Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4775 E. 2016/5612 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münfesihlik↗ resen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ olağanüstü genel kurul↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacının temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.02.2016 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. Davacı, temsilcisi olduğu şirketin faal durumda bulunduğunu ve sicilden terkin işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş, mahkemece ise davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre limited şirketler, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
Somut uyuşmazlıkta, Bandırma Ticaret Odası'nca gönderilen yazıdan, ihyası istenilen limited şirketin, adresinde bulunamadığı için 04.02.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen sicilden kaydının silindiği anlaşılmaktadır. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere şirketin adresinde bulunamaması resen terkin sebebi olmayıp ancak maddenin 4. fıkrası uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirketlerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. O halde, davacının yapılan terkin işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi nedeniyle işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile söz konusu şirketin yukarıda açıklanan neden ve usullere göre terkin edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmadığından davacının karar düzeltme isteğinin kabulüyle, Dairemizin 17.02.2016 tarih, 2015/14620 Esas, 2016/1619 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/422 E. 2016/1182 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · ara karar · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaMadde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMadde hükmüne göre «anonim şirketler», 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Anılan madde uyarınca «resen terkin» edilen şirketlerin ihyasına ilişkin davalarda, «husumetin» ilgili «ticaret sicil müdürlüğüne» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup somut uyuşmazlıkta olduğu gibi ayrıca şirketin «son» yetkililerine husumet yöneltilmesi doğru değildir.
1-Dava, «anonim şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · husumet
Benzer bu kararda1-Dava, «anonim şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Madde hükmüne göre «anonim şirketler», 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Ticaret Odasınca gönderilen yazıdan, «ihyası» istenilen «anonim şirketin» 02.09.2013 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca resen sicilden «kaydının» silindiği anlaşılmaktadır.
Anılan madde uyarınca «resen terkin» edilen şirketlerin ihyasına ilişkin davalarda, «husumetin» ilgili «ticaret sicil müdürlüğüne» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup somut uyuşmazlıkta olduğu gibi ayrıca şirketin «son» yetkililerine husumet yöneltilmesi doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3122 E. 2016/3558 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · ara karar · sicilden terkin · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaMadde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Davacı, «temsilcisi» olduğu şirketin faal durumda bulunduğunu ve «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek «ihya» isteminde bulunmuş, mahkemece ise davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMadde hükmüne göre «anonim şirketler» 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı Bankadan kredi kullandığı, kredi borcu ödenmeden borçlu şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 31.10.2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen «sicilden terkin» edildiği, davacının «tasfiye» sürecinden önce doğan alacağı nedeniyle icra takip işlemlerine devam edemediği, davacının bu nedenle «ihya» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle A..
1-Dava, 6012 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · husumet yokluğu · anonim şirket · husumet
Benzer bu karardaBu durum karşısında açılan davada «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ihyasına karar verilmesi istenilen şirkete ve bu şirketin «tasfiye» memuruna karşı açılan davanın «husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Şti'nin «kaydının» silinmesi işleminin iptali ile şirketin yeniden «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» karar verilmiştir.
Madde hükmüne göre «anonim şirketler» 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12860 E. 2014/19016 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · ara karar · sicilden terkin · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaMadde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Davacı, «temsilcisi» olduğu şirketin faal durumda bulunduğunu ve «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek «ihya» isteminde bulunmuş, mahkemece ise davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMadde hükmüne göre «anonim şirketler559» Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
A.Ş. bahse konu madde uyarınca sicilden «resen terkin» edildiğinden, davalı ...'a bu şirket yönünden «husumet» yöneltilmesi doğru olmadığı gibi resen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu gibi şirketlere «tasfiye memuru atanması» da doğru değildir.
A.Ş.'nin ihyasına ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; «ihyası» talep edilen şirketin sicil «kaydı» 6102 Sayılı TTK'mn Geçici 7. maddesi uyarınca 31.07.2013 tarihinde «resen terkin» edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · tasfiye memuru atanması · tüzel kişilik · husumet yokluğu · anonim şirket · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. bahse konu madde uyarınca sicilden «resen terkin» edildiğinden, davalı ...'a bu şirket yönünden «husumet» yöneltilmesi doğru olmadığı gibi resen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından bu gibi şirketlere «tasfiye memuru atanması» da doğru değildir.
A.Ş.bakımından Ticaret Sicil Memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, davalı ... yönünden davanın «husumet yokluğundan» reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi ve davalının bu şirket için de «tasfiye memuru» olarak tayin edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, görülmekte olan bir dava varken «kaydın» «terkin» edilmesi ile «tüzel kişiliğin» sona erdiğinin kabul edilemeyeceği, «tasfiye memurlarının» alacaklıların haklarını korumak zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına karar verilmiştir.
Madde hükmüne göre «anonim şirketler559» Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9037 E. 2022/2304 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · ara karar · ihya · limited şirket · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaMadde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… n Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış «anonim şirketler» ile «limited şirketler»” hükmüne yer verildiği aynı maddenin 1/b bendinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve limited şirketler” hükmüne yer verildiği ve 1/e bendinde ise “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoları veya «son» ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.” hükmüne yer verilerek re'«sen terkin» sebepleri belirtilmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» talep edilen şirketin 23.10.2015 tarihinde ticaret sicilden 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca re'sen silindiği, ticaret sicilden «kaydı» re'sen silinen şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını talep edilebileceği, davacı bankanın davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu ancak davanın beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.03.2021 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir …
Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK’nın Geçici 7. maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · re'sen terkin · hak düşürücü süre · anonim şirket
Benzer bu kararda… n Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış «anonim şirketler» ile «limited şirketler»” hükmüne yer verildiği aynı maddenin 1/b bendinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve limited şirketler” hükmüne yer verildiği ve 1/e bendinde ise “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoları veya «son» ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.” hükmüne yer verilerek re'«sen terkin» sebepleri belirtilmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» talep edilen şirketin 23.10.2015 tarihinde ticaret sicilden 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca re'sen silindiği, ticaret sicilden «kaydı» re'sen silinen şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını talep edilebileceği, davacı bankanın davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu ancak davanın beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.03.2021 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir …
Dosya kapsamında Turgutlu Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden alınan müzekkere cevabında, «ihyası» istenilen şirketin 23.10.2015 tarihinde ticaret sicilden 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7.maddesi uyarınca re'sen silindiği, «infisah» «sebebi» olarak vergi mükellefiyetinin kapalı olması ve adresinde bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin vergi mükellefiyetinin kapalı olması ve adresinde bulunmadığı nedeniyle re'«sen terkin» edilme «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi de bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğundan hatalı gerekçeyle davanın reddi kararı doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/71 E. 2015/1261 K.
Ortak:hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · limited şirket · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Madde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Somut uyuşmazlıkta, Bandırma Ticaret Odası'nca gönderilen yazıdan, «ihyası» istenilen «limited şirketin», adresinde bulunamadığı için 04.02.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen sicilden «kaydının» silindiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada «husumetin» borçlu şirketin «tasfiye» memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin «tasfiye memuru» hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · esas sözleşme · malvarlığına ilişkin dava · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · usulden reddi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davada «husumetin» borçlu şirketin «tasfiye» memuruna karşı yöneltilmesi gerektiği halde, borçlu şirketin «tasfiye memuru» hasım olarak gösterilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı dava açıldığı, husumetin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetileceği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1 ve 115/2 maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, şirket hakkında re'«sen terkin» işlemi uygulanması nedeniyle «ihya» davasının sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne «husumet» yöneltilmek suretiyle açılabileceği nazara alınmaksızın, husumetin «tasfiye» memuruna yöneltilmesi gerektiği halde doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltildiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve «esas sözleşmelerde» öngörülen usullere göre hareket edilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3536 E. 2022/2248 K.
Ortak:münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · ihya · tasfiye memuru · hukuki yarar · ek tasfiye · dava sebebi · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDavacı, «temsilcisi» olduğu şirketin faal durumda bulunduğunu ve «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek «ihya» isteminde bulunmuş, mahkemece ise davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Madde hükmüne göre «limited şirketler», 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Bu şirketler «tasfiye memuru» bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, «ihtara» rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «münfesih» olduğu tespit edilen şirketin sicilden re'sen «kaydının» silindiği, söz konusu şirket hakkında birden fazla «ihya davası» açıldığı ve kabul kararı verildiği anlaşılmışsa da her ihya kararının o dosya konusu ile sınırlı olarak verildiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu gerekçesiyle şirket aleyhine açılan dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «şirketin tasfiyesini» yapmak üzere «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «ihyası» istenen şirketin işbu dava tarihinden önce başka bir mahkemece TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ihyasına karar verildiği, ihya kararının dava konusu ile sınırlı olarak verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 10.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla ihya istemine konu şirketin faal olduğu ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davalı sicil müdürlüğünün bu yöndeki «istinaf sebebinin» kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak hukuki yarar dava şartı bulunmadığından davanın «usulden reddine», kaldırma kararının sebebine ve biçimine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf sebebi · şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru atanması · usulden reddi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «münfesih» olduğu tespit edilen şirketin sicilden re'sen «kaydının» silindiği, söz konusu şirket hakkında birden fazla «ihya davası» açıldığı ve kabul kararı verildiği anlaşılmışsa da her ihya kararının o dosya konusu ile sınırlı olarak verildiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu gerekçesiyle şirket aleyhine açılan dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «şirketin tasfiyesini» yapmak üzere «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «ihyası» istenen şirketin işbu dava tarihinden önce başka bir mahkemece TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ihyasına karar verildiği, ihya kararının dava konusu ile sınırlı olarak verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 10.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla ihya istemine konu şirketin faal olduğu ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davalı sicil müdürlüğünün bu yöndeki «istinaf sebebinin» kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak hukuki yarar dava şartı bulunmadığından davanın «usulden reddine», kaldırma kararının sebebine ve biçimine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4775 E. , 2016/5612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/11/2014
NUMARASI 2014/85-2014/208
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2014 gün ve 2014/85-2014/208 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.02.2016 gün ve 2015/14620-2016/1619 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, kendisinin de ortağı olduğu ... Orman Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı tarafça sicilden re'sen terkin edildiğini ileri sürerek, şirketin ihyasını talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacının temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.02.2016 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. Davacı, temsilcisi olduğu şirketin faal durumda bulunduğunu ve sicilden terkin işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş, mahkemece ise davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre limited şirketler, 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler.
Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
Somut uyuşmazlıkta, Bandırma Ticaret Odası'nca gönderilen yazıdan, ihyası istenilen limited şirketin, adresinde bulunamadığı için 04.02.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen sicilden kaydının silindiği anlaşılmaktadır. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere şirketin adresinde bulunamaması resen terkin sebebi olmayıp ancak maddenin 4. fıkrası uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirketlerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. O halde, davacının yapılan terkin işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi nedeniyle işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile söz konusu şirketin yukarıda açıklanan neden ve usullere göre terkin edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmadığından davacının karar düzeltme isteğinin kabulüyle, Dairemizin 17.02.2016 tarih, 2015/14620 Esas, 2016/1619 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.02.2016 gün ve 2015/..... Esas, 2016/1619 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216914000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz