Yönetim yetkisinin kaldırılması | Kayyum tayini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18493 E. 2014/2350 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müdürün azli↗ kayyum atanması↗ resmi şekil↗ sahte imza↗ kayyım atanması↗ şirketin feshi↗ kayyım↗ davanın konusu↗ şirket müdürü↗ hisse devri↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ limited şirket↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda sahte imza kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket hisse devrinin ancak resmi şekilde yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile şirketin feshi talep edilmiş olması sebebi ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı fesih koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl davanın konusu kalmadığından kayyum atanması konusunda karar verilmesine yer olmadığına; birleşen davanın kabulü ile ... Ticaret Sicili'nin 155940-103332 sicilde kayıtlı...Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Yeminli Mali Müşavir Muammer Kocatepeli’nin tayinine, kararın kesinleşmesinden itibaren tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücretin tasfiyesine dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı-birleşen davanın davalısı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, şirket müdürün azli ve kayyım atanması, birleşen dava ise, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı ile davalı-birleşen davanın davacısının, birleşen davanın davalısı limited şirkette yarı oranda pay sahibi oldukları, bu gerçek kişiler dışında başka pay sahibi bulunmadığı, taraflar arasında huzursuzluk bulunduğu hususları dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, birleşen davada yazılı şekilde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir. Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanun'un 3. ve 6102 sayılı Kanun'un 573/1. ile 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, davacı- birleşen davanın davalısı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 13.09.2013 Tarih, 2012/17039 Esas-2013/15574 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/73 E. 2014/11930 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava «limited şirketin feshi» talebine ilişkindir.
Ancak, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi
Benzer bu kararda1- Dava «limited şirketin feshi» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15775 E. 2014/3737 K.
Ortak:şirketin feshi · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaAncak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
Benzer bu kararda3- Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8544 E. 2014/16374 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Benzer bu karardaAnılan bu hüküm uyarınca davalı «limited şirketin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» devam ettirmesi söz konusu olabileceği gibi, yine 6102 sayılı Kanun'un 636/3. maddesi gereğince mahkemece, «fesih» yerine davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına da hükmedilebileceğinden, mahkemece 6103 sayılı Kanun'un 3. ve 6102 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri …
Ancak, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davalı şirketin 2 ortaklı olduğu, davacının da bunlardan birisi olduğu, yerleşmiş Yargıtay içtihatları uyarınca 2 ortaklı limited ortaklıklarda ortaklardan birisinin ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi davası açamayacağı ancak haklı sebeplerle «şirketin feshini» isteyebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı
Benzer bu karardaDava, haklı nedene dayalı olarak «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ayrılma akçesinin ödenmesi talebine ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7735 E. 2018/2606 K.
Ortak:müdürün azli · kayyım atanması · şirketin feshi · kayyım · şirket müdürü · fesih · tüzel kişilik · limited şirket
İncelediğiniz kararda2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Benzer bu kararda3- Ancak, asıl davada uyuşmazlık davalı «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması» ile şirketin «haklı nedenle fesih» ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
… amı uyarınca şirketin üç yıllık performansına göre 2011 yılında kâr ederken, 2012 ile 2013 yıllarında büyük zarara uğradığı, esas sermayesini kaybettiği, müdürlerin «genel kurulu toplantıya çağırmadığı», böylece görevlerini yapmadıkları, «kayyım» atandıktan sonra 2015 yılı dönem net kârının 309.242,16 TL'ye ulaştığı, tarafların şirket ortaklığından beklediği amacın gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği, ortaklar arasında «güven ilişkisinin» sona erdiği, davalı «şirket müdürlerinin» müdürlük görevlerini kanun ve ana sözleşmeye uygun olarak yerine getirmedikleri gerekçesiyle ana davanın kabulüne, bir ortağın haklı sebeplerle şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusunda şirket genel kurulunun özel nisapla yani «temsil» edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu görüşüyle alınmış bir genel kurul kararı bulunması gerektiği ancak bulunmadığı, böylece dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın açıldığı tarih itibariyle 6762 sayılı TTK 549/4 maddesi uygulanması suretiyle çözüme gidilmiş ise de karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulu toplantıya çağırma · haklı nedenle fesih · güven ilişkisi · usulden reddi · temsil
Benzer bu kararda… amı uyarınca şirketin üç yıllık performansına göre 2011 yılında kâr ederken, 2012 ile 2013 yıllarında büyük zarara uğradığı, esas sermayesini kaybettiği, müdürlerin «genel kurulu toplantıya çağırmadığı», böylece görevlerini yapmadıkları, «kayyım» atandıktan sonra 2015 yılı dönem net kârının 309.242,16 TL'ye ulaştığı, tarafların şirket ortaklığından beklediği amacın gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği, ortaklar arasında «güven ilişkisinin» sona erdiği, davalı «şirket müdürlerinin» müdürlük görevlerini kanun ve ana sözleşmeye uygun olarak yerine getirmedikleri gerekçesiyle ana davanın kabulüne, bir ortağın haklı sebeplerle şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusunda şirket genel kurulunun özel nisapla yani «temsil» edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu görüşüyle alınmış bir genel kurul kararı bulunması gerektiği ancak bulunmadığı, böylece dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
3- Ancak, asıl davada uyuşmazlık davalı «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması» ile şirketin «haklı nedenle fesih» ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7525 E. 2015/4819 K.
