6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasfiye memurunun işlemine dayalı şirket ihyası davasında hukuki yarar yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/648 E. 2018/276 K. ·

Şirketin ihyasıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Tasfiye memurunun yaptığı bir satış işleminin usulsüz/muvazaalı olduğu iddiasına dayanılarak şirketin ihyası istenemez; bu tür bir iddia esasen tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkindir ve TTK 546/2, 553, 555. maddeleri kapsamında ayrı bir sorumluluk davasına konu edilmelidir. Sorumluluk davası açılmadan, tamamlanmış bir satış işlemine dayanarak açılan ihya davasının dinlenmesinde hukuki yarar bulunmaz; ek tasfiye işlemleri zorunluysa TTK 547/1 uyarınca yeniden tescil istenebilir, ancak bu da sorumluluk davasının ikamesi anlamına gelmez.

Ele alınan sorunlar

İhya davasında hukuki yarar dava şartının bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı, tasfiye sürecinde şirkete ait taşınmazın usulsüz ve muvazaalı biçimde diğer ortaklara devredildiğini, satış bedelinin şirket malvarlığına dahil edilmediğini, bu nedenle tasfiyenin eksiksiz tamamlanmadığını ve şirketin ihyası için hukuki yararının bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirket, sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediği için TTK geçici 7. madde uyarınca ticaret sicil müdürlüğünce resen terkin edilmiştir. Davacının iddiası, tasfiye memurunun yaptığı satışın usulsüz olduğu ve bu nedenle şirket malvarlığının/davacı ortağın zarara uğratıldığı yönündedir; bu iddia esasen tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı bir talep niteliğindedir. TTK 546/2 ve 553. madde hükümleri gereği tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı verdikleri zarardan sorumludur; TTK 555/1 uyarınca şirketin uğradığı zararın tazmini şirket veya her bir pay sahibi tarafından istenebilir, ancak pay sahipleri tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilir. Somut olayda satış tamamlanmış olup, şirketin ihyası halinde tasfiye memurunun yapabileceği bir işlem bulunmamaktadır; dolayısıyla tasfiye memuruna karşı bir sorumluluk davası açılmaksızın şirketin ihyası davasının dinlenmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. TTK 547/1 uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir; ancak davacının istediği hukuki himaye, sorumluluk davası açılmadıkça karşılanamaz. Bu nedenle mevcut davanın açılması ve yürütülmesinde davacının hukuki yarar dava şartı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tasfiye sürecindeki usulsüz işlem iddiasına dayalı şirket ihyası taleplerinde, iddianın esasen tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin olduğu ve ayrı bir sorumluluk davası açılmadan ihya davasında hukuki yarar bulunmadığı yönünde genel bir ilke ortaya koyması nedeniyle bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Tasfiye memuruna karşı sorumluluk davası açılmaksızın, tamamlanmış bir tasfiye işlemine ilişkin usulsüzlük iddiasına dayanarak şirketin ihyasının istenmesinde hukuki yarar dava şartı bulunmadığı kabul edilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası hukuki yarar tasfiye memurunun sorumluluğu ek tasfiye resen terkin münfesih şirket

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 546/2TTK 553/1TTK 555/1TTK 547/1TTK geçici 7

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/648

KARAR NO 2018/276

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI 2016/744 Esas- 2017/664 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/03/2018( 23/04/2018 yazım)

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic.A.Ş nin sekiz ortağından biri olup aynı zamanda ... başkanı olduğunu, ... ili ... ilçesi .... ada ... parselde kain kargir dükkan nitelikli taşınmazın şirket tarafından 09/08/1984 tarihinde satın alındığı, taşınmazın 30/06/2014 tarihinde diğer ortaklar tarafından usulsüz iktisap edildiğini, şirketin tasfiyeye girmesiyle 09/06/2014 tarihinde ... tasfiye memurluğuna atandığını,taşınmazın bedelinin şirket mal varlığına dahil edilmediğini, 25/02/2016 tarihinde firmanın sermaye artırımı yapılmadığı için münfesih duruma düştüğünü ve tasfiye kararı alındığını, münfesih şirketin TTK.geçici 7. maddesi uyarınca ve 30 Aralık 2012 tarih 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan tebliğ hükümleri uyarınca 29/02/2016 tarihinde resen silindiğinin ilan edildiğini, bedeli şirket malvarlığına dahil edilmeyen taşınmazın şirket adına tescili gerektiğini belirterek adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalılardan Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda müvekkili kurumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici 7.mad. İle ''Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketleri ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliği'' hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, şirketin re'sen terkin edildiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını,yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin sorumlu tutulamayacağını, savunarak müvekkili yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle;

taşınmazın satışının gerçek değerinde yapıldığını, şirket ortaklarının kanun ile artırılan anonim şirket sermayeleri hakkında bir karar almadıklarını ve sermaye artırımına gitmediklerini, şirketin münfesih duruma düştüğünü, sicilden terkin işleminin müracat üzerine gerçekleştiğini, satış işleminden tüm ortakların haberdar olduğ paylaşımında sağlandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, gayrimenkulün şirket adına tescil konusunda bir dava bulunmadığını, bu durumda davacının şirketin ihyasını istemesinde de dava tarihi itibariyle mevcut ve güncel bir hukuki yararının olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekilince , şirketin ihyası için dava koşullarının oluştuğunu, hukuki yararlarının bulunduğunu, taşınmazın davacı dışındaki ortaklara satış gösterilerek bedelinin çok altında devredildiğini, işlemin kötü niyetli ve muvazaalı olduğunu, şirketin tasfiyeye girmesinden sonra usulsüz yapılan satış sonucu satış bedelinin de şirket mevcuduna dahil edilmediğini,tasfiyenin eksiksiz bir şekilde yapılmış sayılamayacağını belirterek hükmün kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.

GEREKÇE

Davada ihyası istenen şirket tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilmemiş olup, şirketin sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle ticaret sicil müdürlüğünce 6102 TTK geçici 7. Md resen terkin edilmiştir. Şirketin 11/06/2014 tarihinde tasfiye sürecine girdiği, satışın tasfiye memuru tarafından 30/06/2014 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının iddiası tasfiye işlemlerinde usulsüzlük olduğu, şirketin malvarlığının usulsüz devredildiği, şirketin dolayısıyla davacı ortağın zarara uğratıldığı yönündedir. Tasfiye memurunca satış yapılmış olup, satış bedelinin tasfiye işlemlerinde nazara alınması gerekmektedir.Satışın muvazaalı olarak yapıldığı iddiası, esas olarak tasfiye memurunun sorumluluğu davasıdır.

6102 sayılı TTK'nın 546/2 tasfiye memurlarının sorumluluğu hakkında 553. madde hükmü uygulanır. TTK 553/1 Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.6102 TTK 555/1 Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.Somut olayda ihya halinde tasfiye memurunun yapabileceği bir işlem yoktur. Zira satış tamamlanmıştır. Tasfiye memuruna karşı açılan bir sorumluluk davası olmadan şirketin ihya davasının dinlenmesinde hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmelidir.

TTK'nın 547/1. Maddesine göre: Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Davacının istediği hukuki himaye talebinin sorumluluk davası açılmadığı sürece karşılanamayacağı, bu anlamda mevcut davanın açılması ve yürütülmesinde davacının hukuki yarar dava şartının bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Karardan bir suretin taraflara tebliğe çıkarılmasına,HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261316 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.