Şirket yöneticisinin sorumluluğunda zarar ve illiyet bağının ispatı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/605 E. 2026/775 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu (TTK 553) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirket müdürünün TTK 644/1-a atfıyla uygulanan TTK 553/1 uyarınca sorumluluğu için zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bulunması gerekir; kusur dışındaki unsurların ispat yükü davacıdadır. Davacı, yöneticinin somutlaştırılmış bir kötü yönetim eylemini ve bu eylemle şirketin acze düşmesi arasındaki illiyet bağını göstermeksizin, sadece çeklerin ödenmemesi, icra takiplerinin kesinleşmesi ve şirketin iflas etmesi gibi sonuç niteliğindeki vakıalara dayanmışsa, iddia yükünü yerine getirmemiş sayılır ve dava ispatlanamamış kabul edilir. Yöneticinin şirket borca batık hale geldiğinde iflas talep etmesi, bu yasal yükümlülüğün ifası olduğundan tek başına yasaya veya ana sözleşmeye aykırılık oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Limited şirket müdürünün TTK 553/1 uyarınca sorumluluğunun koşulları ve ispat yükü → ret
İddia: Davacı vekili, karşılıksız çıkan çekler, kesinleşmiş icra takipleri ve davalının bizzat talep ettiği iflas kararının zararın varlığını, illiyet bağını ve davalının kusurunu her türlü şüpheden uzak şekilde ispatladığını, ispat külfetinin yerine getirildiğini, aksi kabulün alacaklının ispat yükünü fiilen yerine getirilemez hale getireceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken TTK 553/1 uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Sorumluluk davasının şartları olan zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması gerekir; kusur dışındaki unsurların (zarar, illiyet bağı, kanuna/sözleşmeye aykırılık) ispat yükü davacıdadır. HMK 194/1'deki somutlaştırma yükü gereği, davacının hukuk kuralının aradığı temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirmesi (iddia yükü) gerekir; sadece vakıaların hiç gösterilmemesi ile gösterilip yeterli açıklıkta somutlaştırılmaması ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda davacı, çeklerin ödenmemesi, takiplerin kesinleşmesi, şirketin iflası ve iflasın davalı tarafından talep edilmiş olması vakıalarına dayanmıştır; ancak davalının 'ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışı'nın somut olarak ne olduğu açıklanmamıştır. Şirket borca batık hale geldiğinde yöneticinin iflas bildiriminde bulunması yasal bir yükümlülük olduğundan, davalının iflas davası açması yasaya veya ana sözleşmeye aykırı bir davranış sayılamaz. Şirketin borcunu ödeyememesi ve iflasına karar verilmesi bir sonuç (zarar) olup, bu sonucun davalının somutlaştırılmış kötü eylemleriyle illiyet bağı bulunduğuna dair bir vakıa ileri sürülmemiştir; iddia yükü yerine getirilmemiştir. Şirketin iflası davalının eylemleri dışındaki sebeplerle de meydana gelmiş olabileceğinden, ispatlanamayan davanın reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket alacaklısının TTK 553/1 uyarınca yöneticiye açtığı sorumluluk davasında, yöneticinin somutlaştırılmış bir kanuna/sözleşmeye aykırı eylemi ve bu eylemle zarar arasındaki illiyet bağı gösterilmeden, salt çeklerin ödenmemesi, icra takiplerinin kesinleşmesi ve şirketin iflası gibi sonuç vakıalarına dayanılmasının iddia yükünün yerine getirilmemesi anlamına geleceği ve yöneticinin yasal iflas bildirim yükümlülüğünü ifa etmesinin tek başına sorumluluk nedeni oluşturmayacağı yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 553 sorumluluk davası↗ limited şirket müdürünün sorumluluğu↗ iddia yükü↗ somutlaştırma yükü↗ ispat yükü↗ illiyet bağı↗ iflas bildirimi yükümlülüğü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2026/605
KARAR NO 2026/775
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/02/2026
NUMARASI 2023/440 Esas - 2026/109 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 19/07/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/04/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının, dava dışı ...Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi olduğunu, müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında 08/10/2015 tarih ve 33.000-TL, 30/10/2015 tarih ve 33.000-TL , 30/09/2015 tarih ve 25.000-TL, 17/11/2015 tarih ve 20.400-TL, 30/11/2015 tarih ve 24.000-TL tutarlı çeklerin yönetici davalı tarafından müvekkiline verildiğini, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine İstanbul 26. İcra Dairesi'nin ...,İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalarında icra takibine geçildiğini, takiplerin kesinleşmesine rağmen borcun ödenmediğini, TTK'nın 644. maddesinin yollaması ile limited şirketlere de uygulanması gereken TTK'nın 553. maddesi kapsamında, davalı yöneticinin, kusursuzluğunu ispatlayamadığı sürece müvekkilinin alacağını ödememe sonucuna neden olan kötü yönetimden sorumlu olduğunu, davalının yöneticisi olduğu şirketi kusur ile kötü yöneterek acze sürüklediğini ve müvekkiline alacağının ödenemediğini belirterek şimdilik 10.000-TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile ...
...Ltd. Şti.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacıya icra takibi yapmadan önce, icra takibi açmamaları, şirketin ihale sürecinde bulunduğu hususlarının bildirilmesine rağmen icra takibi başlatıldığını, hatta bu icra takibinin de iflas yolu ile icra takibi olduğunu, bunun üzerine ihale ve yeni iş alma süreçlerinin olumsuz etkilendiğini, şirketin iflas durumuna geldiğini, müvekkilinin şirketi ayakta tutmak için şahsi malvarlığını kullandığını, müvekkilinin şirketi yönetmek ve yürütebilmek için için gerekli her şeyi yaptığını, basiretli tacir gibi davrandığını, fakat yeni işler almamasından dolayı şirketin durumunun düzeltilemediğini, müvekkilinin de şirketten alacaklı olduğunu, davacı şirkete bir ödeme yapmasının da söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; şirketin yargılama sırasında iflasına karar verildiğini ve iflas kararı kesinleşerek müflis şirketin tasfiyesinin iflas idaresince yürütüldüğünü, davacı vekilinin iflas idaresince düzenlenen yetki belgesini sunduğu; davalının sorumluluğunun koşullarının zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının birlikte gerçekleşmesi olduğu, zarar, illiyet bağı, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık unsurlarının ispat yükü kural olarak davacıda olup, kusur bakımından ise ispat yüküne ilişkin olarak TTKnın 553 (1)’maddesinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olduğu düzenlendiği,davacının zararın varlığını ispat edememekle birlikte, zararın meydana gelmesine neden olan olayları ve tüm verileri hakime sunmak zorunda olduğunu, "hakim, bunları res’en araştırmak zorunda değildir" (Akdağ Güney, s.
302)zararı somutlaştırma ve ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tahsil edemediği çekler dışında (ki bu kalem de şirketin doğrudan zararını oluşturmamaktadır çünkü çekler ödenmediği için şirketin malvarlığında bir eksilme olmamıştır) hangi zarar kalemlerinin şirketin mal varlığında eksilmeye yol açtığına dair dava dışı şirketin defterlerine dayanmak dışında somut bir veri sunmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; şirketin iflasının bizzat davalı yönetici tarafından istendiğini, şirketin batık durumda olduğunu ve zararın gerçekleştiği hususu mahkeme kararıyla sabit olduğunu; karşılıksız çıkan çek suretleri ve banka kayıtları: alacağın varlığını ve ödenmediğini kanıtladığını, kesinleşen icra takip dosyaları,şirketin borç ödemeden aciz halini ve takibimize rağmen tahsilat yapılamadığını belgelediğini, Mabaş şirketinin iflasının bizzat davalı yönetici tarafından istendiğini, şirketin batık durumda olduğu ve zararın gerçekleştiğinin mahkeme kararıyla sabit olduğunu, somut deliller, şirketin borca batık hale getirildiğini ve müvekkil nezdinde doğan zararı her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya koymakta olup davalı yöneticinin bu tablodan sorumlu olduğunu, şayet;
karşılıksız çekler, kesinleşmiş icra takipleri ve iflas kararı gibi kesin deliller dahi zararın varlığını ispata yeterli görülmeyecekse, bir alacaklının sorumluluk davalarında ispat yükünü yerine getirmesi fiilen imkansız hale geleceğini, üçüncü kişi konumundaki alacaklıdan, sunulan bu belgelerin ötesinde bir delil beklenmesi, hukuken korunması gereken hakkın elde edilmesini imkansız kılmakla eşdeğer olduğunu, kaldı ki davalı yöneticinin iflası kendisinin talep etmesi, şirketin ödeme gücünün yönetim hataları sonucu ortadan kalktığını gösterdiğini, şirketin ağır borç yükü altında olduğunu, yükümlülüklerini yerine getiremediğini ve şirketin acze düştüğü sürecin bizzat yöneticinin tasarruflarıyla geliştiğini hayatın olağan akışına uygun ve inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğunu, zararın meydana geldiğine, illiyet bağına ve davalının kusuruna ilişkin inandırıcı tüm deliller sunulmuş olup ispat külfeti yerine getirildiğini, davanın ispat edilemediği yönündeki kanaatın bilirkişi raporlarındaki tespitlerle çeliştiği gibi TBKnın 50'maddenin ruhuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalının yöneticisi olduğu şirketten alacaklı olduğunu, alacağını icra takibine rağmen tahsil edemediğini, şirketin davalı tarafından kasıt ve kusur ile kötü idare edildiğini, şirket iyi idare edilmiş olsaydı, şirketin ödeme güç ve kapasitesinin olacağını, davalı yöneticinin kötü idaresi nedeniyle şirketi acze düşürdüğünü, bu nedenle dava dışı şirketten var olan ve tahsil edilemeyen alacağı nedeniyle uğradığı zararın davalı yöneticinin sorumluluğunda olduğunu belirterek alacağın davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir.
TTKnın 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar.
HMK'nın "Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" başlıklı 194/1 maddesinde, tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir. "HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır.
Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür. Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. madde de gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır....Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek, aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünkü, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır.
Sadece, mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin" ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamında ki bir taleple...sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz." (Özekes, Muhammet: "HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler", DEÜHFD, C. 16, Özel Sayı 2014, s.285-286).
Somut olayda; davalının yönetici olduğu şirketin iflas ettiği neticede davacı alacaklının alacağını tahsil edemediği, zarara uğradığı, şirketin acz haline düşmesinin, iflas etmesinin sorumlusunun davalı yöneticinin eylemleri olduğunu,şirketin bizzat davalının istemiyle iflasına karar verildiği ileri sürülmüştür. Davalının "ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları"nın ne olduğu açıklanmamıştır.Davacı tarafın dayandığı vakıalar, davacının çeklerinin ödenmemesi, takiplerin kesinleşmesi, şirketin iflası, şirketin iflasını davalının talep etmesidir. Hemen belirtilmelidir ki, şirket borca batık hale geldiğinde; şirket yöneticileri için iflas bildiriminde bulunmak yasal yükümlülük, bir görevdir.
Davalının iflas davası açması nedeniyle yasa ve anasözleşmeye aykırı bir davranış sayılamaz. Şirketin davacıya olan borcunu ödeyememesi, neticede iflasına karar verilmesi bir sonuç(zarar) olup, bu sonucun davalının kötü eylemleri somutlaştırılarak bu eylemler ile illiyet bağı bulunduğu yolunda bir vakıa ileri sürülmemiş, davacı tarafça"iddia yükü" yerine getirilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; sorumluluk davasının şartları zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerektiği, şirketin iflası davalının eylemleri dışındaki sebeplerle de meydana gelmesi mümkün olduğundan ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığından karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358821 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi