Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/275 E. 2013/759 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacaklı temerrüdü↗ borcun ifası↗ dain-i mürtehin↗ munzam zarar↗ işyeri sigortası↗ rehin↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ temerrüt faizi↗ kusur↗ hasar↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, rehin alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden hasar bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle dain mürtehin hakkı sahibine ödeneceği, varsa munzam zarar alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda kusuru bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigortasından kaynaklanan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) BK. 105.maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle hasar oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya dain mürtehinli olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle temerrüte düştüklerini, bankanın % 90 temerrüt faizi yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davacıya 367.888 TL hasar bedeli teklif ettiklerini, kabul etmeyerek dava açtığını, dain mürtehin sahibi bankanın da ödemenin kendisine yapılmasını talep ettiğini, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, diğer dosyada hükmedilen miktarın icra dosyasına ödendiğini savunmuştur. ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/210 esas sayılı dosyasında, davacı taraf, davalıdan hasar bedelinin tahsilini talep etmiş, dava dışı bankada davaya müdahil olarak katılmış olup, mahkemece asıl davada 29.03.2006, birleşen davada ise 21.04.2005 tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm Dairemizce onanarak kesinleşmiş olup, artık anılan tarihler itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı dain mürtehin hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle hasar bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının munzam zarara uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5385 E. 2013/5377 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · işyeri sigortası · temerrüt faizi · kusur · temerrüt · Sigorta tazminatı
İncelediğiniz kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
105.maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2012/275 esas-2013/759 karar sayılı kararı) BK 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, «işyeri sigortasından» kaynaklanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · ibra · protokol · taraf ehliyeti · feragat · sulh
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı firma, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde «sulh» ve «feragat» «protokolü» imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı «ibra» ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre «munzam zararın» oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçesine dayanak 18.11.2009 tarihli Sulh ve Feragat Protokolü "İş bu «protokol», ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/240 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak" ifadelerini barındırmakla, söz konusu Sulh ve Feragat Protokolünün açıkca ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/140 esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, ilişkin olduğu dosyanın incelenmesinde ise, davacı tarafın, davalı ... şirketinden işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle tazminat ve faiz isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup, adı geçen dava dosyasında «munzam zarar» dava konusu değildir.
Bu durumda, ...Asliye Ticaret Mahkamesi'nin 2009/240 esas sayılı dosyası için ve o dosyada dava konusu olan «sigorta tazminatı» ve faizine ilişkin olarak düzenlenen Sulh ve Feragat Protokolünün «munzam zarar» alacağını kapsamadığı değerlendirilerek, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14372 E. 2016/175 K.
Ortak:dain-i mürtehin
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle «hasar» oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya «dain mürtehinli» olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle «temerrüte» düştüklerini, bankanın % 90 «temerrüt faizi» yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu i …
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı «dain mürtehin» hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle «hasar» bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının «munzam zarara» uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · kesin süre · muvafakat · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · kesin hüküm
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'nün «muvafakatinin» olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3490 E. 2017/2140 K.
Ortak:alacaklı temerrüdü · borcun ifası · munzam zarar · temerrüt faizi · kusur · temerrüt
İncelediğiniz kararda… yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, «munzam zarar» yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
105.maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda818 sayılı BK'nın 105. maddesinde düzenlenen «munzam zarar», borçlunun mütemerrit olması durumunda, «alacaklının, temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve «temerrüt faizi» ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl «borcun ifasına» kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Bu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · gerçek zarar · ıslah · maddi tazminat · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu suretle, 74,22 TL tazminat hüküm altına alınmadığından kesinleşen 14,00 TL alacağın «temerrüt» faiziyle karşılanmayan ve «temerrüt faizini» aşan kısmının «munzam zarar» alacağı olarak hesaplanması, BK'nın 105 nci maddesinde «zamanaşımı» yönünden de ayrık özel bir hüküm getirilmemiş olup, bu durumda, bu alacağa da BK'nın 125 nci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacağından munzam zarar davasının açıldığı işbu dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre içerisinde «gerçekleşen zarar» bölümünün talep edilebileceği nazara alınarak istenebilecek munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
2- Dava, «munzam zarar» ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir. ...
Otel ve Tesisleri Limited Şirketi'nin otel inşaatının davalıların kusurlu hareketleri nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle 1977-1986 tarihleri arasındaki «yoksun kalınan» gelirin tazmini istenmiş, mahkemenin 11/03/2008 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/48 Esas sayılı dosyası ile bozma ilamından sonra «ıslah» yapılamadığı için hüküm altına alınamayan bakiye 74,22 TL maddi zarar ile «munzam zararın» tahsili talep edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10392 E. 2016/4924 K.
Ortak:dain-i mürtehin · rehin
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden «hasar» bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle «dain mürtehin» hakkı sahibine ödeneceği, varsa «munzam zarar» alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda «kusuru» bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle «hasar» oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya «dain mürtehinli» olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle «temerrüte» düştüklerini, bankanın % 90 «temerrüt faizi» yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu i …
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı «dain mürtehin» hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle «hasar» bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının «munzam zarara» uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozu …
Benzer bu karardaMahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti · sigorta poliçesi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Daini mürtehin tarafından verilen «muvafakat» davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı niteliğinde olmakla, yargılama sırasında bulunmayan dava şartının sonradan hasıl olması, dava ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesini gerektireceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması için hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/275 E. , 2013/759 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2011 tarih ve 2007/4-2011/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait iş yerinin davalıya sigortalı olduğunu, 20.03.2005 tarihinde yangın sonucu hasar oluştuğunu, hasarın aynı gün davalıya bildirildiğini, 01.04.2005 tarihinde de 1.834.719 TL’nin davalıdan talep edildiğini, davalının ödemede bulunmaması üzerine dava açıldığını, mahkemece hasar miktarının davalıdan tahsiline karar verildiğini, bu yerin aynı zamanda bankadan çekilen kredi nedeniyle rehinli olduğunu, müvekkilinin yangın nedeniyle kredi borcunu ödeyemediğini, bankanın haklarında % 90 temerrüt faizi işlettiğini, fabrikanın ucuz fiyata icrada satıldığını, davalının, bankanın rehin alacaklısı olduğunu bildiği halde hasar bedelini ödemeyerek müvekkilini temerrüt faizi ödemek zorunda bıraktığını, faizle karşılanması mümkün olmayan munzam zarara neden olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya hasar sonrası 367.888 TL ödeme teklifinde bulunduklarını, bu tekliflerini geri çevirdiğini, zarar miktarının tahsili için dava açıldığını icra dosyasına ödemede bulunduklarını, munzam zarar şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, rehin alacaklısı bankanın davalı ... şirketinden hasar bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği, tazminatın öncelikle dain mürtehin hakkı sahibine ödeneceği, varsa munzam zarar alacağını dava dışı bankanın isteyebileceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davalının olayda kusuru bulunmadığı, kendisinden munzam zarar talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigortasından kaynaklanan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “ Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır.
Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2001/5381 E-2001/8432 K. sayılı kararı) BK. 105.maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, davalıya sigortalı işyerinde 19.03.2005 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle hasar oluştuğunu, davalıdan 1.834.719 TL talep ettiklerini, davalının ödemede bulunmadığını, işyerinin aynı zamanda kredi kullandıkları dava dışı bankaya dain mürtehinli olduğunu, kredileri ödeyememeleri nedeniyle temerrüte düştüklerini, bankanın % 90 temerrüt faizi yürüttüğünü, davalı ... şirketinin bankanın dain mürtehin hakkı sahibi olduğunu bildiği halde ödemede bulunmayarak yüksek temerrüt faizi ödemesine neden olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davacıya 367.888 TL hasar bedeli teklif ettiklerini, kabul etmeyerek dava açtığını, dain mürtehin sahibi bankanın da ödemenin kendisine yapılmasını talep ettiğini, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, diğer dosyada hükmedilen miktarın icra dosyasına ödendiğini savunmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/210 esas sayılı dosyasında, davacı taraf, davalıdan hasar bedelinin tahsilini talep etmiş, dava dışı bankada davaya müdahil olarak katılmış olup, mahkemece asıl davada 29.03.2006, birleşen davada ise 21.04.2005 tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm Dairemizce onanarak kesinleşmiş olup, artık anılan tarihler itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı ... şirketi dava dışı dain mürtehin hakkı sahibi bankaya yukarıda açıklanan tarihler itibariyle hasar bedelini ödemiş olsaydı, davacının kredi borcundan dolayı bankaya daha az faiz ödeyip ödemeyeceği belirlenerek, eğer yapılan tespit sonucu böyle bir durumun varlığı halinde, bu miktar kadar davacının munzam zarara uğradığı kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2013tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/251371300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz