Mirasın reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/2152 E. 2016/167 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ veraset ilamı↗ ön inceleme tutanağı↗ görev itirazı↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ mal kaçırma↗ doğrudan zarar↗ çekişmesiz yargı↗ mutlak ticari dava↗ hükmün kesinleşmesi↗ yönetici sorumluluğu↗ aaüt↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ davadan feragat↗ işbölümü↗ maktu vekalet ücreti↗ mirasçılık↗ iş bölümü↗ anonim şirket↗ feragat↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tazminat isteminin kooperatif hisse satışına ilişkin olduğu, ticari alacağın söz konusu olmaması nedeniyle görev itirazının yerinde bulunmadığı, davalı ... yönünden davadan feragat edildiği, davacıdan habersiz olarak taşınmazın devredildiği, satış işleminin tüm ortakların onayı ile yapılabileceği, ortakların bu işlemlerden dolayı zarara uğrayıp uğramayacakları düşünülmeden hareket edildiği, devir tarihi itibariyle taşınmazın bedeli ile satış miktarı arasında oransızlık olduğu, davacının tazminat talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 454.894 TL'nin davalı ... ve ....'dan tahsiline, davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa payının, davalı şirket müdürü ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin muvazaalı olduğunu, mal kaçırma amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... mirasçılarından tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, muvazaaya dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (Dairemizin 26.11.2014 gün ve 2014/11111-18464 E. K. Sayılı İlamı)
Somut olayda, davalı ...'ya yönelik olarak şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat ile muvazaaya dayalı olarak .... mirasçılarına yönelik olarak talep edilen bedelin davacı şirket ortağına ödenmesi istenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı şirket ortağı tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiğinden, davalı ... ve .... mirasçıları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, davalı ...'nın kooperatif arsa payını devrettiği davalı .... yargılama sırasında vefat etmiş, dosyada mevcut veraset ilamına göre davalı ... ile ...'ın mirasçıları olduğu belirlenmiş, ... ... SHM'nin 2004/657 Esas sayılı dosyasında mirası reddetmiştir. HMK'nın 382. maddesine göre mirasın reddi davaları çekişmesiz yargı işlerindendir. Bu tür davalarda verilen kararlar maddi hukuk yönünden kesin hüküm niteliği taşımadığı halde, mirasın reddine ilişkin hükmün kesinleşmediğinden bahisle anılan davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, davalı ... yönünden açılan davadan feragat edilmiş olup, AAÜT'nin 6. maddesine göre feragat ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra yapılırsa tarife de belirli ücretin tamamına hükmedilir, yine 12. maddeye göre hukuki yardımın konusu para ve para ile değerlendirilebiliyor ise nisbi ücrete hükmedilir.
Somut olayda. Davacı taraf davayı 40.000 TL üzerinden açmış, 19.09.2013 tarihinde davalı ... yönünden davadan feragat etmiş, 04.06.2014 tarihinde ise dava değerini 454.894 TL üzerinden olarak ıslah etmiştir. Bu durumda, mahkemece dava dilekçesindeki değer üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmü uyarınca şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümleri uygulacak olup, işbu dava TTK’nın 4/1 nci maddesi uyarınca mutlak ticari davadır. Bu tür davalara TTK’nın 5 nci maddesi uyarınca o yerde ticaret mahkemesi varsa bu mahkemece bakılır, ancak ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.
Somut olayda, davalı ... ve ... vekili işbölümü itirazında bulunmuş, mahkemece davanın gayrimenkul satışına ilişkin olduğu, ticari alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı ... ve ... vekilinin iş bölümü itirazının kabul edilerek, dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9198 E. 2016/4339 K.
Ortak:doğrudan zarar · yönetici sorumluluğu · şirket müdürü · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
4- Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmü uyarınca «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümleri uygulacak olup, işbu dava TTK’nın 4/1 nci maddesi uyarınca «mutlak ticari» davadır.
1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa «payının», davalı «şirket müdürü» ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin «muvazaalı» olduğunu, «mal kaçırma» amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... «mirasçılarından» tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOlay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · tasfiye memuru atanması · şirket zararı · tasfiye memuru · fesih · ek tasfiye · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında «güven ilişkisi» kalmadığı, şirketi birlikte idare etme amaçları bulunmadığı, her iki tarafın «fesih» yönünde iradelerinin oluştuğu, davalı/karşı davacının şirketten hesabına para aktararak uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olduğu, davacı/karşı davalının hesaplarına para aktardığına dair tespit yapılamadığı, davalı/karşı davacının şirket kayıtlarına göre 2012 yılı sonunda borçlarını tamamen ödediği gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davalı/karşı davacının dava tarihi itibariyle 99.204,23 TL borcu belirlendiğinden ve borç yargılama sırasında ödendiğinden konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı dava yönünden, davacı/karşı davalı hakkındaki talep kanıtlanamadığından reddine, fesih ve tasfiyeye yönelik olarak asıl davada karar verildiğinden yeniden k …
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı ...'ın şahsi hesabına aktardığı iddia edilen paraların şirket amacını gerçekleştirmek için kullanılıp kullanılmadığı, davalının «ibraz» ettiği dekontlarda nazara alınarak çekilen tutarların şirkete iade edilip edilmediği, davalının eylemi nedeniyle «şirketin zarara» uğrayıp uğramadığı incelenip değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Davalının aynı zamanda «şirket müdürü» olması, «defter» ve kayıtların tutulmasından sorumlu bulunması nedeniyle, şirket kayıtlarına göre yargılama sırasında anılan bedelin ödendiğinden bahisle, tazminat talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket müdürü · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa «payının», davalı «şirket müdürü» ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin «muvazaalı» olduğunu, «mal kaçırma» amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... «mirasçılarından» tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · dolaylı zarar
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6260 E. 2010/5820 K.
Ortak:doğrudan zarar · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kooperatifler Kanunu'nun 59/3 maddesi gereğince kooperatif «yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluklarının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın redidine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif «yönetim kurulu» üyelerinin eylemlerinden doğan zararların tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla kooperatifler hakkında uygulama alanı bulan TTK’nun 336. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · şahsi sorumluluk · husumet
Benzer bu kararda… nedeniyle ortaklarca, yöneticilerin eylemleri nedeniyle doğrudan uğradıkları zararların tazmini için yöneticiler aleyhine dava açılabileceği gözetilerek, tarafların «delilleri toplanarak» oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, ortakların uğradıkları zararlarlardan dolayı «yönetim kurulu» üyelerinin şahsen sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kooperatifler Kanunu'nun 59/3 maddesi gereğince kooperatif «yönetim kurulu» üyelerinin «şahsi sorumluluklarının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın redidine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif «yönetim kurulu» üyelerinin eylemlerinden doğan zararların tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · kâr payı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa «payının», davalı «şirket müdürü» ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin «muvazaalı» olduğunu, «mal kaçırma» amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... «mirasçılarından» tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · şirket zararı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, davacının tazminat talebi de davalı şirket yöneticilerinin kasıtlı eylemleri sonucu «şirketin zarara» uğramasına dayalı olup bu talep de niteliği itibariyle 6762 sayılı TTK'nun 309. ve 336 maddeleri uyarınca açılması mümkün bulunan sorumluluk davasına tekabül etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14148 E. 2016/2273 K.
Ortak:şirket müdürünün sorumluluğu · doğrudan zarar · şirket müdürü · anonim şirket · limited şirket · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa «payının», davalı «şirket müdürü» ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin «muvazaalı» olduğunu, «mal kaçırma» amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... «mirasçılarından» tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu karardaOlay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün sorumluluğu · takas · ticari işletme · mahsup · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle «takas» ve «mahsup» edilemez, haczedilemez. '' hükmü yer almaktadır.
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, dava dışı.... adına ve şahsen kendisi ile avukatlık iş ve ücret sözleşmesi yapan «şirket müdürü» davalı ...'in, kendisinin şirket adına yapılan icra takipleri ve görülen davalar sonucu hak ettiği avukatlık ücretlerini ödemekten kaçındığını, icra dosyalarına yatırılan paraları kendisinden önce çekerek, ahzu kabz «yetkisini» kullanmasını engellediğini, şirketi pasif halde bırakarak, şirket alacaklılarını zarara uğratma kastı taşıdığını, hatta kendisinin müşteki, davalının ise sanık old …
İcra Ceza Mahkemesi'nin 2013/91 Esas 2013/ 386 Karar sayılı dosyada, «ticari işletmenin» borçlarını ödememek suçundan İ.İ.Y'nin 333/a maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini ileri sürmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
… nın değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, «muvazaaya» dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir. (D …
Benzer bu kararda1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · şirket zararı · bono
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Şti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/2152 E. , 2016/167 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2014 tarih ve 2012/410-2014/470 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/01/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin şirket müdürü davalı ... ile birlikte ......'nin % 40 paya sahip ortağı olduğunu, şirketin sanayi sitesinde kooperatif arsa hissesi bulunduğunu, 03.11.2008 tarihinde davalı şirket müdürü ....'ın babası olan davalı ....'ya davacının bilgisi dışında devrettiğini, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle şirketin bir yıldır faaliyeti olmadığını, 2012 yılında vergi dairesince başlatılan icra tabiki sırasında yaptığı araştırmada taşınmazın devredildiğini öğrendiğini ileri sürerek, taraflar arasında mal kaçırma amaçlı olarak yapılan satış işlemin iptalini, dava konusu kooperatif arsa hissesinin şirket adına tescilini, aksi halde davanın tazminat olarak kabul edilerek bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan davalı ...
yönünden davadan feragat edilmiştir.
Davalı ... ve .... vekili, mahkemenin görevli olmadığı, dava dışı şirketin 2005 yılında kurulduğunu, ....'ın 5 yıl süre ile şirketi temsile müdür olarak tayin edildiğini, davalı ....'in şirketin eski ortağı olduğunu, deri sanayicilerinin başka yere taşınacağını öğrenmesinden sonra ....'ne üye olduğunu, 2300 m2 arsa tahsis edildiğini, bu işlemin şirket kuruluşundan önceki tarihe rastladığını, şirket kurulduğunda davalı ....'in herhangi bir bedel almaksızın kooperatif üyeliğini şirkete devrettiğini, arsa üzerine fabrika yapılması için yüklenici ile anlaşıldığını, 395.300 TL bedel belirlendiğini, yüklenicinin 2000m2 kapalı fabrika binası inşa ettiğini, 40.000 TL'nı şirketin, 355.300 TL'nı ise davalı ....'in ödediğini, şirket ....
çalışırken bir kısım borçlarının davalı.... tarafından ödendiğini, davacı ve davalı ...'ın serbest iradeleri ile kooperatif üyeliği, arsayı ve üzerindeki fabrika binasını davalı ....'e devrettiklerini, davalı ....'in de yeri 600.000 TL bedelle davalı ...'ya verdiğini, alınan paralarla şirket borçlarını ödendiğini, mal kaçırma durumunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı .... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tazminat isteminin kooperatif hisse satışına ilişkin olduğu, ticari alacağın söz konusu olmaması nedeniyle görev itirazının yerinde bulunmadığı, davalı ... yönünden davadan feragat edildiği, davacıdan habersiz olarak taşınmazın devredildiği, satış işleminin tüm ortakların onayı ile yapılabileceği, ortakların bu işlemlerden dolayı zarara uğrayıp uğramayacakları düşünülmeden hareket edildiği, devir tarihi itibariyle taşınmazın bedeli ile satış miktarı arasında oransızlık olduğu, davacının tazminat talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 454.894 TL'nin davalı ... ve ....'dan tahsiline, davacıya ödenmesine, davalı ...
yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu .....'ne ait sanayi sitesi kooperatif arsa payının, davalı şirket müdürü ... tarafından babası olan diğer davalı ....'ya devredildiğini, devrin muvazaalı olduğunu, mal kaçırma amaçlı satış işlemi yapıldığını ileri sürerek, arsa satış işleminin iptalini, taşınmazın şirket adına tescilini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle taşınmaz bedelinden davacı payına düşen kısmının müvekkiline ödenmesini istemiş, mahkemece taşınmaz bedelinden davacı hissesine düşen 454.894 TL'nin davalı ... ve .... mirasçılarından tahsil edilerek, davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan, 6762 sayılı TTK’nın 556.
madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği gibi, muvazaaya dayalı olarak şirkete ait taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin olarak, ortak tarafından açılan tazminat davasında da bedelin şirkete ödenmesi talep edilmelidir.
(Dairemizin 26.11.2014 gün ve 2014/11111-18464 E. K. Sayılı İlamı)
Somut olayda, davalı ...'ya yönelik olarak şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat ile muvazaaya dayalı olarak .... mirasçılarına yönelik olarak talep edilen bedelin davacı şirket ortağına ödenmesi istenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı şirket ortağı tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiğinden, davalı ... ve .... mirasçıları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, davalı ...'nın kooperatif arsa payını devrettiği davalı .... yargılama sırasında vefat etmiş, dosyada mevcut veraset ilamına göre davalı ... ile ...'ın mirasçıları olduğu belirlenmiş, ... ... SHM'nin 2004/657 Esas sayılı dosyasında mirası reddetmiştir. HMK'nın 382. maddesine göre mirasın reddi davaları çekişmesiz yargı işlerindendir. Bu tür davalarda verilen kararlar maddi hukuk yönünden kesin hüküm niteliği taşımadığı halde, mirasın reddine ilişkin hükmün kesinleşmediğinden bahisle anılan davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, davalı ... yönünden açılan davadan feragat edilmiş olup, AAÜT'nin 6. maddesine göre feragat ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra yapılırsa tarife de belirli ücretin tamamına hükmedilir, yine 12. maddeye göre hukuki yardımın konusu para ve para ile değerlendirilebiliyor ise nisbi ücrete hükmedilir.
Somut olayda. Davacı taraf davayı 40.000 TL üzerinden açmış, 19.09.2013 tarihinde davalı ... yönünden davadan feragat etmiş, 04.06.2014 tarihinde ise dava değerini 454.894 TL üzerinden olarak ıslah etmiştir. Bu durumda, mahkemece dava dilekçesindeki değer üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmü uyarınca şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümleri uygulacak olup, işbu dava TTK’nın 4/1 nci maddesi uyarınca mutlak ticari davadır. Bu tür davalara TTK’nın 5 nci maddesi uyarınca o yerde ticaret mahkemesi varsa bu mahkemece bakılır, ancak ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.
Somut olayda, davalı ... ve ... vekili işbölümü itirazında bulunmuş, mahkemece davanın gayrimenkul satışına ilişkin olduğu, ticari alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı ... ve ... vekilinin iş bölümü itirazının kabul edilerek, dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraflar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'ya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/223389000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz