Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5386 E. 2014/14890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ muvafakat↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ ibraz↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri ibraz etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına ilişkin verilen süre içerisinde davacı vekilinin koşulları yerine getiremediği, ön koşulun tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar A.. C.. ve N. A. vekili ile davalı N.. A.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı bankanın önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalıların zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 341. maddesi hükmü uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın, denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde olduğundan bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Mahkemece, davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle görevli olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir. Başka bir ifadeyle, mevcut denetçilerin katılımı veya onların verdiği vekaletname ile davaya devam edilmesi yeterlidir. Öte yandan, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket tüzel kişiliğinin temsili konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya muvafakat verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar A.. C.. ve N.A. vekili ile davalı N.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7487 E. 2016/6166 K.
Ortak:sorumluluk davası · tüzel kişilik · anonim şirket · ibraz · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır(Dairemizin 30.09.2014 tarih, 2014/5386 E..
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı vekilinin 10/05/2011 tarihli 1 no'lu «ara» kararı ile TTK.'nın 341. maddesine göre yönetici ve denetçiler hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin bir genel kurul kararı varsa «ibraz» etmesi, yoksa genel kurulu toplayarak bir karar alması ve buna göre denetçilerden alacağı vekaletnameleri ibraz etmesi için «kesin süre» verilmesine rağmen, 12/12/2011 tarihli celsede denetçilerden sadece ...'dan vekaletname aldığını, diğer denetçilerden vekaletname almasının mümkün olmayacağını bey …
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 10.05.2011 tarihli celse 1 nolu «ara» karar ile davacı vekiline «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin genel kurul kararı varsa «ibrazı», yoksa bir dahaki duruşma gününe kadar genel kurulu toplayıp karar alması buna göre denetçilerden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı vekilinin 10/05/2011 tarihli 1 no'lu «ara» kararı ile TTK.'nın 341. maddesine göre yönetici ve denetçiler hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin bir genel kurul kararı varsa «ibraz» etmesi, yoksa genel kurulu toplayarak bir karar alması ve buna göre denetçilerden alacağı vekaletnameleri ibraz etmesi için «kesin süre» verilmesine rağmen, 12/12/2011 tarihli celsede denetçilerden sadece ...'dan vekaletname aldığını, diğer denetçilerden vekaletname almasının mümkün olmayacağını bey …
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, 10.05.2011 tarihli celse 1 nolu «ara» karar ile davacı vekiline «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin genel kurul kararı varsa «ibrazı», yoksa bir dahaki duruşma gününe kadar genel kurulu toplayıp karar alması buna göre denetçilerden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Benzer bu karardaYöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir «yetkinin» mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5033 E. 2010/11652 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Benzer bu karardaBu durumda davalı ... açısından işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · hasar · teslim
Benzer bu karardaDavacı kooperatif, davalılardan ...’in kaza tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, kooperatifle ilgisi bulunmayan bir işin takibi nedeniyle aracın «hasara» uğradığını ve kazada sonra da aracın «teslim» edilmediğini ileri sürerek, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu tutulmasını istemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · anonim şirket · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şirket zararı · ihtiyati tedbir · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5386 E. , 2014/14890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 32. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/02/2012
NUMARASI 2011/247-2012/10
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/02/2012 tarih ve 2011/247-2012/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılar A.. C.. ve N. A. vekili ile davalı N.. A.. vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 30/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Z. D. K.ve davalılardan A.. C.. ile N. A. vekili Av. E.. E.. ve davalılardan N.. A.. vekili Av. İ.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline devir edilen bankanın yöneticisi olduğu dönemde zarara neden olduklarını ileri sürerek, 93.601.203,38 TL banka zararının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri ibraz etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına ilişkin verilen süre içerisinde davacı vekilinin koşulları yerine getiremediği, ön koşulun tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar A.. C.. ve N. A. vekili ile davalı N.. A.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı bankanın önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalıların zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 341. maddesi hükmü uyarınca davacı bankanın yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın, denetçiler tarafından bizzat veya onların atadıkları vekillerce açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar, sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde olduğundan bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Mahkemece, davacı tarafa uygun süre veya süreler verilerek genel kurulda yukarıda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve davacı şirketin denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağı tanınması, verilen süreye rağmen belirtilen hususlar yerine getirilmez ise davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle görevli olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir. Başka bir ifadeyle, mevcut denetçilerin katılımı veya onların verdiği vekaletname ile davaya devam edilmesi yeterlidir. Öte yandan, 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket tüzel kişiliğinin temsili konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya muvafakat verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar A.. C.. ve N.A. vekili ile davalı N.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar A.. C.. ve N.A. vekili ile davalı N.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 30/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102212700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz