Sebepsiz zenginleşme | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8745 E. 2017/1831 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hatır çeki↗ ttk 732↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ icra hukuk mahkemesi↗ yazılı delil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ zamanaşımı def'i↗ kötü niyet tazminatı↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ alacak davası↗ kötü niyet↗ çek↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle bunun aksini, olayda hatır çeki olarak verildiğini ispat etme yükümlülüğünün davalı borçluda olduğu, ancak davalı tarafça iddiaların ispatına yönelik herhangi bir belge ve delil sunulamadığı gibi, çeklerin ödendiğinin de kanıtlanmadığı, iki adet çek bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerektiği, alacak davasında kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci (mülga 6762 sayılı TTK'nın 644'üncü ) maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine göre icra takibi sırasındaki alacaklının alacağına kavuşmak amacıyla yaptığı her takip işlemi zamanaşımını keser. İcra hukuk mahkemesi kararında da belirtildiği üzere ilk takip tarihinden itibaren 06.07.2012 tarihine kadar zamanaşımını kesen hiçbir takip işlemi yapılmamıştır. Bu durumda davaya konu çeklerden 20.05.2008 keşide tarihli 30.250 TL bedelli çek 21.04.2009 tarihinde, 26.03.2008 keşide tarihli 41.700,00TL bedelli çek ise 23.03.2009 tarihinde zamanaşımına uğramış olup işbu sebepsiz zenginleşme davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 19.02.2014 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
Davacı davalıya ödünç verdiğini, karşılığında davalının 26/03/2008 ve 20/05/2008 tarihli çekleri keşide ettiğini, takip süreci içerisinde çeklerin zamanaşımına uğradığını, alacağını tahsil edemediğini bildirerek aralarındaki temel ilişki (karz) nedeniyle alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında da mahkemece, davanın hukuki nedeni davacıya açıklattırılmış, davacı çeşitli dilekçe ve beyanlarında davanın borç ilişkisinden kaynaklandığını, çeklerin zamanaşımına uğradığını beyanla alacağının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki temel ilişki nedeniyle zamanaşımına uğrayan çeklerin yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği, tanık anlatımları ile davacı iddiasının doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "6102 sayılı TTK 732/son maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle" yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Zira, davacı gerek dava dilekçesinde gerekse yargılamanın hiçbir aşamasında TTK 732 maddesine dayanmamış olup açıkca "davalıya verdiği borç nedeniyle davalının keşide ettiği çekleri zamanaşımına uğramış olduğundan temel ilişki nedeniyle alacağın tahsilini talep etmiştir.
Mahkeme de davayı, temel ilişkiye dayalı alacak davası olarak nitelendirmiştir.
Gerekçeli kararda sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davanın kabulüne karar verildiğinin açıklanması, mahkemenin salt TKK 732 maddesi hükmüne göre hüküm tesis ettiği anlamına gelmemektedir. Tüm dosya içeriğine göre, kararda sözü edilen "sebepsiz zenginleşme" davacının verdiği borcu davalıdan tahsil edememesi nedeniyle genel hükümlere göre davalının verilen borç kadar sebepsiz zenginleştiğine ilişkindir.
Yerel mahkeme gerekçesinin bu şekilde yorumlanması davacının iradesine uygun olduğu kadar yargılama safahatına da uygundur.
Kaldı ki davacı hiçbir dilekçe ve beyanında TTK 732 maddesine dayanmadığı gibi, mahkeme de hüküm tesisinde TTK 732 maddesini esas almamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14915 E. 2016/752 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda davaya konu çeklerden 20.05.2008 keşide tarihli 30.250 TL bedelli «çek» 21.04.2009 tarihinde, 26.03.2008 keşide tarihli 41.700,00TL bedelli çek ise 23.03.2009 tarihinde «zamanaşımına» uğramış olup işbu «sebepsiz zenginleşme» davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 19.02.2014 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, «zamanaşımı def»'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "6102 sayılı TTK 732/«son» maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle" yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle bunun aksini, olayda «hatır çeki» olarak verildiğini ispat etme yükümlülüğünün davalı borçluda olduğu, ancak davalı tarafça iddiaların ispatına yönelik herhangi bir belge ve delil sunulamadığı gibi, çeklerin ödendiğinin de kanıtlanmadığı, iki adet «çek» bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerektiği, alacak davasında «kötü niyet tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı …
Benzer bu karardaBu durumda davaya konu çekler 7.08.2008 tarihinde «zamanaşımına» uğramış olup işbu «sebepsiz zenginleşme» davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 09.09.2013 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, çeklerin zamanaşımına uğradığını tespit eden icra mahkemesi kararının kesinleşme tarihinden itibaren davanın zamanaşımının değerlendirilmesi ve bu yanlış değerlendirme sonucuna göre «zamanaşımı def»'inin reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının davacıya 20.07.2007 tarihli 6.000,00 TL bedelli ve 20.08.2007 tarihli 8.000,00 TL bedelli çekleri verdiği, dava konusu çeklerin davacının emrine düzenlendikleri ve «son hamilin» davacı olduğu, takip sonrası davalı borçlu tarafından açılan davada ...
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci (6762 sayılı TTK'nın 644'üncü ) maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icranın geri bırakılması · temel borç ilişkisi · son hamil · zamanaşımının kesilmesi · faiz başlangıç tarihi · ticari defter kayıtları · hamil · ticari defter
Benzer bu kararda2013/6 K. sayılı ilamıyla «icranın geri bırakılmasına» karar verildiği ve 06.08.2013 tarihinde kesinleştiğini, bu tarih itibari ile davalının davacı aleyhine «ticari defter kayıtlarındaki» anapara borcuna mahsuben yapıldığı değerlendirilen 2.555 TL ödemenin dışında geri kalan miktar bakımından sebepsiz olarak zenginleştiği, «faiz başlangıç tarihinin» de kesinleşme tarihi olduğu, davalının «temel borç ilişkisine» yönelik itirazlarının ise davacının TTK m.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının davacıya 20.07.2007 tarihli 6.000,00 TL bedelli ve 20.08.2007 tarihli 8.000,00 TL bedelli çekleri verdiği, dava konusu çeklerin davacının emrine düzenlendikleri ve «son hamilin» davacı olduğu, takip sonrası davalı borçlu tarafından açılan davada ...
2013/6 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 07.02.2008 tarihinde alacaklı vekilinin işlem talebi ile «zamanaşımı kesilmiş» olup, bu tarihten 14.09.2009 tarihine kadar zamanaşımını kesen hiçbir takip işlemi yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2646 E. 2019/7433 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda davaya konu çeklerden 20.05.2008 keşide tarihli 30.250 TL bedelli «çek» 21.04.2009 tarihinde, 26.03.2008 keşide tarihli 41.700,00TL bedelli çek ise 23.03.2009 tarihinde «zamanaşımına» uğramış olup işbu «sebepsiz zenginleşme» davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 19.02.2014 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, «zamanaşımı def»'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle bunun aksini, olayda «hatır çeki» olarak verildiğini ispat etme yükümlülüğünün davalı borçluda olduğu, ancak davalı tarafça iddiaların ispatına yönelik herhangi bir belge ve delil sunulamadığı gibi, çeklerin ödendiğinin de kanıtlanmadığı, iki adet «çek» bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerektiği, alacak davasında «kötü niyet tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci (mülga 6762 sayılı TTK'nın 644'üncü ) maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve her ne kadar mahkemenin davalı ... yönünden 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğuna ilişkin gerekçesi yerinde değilse de, 6762 sayılı Kanun’un 644. (6102 sayılı TTK’nın 732.) maddesinde düzenlenen «sebepsiz zenginleşme» davasının 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup mahkemenin bu kabulünün sonuca etkisinin olmamasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/151 E. 2016/3749 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme · çek · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda davaya konu çeklerden 20.05.2008 keşide tarihli 30.250 TL bedelli «çek» 21.04.2009 tarihinde, 26.03.2008 keşide tarihli 41.700,00TL bedelli çek ise 23.03.2009 tarihinde «zamanaşımına» uğramış olup işbu «sebepsiz zenginleşme» davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 19.02.2014 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, «zamanaşımı def»'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle bunun aksini, olayda «hatır çeki» olarak verildiğini ispat etme yükümlülüğünün davalı borçluda olduğu, ancak davalı tarafça iddiaların ispatına yönelik herhangi bir belge ve delil sunulamadığı gibi, çeklerin ödendiğinin de kanıtlanmadığı, iki adet «çek» bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerektiği, alacak davasında «kötü niyet tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci (mülga 6762 sayılı TTK'nın 644'üncü ) maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaM.. «ciro» yoluyla devretmiş, çekin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafça «çek» icra takibine konu edilmiş ancak «zamanaşımı» nedeniyle çek bedelini tahsil edememiş ve davacı işbu davayı açarak «keşideci» ve «cirantadan» alacağının tahsilini talep etmiştir.
Ö.. yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde (6762 sayılı TTK'nın 644. maddesi) yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene («keşideciye») aittir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «hamili» olduğu 13/10/2015 keşide tarihli 3.000,00 TL'lik çekin «zamanaşımına» uğramış olduğu, davacının alacağını ispat için delil listesinde «tanık deliline» dayanmadığı, karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunmak istemediği, genel alacak kurallarına göre davasını ispat etmesi gerekirken ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · yemin teklifi · ciranta · yemin · ciro · ispat yükü · hamil · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «hamili» olduğu 13/10/2015 keşide tarihli 3.000,00 TL'lik çekin «zamanaşımına» uğramış olduğu, davacının alacağını ispat için delil listesinde «tanık deliline» dayanmadığı, karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunmak istemediği, genel alacak kurallarına göre davasını ispat etmesi gerekirken ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
M.. «ciro» yoluyla devretmiş, çekin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı tarafça «çek» icra takibine konu edilmiş ancak «zamanaşımı» nedeniyle çek bedelini tahsil edememiş ve davacı işbu davayı açarak «keşideci» ve «cirantadan» alacağının tahsilini talep etmiştir.
Ö.. yönünden 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde (6762 sayılı TTK'nın 644. maddesi) yer alan «sebepsiz zenginleşme» davası olup, bu madde hükmüne göre, «zamanaşımı» sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin «hamiline» karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; «ispat yükü», sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene («keşideciye») aittir.
Davaya konu çekin «keşidecisi» A..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8745 E. , 2017/1831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2015 tarih ve 2014/1191-2015/868 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/03/2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının borcuna karşılık müvekkiline toplam 71.950 TL'lik iki adet çek verdiğini, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle takibe konulduğunu, davalının icra dosyasında borcu kabul ile teminatın iadesine muvafakat ettiğini ve ödeme için sözlü taahhütte bulunduğunu, ancak davalı tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığını ileri sürerek, 71.950 TL'nin çek tarihlerinden itibaren mevduaat uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu çeklerle ilgili her türlü dava haklarının zamanaşımına uğradığını, çeklerin müvekkili tarafından davacıya hatır amaçlı verildiğini, bu çekler karşılığında müvekkilinin davacı yandan ne bir hizmet ne de bir mal satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle bunun aksini, olayda hatır çeki olarak verildiğini ispat etme yükümlülüğünün davalı borçluda olduğu, ancak davalı tarafça iddiaların ispatına yönelik herhangi bir belge ve delil sunulamadığı gibi, çeklerin ödendiğinin de kanıtlanmadığı, iki adet çek bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerektiği, alacak davasında kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732'nci (mülga 6762 sayılı TTK'nın 644'üncü ) maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine göre icra takibi sırasındaki alacaklının alacağına kavuşmak amacıyla yaptığı her takip işlemi zamanaşımını keser. İcra hukuk mahkemesi kararında da belirtildiği üzere ilk takip tarihinden itibaren 06.07.2012 tarihine kadar zamanaşımını kesen hiçbir takip işlemi yapılmamıştır. Bu durumda davaya konu çeklerden 20.05.2008 keşide tarihli 30.250 TL bedelli çek 21.04.2009 tarihinde, 26.03.2008 keşide tarihli 41.700,00TL bedelli çek ise 23.03.2009 tarihinde zamanaşımına uğramış olup işbu sebepsiz zenginleşme davasının 6102 sayılı TTK'nın 732.(6762 sayılı TTK m.644) maddesi uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken 19.02.2014 tarihinde açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken, zamanaşımı def'inin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
Davacı davalıya ödünç verdiğini, karşılığında davalının 26/03/2008 ve 20/05/2008 tarihli çekleri keşide ettiğini, takip süreci içerisinde çeklerin zamanaşımına uğradığını, alacağını tahsil edemediğini bildirerek aralarındaki temel ilişki (karz) nedeniyle alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında da mahkemece, davanın hukuki nedeni davacıya açıklattırılmış, davacı çeşitli dilekçe ve beyanlarında davanın borç ilişkisinden kaynaklandığını, çeklerin zamanaşımına uğradığını beyanla alacağının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki temel ilişki nedeniyle zamanaşımına uğrayan çeklerin yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği, tanık anlatımları ile davacı iddiasının doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "6102 sayılı TTK 732/son maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle" yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Zira, davacı gerek dava dilekçesinde gerekse yargılamanın hiçbir aşamasında TTK 732 maddesine dayanmamış olup açıkca "davalıya verdiği borç nedeniyle davalının keşide ettiği çekleri zamanaşımına uğramış olduğundan temel ilişki nedeniyle alacağın tahsilini talep etmiştir.
Mahkeme de davayı, temel ilişkiye dayalı alacak davası olarak nitelendirmiştir.
Gerekçeli kararda sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davanın kabulüne karar verildiğinin açıklanması, mahkemenin salt TKK 732 maddesi hükmüne göre hüküm tesis ettiği anlamına gelmemektedir. Tüm dosya içeriğine göre, kararda sözü edilen "sebepsiz zenginleşme" davacının verdiği borcu davalıdan tahsil edememesi nedeniyle genel hükümlere göre davalının verilen borç kadar sebepsiz zenginleştiğine ilişkindir.
Yerel mahkeme gerekçesinin bu şekilde yorumlanması davacının iradesine uygun olduğu kadar yargılama safahatına da uygundur.
Kaldı ki davacı hiçbir dilekçe ve beyanında TTK 732 maddesine dayanmadığı gibi, mahkeme de hüküm tesisinde TTK 732 maddesini esas almamıştır.
Sonuç itibariyle;
Eldeki dava yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere temel ilişkiye dayalı alacak davası olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
Çeklerin keşide tarihi ve dava tarihi itabarı ile yasada öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmemiştir.
Usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı şekilde bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (Yargıtay 11. HD.
12. 11.2014 gün ve 2014/11023-17399 sayı vb.)
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357724100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz