Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1545 E. 2018/6935 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ hırsızlık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ fatura↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir fatura ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan hırsızlık olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11113 E. 2016/5942 K.
Ortak:havale · ıslah · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · delillerin toplanmaması · tanık beyanı · kişilik hakları · ihtarname · taşıyan · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hadisede davacıya atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, kusurun, gerekli güvenlik tedbir ve önlemlerini almayan davalı tarafa ait olduğu, yapılan soruşturmada suç fail ya da faillerinin tespit edilemediği, her ne kadar davacı vekili tarafından alınan 05.05.2015 «havale» tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç bölümünün 1.bendi gereğince kiralık kasada bulunduğu iddia olunan para, eşya, mücevher ve benzerleri için «ıslah» talebinde bulunulmuş ise de, davacı asilin hadisenin hemen sonrası karakolda vermiş olduğu ifadesinde belirtilen para, mücevher ve eşyalar ile dava dilekçesinde ve «ihtarnamede» belirtilen para, eşya ve mücevherler arasında bariz farklılık bulunduğu, davacı tarafın daha sonra hadisenin verdiği etki ve kiralık kasadaki para, eşya ve mücevherlerin «kaydının» tutulmaması nedeniyle talebini genişlettiği, nitekim davalı tarafça benzer durumda bulunan diğer kiralık kasa sahipleri ile uzlaşma sağlanmasına karşın, davacı tarafla bu konuda uzlaşma sağlanamadığı, davacının ilk ifade ve açıklamalarına itibar edildiği, her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davalı tarafça, davacı tarafın «kişilik haklarına saldırı» niteliğini «taşıyabilecek» herhangi bir söz ve davranışın bulunmadığı, eşyaların manevi değerinin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, talep edilen 114.657,20 TL miktarın, 02.10.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, iddiasını ispata yönelik «tanık beyanına» ve birkısım eşyalarını gösteren fotoğraflara delil olarak dayanmıştır.
… nın karakolda vermiş olduğu ifadede belirttiği para ve diğer ziynet eşyalarının tam olarak tespiti açısından, davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılıp, diğer «delilleri toplanıp» deliller bir bütün olarak değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi; şayet iddia edilen eşyaların tam olarak tespiti mümkün değilse, gerektiğinde 81 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3314 E. 2014/10385 K.
Ortak:hırsızlık · maddi tazminat · kusur · Maddi ve Manevi Tazminat
İncelediğiniz kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · kişilik haklarına saldırı · ağır kusur · kişilik hakları · tacir
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; davalı bankanın kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi «tacir» olduğu, kendisine «özen borcu» yüklenmiş olup buna uygun hareket etmesi gerektiği, bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası ile ilgili bütün mesleki hatalarının «ağır kusuru» olarak kabul edilmesi gerekeceği, meydana gelen «hırsızlık» olayında davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı yani kusurun tamamının davalı bankada olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı maddi zararlarının tamamından da davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının uğradığı toplam maddi zararının 152.562,40 TL olduğu gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin bu bedel üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı taraf her ne kadar manevi tazminat da talep etmiş ise de, dava konusu olay nedeni ile davalı bankanın davacının «kişilik haklarına saldırdığına» yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2781 E. 2019/8 K.
Ortak:maddi tazminat · yasal faiz · Maddi ve Manevi Tazminat
İncelediğiniz kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · kâr kaybı · ihtarname · temerrüt
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı bankanın «ihtarnameyi» tebellüğ tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü ile, davaya konu eşyaların değerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle hesaplanan değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Noterliği aracılığıyla davalı bankaya hitaben göndermiş olduğu 16.03.2004 tarihli «ihtarname» ile kiralık kasaya konulmuş olan eşyayı talep etmiş ve anılan ihtarname muhatap bankaya 22.03.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17535 E. 2015/3717 K.
Ortak:maddi tazminat · kusur
İncelediğiniz kararda… e tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir «fatura» ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan «hırsızlık» olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir «kusur» bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır.
Benzer bu kararda… iyle, davacı Birgül'ün elindeki kasa anahtarının, bilgisi dahilinde ya da bilgisi dışında değiştirildiği ihtimalinin kuvvet kazandığı, davalı bankaya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, kiralık kasa davacı ... adına olup, içerisinde bulunduğu iddia olunan ziynet eşyaları da ... ait kabul edileceğinden davacı ... «maddi tazminat» talebine yönelik davada aktif taraf «ehliyetine» sahip olmadığı, davacıların kiralık kasada bulunan ziynet eşyalarının çalınması nedeniyle, davalı bankanın sorumluluğuna gidilebileceğini kanıtlayamadıkları gerekç …
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davalı bankaya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… iyle, davacı Birgül'ün elindeki kasa anahtarının, bilgisi dahilinde ya da bilgisi dışında değiştirildiği ihtimalinin kuvvet kazandığı, davalı bankaya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, kiralık kasa davacı ... adına olup, içerisinde bulunduğu iddia olunan ziynet eşyaları da ... ait kabul edileceğinden davacı ... «maddi tazminat» talebine yönelik davada aktif taraf «ehliyetine» sahip olmadığı, davacıların kiralık kasada bulunan ziynet eşyalarının çalınması nedeniyle, davalı bankanın sorumluluğuna gidilebileceğini kanıtlayamadıkları gerekç …
Bu eksikliğe ilişkin davacının «bilirkişi raporuna itirazları» da ayrıntılarıyla karşılanmamış, karar gerekçesinde açıklanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1545 E. , 2018/6935 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/01/2017 tarih ve 2016/413-2017/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 30.09.2011 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesi'nde kiraladığı kasa içinde bulunan çeşitli altın ziynet eşyaları ve bir miktar nakit parasının çalındığını, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı bankanın ağır kusurlu olduğunu, çalınan eşyaların maddi değerlerinin yanında manevi değerlerinin de bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, gerekli alarm ve kamera sistemlerini kurduğunu, fail ya da faillerin profesyonelce hareket ettiklerini, tüm bu güvenlik önlemlerini etkisiz hale getirerek hırsızlığı gerçekleştirdiklerini, müvekkiline bir kusur izafe edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin karakolda vermiş olduğu ifadesinde kiralık kasada olduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat ve benzerlerine ilişkin yeni bir fatura ve edinme biçimine dayanak yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı asilin özellikle kiralık kasadan hırsızlık olayının gerçekleştiği tarihte gerek kendisinin ve gerekse ailesinin ekonomik durumunun yerinde olmadığı, davacı tanığının bu konudaki beyanlarının yetersiz olduğu, davacı tarafça kiralık kasada bulunduğu belirtilen ziynet eşyaları, saat, para ve benzerlerinin, sayısı, niteliği, miktarı ve benzeri hususların usulen ve tam olarak ispat edilemediği, davacının ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, hırsızlık nedeniyle davacı asile atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, bu durumda davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43.
maddeleri gereğince taktiren % 25 oranında bir indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 85.992.90 TL’nin 02.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, 09.06.2014 tarih, 2014/7822 E., 2014/10964 K. sayılı bozma ilamından sonra ise 02.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 200.683,65 TL’ye çıkarmıştır. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462047800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz