6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7583 E. 2015/5061 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf yolu şirket merkezi mahkemesi pay defteri kesin süre dolandırıcılık ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi haksız fiil cy/cy kaydı eksik inceleme ibraz teslim kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: SPK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, incelenen defter kayıtlarında davacıların ortaklık kaydına rastlanmadığı ve yine tahsil fişine ait herhangi bir kaydın bulunmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete teslim edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamadığı, davacılara tahsil fişinde adı geçen Hayri Şen hakkında birleştirme talepli dava açmak ve keza davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinlenmek üzere tanıklarını bildirmeleri yönünde verilen kesin süreye rağmen anılan davanın açılmadığı, kesin süreden sonra bildirilen ve istinabe yolu ile dinlenilmesi talep edilen tanığın dilekçe ekinde sunulan yazılı beyan içeriğinin davacıların kandırıldığı iddiasını kanıtlar mahiyette olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı şirketle geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Her ne kadar mahkemece hükme dayanak yapılan Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas, 2011/2513 Karar sayılı ilamında, davacıların para verdiklerini iddia ettikleri kişi hakkında dava açmaları için süre verilmesi ve dava açıldığı taktirde eldeki bu dava ile birleştirilerek işin esasının incelenmesi için mahkemece verilen karar bozulmuş ise de, bu kişi hakkında dava açılması bir dava şartı olmayıp, davanın açılmamış olması da eldeki davanın esasına girilmesine engel değildir. Nitekim Dairemizin anılan bozmasından sonra mahkemece verilen karar da, Dairemizin 18.03.2014 gün ve 2012/15630 E, 2014/5269 K. ile işin esasının incelenmesi için bozulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır. Ancak davalı şirket merkezinde yapılan ilk bilirkişi incelemesinde, sadece davalı şirketin 2001 yılı defter-i kebir defteri ile 1998 tarihli pay defteri incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise istendiği halde olmadığı söylendiğinden incelenememiştir. İkinci bilirkişi raporunda da davalı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Dolayısıyla mahkemece işim esasına yönelik yapılan inceleme, hüküm kurulması için yeterli değildir.

Bu itibarla mahkemece, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacıların “tahsil fişi” ile para ödedikleri 01.02.2001 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin ibraz ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacılar tarafından sunulan tahsilat fişi seri numarası ile birlikte sunulan delillerin incelenmesi, ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından, davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2290 E. 2016/614 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15630 E. 2014/5269 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sermaye artırımı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6859 E. 2011/5694 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3883 E. 2019/1056 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4669 E. 2014/14921 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5529 E. 2023/7347 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/7583 E.  ,  2015/5061 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/06/2013 tarih ve 2011/404-2013/354 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/04/2015 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalı şirket ve çalışanları tarafından yatırılan paraların istendiği an geri çekilebileceği ve yatırılan bu paralar karşılığında yüksek faiz verileceği vaatleri ile binlerce kişiden para toplama faaliyetinde bulunulduğunu, davacıların da 01/02/2011 tarihinde davalı şirkete 30.000 DM tutarında bir yatırım yaptığını, yatırdıkları para karşılığında kendilerine ... adlı belge verildiğini, davacıların paralarını geri almak istediğinde ödeme yapılmadığını, bu konuda keşide edilen ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, davalılar tarafından yürütülen faaliyetin açıkça kanuna aykırı olması sebebi ile davacılardan tahsil edilen paranın iadesinin gerektiğini, Bankalar Kanunu'nun ihlal edildiğini, davalılar tarafından Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı şekilde izinsiz aracılık faaliyetinde bulunulduğunu, Kurul tarafından yapılan denetlemeler sonucunda hisse senetlerinin izinsiz bir şekilde halka arz edildiğinin SPK uzmanları tarafından hazırlanan 11/07/2003 tarihli raporla tespit edildiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ün davacıların zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, 30.000 DM karşılığı 33.211,48 TL'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, incelenen defter kayıtlarında davacıların ortaklık kaydına rastlanmadığı ve yine tahsil fişine ait herhangi bir kaydın bulunmadığı, tahsil fişinde belirtilen tutarın davalı şirkete teslim edildiği hususunun mevcut delillerle kanıtlanamadığı, davacılara tahsil fişinde adı geçen Hayri Şen hakkında birleştirme talepli dava açmak ve keza davalı şirket tarafından kandırıldıkları iddiası kapsamında dinlenmek üzere tanıklarını bildirmeleri yönünde verilen kesin süreye rağmen anılan davanın açılmadığı, kesin süreden sonra bildirilen ve istinabe yolu ile dinlenilmesi talep edilen tanığın dilekçe ekinde sunulan yazılı beyan içeriğinin davacıların kandırıldığı iddiasını kanıtlar mahiyette olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı şirketle geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Her ne kadar mahkemece hükme dayanak yapılan Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas, 2011/2513 Karar sayılı ilamında, davacıların para verdiklerini iddia ettikleri kişi hakkında dava açmaları için süre verilmesi ve dava açıldığı taktirde eldeki bu dava ile birleştirilerek işin esasının incelenmesi için mahkemece verilen karar bozulmuş ise de, bu kişi hakkında dava açılması bir dava şartı olmayıp, davanın açılmamış olması da eldeki davanın esasına girilmesine engel değildir. Nitekim Dairemizin anılan bozmasından sonra mahkemece verilen karar da, Dairemizin 18.03.2014 gün ve 2012/15630 E, 2014/5269 K. ile işin esasının incelenmesi için bozulmuştur.

Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve işin esasının incelenmesine çalışılmıştır. Ancak davalı şirket merkezinde yapılan ilk bilirkişi incelemesinde, sadece davalı şirketin 2001 yılı defter-i kebir defteri ile 1998 tarihli pay defteri incelenebilmiş, yevmiye defteri, tahsil fişi koçanları, ücret bordoları vs. defter ve belgeleri ise istendiği halde olmadığı söylendiğinden incelenememiştir. İkinci bilirkişi raporunda da davalı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Dolayısıyla mahkemece işim esasına yönelik yapılan inceleme, hüküm kurulması için yeterli değildir.

Bu itibarla mahkemece, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davalı şirketin davacıların “tahsil fişi” ile para ödedikleri 01.02.2001 tarihi ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtlarının getirtilmesi, defterlerin ibraz ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek, dosyaya davacılar tarafından sunulan tahsilat fişi seri numarası ile birlikte sunulan delillerin incelenmesi, ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından, davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temiyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/173492300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.