Rekabet hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1456 E. 2015/8754 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet hukuku↗ ticari işletme↗ tescilsiz tasarım↗ denetime elverişlilik↗ limited şirket↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yurt dışında tescilli "E. II" adlı tasarımın sahibi olduğu, bu isim altında üretilen ürünlerin de davacı tarafından tanıtıldığı, davalılar tarafından satışı yapılan ürünlerde davacıya ait tasarımın kullanıldığı, davalıların bu eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin önlenmesine, davalılarca satılan "S." markalı ürünlerin toplatılmasına, 2.503,40 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı S, Motorlu Araçlar Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 33.672,93 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte diğer davalı şirketten tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türkiye'de tescili bulunmayan tasarıma dayalı haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve değerlendirme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında haksız rekabet olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Dava konusu tasarım uzun yıllar önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmadığına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir. O halde, somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklanan ilke ve TTK'nın 56. ve 57/5. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir.
Dairemizin 30.05.2002 tarih ve 2240/5406 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda şayet, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıtmış ve bir başkası da sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak bu tasarımı aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve iltibası önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece alınan bilirkişi raporunda taraflarca kullanılan tasarımlar arasında benzerlik ve iltibas bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir biçimde incelenmemiş, dava açılmazdan evvel davacı tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen ve davalı tarafça itiraz edilen rapora atıfla kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamından da davalıların söz konusu ürünler üzerinde davacının haklı olarak kullandığı tanıtma vasıtalarıyla iltibas oluşturacak şekilde işaret ve benzeri tanıtma vasıtalarını kullanıp kullanmadıkları anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10921 E. 2015/7758 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · eksik inceleme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu karardaAynı yasanın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından yaratılan tencere seti tasarımı ile «iltibas» oluşturacak derecede benzerinin davalı tarafından üretilerek piyasaya sunulduğu, bu eylemin «haksız rekabet» oluşturduğu, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminata hak kazandığı, bilirkişi aracılığıyla davaya konu ürünlerin, belirlenen satış hasılat tutarlarından, maliyet bedelleri düşülerek ve ortalama kar marjı saptanarak davacının isteyebileceği «maddi tazminat» miktarının saptandığı, kaldı ki tazminatın tespit edilememesi halinde mülga BK'nun 42 ve 43. maddeleri uyarınca uygun bir tazminatın takdir edileceği, bilirkişi ta …
1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf, kendisine ait bulunan tescilsiz tencere tasarımının aynısının, davalı tarafça üretilerek satışa sunulduğunu ve bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, mahkemece de davacıya ait tencere tasarımı ile «iltibas» oluşturacak derecede benzerinin davalı tarafından üretilerek piyasaya sunulmasının haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar veri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından yaratılan tencere seti tasarımı ile «iltibas» oluşturacak derecede benzerinin davalı tarafından üretilerek piyasaya sunulduğu, bu eylemin «haksız rekabet» oluşturduğu, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminata hak kazandığı, bilirkişi aracılığıyla davaya konu ürünlerin, belirlenen satış hasılat tutarlarından, maliyet bedelleri düşülerek ve ortalama kar marjı saptanarak davacının isteyebileceği «maddi tazminat» miktarının saptandığı, kaldı ki tazminatın tespit edilememesi halinde mülga BK'nun 42 ve 43. maddeleri uyarınca uygun bir tazminatın takdir edileceği, bilirkişi ta …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11783 E. 2014/20103 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · tescilsiz tasarım · ilan · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
… ğı, davalılar tarafından satışı yapılan ürünlerde davacıya ait tasarımın kullanıldığı, davalıların bu eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5 maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin önlenmesine, davalılarca satılan "S." markalı ürünlerin toplatılmasına, 2.503,40 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı S, Motorlu Araçlar Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 33.672,93 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte diğer davalı şirketten tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Benzer bu kararda… , davacı tarafça üretilen Muson, Marine Breeze, Marine Dowel ve Hayat isimli ürünlerin özgün olmadıkları, dolayısıyla davalı tarafça üretilen ürünlerin bu ürünlerle «iltibas» yaratmadığı, buna karşılık yine davacı tarafından üretilen ve özgün oldukları değerlendirilen Text-tiles Towel ve Long Island isimli havluların benzerlerinin davalı tarafından piyasaya sunulduğu, bu iki ürün yönünden «haksız rekabetin» yaratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacı tarafça üretilen "Long İsland" ve "Text-Tiles Towel" isimli havlu modellerini farklı adlar altında üretip satışa arz etmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu ürünlerin satışlarının önlenmesine ve toplatılmalarına, bu ürünlerin reklamlarının yapılmasının önlenmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Aynı yasanın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanmaması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri alması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10703 E. 2018/6467 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · tescilsiz tasarım · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu kararda1- Dava, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin davacı adına yurtdışında «tescilli tasarımlar» ile «iltibas» oluşturmak suretiyle «haksız rekabete» yol açtığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Aynı yasanın 57/5. fıkrasında, «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtal …
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması yanında, ilaveten davalının taklit ürünleri satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, «ortalama tüketici» kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması («iltibas» oluşturması) gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici
Benzer bu karardaBu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması yanında, ilaveten davalının taklit ürünleri satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, «ortalama tüketici» kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması («iltibas» oluşturması) gerekir.
5 benzer karar daha
-
Şirketlerin fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7602 E. 2013/22318 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu karardaAynı yasanın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının ayıklama makinasının «iltibas» yaratacak şekilde kullanıldığı, eylemin «haksız rekabet» teşkil ettiği , davalı makinasındaki farklılıkların ayırt edici nitelik taşımadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, menine, önlenmesine, sair taleplerin ve karşı davanın reddine krar verilmiştir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ve ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7972 E. 2018/2136 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · tescilsiz tasarım · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu kararda… iye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Ancak, ürünler üzerinde kullanılan tanıtıcı işaretler ve üretilen ürünlerin teknik nitelikleri itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, aynı ürünün piyasaya sunulması durumunda ise, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği, emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle …
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · infazda tereddüt · davanın konusu · münhasırlık · infaz · uyuşmazlık konusu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece açıklanan hususlarda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle «haksız rekabetin» olduğu gerekçesi ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Ayrıca kabule göre de «münhasıran» «uyuşmazlık konusu» ve tecavüz oluşturduğu kabul edilen ürünlerin üretiminde kullanılan kalıpların imhasına karar verilmesi gerekirken «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde üretim kalıplarının imhasına şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin tüm temyiz i …
Mahkemece, birleşen davada 554 sayılı KHK'nın .... maddesinde düzenlenen görünürlük unsurunun, «dava konusu» tasarımlarda bulunmadığı gerekçesi ile işbu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmiş, asıl dava ise birleşen davada tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekçesi ile reddedilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi ile birleşen davada «dava konusu» çoklu tasarımların hükümsüzlüğüne dair verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilerek kesinleşmiş bulunmaktadır.
… iye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7095 E. 2018/1019 K.
Ortak:rekabet hukuku · ticari işletme · ilan · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
… ğı, davalılar tarafından satışı yapılan ürünlerde davacıya ait tasarımın kullanıldığı, davalıların bu eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5 maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin önlenmesine, davalılarca satılan "S." markalı ürünlerin toplatılmasına, 2.503,40 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı S, Motorlu Araçlar Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 33.672,93 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte diğer davalı şirketten tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından geliştirildiği iddia edilen “hazneli kesme tahtası” ürününün davalı tarafından taklit edilmek suretiyle üretilip satışa arz edildiği, bu hususunda «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, haksız rekabetin men'i ve ürünlerin toplatılması, hükmün «ilanı», istemine ilişkindir.
21.03.2008 tarih 2008-1816 E 2008-3687 K), tescilli sınai hak konusu olmayan bir ürünü Türkiye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Ancak, ürünler üzerinde kullanılan tanıtıcı işaretler ve üretilen ürünlerin teknik nitelikleri itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, aynı ürünün piyasaya sunulması durumunda ise, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği, emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · bilirkişi incelemesi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın açıldığı ve «görevsizlik» kararı verilen mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davacıya ait hazneli kesme tahtası ürünü ile davalıya ait ürünlerin birbirinden ayırt edilmeyecek düzeyde benzer oldukları yönünde görüş bildirildiği, alınan raporda yer alan teknik tespitlerle mahkemenin bağlı olduğu, benzer ürün kullanmak suretiyle başkasına ait ürünün karıştırılmasına yol açması suretiyle «haksız rekabetin» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
21.03.2008 tarih 2008-1816 E 2008-3687 K), tescilli sınai hak konusu olmayan bir ürünü Türkiye'de ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak tanıtmışsa, aynı ürün bir başkası tarafından sırf bu emek ve tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ve «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı takdirde bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Mahkemece açıklanan hususlarda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken sadece ürünlerin benzer olduğundan bahisle «haksız rekabetin» olduğu sonucuna varılan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1124 E. 2017/3694 K.
Ortak:ticari işletme · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu karardaBu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, kullanılan tanıtma vasıtaları ve üretilen ürünler itibariyle her iki «ticari işletme» arasında «iltibasa» meydan verilmeksizin, sadece önceki firmanın ürünü ilk kez ürettiği emek ve sermaye harcayarak tanıttığından bahisle üstün hak sahibi olduğu da kabul edilemeyecek böyle bir davranış dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir davranış olarak da nitelendirilemeyecektir.
… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · ihtiyati tedbir · bilirkişi incelemesi · havale · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ürününü satın almayı hedeflemeyen tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu ve TTK'nın 54. ve 55. maddeler çerçevesinde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, «ihtiyati tedbir» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı vekiline 28.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bu karar davacı vekilince 05.01.2016 «havale» tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir.
HUMK 432/«son» madde ve fıkrasında belirtilen 7 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.
Bu şekilde tanıtılan ürünün bir başkası tarafından sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak ilk kez piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişiyle «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde bu ürünü aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın «ticari dürüstlük» kuralıyla bağdaşmayan bir davranış ve «haksız rekabet» olduğunun kabulü gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9987 E. 2013/14208 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, «haksız rekabetin» varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve «iltibası» önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve «iltibastan» kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri «haksız rekabet» olarak nitelendirilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı markasının tanınmış marka niteliğinin bulunmadığı, davacı başvurusunun başka bir tanınmış marka ile «iltibasa» neden olabilecek hüküm ifade etmeyen bir başvuru niteliğinde olduğu, davacının tanıtma olgusunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1456 E. , 2015/8754 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMES İ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/10/2014
NUMARASI 2014/793-2014/345
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2014 tarih ve 2014/793-2014/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1977 yılında kurulan müvekkili şirketin o tarihten beri kendisine ait tasarımlarının bulunduğunu, özellikle aydınlatma sistemleri üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdığını, kendisine ait orijinal ürünleri Türkiye pazarına sunduğunu, davalı G. Otomotiv şirketinin "S." markalı ürünleri sattığını, diğer davalı şirketle organik bağının bulunduğunu, davalıların, müvekkiline ait "E. II" adlı Türkiye'de tescil edilmemiş olan tasarımın taklidi niteliğinde olan ürünleri sattıklarının tespit edildiğini, bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin menine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.11.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 36.176,33 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, davacının Türkiye'de tescilli bir tasarımının bulunmadığını, varsa yurt dışında tescilli tasarımına dayalı olarak Türkiye'de müvekkiline karşı herhangi bir hak ileri süremeyeceğini, davacıya ait olduğu ileri sürülen tasarım ile müvekkillerinin satışını yaptığı tasarımın farklı olduklarını, müvekkillerinin haksız rekabet yaratmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yurt dışında tescilli "E. II" adlı tasarımın sahibi olduğu, bu isim altında üretilen ürünlerin de davacı tarafından tanıtıldığı, davalılar tarafından satışı yapılan ürünlerde davacıya ait tasarımın kullanıldığı, davalıların bu eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin önlenmesine, davalılarca satılan "S." markalı ürünlerin toplatılmasına, 2.503,40 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı S, Motorlu Araçlar Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden, 33.672,93 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte diğer davalı şirketten tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türkiye'de tescili bulunmayan tasarıma dayalı haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve değerlendirme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı Yasa'nın 57/5. fıkrasında haksız rekabet olarak kabul edilen eylemler; "başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
Dava konusu tasarım uzun yıllar önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmadığına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir. O halde, somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklanan ilke ve TTK'nın 56. ve 57/5. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir.
Dairemizin 30.05.2002 tarih ve 2240/5406 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda şayet, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıtmış ve bir başkası da sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak bu tasarımı aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve iltibası önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez.
Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece alınan bilirkişi raporunda taraflarca kullanılan tasarımlar arasında benzerlik ve iltibas bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir biçimde incelenmemiş, dava açılmazdan evvel davacı tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen ve davalı tarafça itiraz edilen rapora atıfla kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamından da davalıların söz konusu ürünler üzerinde davacının haklı olarak kullandığı tanıtma vasıtalarıyla iltibas oluşturacak şekilde işaret ve benzeri tanıtma vasıtalarını kullanıp kullanmadıkları anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135512100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz