Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11084 E. 2016/2610 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tehiri icra↗ cebri icra↗ muhtıra↗ emredici hüküm↗ infaz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ yetki↗ iflas↗ yasal faiz↗ kusur↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, icra dairesine yatırılan tutarın yatırılan tarihten iade edildiği tarihe kadar yasal faizinin istenebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 12.720,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı geekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Fazla Verilen Paranın Geri Alınması” başlıklı 361. maddesi, “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.
Belirtilmelidir ki; 361. madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulan, özel bir hükümdür (Yargıtay HGK'nın 24.06.2009 gün ve 2009/17-242 E.-2009/290 K.sayılı ilamı).
Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunu hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir.
Tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesi, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olarak kabul edilmelidir. Tüm bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği de açıktır. Alacaklının icra prosedürü içinde aldığı parayı, icra dosyasına yatırmakla yükümlü olduğu tarihten sonra iade etmesi halinde, geç kaldığı dönem itibariyle kusurlu olduğu ve bu döneme ait zararın alacaklıdan istenebileceği de kabul edilmelidir.
Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, muhtıranın 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5074 E. 2013/21366 K.
Ortak:muhtıra · infaz · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «muhtıranın» 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile dava …
Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen «muhtıradaki» «son» gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı Kanun'un 361. maddesi uyarınca "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta, davalının, icra müdürlüğünce çıkartılan «muhtıraya» istinaden süresinde geri ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · kesinleşen ilam · işlemiş faiz · yetkisizlik kararı · temerrüt
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
İhtilaf, «kesinleşmemiş ilama» ilişkin yapılan tahsilat tarihi ile fazladan tahsil edilen miktarın iadesi tarihine kadar geçen sürede «işlemiş faizin» istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava, «kesinleşmemiş ilama» dayalı olarak yapılan takip sonucu fazladan ödenen paranın faizinin tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3118 E. 2012/9678 K.
Ortak:muhtıra · infaz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «muhtıranın» 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile dava …
Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen «muhtıradaki» «son» gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · işlemiş faiz · istirdat · hukuki yarar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yetkisizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40. maddesi gereğince icranın eski haline iadesinin icap ettiği, İİK'nın 39. maddesine göre 10 yıllık «zamanaşımı» içinde ödemenin «istirdadının» mümkün olduğu, «vekalet ücreti» «dahil» tüm ödemelerin davanın tarafına yapılacağı, vekilin tahsilattan vekalet ücretini almasının «husumetin» kısmen vekile yöneltilmesini icap ettirmeyeceği, davacı tarafça takip dosyasında 9.721 TL asıl ve 10.279 TL «işlemiş faiz» alacağının istendiği, borcun da davalı tarafından hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle, davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ı oranında 8.000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
1-Dava, ilama dayalı olarak yapılan takip sonucu ödenen paranın «istirdadı» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17082 E. 2014/18522 K.
Ortak:muhtıra · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen «muhtıradaki» «son» gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, «muhtıranın» 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile dava …
Benzer bu kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma «yetkisine» sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüde» düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur.
Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan «muhtıra» uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir «temerrüdünün» bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının «teminat mektubu» nedeniyle bankaya ödediği faiz ile «komisyon» «masrafı» ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamlı icra takibi · ilamlı icra · teminat mektubu · komisyon · ıslah · dosya masrafı · yetkisizlik kararı · temerrüt
Benzer bu kararda… n tazmini istemine ilişkindir.Davalı tarafından davacı aleyhine açılan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi sonrasında davalı tarafça yapılan «ilamlı icra takibi» sırasında davacı tarafça dosyaya «ibraz» edilen «teminat mektubunun» paraya çevrildiği, ancak kararın bozulması sonrasında yapılan yargılamada mahkemece davanın reddine karar verilerek söz konusu kararın kesinleşmesi sonucu yapılan icranın iadesi işlemi sonucu davalının ana parayı iade ettiği anlaşılmış olup davacı işbu davada, paraya çevrilen teminat mektubu nedeniyle bankaya ödenen faiz ve «komisyon» «masrafı» ile teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren faiz zararının doğduğu iddiasıyla alacak isteminde bulunmuştur.
Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan «muhtıra» uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir «temerrüdünün» bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının «teminat mektubu» nedeniyle bankaya ödediği faiz ile «komisyon» «masrafı» ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
… nleştiği, bu sebeple ilama dayalı olarak davacı aleyhinde başlatılan icra takibinin dayanaksız kaldığı, davacının aleyhinde başlatılan haksız icra takibinde dosyaya «ibraz» ettiği «teminat mektubunun» paraya çevrilmesi sonucu bankaya faiz ve «masraf» ödemek zorunda kaldığı ve bu nedenle toplam 22.537,56 TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.537,56 TL alacağın (9.000 TL'lik kısmı için dava tarihinden itibaren, 13.537,56 TL'ye ise «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma «yetkisine» sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüde» düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4890 E. 2021/1135 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıra cetveli · istirdat davası · istirdat · usulden reddi · hukuki yarar
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı ...'a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… ın o kimseden geri alınır" düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, Bakırköy 3.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/18814 esas sayılı dosyasından alacaklıya fazla tediye edildiği tespit edilen 1.188.647,36 TL'nin geri alınması halinde bakiye meblağın «sıra cetvelinde» 2. sıraya alınan Bakırköy 6.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5378 E. 2020/3387 K.
Ortak:kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Benzer bu karardaAncak, İİK 40.maddesine göre; bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapak hesabı · haksız fiil · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… zeltme sonucu beklenmeksizin, davalı ...Ş. aleyhine İstanbul 22.İcra Müdürlüğünün 2015/4895 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ING Bank A.Ş. tarafından «kapak hesabı» olan 494.113,12 TL, 15.01.2016 tarihinde icra dosyasına ödenmek suretiyle davalının davacı tarafa olan borcunu kapattığı gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız fiile» dayalı olarak bankaya yatırılan paranın tahsiline ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5839 E. 2017/5054 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · mükerrerlik · istirdat · usulden reddi · hukuki yarar · menfi tespit
Benzer bu kararda361. maddesi uyarınca kesinleşen «menfi tespit» hükmüne göre haksız tahsil edilen alacağını icra müdürlüğüne müracaat ederek talep edebileceği gerekçesiyle davacının davasının «hukuki yarar» dava şartı eksikliği nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, borçlu olmadığı alacağın «mükerrer tahsil» edildiği iddiasına dayalı «istirdat» talebidir.
İcra Müdürlüğünün 2005/7783 esas sayılı dosyasından dolayı davalı borçluya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, işbu davada davacının davalı bankanın icra dosyasında tahsil ettiği paranın «istirdatını» talep ettiğini, davacının İ.İ.K.
Mahkemece, İİK m.361 gereğince bu tür alacakların hükme gerek kalmaksızın tahsil edilebileceği gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11084 E. , 2016/2610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2014 tarih ve 2014/539-2014/645 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılan rücuen tazminat davasında verilen kabul kararı üzerine davalı tarafından başlatılan icra takibinde borcun müvekkili tarafından ihtirazi kayıtla ödendiğini, akabinde Yargıtay tarafindan mahkeme kararının haksız olduğuna karar verilmesi üzerine müvekkili yönünden davanın reddedildiğini, icra dosyasına ödenmiş bulunan paranın 25/06/2013 tarihinde müvekkiline iade edildiğini ileri sürerek, icra dosyasına yatan 31.772,00 TL' nin yatırıldığı tarihten iade edildiği tarihe kadarki yasal faizi kadar uğranılan zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 14/04/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 12.720,16 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra dairesine yatırılan tutarın yatırılan tarihten iade edildiği tarihe kadar yasal faizinin istenebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 12.720,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı geekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Fazla Verilen Paranın Geri Alınması” başlıklı 361. maddesi, “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.
Belirtilmelidir ki; 361. madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulan, özel bir hükümdür (Yargıtay HGK'nın 24.06.2009 gün ve 2009/17-242 E.-2009/290 K.sayılı ilamı).
Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur" hükmünü içermektedir.
Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunu hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir.
Tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesi, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olarak kabul edilmelidir. Tüm bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği de açıktır. Alacaklının icra prosedürü içinde aldığı parayı, icra dosyasına yatırmakla yükümlü olduğu tarihten sonra iade etmesi halinde, geç kaldığı dönem itibariyle kusurlu olduğu ve bu döneme ait zararın alacaklıdan istenebileceği de kabul edilmelidir.
Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, muhtıranın 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215685400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz