Harç ikmali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9712 E. 2010/754 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harç ikmali↗ harcın ikmali↗ maktu harç↗ imza inkarı↗ ek mehil↗ muvafakat↗ ifa↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ kâr payı↗ harç↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava konusu belge altındaki imzayı inkar ettikleri, dolayısıyla akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği, belge aslının dosyaya ibraz edilmediği, davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, uyuşmazlığın niteliği ve değeri gözetildiğinde tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalılar tarafından tanık dinlenmesine muvafakat edilmediği, sözleşmenin kanıtlandığı düşünülse dahi BK’nun 81. maddesine göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu ifa etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gerektiği, davacının kendi edimini de yerine getirmediği, dava konusu protokol hükümlerinin uygulamaya geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) sermayeli davalı Torosgaz Isparta-Burdur Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin %70 payının aynen teslimine ilişkin olup davalı taraf, şirketin sermayesinin 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) olduğu ve bu nedenle tanık dinletilemeyeceğini savunmuştur. Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca mahkemece, harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekir. Mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca harcın ikmali için öncelikle davacı tarafa mehil verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre harç ikmali cihetine gidilerek (Bkz. Prof.Dr.Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, maktu harç üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortak olmayanın batıllık tespitinde hukuki yararı ve nisbi harcın resen ikmali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9500 E. 2016/4813 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · aktif husumet
Benzer bu kararda… hinde ve bakiye hisselerini de 28/02/2013 tarihinde yapılan sözleşme ile devrettikleri, dava tarihi itibariyle davacıların davalı şirkette hisselerinin bulunmadığı, «genel kurul kararlarının iptaline» yönelik dava açma hakkının TTK'nun 445 ve 446.maddeleri gereğince sadece pay sahiplerine tanınan bir hak olduğu, dava tarihi itibariyle davacıların davalı şirkette pay sahibi olmamaları nedeniyle genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açamayacakları, 18/02/2013 tarihli sözleşme ile davacıdan hisselerini devrederken hisse devir nedeniyle bedellerini aldıklarını, paylarını devrettiklerini, pay sahibi sıfatlığının kalmadığını ve pay devrinden dolayı ileriye yönelik bir talep haklarının kalmadığını açıkça beyan ve imza ettikleri, davacıların bu davayı açmadan önce 03/07/2007 tarihli ve 14/06/2006 tarihli genel kurul kararlarına yönelik dava açtıkları, açılan bu davalarda daha önce yapılan genel kurullarda «sahtecilik» fiilinin işlendiğine dair iddia da bulunmadıkları, en «son» yapılan genel kurul toplantısından 7 yıl sonra huzurdaki davanın açıldığı gerekçesiyle asıl davada geçmiş dönemlere ait «kar payı» talebinde bulunulmuşsa da usulüne uygun harçlandırılarak açılmış dava olmadığından bu yönde karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki genel kurul kararlarına yönelik taleplerin «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve şirket ortağı olmayan kişilerin «anonim şirket» genel kurullarında alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemekte halen mevcut «hukuki yararının» bulunması ve bu durumun yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınacak olmasına (Bkz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16448 E. 2015/11619 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · maktu harç · ek mehil · harç
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
Dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür.
Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, «maktu harç» üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBank'tan tahsilinin mümkün olmadığının anlaşıldığı tarihten başlaması gerektiğinden «zamanaşımının» dolmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın 84.000,000 USD'nin tazminine ilişkin olduğu, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının koşullarının oluşmadığı, HMK'nın 109/2. maddesindeki kısmi dava açma «yasağı» da dikkate alındığında dava değeri 84.000,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığına göre hesaplanacak «harç» bulunmakla bu miktar üzerinden «harcın ikmali» gerekmekte ise de Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda eldeki dava kural olarak «nispi harca» tabii olmakla birlikte davanın davalı tarafı harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli harç maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu, davacı tarafça da bu miktarda «peşin harcın» yatırılmış olduğu anlaşıldığından «harç ikmali» yönünde HMK'nın 120. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 84.000,00 USD'nin 21/12/1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, davacı lehine 1.000 USD karşılığı 2.175,90 TL üzerinden «vekalet ücreti» taktirine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen 84.000,00 USD üzerinden «harcın ikmali» gerektiği ancak Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda işbu dava «nispi harca» tabii olmakla birlikte davalı taraf harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli «harç» maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu belirtilerek «harç ikmali» yönünde uygulanma yapılmayıp davanın kabulüne karar verilmesine rağmen anılan gerekçeye ve atıf yapılan Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararına aykırı olacak şekilde hüküm fıkrasının 6. bendinde davacının dava dilekçesinde «harca esas değeri» 1.000,00 USD olarak gösterdiği belirtilerek bu meblağ üzerinden davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harca esas değer · nispi karar harcı · harcın tamamlanması · re'sen gözetilme · zamanaşımı başlangıcı · peşin karar harcı · oy yasağı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBank'tan tahsilinin mümkün olmadığının anlaşıldığı tarihten başlaması gerektiğinden «zamanaşımının» dolmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın 84.000,000 USD'nin tazminine ilişkin olduğu, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının koşullarının oluşmadığı, HMK'nın 109/2. maddesindeki kısmi dava açma «yasağı» da dikkate alındığında dava değeri 84.000,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığına göre hesaplanacak «harç» bulunmakla bu miktar üzerinden «harcın ikmali» gerekmekte ise de Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda eldeki dava kural olarak «nispi harca» tabii olmakla birlikte davanın davalı tarafı harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli harç maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu, davacı tarafça da bu miktarda «peşin harcın» yatırılmış olduğu anlaşıldığından «harç ikmali» yönünde HMK'nın 120. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 84.000,00 USD'nin 21/12/1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, davacı lehine 1.000 USD karşılığı 2.175,90 TL üzerinden «vekalet ücreti» taktirine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen 84.000,00 USD üzerinden «harcın ikmali» gerektiği ancak Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararı doğrultusunda işbu dava «nispi harca» tabii olmakla birlikte davalı taraf harçtan muaf olduğundan dava sonunda davanın reddi halinde dahi alınması gerekli «harç» maktu olup alınabilecek nispi karar ve ilam harcı bulunmadığından peşin alınabilecek en fazla harcın «maktu harç» miktarı olduğu belirtilerek «harç ikmali» yönünde uygulanma yapılmayıp davanın kabulüne karar verilmesine rağmen anılan gerekçeye ve atıf yapılan Yargıtay HGK'nun 03/11/2011 tarih, 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı kararına aykırı olacak şekilde hüküm fıkrasının 6. bendinde davacının dava dilekçesinde «harca esas değeri» 1.000,00 USD olarak gösterdiği belirtilerek bu meblağ üzerinden davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın BK'nun 41, 55 ve TTK'nın 336 maddesine dayanması nedeniyle «zamanaşımının başlangıcının» davaya konu paranın ilgili Of.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/13 E. 2018/7917 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · ek mehil · harç
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
Dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür.
Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, «maktu harç» üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacılar vekiline «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Ancak, dava dilekçesinde değer gösterilmeksizin maktu «peşin harç» yatırılmak suretiyle dava açılmıştır.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin harç · nispi karar harcı · dürüstlük kuralına aykırılık · harcın tamamlanması · temsil yetkisi · re'sen gözetilme · yapılmamış sayılma · butlan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketin» kendi paydaşlarından bağımsız ayrı bir «tüzel kişiliğinin» olduğu, şirket işlemlerinin kurullar eliyle gerçekleştirildiği, somut olayda davalı şirketin 13/05/2009 tarihli genel kurulunda oy birliği ile alınan karar ile yönetim kuruluna «kira sözleşmesi» yapma yetkisi verildiği, yönetim kurulunun da bu «yetki» kapsamında sözleşme yaptığı, davacı paydaşların ortağı olduğu şirketin yönetim kurulunun «temsil yetkisi» kapsamında akdetmiş olduğu «sözleşmenin iptalini» talep etme hakkının bulunmadığı, bununla birlikte, davacılar tarafından iptali istenen «yönetim kurulu» kararının ve kira sözleşmesinin 2009 yılında yapılmış olduğu, 2009 yılından bu yana davacı paydaşlar tarafından bu duruma itiraz edilmediği, davacılar tarafından 2009 yılındaki sözleşmeye ilişkin daha önce «butlan» iddiasında bulunulmadığı, butlana ilişkin yeni bir tespitin gerçekleşmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı, bu suretle açılan davanın TMK'da belirtilen «iyiniyet» ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu «kira sözleşmelerinin» «butlanı» da talep edildiğine göre dava «nispi harca» tabi olup, yıllık kira bedelleri üzerinden harcın tespiti gerekmektedir.
Şti. ile...SA arasında akdedilen 15/05/2009 tarihli «kira sözleşmesinin» «butlanının» tespitine, butlanı kabil kira sözleşmelerinin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması için ...Gıda Mad. ...Mad.
Şti. ile...SA arasında yapılan 15/05/2009 tarihli sözleşmenin baştan beri...Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile «yapılmış sayılmasına» karar verilmesi talep edilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4632 E. 2013/4233 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen tüm alacağın davacı tarafından davalıdan tahsil edildiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Usule ilişkin nihai kararlardan ve «davanın konusuz kalması» halinde verilecek kararlardan maktu karar ve ilam harcı alınır (bkz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3197 E. 2022/6190 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · ek mehil · harç · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava konusu belge altındaki «imzayı inkar» ettikleri, dolayısıyla akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği, belge aslının dosyaya «ibraz» edilmediği, davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, uyuşmazlığın niteliği ve değeri gözetildiğinde tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalılar tarafından tanık dinlenmesine «muvafakat» edilmediği, sözleşmenin kanıtlandığı düşünülse dahi BK’nun 81. maddesine göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu «ifa» etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gerektiği, davacının kendi edimini de yerine getirmediği, dava konusu «protokol» hükümlerinin uygulamaya geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, karşı davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle karşı davacı vekiline «mehil» verilerek Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verildiği, karşı dava dilekçesi «havale» edilirken dilekçenin kaleme saat 16.20’de «ibraz» edildiği, «harç» veznesi kapalı olduğundan harç kesilmediği notu düşülmüştür.
Şti. ve Faktoring şirketleri arasındaki ilişkinin «faktoring sözleşmelerine» dayalı olarak «fatura alacağının devrini» içeren «temlikname» ile yapıldığı, fatura alacağının ödeme belgesi olan çekin de bu sözleşmeye dayalı fatura eki olarak devir(temlik) edildiği, 6762 sayılı TTK’nın 599/1. maddesindeki «şahsi defi» «yasağına» tabi olmayıp TTK’nın 599/2. maddesindeki düzenleme nedeniyle şahsi defiler faktoring şirketlerine karşı da ileri sürülebileceğinden davanın her faktoring şirketine verilmiş olan çekler yönünden ayrı ayrı kabul edilmesi gerektiği, karşı dava açma süresi içerisinde «harç» yatırılmamış olduğundan ve dava açma süresi kanunen belirli olan karşı dava için harç yatırılması için yeniden süre verilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi defi · alacağın devri · faktoring sözleşmesi · fatura alacağı · faktoring · harcın tamamlanması · re'sen gözetilme · nispi vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti. ve Faktoring şirketleri arasındaki ilişkinin «faktoring sözleşmelerine» dayalı olarak «fatura alacağının devrini» içeren «temlikname» ile yapıldığı, fatura alacağının ödeme belgesi olan çekin de bu sözleşmeye dayalı fatura eki olarak devir(temlik) edildiği, 6762 sayılı TTK’nın 599/1. maddesindeki «şahsi defi» «yasağına» tabi olmayıp TTK’nın 599/2. maddesindeki düzenleme nedeniyle şahsi defiler faktoring şirketlerine karşı da ileri sürülebileceğinden davanın her faktoring şirketine verilmiş olan çekler yönünden ayrı ayrı kabul edilmesi gerektiği, karşı dava açma süresi içerisinde «harç» yatırılmamış olduğundan ve dava açma süresi kanunen belirli olan karşı dava için harç yatırılması için yeniden süre verilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın davalı …
Şti. ile «faktoring» şirketleri arasında «temlik» ilişkisi sabit olup, «şahsi defiler» faktoring şirketlerine karşı ileri sürülebileceğinden davalılar arasında «müteselsil sorumluluk» olmayacağı, alacak temlik edildiğinden, alacak da onun tarafından «çek» ile tahsil edildiğinden çekin ilk «lehtarına» karşı bu davanın ileri sürülemeyeceği, bu nedenle davalı ...
Şti. lehine «maktu vekalet ücretine» karar verilmek gerekirken «esastan ret» hükmü kurularak anılan davalı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4148 E. 2017/2657 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · ek mehil · kâr payı · harç · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
1- Dava, 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) sermayeli davalı Torosgaz Isparta-Burdur Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin %70 «payının» aynen «teslimine» ilişkin olup davalı taraf, şirketin sermayesinin 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) olduğu ve bu nedenle tanık dinletilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava konusu belge altındaki «imzayı inkar» ettikleri, dolayısıyla akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği, belge aslının dosyaya «ibraz» edilmediği, davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, uyuşmazlığın niteliği ve değeri gözetildiğinde tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalılar tarafından tanık dinlenmesine «muvafakat» edilmediği, sözleşmenin kanıtlandığı düşünülse dahi BK’nun 81. maddesine göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu «ifa» etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gerektiği, davacının kendi edimini de yerine getirmediği, dava konusu «protokol» hükümlerinin uygulamaya geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
Mahkemece 08.06.2015 tarihli «ara» kararla birleşen 2015/159 Esas sayılı dosyaya ilişkin olarak 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30.maddesine göre 47.500.000 USD üzerinden «harç ikmalinin» yapılması için davacılar vekiline 1 haftalık «kesin süre» verilmesine, aksi takdirde HMK'nın 150.maddesi uyarınca birleşen davanın «işlemden kaldırılmasına» karar verileceğinin «ihtarına» karar verilmesinden sonra davacı vekili 22/06/2015 tarihli dilekçe ile ...
End.AŞ'ye ait «hisse senedi» ve geçici «ilmühabere» bağlanmış 3000 adet ortaklık «payının» davalılar tarafından müvekkillerine iade ve «teslimi» talepli olarak HMK'nun 180. maddesi uyarınca davayı tamamen «ıslah» ettiğini bildirmiş ve «eksik harcı tamamlamamıştır».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasi atanması · mirasçılık belgesi · yediemin ücreti · ilmühaber · usulsüz tebliğ · dönme hakkı · eksik harcın tamamlattırılması · müdahale talebi
Benzer bu kararda1-Asıl ve birleşen 2015/159 E. sayılı davalar, taraflar arasında imzalanan «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesi» ve yed'ieminlik sözleşmesi uyarınca davalı ...'e «teslim» edilen «hamiline» yazılı hisse senetleri ile «ilmühaberlerin» davacılara iadesi, birleşen 2012/228 E. sayılı dava ise «yedieminlik ücreti» istemine ilişkindir.
End.AŞ'ye ait «hisse senedi» ve geçici «ilmühabere» bağlanmış 3000 adet ortaklık «payının» davalılar tarafından müvekkillerine iade ve «teslimi» talepli olarak HMK'nun 180. maddesi uyarınca davayı tamamen «ıslah» ettiğini bildirmiş ve «eksik harcı tamamlamamıştır».
Asli müdahale talebinde bulunan ... vekili, 15.12.2015 «havale» tarihli dilekçesi ile müvekkili hakkında mahkemece fer'i «müdahale talebinin» reddine karar verildiğini, bağımsız bir dava olan harcı yatırılan «asli müdahale» davaları hakkında müstakil bir yargılama ve karar verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını ileri sürerek asli müdahale davaları hakkında yargılama yapılıp, müstakil bir hüküm kurulması gerektiğini talep etmiştir.
Mahkemece 17.12.2015 tarihli ek kararla, 20.10.2015 tarihli celsede talepte bulunan ...'nin dosya kapsamı ve ihtilafa göre sözleşme tarafı ve ihtilaf tarafı olmadığından dolayı «müdahale talebinin» reddine karar verildiği anlaşıldığından 15.12.2015 «havale» tarihli dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
-
İcra takip dosyasının aidiyeti tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/201 E. 2021/6721 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · maktu harç · ek mehil · harç
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı tarafa «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bkz.
Dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür.
Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, «maktu harç» üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davaya konu icra dosyalarının ve takibe konu edilen alacak tutarlarının tespiti ile Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca «harcın ikmali» için öncelikle davacı vekiline «mehil» verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54. maddesine göre «harç ikmali» cihetine gidilerek (Bakınız, Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.
1- Dava, 600 adet icra takip dosyasının davacıya aidiyetinin tespiti istemine ilişkin olup «maktu harç» ile dava açılmıştır.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şüpheli alacak · eksik harcın tamamlattırılması · nispi karar harcı · harcın tamamlanması · re'sen gözetilme · infazda tereddüt · hakkaniyet · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaMuarazanın giderilmesi talepli davalar «nispi harca» tabi olup, davalı tarafça icra dosyalarına konu edilen alacağın 9.448.309,68TL olduğu beyan edilmiş ise de, mahkemece «eksik harcın tamamlanması» sağlanmamıştır.
… nden sonra davalı MEDAŞ tarafından icra takibine konu edildiği, özelleştirme işlemlerinin muhatabı davalı MEDAŞ olduğundan, davalıdan bölünerek yeni kurulan MEPAŞ'a «husumet» yöneltilmesi gerektiğine ilişkin davalı savunmasına itibar edilemeyeceği, talepler 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğundan davalının zamanaşımı define de itibar edilemeyeceği, 01/04/2006 - 31/12/2007 tarihleri arasında tahakkuka bağlanmış ve bu tarihler arasında icra takibine konu olmuş faturaların tahsilatının davalı MEDAŞ'a, 31/12/2007 tarihindeki bilanço düzenlemeleri çerçevesinde TEDAŞ'a devri yapılan ve bu devre esas bakiyenin içinde yer alan ve 01/01/2008 tarihinden sonra icra takibine konu olmuş faturaların tahsilatının davacı TEDAŞ'a ait oldukları, bu sebeple Niğde iline ait 818 adet icra dosyasından 218 adedinin davalı tarafından davacıya 13/01/2011 tarihinde devredildiği, bakiye 600 adet icra dosyasının ise davalı tarafından sözleşme ve bilançolara göre davacıya iade edilmesi gerekirken iade edilmediği, davalı MEDAŞ tarafından 120 nolu hesaptaki dava konusu icra dosyalarının 128 nolu hesaba alınmasının doğru olmadığı, 120 nolu hesaptaki alacakların davacı TEDAŞ'a ait olduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesi gereğince bir alacağın «şüpheli alacak» olarak sayılması için de dava veya icra safhasına intikal etmesinin şart olduğu, 600 adet dosyanın 31/12/2007 tarihi itibariyle henüz icra takibine konu edilmemişler olup 01/01/2008 tarihinden sonra icra takibine konu edildiği ve şüpheli alacak hesabına alınmasının mümkün olmadığı, bilirkişi kurullarının dosya kapsamı delillere ve «hakkaniyete» aykırı hukuki görüşlerine itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece verilen kararın hüküm kısmında yukarıda açıklanan kanuni ve yasal düzenlemelerin aradığı niteliklerin bulunmadığı, «infazda tereddüt» oluşturacak mahiyette karar verildiği ve hak «kaybına» yol açabileceği anlaşılmış olmakla, mahkemece infaza ve «denetime elverişli» yeniden hüküm tesis edilmesi için kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Harçlar Kanunu, «harç» alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'«sen) gözetilmesini» hükme bağlamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9712 E. , 2010/754 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2007 tarih ve 2006/598-2007/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin hissedarı olduğu... İnşaat A.Ş’nin EPDK tarafından yapılan doğalgaz dağıtım ihalelerinden Isparta-Burdur doğalgaz dağıtım ihalesini kazandığını, EPDK mevzuatı ve ilgili yönetmelikler uyarınca bu ihaleyi kazanan dağıtım şirketi doğalgaz dağıtım faaliyeti dışında başka bir faaliyette bulunamayacağından ya anasözleşmesinde gerekli değişiklikleri yapması gerektiği ya da lisans almak üzere ortaklık yapısı aynı kalmak şartıyla yeni bir şirket kurulması gerektiğini,... İnşaat A.Ş’nin ihaleyi kazandıktan sonra davalı Torosgaz Isparta-Burdur Doğalgaz Dağıtım A.Ş’yi kurduğunu,... İnşaat A.Ş’nin finans sıkışıklığı nedeni ile 23.12.2005 tarihli protokol ile yeni kurulacak şirketin %70 hissesini müvekkiline vermeyi taahhüt ettiğini, ancak tüm müracat ve ihtarlara rağmen hisse devrinin sağlanmadığını, müvekkilinin hisse bedelini ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek, şirket hisseleri üzerine tedbir konulmasını, şirketi zarara sokucu eylemlerin önlenmesi açısından şirkete kayyım tayinini ve şirketin %70 hissesinin müvekkili şirkete bedeli karşılığında devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme, protokol veya bir hukuki işlem bulunmadığını, böyle bir belgeyi de müvekkilinin imzalamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının davaya dayanak belgesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, şirket hisse devri için kimseye yetki verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davacının davaya dayanak belgesindeki imzanın müvekkillerine ait olmadığını, şirket hisse devri için kimseye yetki verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Torosgaz Isparta-Burdur Doğalgaz Dağıtım A.Ş. vekili, davaya dayanak yapılan işbirliği protokolü başlıklı belge ile müvekkili şirketin hiçbir ilgisi olmadığını, 23.12.2005 tarihi itibariyle müvekkili şirketin henüz kurulmadığını, 26.05.2006 tarihli ticaret sicil gazetesinde kuruluşun tescil ve ilan edildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava konusu belge altındaki imzayı inkar ettikleri, dolayısıyla akdi ilişkinin davalı tarafça inkar edildiği, belge aslının dosyaya ibraz edilmediği, davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, uyuşmazlığın niteliği ve değeri gözetildiğinde tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalılar tarafından tanık dinlenmesine muvafakat edilmediği, sözleşmenin kanıtlandığı düşünülse dahi BK’nun 81. maddesine göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde akdin ifasını talep eden tarafın kendi borcunu ifa etmiş veya sözleşmeye uygun ifayı teklif etmiş olması gerektiği, davacının kendi edimini de yerine getirmediği, dava konusu protokol hükümlerinin uygulamaya geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) sermayeli davalı Torosgaz Isparta-Burdur Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin %70 payının aynen teslimine ilişkin olup davalı taraf, şirketin sermayesinin 1.000.000 YTL (Bir milyon Yeni Türk Lirası) olduğu ve bu nedenle tanık dinletilemeyeceğini savunmuştur. Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup yukarıda belirtildiği üzere davalılar dava değerinin az gösterildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca mahkemece, harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekir. Mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca harcın ikmali için öncelikle davacı tarafa mehil verilmek, Harçlar Kanunu’nun 32. ve Yönetmeliğin 54.
maddesine göre harç ikmali cihetine gidilerek (Bkz. Prof.Dr.Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt III, syf.3154, Cilt V, syf.5317) ve neticesine göre hareket edilmek gerekirken, maktu harç üzerinden açılan davaya bakılması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008018300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz