Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11410 E. 2016/6298 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı↗ taleple bağlılık ilkesi↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ taleple bağlılık↗ esas sözleşme↗ ibra↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ anonim şirket↗ ihtar↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar bakımından genel kurulca alınan ibra kararının ortakların dava açma hakkını engellemeyeceği, çünkü ortaklığın aldığı ibra kararının ancak ortaklığın kendi hakkı yönünde olduğu, yerleşmiş yargı içtihatları ve TTK hükümlerine göre tasfiye memurlarının kanuna, esas sözleşmeye, iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek 3. şahısları veya şirket ortaklarını zarara uğratırlarsa kusursuzluklarını ispat etmedikçe bundan sorumlu olacakları, 05/11/2010 tarihli genel kurulda şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın seçildiği, ... Müdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde tasfiye işlemi tescil edildiği halde kesin bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin kaydının silineceği yönünde şirkete ihtarda bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, anonim şirket yönetim kurulu üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda tasfiye memuru olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah dilekçesi ile de tasfiye halinde ... San. ve Tic. A.Ş. 'ne verilmesi talep edilmiş, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga 1086 HUMK mad. 74. “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, tazminatın davalılardan tahsili ile tasfiye halinde ... San. ve Tic. A.Ş. 'ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olması nedeniyle mahkemece, davanın bu talebe göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, istem dışına çıkılarak hüküm altına alınan tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3995 E. 2021/2328 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaSomut olayda davacılar takip talebinde, 67.570,00 TL «asıl alacak» ile 45,36 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 67.615,36 TL'nin faizi ile davalı bankadan icra marifetiyle tahsilini talep etmiş; davalı bankanın borca ve fer'ilerine yönelik itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10512 E. 2018/5578 K.
Ortak:taleple bağlılık
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · feri müdahil · olumsuz oy · işlemiş faiz
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Bu durumda mahkemece, bilirkişiden faiz hususundaki itirazların değerlendirildiği ek rapor alınmadan itiraza uğramış bilirkişi raporundaki faiz tutarlarının benimsenip asıl alacağa ilave edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı ile «feri müdahil» ... yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11148 E. 2015/7968 K.
Ortak:cy/cy kaydı · Tazminat
İncelediğiniz karardaMüdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde «tasfiye» işlemi tescil edildiği halde «kesin» bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin «kaydının» silineceği yönünde şirkete «ihtarda» bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ti.’nin yöneticisi olan davalıların kusurlu davranışlarıyla ortaklığı dolayısıyla da müvekkilini zarara uğrattıkları iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 152.700,00 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olmasına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · teamül · şirket zararı · mirasçılık · reeskont faizi · limited şirket
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların müdürü oldukları dava dışı şirketi yönetsel anlamda ticari mevzuat ve «teamüllere» aykırı olarak yönettikleri, sağlıklı yönetmedikleri, usulsüz serbest meslek makbuzları düzenlemek ve şirket varlıklarını devretmek suretiyle «şirketi zarara» uğrattıkları, davada, davalıların şirkete verdikleri zarardan dolayı alacak talep edilmekle zararın şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın …
TL'nin 19.6.2002, 37.653,95 TL'nin 19.6.2002, 33.552,24 TL'nin 22.7.2002, 732,03 TL'nin 29.7.2002 ödeme tarihlerinden itibaren (toplam 152.700,00 TL'nin) davalılardan «reeskont faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile S.
Kararı, davacı vekili, davalı A.A.Ö. «mirasçıları» vekili temyiz etmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1048 E. 2019/2678 K.
Ortak:taleple bağlılık · ıslah · temerrüt
İncelediğiniz karardaMüdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde «tasfiye» işlemi tescil edildiği halde «kesin» bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin «kaydının» silineceği yönünde şirkete «ihtarda» bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1- Davacı tarafça, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «ıslah» dilekçesi ile de tasfiye halinde ...
Somut olayda, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesi ile, tazminatın davalılardan tahsili ile «tasfiye» halinde ...
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı yanca, dava dilekçesiyle 3.133,37 TL alacağın davaya konu «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren işleyecek %75 faiz oranı ile davalıdan tahsili talep edilmiş olmasına ve yargılama sürecinde de bu miktarı artıracak şekilde bir «ıslah» yapılamamış olmasına rağmen mahkemece, «taleple bağlılık» ilkesini ihlal eder şekilde 58.623,56 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… , davacının hesabını kapatma amacıyla hangi tarihte davalı bankaya müracaat ettiğini bildirmediği, davalı banka kayıtlarının da bu hususun anlaşılmadığı, bu nedenle «temerrüt tarihinin» dava tarihi olan 11.11.2003 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, bozma ilamında belirtildiği şekilde, davalı banka tarafından uygulanan faiz oranlarına dayanılarak ve bileşik faiz uygulanması suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacı hesabında bulunan paranın temerrüt tarihi itibariyle 58.623,56-TL'ye ulaştığının belirlendiği, «asıl alacak» olarak kabul edilen bu tutara bu tarihten sonra basit faiz usulü ile davacı talebini aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle 58.623,56-TL olarak belirlenen asıl alacağın dava tarihinden itibaren basit faiz usulü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · mevduat hesabı · asıl alacak · avans faizi
Benzer bu kararda… , davacının hesabını kapatma amacıyla hangi tarihte davalı bankaya müracaat ettiğini bildirmediği, davalı banka kayıtlarının da bu hususun anlaşılmadığı, bu nedenle «temerrüt tarihinin» dava tarihi olan 11.11.2003 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, bozma ilamında belirtildiği şekilde, davalı banka tarafından uygulanan faiz oranlarına dayanılarak ve bileşik faiz uygulanması suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacı hesabında bulunan paranın temerrüt tarihi itibariyle 58.623,56-TL'ye ulaştığının belirlendiği, «asıl alacak» olarak kabul edilen bu tutara bu tarihten sonra basit faiz usulü ile davacı talebini aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle 58.623,56-TL olarak belirlenen asıl alacağın dava tarihinden itibaren basit faiz usulü …
Somut olayda, davacı yanca, dava dilekçesiyle 3.133,37 TL alacağın davaya konu «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren işleyecek %75 faiz oranı ile davalıdan tahsili talep edilmiş olmasına ve yargılama sürecinde de bu miktarı artıracak şekilde bir «ıslah» yapılamamış olmasına rağmen mahkemece, «taleple bağlılık» ilkesini ihlal eder şekilde 58.623,56 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4 E. 2021/4227 K.
Ortak:taleple bağlılık · ıslah
İncelediğiniz kararda1- Davacı tarafça, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «ıslah» dilekçesi ile de tasfiye halinde ...
Somut olayda, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesi ile, tazminatın davalılardan tahsili ile «tasfiye» halinde ...
Benzer bu karardaKarar duruşmasından önce «ibraz» ettiği 05.04.2017 «havale» tarihli beyan dilekçesinde ise her ne kadar dava değerine göre «harç» yatırarak davayı «ıslah» etmiş iseler de, bunun hisse değerini talep ettikleri anlamına gelmeyeceği, amacın davanın değerinin belirlenmesi olduğu, müvekkillerine ait hisselerin adlarına tescili konusundaki taleplerinde bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı yanın ıslah dilekçesindeki talebi müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesi olup, mahkemece ıslah dilekçesindeki talebin nazara alınması gerekmekte olup, ıslahtan sonra değiştirilen beyana itibar edilmek suretiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olarak hisselerin davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçelerinde, müvekkil hisselerinin adlarına tescili ve «haciz» dışı bırakılmasına kadar işletmenin satış işlemi hakkında tedbir kararı verilmesini, daha sonra yapılacak olan satışı takiben müvekkillerine ait hisse bedellerinin kesintisiz ve öncelikle ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; «ıslah» dilekçesi ile davanın uzamasına sebep teşkil eden pay senedi talebinden vazgeçtiklerini, müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · kâr dağıtımı · kâr payı · havale · haciz · harç
Benzer bu karardaKarar duruşmasından önce «ibraz» ettiği 05.04.2017 «havale» tarihli beyan dilekçesinde ise her ne kadar dava değerine göre «harç» yatırarak davayı «ıslah» etmiş iseler de, bunun hisse değerini talep ettikleri anlamına gelmeyeceği, amacın davanın değerinin belirlenmesi olduğu, müvekkillerine ait hisselerin adlarına tescili konusundaki taleplerinde bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı yanın ıslah dilekçesindeki talebi müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesi olup, mahkemece ıslah dilekçesindeki talebin nazara alınması gerekmekte olup, ıslahtan sonra değiştirilen beyana itibar edilmek suretiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olarak hisselerin davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
A.Ş.) arasında Sivas Demir Çelik İşletmeleri A.Ş. hisselerinin satışını düzenleyen sözleşmenin 13. maddesi uyarınca «bedelsiz» «dağıtılması» öngörülen %5'lik hisseden her bir davacıya isabet edecek pay bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kabulü ile her bir davacı için 60.813 adet hissenin davalı şirketten alınarak davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçelerinde, müvekkil hisselerinin adlarına tescili ve «haciz» dışı bırakılmasına kadar işletmenin satış işlemi hakkında tedbir kararı verilmesini, daha sonra yapılacak olan satışı takiben müvekkillerine ait hisse bedellerinin kesintisiz ve öncelikle ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; «ıslah» dilekçesi ile davanın uzamasına sebep teşkil eden pay senedi talebinden vazgeçtiklerini, müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Yine mahkemece verilen ilk kararda davacılardan ... ve ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş, karar bu yönden temyiz edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4109 E. 2017/6089 K.
Ortak:taleple bağlılık · fesih · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar bakımından genel kurulca alınan «ibra» kararının ortakların dava açma hakkını engellemeyeceği, çünkü ortaklığın aldığı ibra kararının ancak ortaklığın kendi hakkı yönünde olduğu, yerleşmiş yargı içtihatları ve TTK hükümlerine göre «tasfiye memurlarının» kanuna, «esas sözleşmeye», iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek 3. şahısları veya şirket ortaklarını zarara uğratırlarsa «kusursuzluklarını ispat» etmedikçe bundan sorumlu olacakları, 05/11/2010 tarihli genel kurulda şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın seçildiği, ...
Benzer bu karardaBu durumda davacının «fesih» nedeniyle uğradığı zarar yönünden 70.000 TL'nin tahsilini talep ettiği nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette bu kalem yönünden 73.507,50 TL'nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca davacı, dava dilekçesinde davalı tarafından eşyalara verilen zarar tutarı 2.100 TL, peşin ödenen kira bedeli 13.500 TL ve «fesih» nedeniyle uğranılan zarar miktarı 70.000 TL olmak üzere toplam 85.600 TL'nin tahsilini istemiş olup mahkemece 2.100 TL'si zarara uğrayan eşya bedeli, 73.507,50 TL'si fesih nedeniyle uğranılan zarar tutarı olmak üzere 75.607,50 TL'nin davalıdan tahsiline, kira bedeli isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · istirdat · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.04.2004-31.10.2004 tarihlerini kapsayan «kira sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşme ile davalıya ait oteldeki fotoğraf çekimi işlerinin davacılara verildiği, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği halde sunulan delillerden davalının feshin haklı olduğunu kanıtlayamadığı, «sözleşmenin feshi» nedeniyle davacıların, uğradıkları zarar ile tahrip edilen eşya bedelini isteyebilecekleri, kira bedelinin «istirdadı» isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 75.607,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «kira sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı zararın tespiti açısından davalının ciddi itirazlarının değerlendirildiği rapor alınarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda davacının «fesih» nedeniyle uğradığı zarar yönünden 70.000 TL'nin tahsilini talep ettiği nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette bu kalem yönünden 73.507,50 TL'nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4731 E. 2019/6099 K.
Ortak:taleple bağlılık
Benzer bu karardaBu durumda davacının sadece erken kapatma «komisyonunun» iadesine yönelik talepte bulunduğu nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette «haksız şart» nedeniyle banka tarafından iade edilmesi gereken meblağın da bu tutara eklenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · erken ödeme komisyonu · haksız şart · erken kapama komisyonu · ticari faiz · genel kredi sözleşmesi · komisyon · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre; davalı bankanın davacı firmadan fazladan tahsil ettiği «erken kapama komisyon» ücretinin 7.370,36 TL olduğu ve bu tutarı iade etmesi gerektiği, «haksız şart» nedeniyle iade edilmesi gereken meblağın da bu tutara eklenmesiyle, davalı bankanın davacı firmaya ödemesi gereken tutarın 12.251,31 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 10.000 TL'nin dava tarihi olan 03/10/2013 gününden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline ve davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
2-) Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan kredi borcunun erken kapatılması nedeniyle fazla erken kapatma «komisyonu» alındığı iddiasına dayalı «istirdat» istemine ilişkindir.
Bu durumda davacının sadece erken kapatma «komisyonunun» iadesine yönelik talepte bulunduğu nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette «haksız şart» nedeniyle banka tarafından iade edilmesi gereken meblağın da bu tutara eklenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere mahkemece öncelikle bankacılık uygulamasında erken kapatma «komisyon» oranının belirlenmesi bakımından, diğer bankaların uyguladığı oranlar da araştırılmak suretiyle bu oranların ortalaması alınarak tahsil edilmesi gereken «erken ödeme komisyonu» tutarı belirlenmek suretiyle hesaplama yapılıp, sonuca göre karar vermek gerekirken, bankaların uyguladığı oranların ortalaması üzerinden değil, bir bankanın bildirmiş olduğu «erken kapama komisyonu» oranı dakkate alınarak hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11410 E. , 2016/6298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/06/2015 tarih ve 2014/1271-2015/571 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... San. ve Tic. A.Ş.'nin işçisi olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle şirket aleyhine dava açtığını ve verilen tahsil kararının kesinleştiğini, alacağın temini için şirket aleyhine takip başlatıldığını ancak, şirketin fiilen kapanmış olması, herhangi bir malvarlığının bulunmaması adına kayıtlı tek araç üzerinde hacizlerin bulunması nedeniyle alacağın tahsilinin mümkün olmadığını, şirketin 07/09/2006 tarihinden itibaren yönetim kurulunu davalıların oluşturduğunu, şirket sermayesinin artırıldığını, 05/11/2010 tarihli genel kurul toplantısında şirketin tasfiye sürecine sokulduğunu ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın atandığını, anılan davalının hiçbir tasfiye işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkete ihtar verildiğini ve tasfiye memuru kesin bilonçoyu sunmadığından şirketin münfesih durumda olduğu tespitinin yapıldığını, gerek yönetim kurulu üyesi gerekse de tasfiye memuru sıfatıyla davalıların şirket sermayesi ve öz kaynaklarını ekonomik bir biçimde kullanmadıklarını, personel ve öz varlıkları kişisel ihtiyaçlarında kullandıklarını, şirket kayıtları ve tasfiyesinin yasaya ve usule göre yapılmadığını, alacaklılardan mal kaçırmak için şirketin içinin boşaltıldığını, davalıların kusurları nedeniyle borçtan şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 16.624, 31 TL'nin 01/10/2012 takip tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile, alacağın Tasfiye Halinde ...
San. ve Tic. A.Ş.'ne verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, müvekkili ...'ın tasfiye işlemlerini gerçekleştirdiğini ancak, maddi sıkıntılar nedeniyle tasfiye işlemlerinin hızlı ilerleyemediğini, sermaye artışının amacının hükümetin o yıllarda tanıdığı varlık barışından yararlanmak olduğunu, davacının aynı zamanda şirket ortağı ve muhasebecisi olduğunu, davacının kötüniyetli olup, müvekkillerinin herhangi bir kusur ya da sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar bakımından genel kurulca alınan ibra kararının ortakların dava açma hakkını engellemeyeceği, çünkü ortaklığın aldığı ibra kararının ancak ortaklığın kendi hakkı yönünde olduğu, yerleşmiş yargı içtihatları ve TTK hükümlerine göre tasfiye memurlarının kanuna, esas sözleşmeye, iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek 3. şahısları veya şirket ortaklarını zarara uğratırlarsa kusursuzluklarını ispat etmedikçe bundan sorumlu olacakları, 05/11/2010 tarihli genel kurulda şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın seçildiği, ... Müdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde tasfiye işlemi tescil edildiği halde kesin bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin kaydının silineceği yönünde şirkete ihtarda bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, anonim şirket yönetim kurulu üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda tasfiye memuru olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah dilekçesi ile de tasfiye halinde ... San. ve Tic. A.Ş. 'ne verilmesi talep edilmiş, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga 1086 HUMK mad.
74. “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, tazminatın davalılardan tahsili ile tasfiye halinde ... San. ve Tic. A.Ş. 'ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olması nedeniyle mahkemece, davanın bu talebe göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, istem dışına çıkılarak hüküm altına alınan tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/225194900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz