6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4244 E. 2010/10451 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azami faiz oranı iskonto hırsızlık teminat kapsamı reeskont faizi temerrüt faizi yetkisizlik kararı sigorta poliçesi yasal faiz hasar avans faizi temerrüt teminat

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 438

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı sigorta şirketiyle iş yeri sigorta poliçesi yaptığı, 05.12.2005 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, emtiaların hasara uğradığı, hırsızlığın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 17.138,94 YTL'nın 05.01.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki Uyuşmazlık ticari işten doğmuş bulunmaktadır.

Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasa ile 1. madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da (davada 05.01.2006 tarihinden itibaren istenmiş) ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasa'nın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizimi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın 1. maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerle isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamadığı kabul edilmelidir.

Yasal düzenlemenin değerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacı olamayacağı gibi alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığı da düşünülemez. Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasa'nın 1. maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken yasal faize karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6663 E. 2010/2330 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14344 E. 2010/8845 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi-Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8675 E. 2011/14602 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/38 E. 2010/10288 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5603 E. 2010/11772 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/454 E. 2010/8240 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rücuen tazminat | Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14214 E. 2011/6913 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4244 E.  ,  2010/10451 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 tarih ve 2006/837 - 2008/764 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı sigorta şirketine iş yeri sigorta poliçesiyle sigortalı iş yerinde Hırsızlık sonucu malların hasar gördüğünü, davalının zararını tazmin etmediğini ileri sürerek, 30.000,00 YTL'nın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının, var olmayan emtiaları hırsızlık nedeniyle alınmış gibi göstererek haksız kazanç elde etmek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı sigorta şirketiyle iş yeri sigorta poliçesi yaptığı, 05.12.2005 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, emtiaların hasara uğradığı, hırsızlığın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 17.138,94 YTL'nın 05.01.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki Uyuşmazlık ticari işten doğmuş bulunmaktadır.

Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasa'nın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasa ile 1. madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da (davada 05.01.2006 tarihinden itibaren istenmiş) ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasa'nın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizimi istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasa'nın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1.

hükmü yollaması ile aynı Yasa'nın 1. maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerle isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamadığı kabul edilmelidir.

Yasal düzenlemenin değerlendirmesine geçildiğinde, yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği, aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacı olamayacağı gibi alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığı da düşünülemez.

Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasa'nın 1. maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankası'nın reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankası'nın yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer almasa da davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken yasal faize karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7.

madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan " yasal faizi ile" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "reeskont faizi ile " ibaresinin konulmasına, hükmün düzeltilen işbu şekli ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029777500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.