6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/38 E. 2010/10288 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azami faiz oranı iskonto reeskont faizi temerrüt faizi yetkisizlik kararı yasal faiz avans faizi temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçenin olaydan sonra düzenlenmesi nedeniyle davalı ...Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 31.203.88 YTL’nin (Finans Sigorta Şirketinin 20.000 YTL ile sorumlu olması kaydıyla) faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili, davalı Fiba (Finans sigorta) A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Fiba (Finans) Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Ancak, davacı 18.05.2005 tarihli dava dilekçesinde tazminatın reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece faizin niteliği belirtilmeden tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1 nci madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizinin istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1. hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerde isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamış olmadığı kabul edilmelidir.

Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacının olamayacağı kuşkusuz olup, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulü mümkün görülemez. Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasanın 1 nci maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer olmasa da davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK. 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14344 E. 2010/8845 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6663 E. 2010/2330 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/454 E. 2010/8240 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5603 E. 2010/11772 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4244 E. 2010/10451 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rücuen tazminat | Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14214 E. 2011/6913 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi-Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8675 E. 2011/14602 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12222 E. 2014/14425 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/38 E.  ,  2010/10288 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Finike Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.06.2008 tarih ve 2005/193 - 2008/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili, davalı Finans Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davalılar ... vekili Av. ... ile Fiba (Finans) Sigorta A.Ş. vekili Av....duruşmaya geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili ve diğer davalı ... vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.

Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin İzmir’den satın aldığı forklift aracının Antalya’ya naklinin davalı ...’un maliki, davalı ...’in sürücüsü olduğu araçla yapıldığını, aracın Sakarya iline seyir halinde iken Beşköprü üst geçidine çarptığını, araçta bulunan makinenin büyük hasar gördüğünü, davalı sürücünün olayda tam kusurlu olduğunu, taşınan makinenin 33.277.46 YTL’na tamir ettirildiğini, malikin taşınan emtiayı davalı Finans sigorta A.Ş’ne 20.000 YTL’na sigorta ettirdiğini, müvekkili tarafından da davalı ...Ş’ne Nakliyat Sigortasını telefon ile 24.12.2004 tarihinde yaptırdığını, ancak acentenin poliçeyi 25.12.2004 tarihinde düzenlediğini, bu sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 33.277.46 YTL’nın davalılardan kaza tarihinden itibaren faizi ile tahsiline ( Finans Sigorta A.Ş’nin 20.000 YTL ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla)karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davacının zaten forklift aracını hurda halinde aldığını, aracın yeni olmadığını, davacının sunduğu tamir faturalarının gerçeği yansıtmadığını, forkliftin kamyona usulüne uygun yüklenmediğini, davacı tarafından yüklemeye nezaret edildiğini ve bu durumu görerek taşımaya onay verdiğini, hatta yüksekliğin indirilmesi için kamyonun lastiğinin indirildiğini, bu nedenle müvekkilinden BK’nun 44. maddesi uyarınca tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Finans Sigorta A.Ş. vekili, müvekkilinin davalı ...’a ait aracın trafik sigortacısı olduğunu, taşınan eşyanın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... şirketi vekili, poliçenin kazadan bir gün sonra düzenlenmesi nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ...

14. 3.2006 tarihli celsede, forklift’in hurda halde olduğunu, davacının yetkilisinin isteği üzerine fazla yükleme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçenin olaydan sonra düzenlenmesi nedeniyle davalı ...Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 31.203.88 YTL’nin (Finans Sigorta Şirketinin 20.000 YTL ile sorumlu olması kaydıyla) faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili, davalı Fiba (Finans sigorta) A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Fiba (Finans) Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Ancak, davacı 18.05.2005 tarihli dava dilekçesinde tazminatın reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece faizin niteliği belirtilmeden tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasayla değiştirilen ve 01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişik 1 nci maddesi hükmüne göre %30 yasal faiz oranından vazgeçilerek, bunun yerine Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranında faiz uygulamasına geçilmiş, anılan Yasanın 2 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere ve değişik 1 nci maddeye yapılan atıf nedeniyle ticari olmayan işlerden doğan para alacaklarında reeskont oranında temerrüt faizi istenebileceği 2/f-2.

maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı ve reeskont oranına göre daha yüksek bir oranı ifade eden avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmiştir.

Daha sonra 5335 sayılı Yasayla 1 nci madde hükmü yeniden değiştirilmiş, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) yasal faiz uygulamasına geçilmiş bulunmakta ve böylece 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde 01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda halli gereken husus, davacının reeskont oranı tabirinin yasadan çıkarıldığı 01.05.2005 tarihinden sonra da ticari işlerde reeskont oranına göre temerrüt faizi isteyip isteyemeyeceği buna Yasanın 2/f.2. maddesi hükmünün engel teşkil edip etmeyeceği, bir başka ifadeyle ticari işlerde ancak avans faizinin istenebileceği, bunun dışındaki istemlerin yasal faiz istemini mi ifade edeceği noktasında toplanmaktadır. Yasanın 2/f.2. hükmünde “…ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir” denilmekte olup, istenebilir şeklindeki düzenlemenin para alacaklısının ancak avans faizi isteyebileceği böyle bir talep yerine somut olayda olduğu gibi reeskont faizi istemesi halinde avans faizinden vazgeçtiği ve artık ancak 2/f-1.

hükmü yollaması ile aynı Yasanın 1 nci maddesine göre yasal temerrüt faizi isteyebileceğini düşündürmekte ise de, bu kabul tarzının aşağıda açıklanacak nedenlerde isabetli olamayacağı ve yasanın böyle bir sonucu amaçlamış olmadığı kabul edilmelidir.

Yukarıda anılan madde metninde yer alan istenebilir hükmünün alacaklının en çok hangi oranda faiz talep edebileceği bir başka ifadeyle azami faiz oranını gösterdiği onun da avans faizi olduğu yoksa alacaklının avans faizi istemesi mümkün iken tercihini bu yönde kullanmayıp, ondan daha düşük oranda bir faiz oranını ifade eden belli bir faiz türüne veya orana göre talepte bulunmasına engel teşkil edemeyeceği aksine bir düşüncenin alacaklının ihtiyarında olan daha az oranda faiz isteme yetkisinin alacak ticari bir işten doğmuş olsa bile ya isteyebileceğinin en azını (yasal faiz) ya da en çoğunu (avans faizi) isteyebilirsin şeklinde yasa ile elinden alınmasının avans faizinden az yasal faizden çok olan bir orana göre faiz talep etmesini engelleyeceği sonucunu doğuracağı, bunun da alacaklıyı avans faizi talebine yönelterek borçlunun durumunu ağırlaştıracağı oysa yasanın böyle bir amacının olamayacağı kuşkusuz olup, alacaklının talep hakkını tercih yönünden sınırlandırdığının kabulü mümkün görülemez.

Ancak bu arada şunu da ifade etmek gerekir ki alacaklının avans faizinden daha az oranda talep ettiği faizin sadece adi işlerde uygulanacağına ilişin bir düzenleme varsa veya istenen faiz türünün oran olarak belirlenebilirliği yoksa böyle bir halde alacaklının Yasanın 1 nci maddesi hükmüne göre faiz talep ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Somut olaya dönüldüğünde davacı reeskont faizi talep etmiştir. Reeskont faizi Merkez Bankasının reeskont işlemlerinde uyguladığı iskonto oranı olup, Merkez Bankasının yayınladığı orana göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi daima avans faizinden düşük bir oranı ifade ettiği de dikkate alındığında ve yukarıda yapılan açıklamalar ve varılan sonuca göre yasa metninde 01.05.2005 tarihinden itibaren yer olmasa da davacının ticari işten doğan alacağı için avans faizi yerine reeskont faizi talep edebileceği gözetilerek, buna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.

438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Fiba (Finans) Sigorta A.Ş.vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının ikinci fıkrasında yer alan "faiz" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine " reeskont faizi " ibaresinin konulmasına, hükmün düzeltilen işbu şekli ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye 1.113.95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 04.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034323700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.