Haksız rekabet | Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1124 E. 2017/3694 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari dürüstlük↗ ticari işletme↗ ihtiyati tedbir↗ içtihadı birleştirme kararı↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ haksız rekabet↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı firmanın ürünü ile davalıların sattığı ürünlerin benzer olduğu, davacının ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. 15.12.2015 tarihli ek karar ile davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde verilmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı birleşen davanın davalısı ile ek kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece; davacı vekilince verilen temyiz dilekçesi yasal süresinde olmadığı gerekçesiyle 15.12.2015 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekiline 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu karar davacı vekilince 05.01.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir. HUMK 432/son madde ve fıkrasında belirtilen 7 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.
HUMK 432/4. madde ve fıkrasına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden davacı vekilinin HUMK 432/4. maddesi uyarınca, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Birleşen dava yönünden temyize gelince; dava haksız rekabetin tespiti, meni istemine ilişkindir. Mahkemece ürünlerin tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere (11HD. 2008-1816 E 2008-3687 K) taraflardan herhangi birisi yararına tescilli bir sınai hak konusu olmayan dava konusu kaymaz tabanlı halıların piyasada ilk kez davacı tarafından üretildiği, tanıtımında büyük emek ve para harcandığı hususu belirlenerek üstün hak sahibi olup olmadığı tespit edilmelidir. Yine ilk defa ... dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın uygulandığı ürünün, belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tasarımın uygulandığı ürününü tanıtmışsa üstün hak sahibi olduğu kabul edilmelidir. Bu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle iltibasa sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın ticari dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki ticari işletme arasında iltibasa meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir. Bu ilkeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle haksız rekabetin olduğu sonucuna varılan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7972 E. 2018/2136 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticari işletme · bilirkişi incelemesi · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
Bu ilkeler üzerinden «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle «haksız rekabetin» olduğu sonucuna varılan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… iye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Ancak, ürünler üzerinde kullanılan tanıtıcı işaretler ve üretilen ürünlerin teknik nitelikleri itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, aynı ürünün piyasaya sunulması durumunda ise, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği, emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle …
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet hukuku · infazda tereddüt · davanın konusu · tescilsiz tasarım · münhasırlık · infaz · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece açıklanan hususlarda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle «haksız rekabetin» olduğu gerekçesi ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Ayrıca kabule göre de «münhasıran» «uyuşmazlık konusu» ve tecavüz oluşturduğu kabul edilen ürünlerin üretiminde kullanılan kalıpların imhasına karar verilmesi gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde üretim kalıplarının imhasına şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin tüm temyiz i …
dava ise asıl davada davacı adına «tescilli tasarımların» hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, birleşen davada 554 sayılı KHK'nın .... maddesinde düzenlenen görünürlük unsurunun, «dava konusu» tasarımlarda bulunmadığı gerekçesi ile işbu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmiş, asıl dava ise birleşen davada tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekçesi ile reddedilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi ile birleşen davada «dava konusu» çoklu tasarımların hükümsüzlüğüne dair verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilerek kesinleşmiş bulunmaktadır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7095 E. 2018/1019 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticari işletme · bilirkişi incelemesi · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
Bu ilkeler üzerinden «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle «haksız rekabetin» olduğu sonucuna varılan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda21.03.2008 tarih 2008-1816 E 2008-3687 K), tescilli sınai hak konusu olmayan bir ürünü Türkiye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Ancak, ürünler üzerinde kullanılan tanıtıcı işaretler ve üretilen ürünlerin teknik nitelikleri itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, aynı ürünün piyasaya sunulması durumunda ise, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği, emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle …
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet hukuku · görevsizlik kararı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın açıldığı ve «görevsizlik» kararı verilen mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davacıya ait hazneli kesme tahtası ürünü ile davalıya ait ürünlerin birbirinden ayırt edilmeyecek düzeyde benzer oldukları yönünde görüş bildirildiği, alınan raporda yer alan teknik tespitlerle mahkemenin bağlı olduğu, benzer ürün kullanmak suretiyle başkasına ait ürünün karıştırılmasına yol açması suretiyle «haksız rekabetin» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından geliştirildiği iddia edilen “hazneli kesme tahtası” ürününün davalı tarafından taklit edilmek suretiyle üretilip satışa arz edildiği, bu hususunda «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, haksız rekabetin men'i ve ürünlerin toplatılması, hükmün «ilanı», istemine ilişkindir.
Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, «rekabet hukuku» ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1456 E. 2015/8754 K.
Ortak:ticari işletme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet hukuku · tescilsiz tasarım · denetime elverişlilik · ilan · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ğı, davalılar tarafından satışı yapılan ürünlerde davacıya ait tasarımın kullanıldığı, davalıların bu eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5 maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin önlenmesine, davalılarca satılan "S." markalı ürünlerin toplatılmasına, 2.503,40 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı S, Motorlu Araçlar Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 33.672,93 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte diğer davalı şirketten tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Dava konusu tasarım uzun yıllar önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına «tescilli tasarım» niteliğinde olmadığına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir.
Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, «rekabet hukuku» ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece alınan bilirkişi raporunda taraflarca kullanılan tasarımlar arasında benzerlik ve «iltibas» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» bir biçimde incelenmemiş, dava açılmazdan evvel davacı tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen ve davalı tarafça itiraz edilen rapora atıfla kanaat bildirilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10703 E. 2018/6467 K.
Ortak:ticari işletme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAynı yasanın 57/5. fıkrasında, «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtal …
1- Dava, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin davacı adına yurtdışında «tescilli tasarımlar» ile «iltibas» oluşturmak suretiyle «haksız rekabete» yol açtığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması yanında, ilaveten davalının taklit ürünleri satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, «ortalama tüketici» kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması («iltibas» oluşturması) gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet hukuku · tescilsiz tasarım · ortalama tüketici
Benzer bu kararda1- Dava, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin davacı adına yurtdışında «tescilli tasarımlar» ile «iltibas» oluşturmak suretiyle «haksız rekabete» yol açtığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu ürünler uzun yıllar önce ... dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına «tescilli tasarım» nitelğinde olmadıklarına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması yanında, ilaveten davalının taklit ürünleri satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, «ortalama tüketici» kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması («iltibas» oluşturması) gerekir.
Böyle bir üstün hakkın varlığının kabülü aynı zamanda, «rekabet hukuku» ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10026 E. 2012/17210 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
2- Birleşen dava yönünden temyize gelince; dava «haksız rekabetin» tespiti, meni istemine ilişkindir.
Bu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının mama sandalyelerine ilişkin tasarımı Türkiye’de ilk defa kullanan sıfatıyla büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıttığı yönünde yeterli delili dosyaya sunamadığı, davalı tarafın «haksız rekabet» oluşturacak bir fiili tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dilekçesinde davalılar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen «haksız rekabetin» tespit ve meni ile maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11783 E. 2014/20103 K.
Ortak:ticari işletme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAynı yasanın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
… , davacı tarafça üretilen Muson, Marine Breeze, Marine Dowel ve Hayat isimli ürünlerin özgün olmadıkları, dolayısıyla davalı tarafça üretilen ürünlerin bu ürünlerle «iltibas» yaratmadığı, buna karşılık yine davacı tarafından üretilen ve özgün oldukları değerlendirilen Text-tiles Towel ve Long Island isimli havluların benzerlerinin davalı tarafından piyasaya sunulduğu, bu iki ürün yönünden «haksız rekabetin» yaratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacı tarafça üretilen "Long İsland" ve "Text-Tiles Towel" isimli havlu modellerini farklı adlar altında üretip satışa arz etmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu ürünlerin satışlarının önlenmesine ve toplatılmalarına, bu ürünlerin reklamlarının yapılmasının önlenmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanmaması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri alması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet hukuku · tescilsiz tasarım · ilan
Benzer bu kararda… , davacı tarafça üretilen Muson, Marine Breeze, Marine Dowel ve Hayat isimli ürünlerin özgün olmadıkları, dolayısıyla davalı tarafça üretilen ürünlerin bu ürünlerle «iltibas» yaratmadığı, buna karşılık yine davacı tarafından üretilen ve özgün oldukları değerlendirilen Text-tiles Towel ve Long Island isimli havluların benzerlerinin davalı tarafından piyasaya sunulduğu, bu iki ürün yönünden «haksız rekabetin» yaratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacı tarafça üretilen "Long İsland" ve "Text-Tiles Towel" isimli havlu modellerini farklı adlar altında üretip satışa arz etmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu ürünlerin satışlarının önlenmesine ve toplatılmalarına, bu ürünlerin reklamlarının yapılmasının önlenmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Dava konusu edilen desenli havlu ve paspaslar Türkiye'de herhangi bir kişi adına «tescilli tasarım» niteliğinde olmadıklarına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir.
Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, «rekabet hukuku» ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1124 E. , 2017/3694 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/09/2015 tarih ve 2014/539-2015/572 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davanın davalısı ile ek karar davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada; davalı ...'un müvekkilinin ürettiği halıların birebir benzeri olan ürünleri sattığını, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini, bu nedenle ürünlerin toplatılması ve el konulması için ihtiyati tedbir kararı ile haksız rekabetin varlığının tespitine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada; asıl davanın davalısı ...'un bu ürünleri ... Firması'ndan satın aldığını, bu ... Firması'nın eyleminin de haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla birleşen davanın davalısı elinde bulunan birebir benzer ürünlerin toplatılması ve el konulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız rekabetin varlığının tespitine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ...; bu ürünleri ... Firması'ndan aldığını, üretici olmadığını, bu nedenle haksız rekabet oluşmayacağını beyanla davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili; bu ürünlerin piyasada yaygın şekilde satıldığını, müvekkilinin üretici olmadığını, dava dışı ... Şirketi'nin davacıdan bu ürünlerden satın aldığını, müvekkilinin de bu firmadan satın aldığını, asıl davanın davalısı ...'a da bu yolla müvekkiline satılan ürünlerin müvekkili tarafından satıldığını, taklit ürünün olmadığını, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı firmanın ürünü ile davalıların sattığı ürünlerin benzer olduğu, davacının ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
15. 12.2015 tarihli ek karar ile davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde verilmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı birleşen davanın davalısı ile ek kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece; davacı vekilince verilen temyiz dilekçesi yasal süresinde olmadığı gerekçesiyle 15.12.2015 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekiline 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu karar davacı vekilince 05.01.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir. HUMK 432/son madde ve fıkrasında belirtilen 7 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.
HUMK 432/4. madde ve fıkrasına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden davacı vekilinin HUMK 432/4. maddesi uyarınca, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Birleşen dava yönünden temyize gelince; dava haksız rekabetin tespiti, meni istemine ilişkindir. Mahkemece ürünlerin tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere (11HD. 2008-1816 E 2008-3687 K) taraflardan herhangi birisi yararına tescilli bir sınai hak konusu olmayan dava konusu kaymaz tabanlı halıların piyasada ilk kez davacı tarafından üretildiği, tanıtımında büyük emek ve para harcandığı hususu belirlenerek üstün hak sahibi olup olmadığı tespit edilmelidir. Yine ilk defa ... dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın uygulandığı ürünün, belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tasarımın uygulandığı ürününü tanıtmışsa üstün hak sahibi olduğu kabul edilmelidir.
Bu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle iltibasa sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın ticari dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki ticari işletme arasında iltibasa meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
Bu ilkeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle haksız rekabetin olduğu sonucuna varılan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 432/4'üncü maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/351443100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz