Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/2290 E. 2016/614 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket merkezi mahkemesi↗ pay defteri↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin defterlerinde davacının ortaklık kaydına ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete teslim edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen kesin süreye rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketle geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece hükme dayanak yapılan Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas 2011/2513 Karar sayılı ilamında, davacıların para verdiklerini iddia ettikleri kişi hakkında dava açmaları için süre verilmesi ve açıldığı taktirde eldeki dava ile birleştirilip işin esasının incelenmesi gerekçesiyle mahkemece verilen karar bozulmuş ise de, bu kişi hakkında dava açılması bir dava şartı olmayıp, davanın açılmamış olması da eldeki davanın esasına girilmesine engel değildir. Nitekim Dairemizin anılan bozmasından sonra, mahkemece davanın aynı gerekçe ile reddine dair verilen karar da, Dairemizin 18.03.2014 gün ve 2012/15630 Esas, 2014/5269 Karar sayılı karar ile işin esasının incelenmesi için bozulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır. Ancak davalı şirket merkezinde yapılan 18.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, sadece davalı şirketin 2000 ve 2001 yılı defter-i kebir defteri ile 1998 tarihli ortaklar pay defteri incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise incelenmemiş, defter-i kebir defterinin de işlem detaylarını içermediğinden mahkemece istenen ayrıntılı raporun düzenlenemediği bildirilmiştir.
Diğer bilirkişi raporlarında da davalı şirketin defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Dolayısıyla mahkemece işin esasına yönelik yapılan inceleme de hüküm kurulması için yeterli değildir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin ibraz ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin temsilcisi gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7583 E. 2015/5061 K.
Ortak:şirket merkezi mahkemesi · pay defteri · kesin süre · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · eksik inceleme · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davalı «şirket merkezinde» yapılan 18.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, sadece davalı şirketin 2000 ve 2001 yılı «defter»-i kebir defteri ile 1998 tarihli ortaklar «pay defteri» incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise incelenmemiş, defter-i kebir defterinin de işlem detaylarını içermediğinden mahkemece istenen ayrıntılı raporun düzenlenemediği bildirilmiştir.
… arın bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin «temsilcisi» gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAncak davalı «şirket merkezinde» yapılan ilk «bilirkişi incelemesinde», sadece davalı şirketin 2001 yılı «defter»-i kebir defteri ile 1998 tarihli «pay defteri» incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise istendiği halde olmadığı söylendiğinden incelenememiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, incelenen «defter» kayıtlarında davacıların ortaklık «kaydına» rastlanmadığı ve yine tahsil fişine ait herhangi bir kaydın bulunmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamadığı, davacılara tahsil fişinde adı geçen Hayri Şen hakkında birleştirme talepli dava açmak ve keza davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinlenmek üzere tanıklarını bildirmeleri yönünde verilen «kesin süreye» rağmen anılan davanın açılmadığı, kesin süreden sonra bildirilen ve «istinabe yolu» ile dinlenilmesi talep edilen tanığın dilekçe ekinde sunulan yazılı beyan içeriğinin davacıların kandırıldığı iddiasını kanıtlar mahiyette olmadığı gerekçesiyle da …
… bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacıların “tahsil fişi” ile para ödedikleri 01.02.2001 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacılar tarafından sunulan tahsilat fişi seri numarası ile birlikte sunulan delillerin incelenmesi, ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yolu
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, incelenen «defter» kayıtlarında davacıların ortaklık «kaydına» rastlanmadığı ve yine tahsil fişine ait herhangi bir kaydın bulunmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamadığı, davacılara tahsil fişinde adı geçen Hayri Şen hakkında birleştirme talepli dava açmak ve keza davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinlenmek üzere tanıklarını bildirmeleri yönünde verilen «kesin süreye» rağmen anılan davanın açılmadığı, kesin süreden sonra bildirilen ve «istinabe yolu» ile dinlenilmesi talep edilen tanığın dilekçe ekinde sunulan yazılı beyan içeriğinin davacıların kandırıldığı iddiasını kanıtlar mahiyette olmadığı gerekçesiyle da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15630 E. 2014/5269 K.
Ortak:dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz kararda… arın bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin «temsilcisi» gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketle geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “İddianın öne sürülüş şekline göre davanın, haksız fiilden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece, davacı tarafa dava dışı Naci Keskin hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, yeniden bilirkişi heyeti oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
… r hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan «sözleşmenin iptali» ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas, 2011/2513 Karar sayılı ilamında her ne kadar davacıların para verdiklerini iddia ettikleri N..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · sözleşmenin iptali · hisse senedi · istirdat
Benzer bu kararda… davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “İddianın öne sürülüş şekline göre davanın, haksız fiilden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece, davacı tarafa dava dışı Naci Keskin hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, yeniden bilirkişi heyeti oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan «sözleşmenin iptali» ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas, 2011/2513 Karar sayılı ilamında her ne kadar davacıların para verdiklerini iddia ettikleri N..
… r hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1144 E. 2019/475 K.
Ortak:ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı · eksik inceleme · ibraz · temsil · e-defter
İncelediğiniz kararda… arın bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin «temsilcisi» gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirketle geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ı tarafça bildirilen ve bozma ilamında işaret edilen TBMM raporları dosya arasına alınıp değerlendirilmeden, 14.02.2000 tarihli ... raporunun sonuç bölümünde şirket «yönetim kurulu» başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi .... hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı belirtilmiş olması nedeniyle şirket yöneticileri hakkında ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirket tarafından izinsiz halka arz faaliyeti yürütülüp yürütülmediği konusunda MASAK raporu bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirketin davacının dayandığı 20.04.2000 ve 29.05.2001 tarihli “tahsil fişleri”nin ilgili olduğu dönem ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek getirtilip incelenmeden «bozma sonrası» sadece tahsil fişinde ismi bulunan ...’in SGK «kaydı» celp edilip dosya üzerinden bilirkişi raporu alınmak suretiyle «eksik inceleme» sonucu bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… ularak yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket adına hareket eden ve makbuzda imzası bulunan ...'in şirket çalışanı ve «temsilcisi» gibi hareket ettiği, dava konusu paranın ortaklık görünümü altında ödünç olarak alındığı, davalı şirketi temsilen hareket eden ...'in farklı kişilerden aynı tip makbuzla para tahsil ettiği, buna göre ...' in davalı şirket adına hareket etmediğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.953,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti · avans faizi
Benzer bu kararda… ı tarafça bildirilen ve bozma ilamında işaret edilen TBMM raporları dosya arasına alınıp değerlendirilmeden, 14.02.2000 tarihli ... raporunun sonuç bölümünde şirket «yönetim kurulu» başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi .... hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı belirtilmiş olması nedeniyle şirket yöneticileri hakkında ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirket tarafından izinsiz halka arz faaliyeti yürütülüp yürütülmediği konusunda MASAK raporu bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirketin davacının dayandığı 20.04.2000 ve 29.05.2001 tarihli “tahsil fişleri”nin ilgili olduğu dönem ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek getirtilip incelenmeden «bozma sonrası» sadece tahsil fişinde ismi bulunan ...’in SGK «kaydı» celp edilip dosya üzerinden bilirkişi raporu alınmak suretiyle «eksik inceleme» sonucu bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… ularak yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket adına hareket eden ve makbuzda imzası bulunan ...'in şirket çalışanı ve «temsilcisi» gibi hareket ettiği, dava konusu paranın ortaklık görünümü altında ödünç olarak alındığı, davalı şirketi temsilen hareket eden ...'in farklı kişilerden aynı tip makbuzla para tahsil ettiği, buna göre ...' in davalı şirket adına hareket etmediğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.953,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin faiz başlangıcı ve «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3685 E. 2021/1595 K.
Ortak:ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… arın bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin «temsilcisi» gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyaya celp ve «ibraz» edilen belge içerikleri, bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının 20.442,40 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, 20.442,40 TL alacak aslının 08.06.2012 takip tarihinden tahsil edilinceye kadar işleyecek % 9 oranında faizi ile birlikte tahsiline, takibin bu şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak söz konusu raporlarda «mahsup» fişlerinin neye ilişkin düzenlendiği noktasında açıklama olmadığı gibi davacı «defterlerinde» de mahsup fişine dair bir belirleme yapılmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye dosya tevdi edilerek tarafların «defter» ve kayıtları tekrar incelenmek suretiyle davalının kayıtlarında 19 adet veresiye fişinin kayıtlı olduğu dikkate alınmak suretiyle «mahsup» fişlerinin içeriği ve ne şekilde verildiği de değerlendirilerek takip tarihi itibariyle veresiye fişlerinden kaynaklanan alacağın miktarının varlığını tespit etmekten ibarettir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekle ödeme · mahsup · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyaya celp ve «ibraz» edilen belge içerikleri, bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının 20.442,40 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, 20.442,40 TL alacak aslının 08.06.2012 takip tarihinden tahsil edilinceye kadar işleyecek % 9 oranında faizi ile birlikte tahsiline, takibin bu şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmadan sonra alınan 07.12.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu içerisinde toplam 19 adet veresiye fişinin davalı şirketin kayıtlarına alındığı ve bu şekilde toplam alacağın 36.463,40 TL olduğu belirtilmiş, aynı raporda davalının «mahsup» fişlerinden hareketle cari bakiyesinin 12.795,02 TL olduğu tespit edilmiş, aynı bilirkişiden alınan ek raporda da aynı sonuca ulaşıldığı ifade edilmiştir.
Ancak söz konusu raporlarda «mahsup» fişlerinin neye ilişkin düzenlendiği noktasında açıklama olmadığı gibi davacı «defterlerinde» de mahsup fişine dair bir belirleme yapılmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye dosya tevdi edilerek tarafların «defter» ve kayıtları tekrar incelenmek suretiyle davalının kayıtlarında 19 adet veresiye fişinin kayıtlı olduğu dikkate alınmak suretiyle «mahsup» fişlerinin içeriği ve ne şekilde verildiği de değerlendirilerek takip tarihi itibariyle veresiye fişlerinden kaynaklanan alacağın miktarının varlığını tespit etmekten ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6859 E. 2011/5694 K.
Ortak:dolandırıcılık · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · eksik inceleme · teslim · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
… arın bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin «temsilcisi» gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,... raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır.
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak, davalı şirketin «ticaret sicil» memurluğundan ticaret sicil «kaydının» getirtilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, dosyaya davacı tarafından sunulan davalı şirket logolu tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacının bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle şirkete ortak olup olmadığı, ortak ise «hisse devri» yoluyla mı yoksa «sermaye artırımı» sonucu mu ortak olduğunun tesbiti sermaye artırımı sırasında ortak olmuşsa hisselerin nominal bedelinin ne olduğu, nominal bedel dışında para alınmış ise primli pay senedi çıkartılması hususunda geçerli bir karar bulunup bulunmadığı araştırılıp iradesinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde yanlış niteleme ve «eksik inceleme» sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Bu niteleme ışığında dosya incelendiğinde, dosyada bulunan davalı şirket başlıklı 15.05.2001 tarihli tahsil fişinde “«teslim» eden” yazısı altındaki imzanın kime ait olduğu anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye artırımı · hisse devri · garantörlük · anonim şirket · istirdat · ticaret sicili · kötüniyet · husumet
Benzer bu kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak, davalı şirketin «ticaret sicil» memurluğundan ticaret sicil «kaydının» getirtilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, dosyaya davacı tarafından sunulan davalı şirket logolu tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacı tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacının bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle şirkete ortak olup olmadığı, ortak ise «hisse devri» yoluyla mı yoksa «sermaye artırımı» sonucu mu ortak olduğunun tesbiti sermaye artırımı sırasında ortak olmuşsa hisselerin nominal bedelinin ne olduğu, nominal bedel dışında para alınmış ise primli pay senedi çıkartılması hususunda geçerli bir karar bulunup bulunmadığı araştırılıp iradesinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde yanlış niteleme ve «eksik inceleme» sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3883 E. 2019/1056 K.
Ortak:teslim · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin «defterlerinde» davacının ortaklık «kaydına» ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen «kesin süreye» rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 2012/91 esas 2014/27 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacının ....000 USD nakden aldığına dair dekontta imzasının olduğunun, böylelikle işleme «icazet» verdiğinin, bankanın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kararda ise davacının kandırılarak tediye fişini imzalatıldığına yönelik iddia bakımından beyanı dışında destekleyici delil bulunmadığının, tediye fişinde imzasının olduğu işleme icazet verdiğinin tespit edildiği, kararın kesinleştiği, tediye fişinde davacının dava konusu parayı «teslim» aldığının yazılı olduğu, aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, ceza dosyasındaki «tanık beyanlarının» davacı iddialarını desteklemediği, ....000 USD gibi yüksek meblağlı miktarda hesap açtırıp hesap cüzdanı almamanın ve tediye fişini okumadan imzalamanın hayatın ol …
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının davalı banka çalışanı ...’a ....000 USD’yi ....01.2001 tarihinde «teslim» ettiği, davacıya teslimden sonra ....01.2001 tarihinde, hesap cüzdanı verildiği, bankada hesabın açılıp 1 dakika içinde kapatıldığı dosya kapsamı, davalı ...’nun ceza dosyasındaki beyanı ve ...
Ancak, Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılamada ... bakımından da ilk karar kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığı» yerine davanın reddine karar verildiği böylece kesinleşen ve «kesin» hüküm oluşturan kararın ortadan kaldırdığı anlaşılmakla, ... yönünden verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · tanık beyanı · icazet · bozma sonrası karar · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı
Benzer bu kararda… 2012/91 esas 2014/27 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacının ....000 USD nakden aldığına dair dekontta imzasının olduğunun, böylelikle işleme «icazet» verdiğinin, bankanın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kararda ise davacının kandırılarak tediye fişini imzalatıldığına yönelik iddia bakımından beyanı dışında destekleyici delil bulunmadığının, tediye fişinde imzasının olduğu işleme icazet verdiğinin tespit edildiği, kararın kesinleştiği, tediye fişinde davacının dava konusu parayı «teslim» aldığının yazılı olduğu, aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, ceza dosyasındaki «tanık beyanlarının» davacı iddialarını desteklemediği, ....000 USD gibi yüksek meblağlı miktarda hesap açtırıp hesap cüzdanı almamanın ve tediye fişini okumadan imzalamanın hayatın ol …
Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/91 E, 2014/27 Karar sayılı dosyasındaki kararda davacının «icazetinden» bahsedilmekte ise de, bu ceza davasının «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılması karşısında, 818 sayılı BK 53. maddesi kapsamında hukuk hakimini bağlayıcı maddi olgunun varlığı da söz konusu değildir.
Ancak, Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılamada ... bakımından da ilk karar kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığı» yerine davanın reddine karar verildiği böylece kesinleşen ve «kesin» hüküm oluşturan kararın ortadan kaldırdığı anlaşılmakla, ... yönünden verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
116 – eBK m 100) bankanın akdi ilişki içinde olduğu kişilere karşı banka personeli “bir «borcun ifası» veya bir borçtan mütevellit bir hakkı kullanmasından ötürü” banka müşterilerinin bir zararına neden olursa, banka ve zarara neden olan banka çalışanı zarardan sorumludur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/2290 E. , 2016/614 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
.
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.06.2013 tarih ve 2011/355-2013/348 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.01.2016 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket çalışanları tarafından istendiği an geri çekilebileceği ve yüksek faiz verileceği vaatleri ile binlerce kişiden paralar toplandığını, müvekkilinin davalı şirkete 05/07/2000 tarihinde 30.000 DM, 02/09/2000 tarihinde 10.000 DM ve 01/01/2001 tarihinde 4.340 DM tutarında yatırım yaptığını, yatırdığı paralar karşılığında müvekkiline ... Holding tahsil fişi adlı belgenin verildiğini, paraların geri alınmak istendiğinde ödeme yapılmadığını, davalılar tarafından Bankalar Kanunu'nun ihlal edildiğini, Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı şekilde izinsiz aracılık faaliyetinde bulunulduğunu, Kurul tarafından yapılan denetlemeler sonucunda hisse senetlerinin izinsiz bir şekilde halka arz edildiğinin 11/07/2003 tarihli raporla tespit edildiğini, davalıların basiretli bir iş adamı gibi davranmadıklarını,...'ya aykırı şekilde şirket defterlerini usulüne uygun olarak tutmadıklarını ileri sürerek, toplam 44.340 DM (22.670,68 Euro) karşılığı 45.273,35 TL'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin defterlerinde davacının ortaklık kaydına ve tahsil fişine ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete teslim edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamaması nedeniyle, davacıya tahsil fişlerinde adı geçen... hakkında birleştirme talepli dava açması ve davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinletmek üzere tanıklarını bildirmesi yönünde verilen kesin süreye rağmen, tanık bildirilmediği ve keza anılan davanın açılmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketle geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece hükme dayanak yapılan Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas 2011/2513 Karar sayılı ilamında, davacıların para verdiklerini iddia ettikleri kişi hakkında dava açmaları için süre verilmesi ve açıldığı taktirde eldeki dava ile birleştirilip işin esasının incelenmesi gerekçesiyle mahkemece verilen karar bozulmuş ise de, bu kişi hakkında dava açılması bir dava şartı olmayıp, davanın açılmamış olması da eldeki davanın esasına girilmesine engel değildir. Nitekim Dairemizin anılan bozmasından sonra, mahkemece davanın aynı gerekçe ile reddine dair verilen karar da, Dairemizin 18.03.2014 gün ve 2012/15630 Esas, 2014/5269 Karar sayılı karar ile işin esasının incelenmesi için bozulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır. Ancak davalı şirket merkezinde yapılan 18.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, sadece davalı şirketin 2000 ve 2001 yılı defter-i kebir defteri ile 1998 tarihli ortaklar pay defteri incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise incelenmemiş, defter-i kebir defterinin de işlem detaylarını içermediğinden mahkemece istenen ayrıntılı raporun düzenlenemediği bildirilmiştir.
Diğer bilirkişi raporlarında da davalı şirketin defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Dolayısıyla mahkemece işin esasına yönelik yapılan inceleme de hüküm kurulması için yeterli değildir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacının “tahsil fişi” ile para ödediği 05.07.2000 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin ibraz ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacı tarafından sunulan tahsilat fişi seri numaraları ile birlikte diğer delillerin incelenmesi, anılan tahsil fişlerinin davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediğinin, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, üzerinde bulunan seri numaralarının geçerliliğinin bulunup bulunmadığının, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başka kişilere de verilip verilmediğinin, tahsil fişinde ismi geçen kişinin davalı şirketin temsilcisi gibi hareket eden bir elemanı olup olmadığının, yine davalı şirketin izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığının, ...,...
raporları ve... kayıtları ayrıntılı bir şekilde incelenerek tespit edilmesi, ayrıca davacı tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından, davacının bu iddiaya ilişkin gösterdiği tanıklar da dinlenilmek suretiyle yukarıda açıklanan tüm delillerle birlikte davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temiyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/224665300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz