Maddi-Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11113 E. 2016/5942 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı↗ delillerin toplanmaması↗ tanık beyanı↗ kişilik hakları↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ ıslah↗ ihtarname↗ taşıyan↗ yasal faiz↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için ıslah talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve ihtarnamede belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin kaydının tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıyabilecek herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı banka ile imzaladığı kiralık kasa sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı taraf, iddiasını ispata yönelik tanık beyanına ve birkısım eşyalarını gösteren fotoğraflara delil olarak dayanmıştır. Mahkemece, davacı tarafın karakolda vermiş olduğu beyana itibar edilerek tanık dinlenilmeden ve davacının sosyal ekonomik durumu araştırılmaksızın bilirkişi raporu alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. O halde mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin kendine özgü niteliği de nazara alınarak, davacının karakolda vermiş olduğu ifadede belirttiği para ve diğer ziynet eşyalarının tam olarak tespiti açısından, davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılıp, diğer delilleri toplanıp deliller bir bütün olarak değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi; şayet iddia edilen eşyaların tam olarak tespiti mümkün değilse, gerektiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. ve 43. madde hükümleri de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken sadece davacı beyanına dayalı olarak kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmayıp kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1545 E. 2018/6935 K.
Ortak:havale · ıslah · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · tahkikat · hırsızlık · hakkaniyet · fatura · maddi tazminat
Benzer bu kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası» «ıslah» edilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3314 E. 2014/10385 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · ağır kusur · hırsızlık · tacir · maddi tazminat
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Tazminat | Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7921 E. 2023/1920 K.
Ortak:ıslah · taşıyan · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
… r tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, kendilerinin kasa üzerinde «zilyetliği» olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, bu görüşün benimsendiği emsal dosya raporunun işbu dosya içerisinde bulunduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını ve gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu fakat «ihbar olunan» güvenlik firması personelinin profesyonelce hareket ederek tüm güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek «hırsızlık» olayını gerçekleştirdiğini, «kusursuz sorumluluk» gereği müvekkili bankaya «kusur» izafe edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… arafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, davalı bankanın kasa üzerinde «zilyetliği» olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kasaların olduğu «bölümü» korumakla mükellef olmadığını, müvekkilinin «kusuru» ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı bankanın anılan güvenlik «görevlisinin» asıl işvereni olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zilyetlik · faiz başlangıç tarihi · kusursuz sorumluluk · ağır kusur · güven kurumu · rücu hakkı · hırsızlık · kamu düzenine aykırılık
Benzer bu kararda… nu gördüklerini, banka yetkililerinin tuhaf ve gayri ciddi açıklamaları dışında bir açıklama yapmadıklarını ve bunun üzerine müvekkillerinin Sirkeci Polis Merkezine «şikayette» bulunduklarını, bankanın güvenlik «görevlisi» hakkında ceza soruşturması başladtıldığını, müvekkillerinin ağır maddi kayıplarının yanı sıra paha biçilemez değerde manevi kıymet «taşıyan» tarihi mücevherlerinin yok olması nedeniyle tarifsiz bir manevi çöküntü yaşadıklarını, birer «güven kurumu» olan bankaların müşterileri tarafından kendilerine emanet edilen her türlü varlığı özenle korumak yükümlülüğünde olduklarını, bankanın kasaların muhafazasında «son» derece özensiz davrandığını, alması gereken tedbirlerin hiç birisini almayarak kiralık kasaları koruma yükümlülüğünü «ağır kusuru» ile yerine getirmediğinin ortaya çıktığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak ve artırılmak koşuluyla şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «faiz başlangıç tarihine» ilişkin talebini 19.02.2013 tarihi olarak «ıslah» etmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/272 E. sayılı dosyasının karara çıktığını ve müvekkili bankada güvenlik «görevlisi» olarak çalışmakta olan sanık ...'in taklit anahtarlarla kilit açmak suretiyle «hırsızlık» suçundan mahkum edildiğini, dosyanın Yargıtay incelemesinin devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, davanın müvekkili banka aleyhine sonuçlanma ihtimaline binaen müvekkili bankanın «rücu hakkı» dikkate alınarak öncelikle davanın sanık ...'in çalıştığı şirkete «ihbarını» talep ettiklerini, müvekkili banka ile davacılar arasında belirli bir ücret mukabilinde kiralık kasayı kullanma sözleşmesi yapıldığını, kiralık kasaların adi «kira sözleşmesi» kapsamında kiralandığını, müvekkili bankanın kiralık kasa üzerinde herhangi bir «zilyetlik» durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kiralık kasa üzerinde fiili tasarruf gücünden ve kasanın içindekileri bilme olanaklarından yoksun olduğunu, davacının …
… r tarafından kiralık kasa içerisinde olduğunu iddia ettiği ziynetleri somut olarak nesnel deliller ile hukuken ispatla mükellef olduğunu, kendilerinin kasa üzerinde «zilyetliği» olmadığı gibi kasa içeriğini de bilemeyeceklerini, bu görüşün benimsendiği emsal dosya raporunun işbu dosya içerisinde bulunduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafça ispat edilememesine rağmen dava dilekçesinde beyan edilen ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını ve gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu fakat «ihbar olunan» güvenlik firması personelinin profesyonelce hareket ederek tüm güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek «hırsızlık» olayını gerçekleştirdiğini, «kusursuz sorumluluk» gereği müvekkili bankaya «kusur» izafe edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili bankanın İstanbul şubesinde gerçekleşen kasa «hırsızlığı» olayına ilişkin davacının müşteki olduğu İstanbul 46.
2 benzer karar daha
-
Kiralık kasa sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6303 E. 2022/3577 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · ihtar · tebligat
Benzer bu kararda… in 8.1. maddesinde, ‘’ Banka, … gibi haller sebebiyle kasanın nakledilmesinin gerekmesi.… kasayı boşaltmasının noter marifetiyle bildirilmesine rağmen müşterinin bu «tebligatı» aldığı yahut almış sayılacağı tarihten itibaren 15 gün içinde şubeye gelerek kasayı boşaltmaması hallerinde müşteri hazır olmaksızın kasayı açmaya ve muhteviyatını ayrı bir yerde emanete almaya yetkilidir. ‘’ düzenlemesi yer almasına rağmen, davacılara gönderilen noter «ihtarının» üzerinden bir hafta geçmesi üzerine kasa açılmıştır.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden («saklama sözleşmesinden») kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4860 E. 2017/2909 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet kusuru · takipsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ilingirin yanlışlıkla müştekinin de kasasını delerek açması üzerine tutanakla içerisinde birşey olmadığının tespit edildiği, kasanın bankaca yanlışlıkla açıldığı ve «hizmet kusuru» bulunduğu için «takipsizlik» kararı verildiği, davacının şahsi ziynet eşyalarının kasaya daha önce konulmuş olduğu izleniminin edinildiği, ancak kiralık kasaya daha önce konulmuş eşyaların, davacı tarafından alınarak kasanın boşaltılmasının mümkün olduğu, kiralık kasanın noter ve banka yetkilileri huzurunda açılmadan önce davacı dışındaki kötü niyetli kişilerce de bir şekilde boşaltılmış olabileceği, 07.05.2007 tarihinde kasanın sehven değil, boş olduğunun tespiti için bilinçli olarak da açılmış olabileceği gibi kiralık kasanın, 07.05.2007 tarihli tespit sırasında «görevlilerin» bir anlık ihmali ve bir boşluk sırasında boşaltılmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bunun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilecek bir kusur bulunma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11113 E. , 2016/5942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/05/2015 tarih ve 2014/465-2015/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 30.09.2011 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesi'nde kiraladığı kasa içinde bulunan çeşitli altın ziynet eşyaları ve bir miktar nakit parasının çalındığını, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı bankanın ağır kusurlu olduğunu, çalınan eşyaların maddi değerlerinin yanında manevi değerlerinin de bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu, fail ya da faillerin profesyonelce hareket ettiklerini, tüm bu güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek hırsızlığı gerçekleştirdiklerini, müvekkiline bir kusur izafe edilemeyeceğini, ilk talebinde 800.000 TL olduğunu belirttiği kasa mevcudunu daha sonra bankaya keşide ettiği ihtarname ile 199.267 TL olarak değiştirdiğini, eldeki davayı da kısmi dava olarak açtığını, kısmi dava açmakta hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için ıslah talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve ihtarnamede belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin kaydının tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıyabilecek herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı banka ile imzaladığı kiralık kasa sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı taraf, iddiasını ispata yönelik tanık beyanına ve birkısım eşyalarını gösteren fotoğraflara delil olarak dayanmıştır. Mahkemece, davacı tarafın karakolda vermiş olduğu beyana itibar edilerek tanık dinlenilmeden ve davacının sosyal ekonomik durumu araştırılmaksızın bilirkişi raporu alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. O halde mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin kendine özgü niteliği de nazara alınarak, davacının karakolda vermiş olduğu ifadede belirttiği para ve diğer ziynet eşyalarının tam olarak tespiti açısından, davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılıp, diğer delilleri toplanıp deliller bir bütün olarak değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi;
şayet iddia edilen eşyaların tam olarak tespiti mümkün değilse, gerektiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. ve 43. madde hükümleri de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken sadece davacı beyanına dayalı olarak kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmayıp kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221367500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz