Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7985 E. 2017/3062 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yazılı ihbar↗ ariyet↗ komisyon alacağı↗ ihtar tebliği↗ tebliğ tarihi↗ teminat mektubu↗ bayilik sözleşmesi↗ fesih↗ komisyon↗ protokol↗ ihbar↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ fatura↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kısmen kabulüne, eminat mektubunun asıl davada davalı tarafından asıl davada davacıya iadesine, tazminat ve komisyon alacağına yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, listede ve bilirkişi raporunda belirtilen ariyetlerin aynen birleşen dosyada davalı tarafından birleşen davada davacıya teslimine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, akaryakıt istasyonu işletme, ariyet ve bayilik sözleşmesine dayalı teminat mektubunun iadesi ve tazminat istemlerine, birleşen dava ise ilgi sözleşme uyarınca verilen malzemelerin teslimi istemine ilişkindir. 29/11/2004 tarihli protokol ile Shell tarafından ariyeten verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya teslim edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana yazılı ihbarda bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, fesih için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat masraflarının ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malzeme ve teçhizatı kaldırmaya hakkı bulunduğu,” bildirilmiş, g bendi ile “verilen malzeme ve teçhizat akaryakıt depolanması ve satılması için kullanılacağından, ariyet alanın malzeme ve teçhizatın tesisinden, kullanılmasından ve sökülmesinden mesul olduğu, malzeme ve teçhizatın iadesine kadar bunlarla ilgili olarak lüzumlu tedbirleri almakla mükellef olduğu gibi malzeme ve teçhizatla ilgili olarak doğacak her türlü mes'uliyetin kendisine ait olacağını da kabul ettiği” ifade edilmiştir. Sözleşmede yazılı fesih ihbarından itibaren 3 gün içinde ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de temerrüde düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir ihtarın yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı- birleşen davada davalı 08/06/2010 tarihli ihtarnamesiyle sona eren bayilik ilişkisi nedeni ile benzin istasyonundaki asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olan alet, edavat ve reklam ../...
panolarının 7 gün içerisinde almasını ve kaldırılmasını, aksi takdirde bu işlemin tarafından yapılacağını, bu işlemler için yapacağı masrafların asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olacağını bildirmiş; 28/12/2010 tarihli fatura iadesine ilişkin ihtarname içeriğinde istasyonda Shell’e ait tüm tesisat, malzeme ve teçhizatın demontajının yetkilendirdikleri firma aracılığıyla kendileri tarafından yapıldığını, demontajı yapılan malzemelerin teslim etmek üzere güvenli bir bölgede muhafaza altına alındığını ifade etmiştir. Dolayısıyla, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması ihtar edildiğine göre bu ihtarnamenin tebliğ tarihi tespit edilerek ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün geçmekle asıl davada davalı- birleşen davada davacının temerrüde düştüğü kabul edilmeli, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için teminat mektubunun iade edilmemiş olması sebebiyle asıl davaya yönelik talepler içinde yer alan ödenen komisyon bedellerinden asıl davada davalı- birleşen davada davacının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması ihtarının tebliğ tarihi belirlenerek, birleşen dava yönünden birleşen davada davacının dava konusu ettiği ariyetlerin teslimini talep etmekte dava şartı olan hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın asıl davada davacı- birleşen davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · fesih · protokol · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz kararda29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Sözleşmede yazılı «fesih» ihbarından itibaren 3 gün içinde «ariyet» alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de «temerrüde» düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir «ihtarın» yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır.
2- Asıl dava, akaryakıt istasyonu işletme, «ariyet» ve «bayilik sözleşmesine» dayalı «teminat mektubunun» iadesi ve tazminat istemlerine, birleşen dava ise ilgi sözleşme uyarınca verilen malzemelerin «teslimi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · rayiç bedel · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · taahhütname · avans faizi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · teslim · dava şartı
İncelediğiniz kararda2- Asıl dava, akaryakıt istasyonu işletme, «ariyet» ve «bayilik sözleşmesine» dayalı «teminat mektubunun» iadesi ve tazminat istemlerine, birleşen dava ise ilgi sözleşme uyarınca verilen malzemelerin «teslimi» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kısmen kabulüne, eminat mektubunun asıl davada davalı tarafından asıl davada davacıya iadesine, tazminat ve «komisyon alacağına» yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, listede ve bilirkişi raporunda belirtilen «ariyetlerin» aynen birleşen dosyada davalı tarafından birleşen davada davacıya «teslimine» karar verilmiştir.
29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
2-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Bayilik Sözleşme ekine bağlı “Ariyet Sözleşmesi”nin 2. maddesi gereğince bayinin malları «teslim» aldığını gösteren listenin bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda bayiye «teslim» edilen Ariyet malzemelerinin mahiyetinin ne olduğu anlaşılamamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaBelediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4990 E. 2023/5675 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · fesih · ihtar · ihtarname · dosya masrafı · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşmede yazılı «fesih» ihbarından itibaren 3 gün içinde «ariyet» alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de «temerrüde» düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir «ihtarın» yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır.
29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Dolayısıyla, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması «ihtar» edildiğine göre bu «ihtarnamenin» «tebliğ tarihi» tespit edilerek «ihtarın tebliğinden» itibaren 7 gün geçmekle asıl davada davalı- birleşen davada davacının «temerrüde» düştüğü kabul edilmeli, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için «teminat mektubunun» iade edilmemiş olması sebebiyle asıl davaya yönelik talepler içinde yer alan ödenen «komisyon» bedellerinden asıl davada davalı- birleşen davada davacının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken fesih · ariyet sözleşmesi · amortisman · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · geç teslim · mahrum kalınan kâr · istinaf sebebi
Benzer bu kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilimizin haklı bir neden olmaksın yapılan «erken fesih» nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 Gün süre ile elde edeceği kârdan «mahrum» kaldığını, Mahkemece «mahrum kalınan» kâr oranının 3 aylık hesaplama üzerinden 2.190,24 TL olarak hesaplanmışsa da bu hesaplamanın «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, davacının mahrum bıraktığı gelirleri (kârları) yeni kurulacak bir bayiye endekslemek her iki tarafından basiretli bir «tacir» olduğu gözetildiğinde hakkaniyete uygun olmadığını, davalının başka bir firmanın akaryakıt bayiliğini yapmaya devam ettiğinden davalı Alpet bayiliğini yaparken kazanmış olduğu müşteri çevresini müvekkil ile olan sözleşmesini haksız feshettikten sonra başka bir akaryakıt şirketinin bayiliğini devraldığı için halen devam ettirildiğinden hükmedilen miktarın hakkaniyete uygun olmayacağını, davalı ile bayilik ilişkisinin kurulması akabinde bir kısım emtialar davalının bayilik ilişkisini yerine getirebilmesi amacı ile davalıya «ariyet» olarak bırakıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse teammüller uyarınca yerel Mahmkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma «masraflarının» müvekkiline ait olduğunu, ariyet konusu malları davalıya «teslim» etmesine rağmen davalının malları söküm işleri sonrasında teslim etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
İade tarihi bildirilmeden gecikme cezai şartının doğmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6502 E. 2023/7771 K.
Ortak:temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşmede yazılı «fesih» ihbarından itibaren 3 gün içinde «ariyet» alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de «temerrüde» düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir «ihtarın» yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması «ihtar» edildiğine göre bu «ihtarnamenin» «tebliğ tarihi» tespit edilerek «ihtarın tebliğinden» itibaren 7 gün geçmekle asıl davada davalı- birleşen davada davacının «temerrüde» düştüğü kabul edilmeli, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için «teminat mektubunun» iade edilmemiş olması sebebiyle asıl davaya yönelik talepler içinde yer alan ödenen «komisyon» bedellerinden asıl davada davalı- birleşen davada davacının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · genel işlem koşulları
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ariyet sözleşmesi» gereğince, sözleşme ekinde belirtilen bir kısım malların davacı tarafından davalıya ariyet olarak verildiği, davalı bayi tarafından «bayilik sözleşmesinin» 20.07.2015 tarihli «ihtarnameyle», akaryakıt talebinin karşılanmadığı gerekçesiyle sözleşmenin bitim tarihinden önce feshedildiği, sonrasında davacı tarafından düzenlenen 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarname ile bir kısım alacaklarla birlikte dava konusu ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek hasarsız ve kullanılabilir şekilde iadesinin talep edildiği, ancak ihtarnamede "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek sonradan iade tarihi bildirileceği belirtilmesine rağmen davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafından keşide edilen bu ihtarnamenin davalıya 03.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 20.09.2011 tarihli ariyet sözleşmesinin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde, söküm ve nakliye «masrafları» ariyet alana ait olmak üzere 15 ... içinde «teslim» etmeyi ariyet alanın kabul ettiği, 4 üncü maddesinde, malzemelerin «taahhüt» edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde, geçen her ... için 2.000,00 USD veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını ödeneceğinin, kısmen veya tamamen teslim edilmemesi halinde ise benzeri teçhizatın piyasa değerinin 5 katının tazminat olarak şirkete ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği hususlarının düzenlendiği, ariyet sözleşmesinin imza tarihi gözetildiğinde «genel işlem koşulları» denetimine tabi tutulamayacağı, davacının «cezai şart» talebinin ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesine dayandığı, sözleşmenin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde bayi tarafından 15 ... içinde teslim edileceği, 4 üncü maddesinde ise malzemelerin taahhüt edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde geçen her ... için 2.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacının 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek iadesinin talep edildiği, dolayısıyla ariyetlerin iade tarihinin sonradan bildirileceğinin açıkça belirtildiği, sonraki dönemde ise davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak «geç teslim» olgusundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında 20.09.2011 tarihinde imzalanan ariyet sözleşmesi ekinde liste halinde yer ... ve hükümde belirtilen ariyetlerin, davacıya aynen iadesine, ariyetlerin aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 27.800,00 TL'nin 02.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ariyet bedeli yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik, «ariyet sözleşmeleri» ile «protokol» imzalandığını, sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalıya «bayilik sözleşmesi» boyunca ve bayilik faaliyetinde kullanılmak üzere bir kısım malları ariyet verdiğini, bayilik ilişkisi sürerken davalının 20.07.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile bayilik sözleşmesini süresinden önce ... taraflı feshettiğini, müvekkilinin de bu ihtarnameye karşı ihtarında ariyet malların iadesini istediği halde davalının iade etmediğini, ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesinde «cezai şart» öngörüldüğünü ileri sürerek ariyet konusu malların aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde 149.808,77 TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini, şimdilik 50.000,00 USD cezai şartın ödeme tarihindeki ... döviz ... karşılığı TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birl …
… ığını, müvekkilinin müşterilerine karşı mahcup olduğunu, sınırlı akaryakıt satabildiğini, 20.07.2015 tarihinde haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini, malların aynen «teslimi» hususunda görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamadığını, «cezai şarta» ilişkin «ariyet sözleşmesinin» 4 üncü maddesinin genel işlem ... niteliği taşıdığını, önceden ... başına hazırlandığını, ariyet malların teslim edilmediği her geçen ...
2.000,00 USD «cezai şartın» ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3410 E. 2022/8744 K.
Ortak:dosya masrafı
İncelediğiniz kararda29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Asıl davada davacı- birleşen davada davalı 08/06/2010 tarihli «ihtarnamesiyle» sona eren bayilik ilişkisi nedeni ile benzin istasyonundaki asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olan alet, edavat ve reklam ../... panolarının 7 gün içerisinde almasını ve kaldırılmasını, aksi takdirde bu işlemin tarafından yapılacağını, bu işlemler için yapacağı «masrafların» asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olacağını bildirmiş; 28/12/2010 tarihli «fatura» iadesine ilişkin ihtarname içeriğinde istasyonda Shell’e ait tüm tesisat, malzeme ve teçhizatın demontajının yetkilendirdikleri firma aracılığıyla kendileri tarafından yapıldığını, demontajı yapılan malzemelerin «teslim» etmek üzere güvenli bir bölgede muhafaza altına alındığını ifade etmiştir.
Benzer bu kararda… ucu bilirkişi raporları ile belirlenen Ertur şirketine ödenen 35.000.-TL, inşaat kalemleri için harcanan 22.000.-TL ve teçhizat bedeli olan 83.000.-TL'nin davalının «kusuru» oranında (%60) davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ile «ıslah» edilen kısımda dikkate alınarak, Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödemeye ilişkin talep yönünden 21.000,00.-TL'nin 20.000.-TL'sinin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden, 1.000.-TL'sinin ıslah tarihi olan 28/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, inşaat kalemlerine yapılan «masraf» ile ilgili talep yönünden 13.200,00 TL'nin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmes …
… mizin 07.01.2020 tarihli bozma ilamı ile 30.000,00 TL davacı tarafından Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödeme ve 40.000,00 TL inşaat kalemlerine yapılan «masraflar» yönünden davalının temyiz itirazlarının reddedilmesiyle davacı taraf lehine bu miktarlar yönünden usuli «müktesep hak» doğmuş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararda bu kalemler yönünden de «kusur» indirimi yapılması usuli müktesep hakkın ihlaline sebep olacağından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ticari faiz · mahsup · ıslah · kusur
Benzer bu kararda… ucu bilirkişi raporları ile belirlenen Ertur şirketine ödenen 35.000.-TL, inşaat kalemleri için harcanan 22.000.-TL ve teçhizat bedeli olan 83.000.-TL'nin davalının «kusuru» oranında (%60) davalıdan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ile «ıslah» edilen kısımda dikkate alınarak, Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödemeye ilişkin talep yönünden 21.000,00.-TL'nin 20.000.-TL'sinin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden, 1.000.-TL'sinin ıslah tarihi olan 28/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, inşaat kalemlerine yapılan «masraf» ile ilgili talep yönünden 13.200,00 TL'nin dava tarihi olan 13/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmes …
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, makine ve teçhizat bedelinden «kusur» indirimi yapıldığı gibi davacı elinde kaldığı anlaşılan teçhizatın 2. el piyasa değerinin de «mahsup» edilmiş olmasına ve davacının bu kalemdeki talebinin 11.000,00 TL olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
… mizin 07.01.2020 tarihli bozma ilamı ile 30.000,00 TL davacı tarafından Ertur şirketine devir bedeli olarak yapılan ödeme ve 40.000,00 TL inşaat kalemlerine yapılan «masraflar» yönünden davalının temyiz itirazlarının reddedilmesiyle davacı taraf lehine bu miktarlar yönünden usuli «müktesep hak» doğmuş olup, mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararda bu kalemler yönünden de «kusur» indirimi yapılması usuli müktesep hakkın ihlaline sebep olacağından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7985 E. , 2017/3062 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.05.2017 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, 29.11.2004 tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanan işletme sözleşmesinin 29.11.2009 tarihinde sona erdiğini, asıl davada davalı dağıtım şirketinin gönderdiği ihtarnamede aralarındaki kira sözleşmesinin ve varsa kira sözleşmesi ve yatırım hakkındaki protokol ve eklerinin kararlarında grup muafiyeti kapsamında öngörülen süreyi aşan kısmının ifasının hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, bu doğrultuda, bu süreyi aşan kısımla ilgili olarak rekabet etmeme yasağı ve sözleşmeyi ifa zorunluluğu ortadan kalkmış olup, söz konusu süreden sonra herhangi bir akaryakıt dağıtım lisansı sahibi şirketle lisans alarak bayilik yapılabileceği kabul ve beyan edilerek aralarındaki bayilik ilişkisinin bittiğini, buna rağmen karşı yanın sözleşmeye konu numaralı hesaptan düzenlenen 3861 numaralı teminat mektubunu iade etmediğini ileri sürerek, 200.000 TL bedelli kat'i süresiz teminat mektubunun, akti ilişkinin sonlanması sebebi ile iadesine, 29.11.2009 tarihinden bu yana, müvekkili tarafından bugüne kadar ödenen 18.900,00 TL'sının ve dava sonuçlanıncaya kadar ödenecek komisyon bedellerinin her bir ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte karşı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin, karşı tarafça teminat mektubunun iadesinden kaçınılması sebebi ile uğramış olduğu 10.000,00 TL'sı tazminatın 29.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
../...
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, akaryakıt istasyonu kurulması ve işletilmesi amacıyla 29.11.2004 tarihli bayilik sözleşmesi akdetmek suretiyle asıl davada davacı- birleşen davada davalıya işleticilik hakkı tanındığını, bayilik sözleşmesinin imzalanması akabinde, ariyet sözleşmesi imzalanarak akaryakıt istasyonunun işletilmesi için gerekli olan tüm malzeme ve teçhizatın asıl davada davacı – birleşen davada davalıya teslim edildiğini, istasyonda kullanılan ve mülkiyeti selef şirkete ait olan malzemeler ile birlikte, selef şirketin amblem, marka ve logosunu taşıyan diğer malzemelerin de, taraflar arasında imzalanan ariyet sözleşmesi ile işletici bayiye teslim edildiğini, kurul kararı ile rekabet etmeme yasağının ve sözleşmeyi ifa zorunluluğunun ortadan kalktığını, tüm sözleşmelerin 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, söz konusu istasyonun başka bir dağıtıcı şirket markası altında çalıştırılmaya devam ettiğini, ancak ariyeten verilen dava konusu malzemelerin müvekkili şirkete iade edilmediğini, sözleşmelerin süresinden önce sona erdirildiğini, müvekkilinin karşı yandan alacaklarının bulunduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada liste halinde belirtilmiş söz konusu malzemelerin aynen teslimine, aynen teslimin mümkün olmaması halinde malzemelerin güncel piyasa değerleri üzerinden bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kısmen kabulüne, eminat mektubunun asıl davada davalı tarafından asıl davada davacıya iadesine, tazminat ve komisyon alacağına yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, listede ve bilirkişi raporunda belirtilen ariyetlerin aynen birleşen dosyada davalı tarafından birleşen davada davacıya teslimine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, akaryakıt istasyonu işletme, ariyet ve bayilik sözleşmesine dayalı teminat mektubunun iadesi ve tazminat istemlerine, birleşen dava ise ilgi sözleşme uyarınca verilen malzemelerin teslimi istemine ilişkindir. 29/11/2004 tarihli protokol ile Shell tarafından ariyeten verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya teslim edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana yazılı ihbarda bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, fesih için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat masraflarının ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malzeme ve teçhizatı kaldırmaya hakkı bulunduğu,” bildirilmiş, g bendi ile “verilen malzeme ve teçhizat akaryakıt depolanması ve satılması için kullanılacağından, ariyet alanın malzeme ve teçhizatın tesisinden, kullanılmasından ve sökülmesinden mesul olduğu, malzeme ve teçhizatın iadesine kadar bunlarla ilgili olarak lüzumlu tedbirleri almakla mükellef olduğu gibi malzeme ve teçhizatla ilgili olarak doğacak her türlü mes'uliyetin kendisine ait olacağını da kabul ettiği” ifade edilmiştir.
Sözleşmede yazılı fesih ihbarından itibaren 3 gün içinde ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de temerrüde düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir ihtarın yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır. Asıl davada davacı- birleşen davada davalı 08/06/2010 tarihli ihtarnamesiyle sona eren bayilik ilişkisi nedeni ile benzin istasyonundaki asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olan alet, edavat ve reklam ../...
panolarının 7 gün içerisinde almasını ve kaldırılmasını, aksi takdirde bu işlemin tarafından yapılacağını, bu işlemler için yapacağı masrafların asıl davada davalı-birleşen davada davacıya ait olacağını bildirmiş; 28/12/2010 tarihli fatura iadesine ilişkin ihtarname içeriğinde istasyonda Shell’e ait tüm tesisat, malzeme ve teçhizatın demontajının yetkilendirdikleri firma aracılığıyla kendileri tarafından yapıldığını, demontajı yapılan malzemelerin teslim etmek üzere güvenli bir bölgede muhafaza altına alındığını ifade etmiştir. Dolayısıyla, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması ihtar edildiğine göre bu ihtarnamenin tebliğ tarihi tespit edilerek ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün geçmekle asıl davada davalı- birleşen davada davacının temerrüde düştüğü kabul edilmeli, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için teminat mektubunun iade edilmemiş olması sebebiyle asıl davaya yönelik talepler içinde yer alan ödenen komisyon bedellerinden asıl davada davalı- birleşen davada davacının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması ihtarının tebliğ tarihi belirlenerek, birleşen dava yönünden birleşen davada davacının dava konusu ettiği ariyetlerin teslimini talep etmekte dava şartı olan hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın asıl davada davacı- birleşen davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl davada davacı- birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359490000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz