarihli “.... ile EURO/USD 500.000 tutarında 07.05.2010, 03.08.2010, 19.08.2010 ve 14.09.2010 tarihli Opsiyon teyidleri ve bir takım belgelerin 21.04.2011 tarih itibariyle imzalatıldığını, 21.04.2011 tarihinde ise davalı Bankaya teslim etmiş olduğu 202.405 TL'sinin 107.425 TL'sini sözkonusu işlemler sonucunda kaybedildiğini, 21.04.2011 tarihi itibariyle bu işlemleri sona erdirecek imzaları atmadığı taktirde nakit tutarının tamamını kaybedeceği gibi ayrıca kredi borçlusu konumuna düşeceğinin bildirildiğini, bu olay nedeniyle davacının psikolojik travma yaşadığını, davacının 191.000 TL olarak açılan hesabının 107.425 TL'si kaybedilene kadar davacının haberdar dahi edilmediğini, davacının kültür ve eğitim düzeyi nedeniyle imzalatılan sözleşme ve teyidleri anlayabilmesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını ileri sürerek, 107.425,00 TL maddi, 50.000 TL manevi zararının temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşme konusunu bilmediğine ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, anaparanın geri ödenmemesi gibi birçok farklı risk unsurlarının göz önünde bulundurulması gerektiğinin kendisine açıklandığını, müvekkili bankanın herhangi bir sorumluluğu olmayacağını kabul ve beyan ettiğini, her nedense davacının 07.05.2010 - 03.08.2010 ve 19.08.2010 tarihli opsiyon işlemlerini iptal etmediğini, bu işlemlere ilişkin primleri hiçbir itirazı
olmaksızın aldığını ve hatta son işlem olan 14.09.2010 tarihli opsiyon işleminden doğan prim alacağını da hiçbir itirazı olmaksızın kabul ettiğini, piyasada oluşan dalgalanma ve hareketliliğin müvekkili bankadan bağımsız olduğunu, davacı nezdinde oluşan zarardan bankanın sorumlu tutulabilmesinin hukuken imkansız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ... vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın açıklamasında yer alan müşteri konumunda/vasfında olmadığı, davalı banka tarafından yapılan bankacılık işlemleri ile davacının zarara uğratıldığı, davacının 06.05.2010 tarihinde 191.000,00 TL olarak açtığı vadeli mevduat hesabının 21.04.2011 tarihine kadar faiz kaybı olmadan devam ettiği, davacı zararının bu tarihten dava tarihi olan 17.10.2011 tarihine kadar oluştuğu, davacı tarafından toplam 18.589,00 TL opsiyon primi tahsil edildiği, davacının dava tarihine kadar toplam 111.096,00 TL ana para ve faiz kaybı olduğu, böylelikle 92.507,00 TL maddi zararının oluştuğu, bu zararın oluşmasında banka çalışanının kusurlu bulunduğu ve iş veren olarak davalı bankanın da aynı kusuru paylaştığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalılardan Bankanın kendi iç soruşturmasında dahi“müşterini tanı“ ilkesine uyulmadığının açıkça kabul edilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işlemi sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı bankadan ve çalışanından tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki işlemin ticari iş niteliği taşıması ve dolayısıyla Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değişik 2/2'nci madde hükmünde ticari işler için temerrüt faizi olarak öngörülen avans oranında temerrüt faizi istenmesi mümkün iken, davacı tarafın dava dilekçesiyle talep ettiği alacağına reeskont oranında faiz hükmedilmesi isteminde bulunması karşısında mahkemece de taleple bağlı kalınmak hüküm tesis edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ancak, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre % 30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine...'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmesi, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği, 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde.....'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği, daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1.
madde hükmünün yeniden değiştirildiği, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabirinin madde metninden çıkartıldığı ve bunun yerine artırılma-indirilme yetkisinin Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce % 12 iken, 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunduğu ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği, Yasa'nın 2/f.2.
hükmünde “...ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir" denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-l. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın l'inci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceği anlamına gelmeyeceği, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulünün mümkün olmadığı, somut olaya dönüldüğünde davacının reeskont faizi talep ettiği, reeskont
faizinin....'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, ....'nın yayınladığı orana göre belirlenmesinin mümkün olduğu ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, mahkemece açıkça alacağın avans oranını aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline şeklinde hüküm kurulması gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının REDDİNE (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "....yasal faizi…" ibaresinin çıkarılarak yerine ".... avans faizini aşmamak üzere değişen oranlarda reeskont faizi …" ibaresinin konulmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.739,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/168540000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz