6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuen tazminat | Tahsil

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14214 E. 2011/6913 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurtuluş kanıtı azami faiz oranı iskonto zıya fiili taşıyıcı üst taşıyıcı alt taşıyıcı sorumluluktan kurtulma taşıyıcının sorumluluğu sigorta sözleşmesi rücuen tazminat reeskont faizi taşıma sözleşmesi taşıyıcı temerrüt faizi yetkisizlik kararı yasal faiz kusur hasar avans faizi temerrüt teslim

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 781

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekilinin savunmasına göre taşımanın davalı tarafından yapıldığının sabit olduğu, buna göre işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, açık kasa kamyon ile yapılan taşımada davalının %50, üst taşıyıcının da %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.147 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

TTK’nın 781. maddesine göre, taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan sorumlu olup, taşıyıcının sorumluktan kurtulabilmesi, zarara neden olan olayda, anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan kurtuluş kanıtlarının bulunduğunun ispatı halinde mümkündür.

Somut olayda, davacıya taşıma sigorta sözleşmesi ile sigortalı olan emtia karayolu ile İstanbul’dan Ankara’ya davalıya ait araç ile taşınmış olup, araç kasasının açık olmasından dolayı yağan kardan emtia ıslanmış ve alıcısına hasarlı olarak teslim edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşıma sözleşmesinin yapıldığı üst taşıyıcının taşımanın yapıldığı mevsim itibariyle havanın yağışlı olduğunu bilmesi ve ona göre kapalı kasa ile taşıma yaptırması gerektiği, bu nedenle %50 kusurun üst taşıyıcıda, %50 kusurun da fiili taşıyıcı (alt taşıyıcı) olan davalıda olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda davalı taşıyıcı hasar bedelinin %50’sinden sorumlu tutulmuştur.

Oysa, yukarıda anılan yasa maddesine göre kusursuzluğunu kanıtlayamayan davalı taşıyıcı, meydana gelen hasarın tümünden sorumlu olup, mahkemece buna göre tazminata hükmedilmesi gerekirken, davalı taşıyıcı %50 oranında kusurlu bulunarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Ayrıca, davacı 27.09.2005 tarihli dava dilekçesinde tazminatın reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece yasal faizi ile tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlığın taşıma hukuku, dolayısı ile ticari işten kaynaklandığı hususunda ihtilaf yoktur. Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1. maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizinin istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerde isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamış olmadığı kabul edilmelidir.

Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacının olamayacağı kuşkusuz olup, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulü mümkün görülemez. Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasanın 1 nci maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre talep gibi reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14344 E. 2010/8845 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6663 E. 2010/2330 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/38 E. 2010/10288 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/454 E. 2010/8240 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5603 E. 2010/11772 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4244 E. 2010/10451 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi-Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8675 E. 2011/14602 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12222 E. 2014/14425 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/14214 E.  ,  2011/6913 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.10.2009 tarih ve 2008/2504-2009/1124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın, davalı tarafından İstanbul’dan Ankara’ya taşındığını, ancak emtianın alıcıya hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedeli olarak 4.294 YTL’nin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taşımanın müvekkili tarafından yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davalı vekilinin savunmasına göre taşımanın davalı tarafından yapıldığının sabit olduğu, buna göre işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, açık kasa kamyon ile yapılan taşımada davalının %50, üst taşıyıcının da %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.147 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

TTK’nın 781. maddesine göre, taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan sorumlu olup, taşıyıcının sorumluktan kurtulabilmesi, zarara neden olan olayda, anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan kurtuluş kanıtlarının bulunduğunun ispatı halinde mümkündür.

Somut olayda, davacıya taşıma sigorta sözleşmesi ile sigortalı olan emtia karayolu ile İstanbul’dan Ankara’ya davalıya ait araç ile taşınmış olup, araç kasasının açık olmasından dolayı yağan kardan emtia ıslanmış ve alıcısına hasarlı olarak teslim edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşıma sözleşmesinin yapıldığı üst taşıyıcının taşımanın yapıldığı mevsim itibariyle havanın yağışlı olduğunu bilmesi ve ona göre kapalı kasa ile taşıma yaptırması gerektiği, bu nedenle %50 kusurun üst taşıyıcıda, %50 kusurun da fiili taşıyıcı (alt taşıyıcı) olan davalıda olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda davalı taşıyıcı hasar bedelinin %50’sinden sorumlu tutulmuştur.

Oysa, yukarıda anılan yasa maddesine göre kusursuzluğunu kanıtlayamayan davalı taşıyıcı, meydana gelen hasarın tümünden sorumlu olup, mahkemece buna göre tazminata hükmedilmesi gerekirken, davalı taşıyıcı %50 oranında kusurlu bulunarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Ayrıca, davacı 27.09.2005 tarihli dava dilekçesinde tazminatın reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece yasal faizi ile tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlığın taşıma hukuku, dolayısı ile ticari işten kaynaklandığı hususunda ihtilaf yoktur. Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1. maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1.

maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1. madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizinin istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1.

hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerde isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamış olmadığı kabul edilmelidir.

Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacının olamayacağı kuşkusuz olup, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulü mümkün görülemez.

Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasanın 1 nci maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde yer almasa da 01.05.2005 tarihinden itibaren davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre talep gibi reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028202200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.