Ortak:şirketin feshi · tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaTicaret Sicili'nin 155940-103332 sicilde kayıtlı...Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak Yeminli Mali Müşavir Muammer Kocatepeli’nin tayinine, kararın kesinleşmesinden itibaren tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücretin tasfiyesine dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… davalıların aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurarak 6762 sayılı TTK'nın 547. maddesine aykırı davrandıklarını ileri sürdüğü, anılan davada mahkemece «haksız rekabetin» tespitine karar verildiği, 551/2. maddesine göre her ortağın haklı sebeplerle «şirketin feshini» isteyebileceği, davacının muhik sebeplere binaen davayı açtığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, şirketin feshine, «tasfiye memuru atanmasına», fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… desine aykırı davrandıklarını ileri sürerek, şirket ortaklığından çıkartılmalarına karar verilmesini, ancak bu durumda şirket tek ortaklı hale geleceğinden şirketin «fesih» ve tasfiyesini talep etmiş, mahkemece «şirketin feshi» için muhik sebeplerin bulunduğu gerekçesiyle, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Oysa, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru atanması · haksız rekabet
Benzer bu kararda… davalıların aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurarak 6762 sayılı TTK'nın 547. maddesine aykırı davrandıklarını ileri sürdüğü, anılan davada mahkemece «haksız rekabetin» tespitine karar verildiği, 551/2. maddesine göre her ortağın haklı sebeplerle «şirketin feshini» isteyebileceği, davacının muhik sebeplere binaen davayı açtığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, şirketin feshine, «tasfiye memuru atanmasına», fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18373 E. 2014/2351 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket müdürü · tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaTicaret Sicili'nin 155940-103332 sicilde kayıtlı...Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak Yeminli Mali Müşavir Muammer Kocatepeli’nin tayinine, kararın kesinleşmesinden itibaren tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücretin tasfiyesine dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda «sahte imza» kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket «hisse devrinin» ancak «resmi şekilde» yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile «şirketin feshi» talep edilmiş olması «sebebi» ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği; birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı «fesih» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl «davanın konusu» kalmadığından «kayyum atanması» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına»; birleşen davanın kabulü ile ...
Benzer bu kararda… edeleyici hareketlerde bulundukları, ortak menfaate aykırı davrandıkları ve bu olaylarda her ikisinin eşit kusurlu olduğu, TTK 549 ve devamı maddelerinde belirtilen «fesih» «sebebinin» oluştuğu ancak tazminat şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davalı «şirketin feshine», «tasfiye memuru atanmasına», tasfiye memuruna 500 TL ücret takdirine, diğer taleplerin reddine davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
2-Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi ile «şirket müdürü» davalının verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Şirket müdürü aleyhine açılan tazminat davasının reddine yönelik önceden tesis edilen karar kesinleşmiş, iki ortaklı «limited şirketin», ortaklarının eşit kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru atanması
Benzer bu kararda… edeleyici hareketlerde bulundukları, ortak menfaate aykırı davrandıkları ve bu olaylarda her ikisinin eşit kusurlu olduğu, TTK 549 ve devamı maddelerinde belirtilen «fesih» «sebebinin» oluştuğu ancak tazminat şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davalı «şirketin feshine», «tasfiye memuru atanmasına», tasfiye memuruna 500 TL ücret takdirine, diğer taleplerin reddine davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
-
Ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3214 E. 2013/20243 K.
Ortak:tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaTicaret Sicili'nin 155940-103332 sicilde kayıtlı...Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak Yeminli Mali Müşavir Muammer Kocatepeli’nin tayinine, kararın kesinleşmesinden itibaren tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücretin tasfiyesine dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
2- Asıl dava, «şirket müdürün azli» ve «kayyım atanması», birleşen dava ise, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca «limited şirketlerin» tek ortaklı olarak da «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların davalı şirketten çıkma şartlarının oluştuğu, dört ortaklı «limited şirkette» aynı zamanda üç ortağın çıkmasına izin verilemeyeceği, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenin varlığına dayalı «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi, olmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dört ortaklı «limited şirkette» üç ortağın çıkarılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · tasfiye memuru atanması · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaDosya kapsamından davacıların imzalarının kullanılarak «ortaklar kurulu» kararı alındığı, «limited şirket ortakları» arasında bulunması gereken «güven ilişkisinin» zedelendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların davalı şirketten çıkma şartlarının oluştuğu, dört ortaklı «limited şirkette» aynı zamanda üç ortağın çıkmasına izin verilemeyeceği, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
2- Dava, haklı nedenin varlığına dayalı «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi, olmadığı takdirde şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunun 3. ve 6102 sayılı Kanunun 573/1. maddeleri hükümleri dikkate alınarak, davacıların haklı nedenle davalı ... şirket «ortaklığından çıkma» istemlerinin değerlendirilmesi için kararın davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18493 E. , 2014/2350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/04/2011 gün ve 2005/309-2011/291 sayılı kararı onayan Daire’nin 13/09/2013 gün ve 2012/17039-2013/15574 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı tarafın dava dışı...Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %50’şer hissedarı olduklarını, davalının anılan şirket ilk kurulduğunda üç yıl süre ile şirket müdürü yapıldığını, ancak sonrasında yetkilendirilmediği halde, davalının müvekkili adına sahte imzalar atarak 10 yıl süre ile tekrar kendisini müdür olarak yetkilendirdiğini, ayrıca bahsi geçen şirkete sanki 700.000.00 TL borç vermiş gibi göstererek şirketi kendisine borçlu bıraktığını, genel kurul ve tüm idari işlerin düzenli şekilde yapılmadığını, müvekkiline şirket defterlerinde inceleme imkanı vermediğini ileri sürerek, şirket yönetim ve temsil yetkisini kötüye kullanan davalının bu yetkisinin kaldırılmasını ve şirkete kayyum tayinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların kardeş olduklarını, 1997 yılında aralarındaki ortaklığı sona erdirme kararı almaları üzerine, müvekkilince davacı hissesinin 100.000,00 USD ve bazı gayrimenkuller karşılığı devralındığını, ancak müvekkilinin o yıllarda eşinden boşanmış olması nedeni ile hisse devrinin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle 2003 yılında davacının da katılımı ve imzası ile müvekkilinin 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında çıkan hukuki ihtilaflar nedeni ile davalı şirketin varlığını sürdürmekte zorlandığını ileri sürerek, TTK’nın 549/4. maddesi hükmüne göre davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre, asıl davada davacı ... vekili 2003 yılında davalının 10 yıl süre ile müdür olarak atandığına dair kararda sahte imza kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça davacı hissesinin 1997 yılında kendisine devredildiği iddia edilmiş ise de; şirket hisse devrinin ancak resmi şekilde yapılması halinde mümkün olacağından, davalının bu savunmasına itibar edilmediği; davalının yönetim görevini gereği gibi yapamadığı ve şirketi iyi yönetemediği, ancak birleşen dava ile şirketin feshi talep edilmiş olması sebebi ile asıl davanın konusunun kalmadığı; ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği;
birleşen davada ise, şirket ortakları arasında huzursuzluk bulunduğu, şirketin ortak gayeye ulaşmasının zorlaştığı fesih koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, asıl davanın konusu kalmadığından kayyum atanması konusunda karar verilmesine yer olmadığına; birleşen davanın kabulü ile ... Ticaret Sicili'nin 155940-103332 sicilde kayıtlı...Giyim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Yeminli Mali Müşavir Muammer Kocatepeli’nin tayinine, kararın kesinleşmesinden itibaren tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücretin tasfiyesine dair tesis edilen karar, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı-birleşen davanın davalısı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, şirket müdürün azli ve kayyım atanması, birleşen dava ise, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı ile davalı-birleşen davanın davacısının, birleşen davanın davalısı limited şirkette yarı oranda pay sahibi oldukları, bu gerçek kişiler dışında başka pay sahibi bulunmadığı, taraflar arasında huzursuzluk bulunduğu hususları dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, birleşen davada yazılı şekilde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir. Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanun'un 3. ve 6102 sayılı Kanun'un 573/1. ile 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, davacı- birleşen davanın davalısı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 13.09.2013 Tarih, 2012/17039 Esas-2013/15574 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 13.09.2013 Tarih, 2012/17039 Esas-2013/15574 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 11/02/2014 tarihinde oybiliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347011500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz