Sermaye artırımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6859 E. 2011/5694 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye artırımı↗ hisse devri↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ anonim şirket↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ ticaret sicili↗ kötüniyet↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve defterlerine ulaşılamadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre anonim şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat
hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davasını niteliğindedir. Bu niteleme ışığında dosya incelendiğinde, dosyada bulunan davalı şirket başlıklı 15.05.2001 tarihli tahsil fişinde “teslim eden” yazısı altındaki imzanın kime ait olduğu anlaşılamamaktadır. Bu belge dışında da davacının şirket ortağı olduğuna dair dosyada bir delil bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak, davalı şirketin ticaret sicil memurluğundan ticaret sicil kaydının getirtilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, dosyaya davacı tarafından sunulan davalı şirket logolu tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacı tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacının bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle şirkete ortak olup olmadığı, ortak ise hisse devri yoluyla mı yoksa sermaye artırımı sonucu mu ortak olduğunun tesbiti sermaye artırımı sırasında ortak olmuşsa hisselerin nominal bedelinin ne olduğu, nominal bedel dışında para alınmış ise primli pay senedi çıkartılması hususunda geçerli bir karar bulunup bulunmadığı araştırılıp iradesinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde yanlış niteleme ve eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3786 E. 2011/2513 K.
Ortak:dolandırıcılık · garantörlük · istirdat · kötüniyet · e-defter
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduklarını ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacılar gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
… r hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu «hisse senedi» belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve «dolandırılma» iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğrat …
… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · sözleşmenin iptali · kar payı · hisse senedi · pay defteri · ortaklık ilişkisi · kâr payı · temsil
Benzer bu kararda… cıların değişik tarihlerde davalıya DM üzerinden ödeme yaptıkları, bu makbuzlarda şirkete ait kaşenin bulunmadığı, dava dışı ... imzalarının bulunduğu, karşılığında «kar payı» kuponu aldıkları, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı, davacıların ödediği meblağları Noya A.Ş. ve onu «temsilen» dava dışı ...’den talep hakları bulunduğu ,davacıların herhangi bir şekilde ortaklar «pay defterinde» kayıtlı olmadığı, davacıların ödemelerine ilişkin olarak davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıların yaptıkları ödemelerinde sermaye hesabına …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan «sözleşmenin iptali» ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, ödeme belgelerinde şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, bu nedenle şirket yönünden bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan ödeme belgelerine göre davac …
Gerçekten de dosyada bulunan 23.12.1999 ve 30.10.2000 tarihli tahsil fişlerinin 20.10.2000-20.5.2002 tarihleri arasında şirket ortağı olan ... tarafından imzalandığı, belgede şirket kaşesi ve yetkili «temsilcisinin» onayının olmadığı anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9453 E. 2012/16454 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… nde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazı» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · ortaklık ilişkisi · ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazı» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ol …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6357 E. 2010/13158 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Holding A.Ş’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılardan Yimpaş Group AG hakkında açılan davanın vaki «feragat» nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · davadan feragat · ortaklık ilişkisi · feragat · ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… esinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının hakkındaki «davadan feragat» edilen yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendi …
Holding A.Ş’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılardan Yimpaş Group AG hakkında açılan davanın vaki «feragat» nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4081 E. 2012/8368 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · şahsi sorumluluk · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · şahsi sorumluluk · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · şahsi sorumluluk · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.
Ortak:garantörlük · anonim şirket · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ...Ş.'de hissesinin olmaması, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · anonim şirket yönetim kurulu · istirdat davası · şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ...Ş.'de hissesinin olmaması, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.
Ortak:garantörlük · istirdat · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve «defterlerine» ulaşılamadığından «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre «anonim şirketin» kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar ve …
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat») davasını niteliğindedir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · ortaklık ilişkisi · ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6859 E. , 2011/5694 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2006/669-2008/465 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davacı avukatı .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının, yüksek faiz vaadi ile davalı şirkete para yatırdığını, yatırdığı paranın kendisine ödenmesini talep etmiş ise de bir sonuç alamadığını davacının bankacılık yasasına uygun olmayan bir şekilde para topladığını ve SPK’na aykırı şekilde aracılık faaliyetlerinde bulunduğunu, diğer davalının da yönetim kurulu başkanı olarak şirketle birlikte hareket ettiğini ileri sürerek davacıya geçerli bir hisse senedi devri yapılmadığının tespiti ile 30.000 DM karşılığı 27.450 YTL’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin kayıt ve defterlerine ulaşılamadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan 15.05.2001 tarihli belge incelendiğinde, davacının davalı şirkete hisse bedeli karşılığı para yatırdığı, TTK 329. maddesine göre anonim şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceği, diğer davalıya şirket hissesi için verilen para nedeniyle bir husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında, davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat
hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle kendi gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürmek suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardığını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşüne göre; davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davasını niteliğindedir. Bu niteleme ışığında dosya incelendiğinde, dosyada bulunan davalı şirket başlıklı 15.05.2001 tarihli tahsil fişinde “teslim eden” yazısı altındaki imzanın kime ait olduğu anlaşılamamaktadır. Bu belge dışında da davacının şirket ortağı olduğuna dair dosyada bir delil bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın açılış şekli de dikkate alınarak, davalı şirketin ticaret sicil memurluğundan ticaret sicil kaydının getirtilip, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, dosyaya davacı tarafından sunulan davalı şirket logolu tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacı tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacının bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle şirkete ortak olup olmadığı, ortak ise hisse devri yoluyla mı yoksa sermaye artırımı sonucu mu ortak olduğunun tesbiti sermaye artırımı sırasında ortak olmuşsa hisselerin nominal bedelinin ne olduğu, nominal bedel dışında para alınmış ise primli pay senedi çıkartılması hususunda geçerli bir karar bulunup bulunmadığı araştırılıp iradesinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken HUMK’nun 74 ve 75.
maddelerine aykırı düşecek şekilde yanlış niteleme ve eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023449100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz