Ortak olmayanın batıllık tespitinde hukuki yararı ve nisbi harcın resen ikmali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9500 E. 2016/4813 K. · · İlk derece: 5Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Pay sahipliği son bulmuş kişilerin genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitinde hukuki yararı bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında resen gözetilir; hukuki yarar yoksa istem reddedilir. Kâr payı istemi nisbi harca tabi olup harcın ödenmesi/tamamlanması resen gözetilir; harç noksanı hâlinde dava karar verilmesine yer olmadığına bağlanamaz, mehil verilerek harç ikmaline gidilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararlarının yokluğunun/batıllığının tespitinde hukuki yarar → ret
İddia: Sahte imzalarla alınan tüm genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti.
Gerekçe: Şirket ortağı olmayan kişilerin de anonim şirket genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemekte hukuki yararı bulunabilir ve bu husus yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır. Ancak somut olayda davacıların, dava konusu genel kurullarda alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemede hukuki yararları bulunmadığından, birleşen davaya ve asıl davada genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kâr payı istemine ilişkin davada nisbi harcın resen ikmali → kabul
Gerekçe: Kâr payı istemine ilişkin dava nisbi harca tabidir. Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteğine bırakmamış, bu hususun mahkemece resen gözetilmesini hükme bağlamıştır (Harçlar Kanunu 30, 32; HUMK 409). Bu nedenle mahkemece harç noksanı sebebiyle 'karar verilmesine yer olmadığına' denilemez; Harçlar Kanunu 30 uyarınca harç ikmali için önce davacılara mehil verilmesi, Harçlar Kanunu 32 ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre harç ikmaline gidilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ortak olmayanın batıllık tespitindeki hukuki yararının resen gözetilmesi ve kâr payı isteminde nisbi harcın resen ikmali yönünden emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar (batıllık tespitinde), nisbi harcın ikmali
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yarar↗ batıllık (yokluk) tespiti↗ aktif husumet↗ nisbi harç↗ harcın resen ikmali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16448 E. 2015/11619 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:harç ikmali · harca esas değer · nispi karar harcı · harcın ikmali · maktu harç · harcın tamamlanması · re'sen gözetilme · ek mehil
Benzer bu karardaMahkemece, dava dilekçesinde talep edilen 84.000,00 USD üzerinden «harcın ikmali» gerektiği ancak Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda işbu dava «nispi harca» tabii olmakla birlikte davalı taraf harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli «harç» maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu belirtilerek «harç ikmali» yönünde uygulanma yapılmayıp davanın kabulüne karar verilmesine rağmen anılan gerekçeye ve atıf yapılan Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararına aykırı olacak şekilde hüküm fıkrasının 6. bendinde davacının dava dilekçesinde «harca esas değeri» 1.000,00 USD olarak gösterdiği belirtilerek bu meblağ üzerinden davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Bank'tan tahsilinin mümkün olmadığının anlaşıldığı tarihten başlaması gerektiğinden «zamanaşımının» dolmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın 84.000,000 USD'nin tazminine ilişkin olduğu, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının koşullarının oluşmadığı, HMK'nın 109/2. maddesindeki kısmi dava açma «yasağı» da dikkate alındığında dava değeri 84.000,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığına göre hesaplanacak «harç» bulunmakla bu miktar üzerinden «harcın ikmali» gerekmekte ise de Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda eldeki dava kural olarak «nispi harca» tabii olmakla birlikte davanın davalı tarafı harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli harç maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu, davacı tarafça da bu miktarda «peşin harcın» yatırılmış olduğu anlaşıldığından «harç ikmali» yönünde HMK'nın 120. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 84.000,00 USD'nin 21/12/1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, davacı lehine 1.000 USD karşılığı 2.175,90 TL üzerinden «vekalet ücreti» taktirine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9712 E. 2010/754 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:harç ikmali · harcın ikmali · maktu harç · imza inkarı · ek mehil · muvafakat · ifa · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava konusu belge altındaki «imzayı inkar» ettikleri, dolayısıyla akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği, belge aslının dosyaya «ibraz» edilmediği, davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, uyuşmazlığın niteliği ve değeri gözetildiğinde tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalılar tarafından tanık dinlenmesine «muvafakat» edilmediği, sözleşmenin kanıtlandığı düşünülse dahi BK’nun 81. maddesine göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu «ifa» etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gerektiği, davacının kendi edimini de yerine getirmediği, dava konusu «protokol» hükümlerinin uygulamaya geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
Dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür.
Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, «maktu harç» üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/13 E. 2018/7917 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:harç ikmali · peşin harç · nispi karar harcı · harcın ikmali · dürüstlük kuralına aykırılık · harcın tamamlanması · temsil yetkisi · re'sen gözetilme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketin» kendi paydaşlarından bağımsız ayrı bir «tüzel kişiliğinin» olduğu, şirket işlemlerinin kurullar eliyle gerçekleştirildiği, somut olayda davalı şirketin 13/05/2009 tarihli genel kurulunda oy birliği ile alınan karar ile yönetim kuruluna «kira sözleşmesi» yapma yetkisi verildiği, yönetim kurulunun da bu «yetki» kapsamında sözleşme yaptığı, davacı paydaşların ortağı olduğu şirketin yönetim kurulunun «temsil yetkisi» kapsamında akdetmiş olduğu «sözleşmenin iptalini» talep etme hakkının bulunmadığı, bununla birlikte, davacılar tarafından iptali istenen «yönetim kurulu» kararının ve kira sözleşmesinin 2009 yılında yapılmış olduğu, 2009 yılından bu yana davacı paydaşlar tarafından bu duruma itiraz edilmediği, davacılar tarafından 2009 yılındaki sözleşmeye ilişkin daha önce «butlan» iddiasında bulunulmadığı, butlana ilişkin yeni bir tespitin gerçekleşmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı, bu suretle açılan davanın TMK'da belirtilen «iyiniyet» ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacılar vekiline «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Söz konusu «kira sözleşmelerinin» «butlanı» da talep edildiğine göre dava «nispi harca» tabi olup, yıllık kira bedelleri üzerinden harcın tespiti gerekmektedir.
Ancak, dava dilekçesinde değer gösterilmeksizin maktu «peşin harç» yatırılmak suretiyle dava açılmıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3197 E. 2022/6190 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şahsi defi · alacağın devri · harç ikmali · faktoring sözleşmesi · fatura alacağı · harcın ikmali · faktoring · harcın tamamlanması
Benzer bu karardaŞti. ve Faktoring şirketleri arasındaki ilişkinin «faktoring sözleşmelerine» dayalı olarak «fatura alacağının devrini» içeren «temlikname» ile yapıldığı, fatura alacağının ödeme belgesi olan çekin de bu sözleşmeye dayalı fatura eki olarak devir(temlik) edildiği, 6762 sayılı TTK’nın 599/1. maddesindeki «şahsi defi» «yasağına» tabi olmayıp TTK’nın 599/2. maddesindeki düzenleme nedeniyle şahsi defiler faktoring şirketlerine karşı da ileri sürülebileceğinden davanın her faktoring şirketine verilmiş olan çekler yönünden ayrı ayrı kabul edilmesi gerektiği, karşı dava açma süresi içerisinde «harç» yatırılmamış olduğundan ve dava açma süresi kanunen belirli olan karşı dava için harç yatırılması için yeniden süre verilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın davalı …
Şti. ile «faktoring» şirketleri arasında «temlik» ilişkisi sabit olup, «şahsi defiler» faktoring şirketlerine karşı ileri sürülebileceğinden davalılar arasında «müteselsil sorumluluk» olmayacağı, alacak temlik edildiğinden, alacak da onun tarafından «çek» ile tahsil edildiğinden çekin ilk «lehtarına» karşı bu davanın ileri sürülemeyeceği, bu nedenle davalı ...
Bu durumda mahkemece, karşı davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle karşı davacı vekiline «mehil» verilerek Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Harçlar Kanunu'nun 30'uncu maddesinde peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmayacağı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409'uncu maddesinde (HMK’nun 150. maddesi) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulmasının, noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu, aynı Kanun'un 32'nci maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak «harçlar» ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı düzenlenmiştir.
-
İcra takip dosyasının aidiyeti tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/201 E. 2021/6721 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şüpheli alacak · eksik harcın tamamlattırılması · harç ikmali · nispi karar harcı · harcın ikmali · maktu harç · harcın tamamlanması · re'sen gözetilme
Benzer bu karardaMuarazanın giderilmesi talepli davalar «nispi harca» tabi olup, davalı tarafça icra dosyalarına konu edilen alacağın 9.448.309,68TL olduğu beyan edilmiş ise de, mahkemece «eksik harcın tamamlanması» sağlanmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu icra dosyalarının ve takibe konu edilen alacak tutarlarının tespiti ile Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı vekiline «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
… nden sonra davalı MEDAŞ tarafından icra takibine konu edildiği, özelleştirme işlemlerinin muhatabı davalı MEDAŞ olduğundan, davalıdan bölünerek yeni kurulan MEPAŞ'a «husumet» yöneltilmesi gerektiğine ilişkin davalı savunmasına itibar edilemeyeceği, talepler 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğundan davalının zamanaşımı define de itibar edilemeyeceği, 01/04/2006 - 31/12/2007 tarihleri arasında tahakkuka bağlanmış ve bu tarihler arasında icra takibine konu olmuş faturaların tahsilatının davalı MEDAŞ'a, 31/12/2007 tarihindeki bilanço düzenlemeleri çerçevesinde TEDAŞ'a devri yapılan ve bu devre esas bakiyenin içinde yer alan ve 01/01/2008 tarihinden sonra icra takibine konu olmuş faturaların tahsilatının davacı TEDAŞ'a ait oldukları, bu sebeple Niğde iline ait 818 adet icra dosyasından 218 adedinin davalı tarafından davacıya 13/01/2011 tarihinde devredildiği, bakiye 600 adet icra dosyasının ise davalı tarafından sözleşme ve bilançolara göre davacıya iade edilmesi gerekirken iade edilmediği, davalı MEDAŞ tarafından 120 nolu hesaptaki dava konusu icra dosyalarının 128 nolu hesaba alınmasının doğru olmadığı, 120 nolu hesaptaki alacakların davacı TEDAŞ'a ait olduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesi gereğince bir alacağın «şüpheli alacak» olarak sayılması için de dava veya icra safhasına intikal etmesinin şart olduğu, 600 adet dosyanın 31/12/2007 tarihi itibariyle henüz icra takibine konu edilmemişler olup 01/01/2008 tarihinden sonra icra takibine konu edildiği ve şüpheli alacak hesabına alınmasının mümkün olmadığı, bilirkişi kurullarının dosya kapsamı delillere ve «hakkaniyete» aykırı hukuki görüşlerine itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, 600 adet icra takip dosyasının davacıya aidiyetinin tespiti istemine ilişkin olup «maktu harç» ile dava açılmıştır.
-
HUMK 440 koşullarını taşımayan karar düzeltme isteminin reddi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12299 E. 2018/7188 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4148 E. 2017/2657 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vasi atanması · mirasçılık belgesi · yediemin ücreti · ilmühaber · usulsüz tebliğ · dönme hakkı · eksik harcın tamamlattırılması · müdahale talebi
Benzer bu kararda1-Asıl ve birleşen 2015/159 E. sayılı davalar, taraflar arasında imzalanan «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesi» ve yed'ieminlik sözleşmesi uyarınca davalı ...'e «teslim» edilen «hamiline» yazılı hisse senetleri ile «ilmühaberlerin» davacılara iadesi, birleşen 2012/228 E. sayılı dava ise «yedieminlik ücreti» istemine ilişkindir.
End.AŞ'ye ait «hisse senedi» ve geçici «ilmühabere» bağlanmış 3000 adet ortaklık «payının» davalılar tarafından müvekkillerine iade ve «teslimi» talepli olarak HMK'nun 180. maddesi uyarınca davayı tamamen «ıslah» ettiğini bildirmiş ve «eksik harcı tamamlamamıştır».
Asli müdahale talebinde bulunan ... vekili, 15.12.2015 «havale» tarihli dilekçesi ile müvekkili hakkında mahkemece fer'i «müdahale talebinin» reddine karar verildiğini, bağımsız bir dava olan harcı yatırılan «asli müdahale» davaları hakkında müstakil bir yargılama ve karar verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını ileri sürerek asli müdahale davaları hakkında yargılama yapılıp, müstakil bir hüküm kurulması gerektiğini talep etmiştir.
Mahkemece 17.12.2015 tarihli ek kararla, 20.10.2015 tarihli celsede talepte bulunan ...'nin dosya kapsamı ve ihtilafa göre sözleşme tarafı ve ihtilaf tarafı olmadığından dolayı «müdahale talebinin» reddine karar verildiği anlaşıldığından 15.12.2015 «havale» tarihli dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4632 E. 2013/4233 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen tüm alacağın davacı tarafından davalıdan tahsil edildiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Usule ilişkin nihai kararlardan ve «davanın konusuz kalması» halinde verilecek kararlardan maktu karar ve ilam harcı alınır (bkz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9500 E. , 2016/4813 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2014 tarih ve 2013/223-2014/523 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/04/2016 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, davacıların murisi ...'ın davalı şirketin kurucularından olduğunu, 02.11.2012 tarihinde vefaatından sonra mirasçı olarak davacıları bıraktığını, davalı şirketin hakim ortağı davalı ... tarafından ya da onun yönlendirmesi ile şirket çalışanı ... tarafından sahte imzalar atılmak suretiyle birçok genel kurul toplantısı yapıldığını, bu toplantılarda sermaye artırım kararları alındığını, davacıların murisinin, diğer ortaklar ... ve ...'ın payının azalmasına sebep olunduğunu, 14.05.1997, 20.02.1998, 02.06.1998, 19.08.1998, 06.10.1999, 20.02.1999, 23.05.2000, 27.12.2000, 26.06.2002, 10.10.2002, 03.06.2003, 04.06.2004 tarihli genel kurullarda muris ...., ..., ..., ...., ...'nın imzaları sahte olarak atıldığından alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davalı ...'nın davalı şirketin zararına, kendi kurduğu dava dışı şirket yararına olacak şekilde usulsüz kazanç aktarımı sonucu doğuracak işlemler yaptığını, sahte imzalarla yapılan sermaye artırımları ve kar payının kasıtlı olarak dağıtılmaması sonucu zor duruma düşen müvekkillerinin davalının usulsüz işlemleri ile azalan paylarını gerçek değerinin altında çok düşük bedelerle davalı ...'ya devretmek zorunda kaldıklarını, davalı şirketin kar durumunun gerçeği yansıtmadığını, ortak oldukları dönemlere ilişkin şirket kayıtları incelenerek gerçek kar durumu tespit edildikten sonra müvekkillerin mahrum kaldığı geçmiş kar paylarının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, sahte imza ile alınan tüm genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitini, şirket yönetiminin dava sonuna kadar kayyuma devredilmesini, şirketin geçmiş dönem kar paylarının gerçeği yansıtmadığı, eksik kar payı dağıtıldığı husunun tespiti ile müvekkilerinin paylarına düşen geçmiş gerçek kar paylarının kendilerine ödenmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin kurucularından olduğunu, 14.05.1997, 24.10.1997, 20.02.1998, 02.06.1998, 19.08.1998, 06.10.1999, 20.12.1999, 23.05.2000, 26.06.2002, 10.10.2002, 04.06.2004 tarihli genel kurullarda müvekkillerinin imzalarının sahte olarak atıldığını, bu genel kurullarda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, sahte imzalarla yapılan sermaye artırımları ve kar payının kasıtlı olarak dağıtılmaması sonucu zor duruma düşen müvekkillerinin davalının usulsüz işlemleri ile azalan paylarını gerçek değerinin altında çok düşük bedelerle davalı ...'a devretmek zorunda kaldıklarını ileri sürerek, sahte imza ile alınan tüm genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitini, şirket yönetiminin dava sonuna kadar kayyuma devredilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davaya cevabında, davacılar ... ve ...'un hisselerini 2009 yılında diğer davacıların ise 18.02.2013 tarihinde devretiklerini, aktif husumet ehliyetine sahip olmadıklarını, dava konusu genel kurullardan çok uzunca süre geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımından reddi ile kar payına ilişkin davada harcın tamamlanması gerektiğini, davacıların sermaye artırım kararlarının alınmasından sonraki genel kurullarda hazırun cetvellerini imzalayarak ve kar paylarını yeni paylarına göre ihtirazi kayıtsız tahsil ederek genel kurullara icazet ettiklerini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hisselerini asıl ve birleşen dava tarihlerinden önce 16/12/2009 tarihinde ve bakiye hisselerini de 28/02/2013 tarihinde yapılan sözleşme ile devrettikleri, dava tarihi itibariyle davacıların davalı şirkette hisselerinin bulunmadığı, genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açma hakkının TTK'nun 445 ve 446.maddeleri gereğince sadece pay sahiplerine tanınan bir hak olduğu, dava tarihi itibariyle davacıların davalı şirkette pay sahibi olmamaları nedeniyle genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açamayacakları, 18/02/2013 tarihli sözleşme ile davacıdan hisselerini devrederken hisse devir nedeniyle bedellerini aldıklarını, paylarını devrettiklerini, pay sahibi sıfatlığının kalmadığını ve pay devrinden dolayı ileriye yönelik bir talep haklarının kalmadığını açıkça beyan ve imza ettikleri, davacıların bu davayı açmadan önce 03/07/2007 tarihli ve 14/06/2006 tarihli genel kurul kararlarına yönelik dava açtıkları, açılan bu davalarda daha önce yapılan genel kurullarda sahtecilik fiilinin işlendiğine dair iddia da bulunmadıkları, en son yapılan genel kurul toplantısından 7 yıl sonra huzurdaki davanın açıldığı gerekçesiyle asıl davada geçmiş dönemlere ait kar payı talebinde bulunulmuşsa da usulüne uygun harçlandırılarak açılmış dava olmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, asıl ve birleşen davadaki genel kurul kararlarına yönelik taleplerin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve şirket ortağı olmayan kişilerin anonim şirket genel kurullarında alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemekte halen mevcut hukuki yararının bulunması ve bu durumun yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınacak olmasına (Bkz. Prof. Dr. Erdoğan MOROĞLU-Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Yedinci Baskı, syf.177), somut olayda davacıların dava konusu genel kurullarda alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemede hukuki yararları bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik ve asıl davada genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti istemine ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl davada davacılar vekili, genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti talebi yanında şirketin geçmiş dönem kar paylarının gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla eksik kar payı dağıtıldığı husunun tespiti ile davacıların paylarına düşen geçmiş gerçek kar paylarının ödenmesi isteminde de bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davada talep edilen geçmiş dönemlere ait kar payı talebi yönünden usulüne uygun harçlandırılarak açılmış dava olmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Harçlar Kanunu'nun 30'uncu maddesinde peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409'uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulmasının, noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu, aynı Kanun'un 32'nci maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı düzenlenmiştir.
Kar payı istemine ilişkin dava nisbi harca tabi bir dava olup mahkemece, harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca harcın ikmali için öncelikle davacılara mehil verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre harç ikmali cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken anılan yasal düzenlemeler nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik tüm ve asıl davada genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti istemine ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle birleşen davanın ve asıl davada genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti talebinin reddine ilişkin kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin kar payının tespitine ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle asıl davanın kar payı istemi yönünden davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınıp asıl davada davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davacılardan alınmasına, 28/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221583700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz