İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4890 E. 2021/1135 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıra cetveli↗ istirdat davası↗ istirdat↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, İİK'nın 361. maddesindeki "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği, yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır" düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/18814 esas sayılı dosyasından alacaklıya fazla tediye edildiği tespit edilen 1.188.647,36 TL'nin geri alınması halinde bakiye meblağın sıra cetvelinde 2. sıraya alınan Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün 2010/16072 E.
sayılı dosya alacaklısı davalı ...'a ödenmesi, geriye para artması halinde ise bu meblağın da 3. sıraya alınan Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı ...'a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5839 E. 2017/5054 K.
Ortak:istirdat · usulden reddi · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı ...'a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… ın o kimseden geri alınır" düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, Bakırköy 3.
Benzer bu kararda361. maddesi uyarınca kesinleşen «menfi tespit» hükmüne göre haksız tahsil edilen alacağını icra müdürlüğüne müracaat ederek talep edebileceği gerekçesiyle davacının davasının «hukuki yarar» dava şartı eksikliği nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2005/7783 esas sayılı dosyasından dolayı davalı borçluya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, işbu davada davacının davalı bankanın icra dosyasında tahsil ettiği paranın «istirdatını» talep ettiğini, davacının İ.İ.K.
Dava, borçlu olmadığı alacağın «mükerrer tahsil» edildiği iddiasına dayalı «istirdat» talebidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · mükerrerlik · menfi tespit
Benzer bu karardaDava, borçlu olmadığı alacağın «mükerrer tahsil» edildiği iddiasına dayalı «istirdat» talebidir.
361. maddesi uyarınca kesinleşen «menfi tespit» hükmüne göre haksız tahsil edilen alacağını icra müdürlüğüne müracaat ederek talep edebileceği gerekçesiyle davacının davasının «hukuki yarar» dava şartı eksikliği nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3118 E. 2012/9678 K.
Ortak:istirdat · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ın o kimseden geri alınır" düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, Bakırköy 3.
İcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı ...'a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının «istirdat davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40. maddesi gereğince icranın eski haline iadesinin icap ettiği, İİK'nın 39. maddesine göre 10 yıllık «zamanaşımı» içinde ödemenin «istirdadının» mümkün olduğu, «vekalet ücreti» «dahil» tüm ödemelerin davanın tarafına yapılacağı, vekilin tahsilattan vekalet ücretini almasının «husumetin» kısmen vekile yöneltilmesini icap ettirmeyeceği, davacı tarafça takip dosyasında 9.721 TL asıl ve 10.279 TL «işlemiş faiz» alacağının istendiği, borcun da davalı tarafından hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle, davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ı oranında 8.000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, ilama dayalı olarak yapılan takip sonucu ödenen paranın «istirdadı» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · muhtıra · infaz · işlemiş faiz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yetkisizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40. maddesi gereğince icranın eski haline iadesinin icap ettiği, İİK'nın 39. maddesine göre 10 yıllık «zamanaşımı» içinde ödemenin «istirdadının» mümkün olduğu, «vekalet ücreti» «dahil» tüm ödemelerin davanın tarafına yapılacağı, vekilin tahsilattan vekalet ücretini almasının «husumetin» kısmen vekile yöneltilmesini icap ettirmeyeceği, davacı tarafça takip dosyasında 9.721 TL asıl ve 10.279 TL «işlemiş faiz» alacağının istendiği, borcun da davalı tarafından hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle, davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ı oranında 8.000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5074 E. 2013/21366 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · kesinleşen ilam · muhtıra · infaz · işlemiş faiz · yetkisizlik kararı · temerrüt · kesin hüküm
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı Kanun'un 361. maddesi uyarınca "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta, davalının, icra müdürlüğünce çıkartılan «muhtıraya» istinaden süresinde geri ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
İhtilaf, «kesinleşmemiş ilama» ilişkin yapılan tahsilat tarihi ile fazladan tahsil edilen miktarın iadesi tarihine kadar geçen sürede «işlemiş faizin» istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava, «kesinleşmemiş ilama» dayalı olarak yapılan takip sonucu fazladan ödenen paranın faizinin tahsili istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11084 E. 2016/2610 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · muhtıra · emredici hüküm · infaz · yetki · yasal faiz · kusur · kesin hüküm
Benzer bu karardaAçıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi «cebri icra» gücünün kullanılması kapsamındaki bir «yetki» söz konusudur.
Somut olayda, «muhtıranın» 23.06.2011 tarihinde davalı tarafça tebellüğ edildiği savunulmuş olup, buna da bir itiraz bulunmadığına göre, paranın 25.06.2013 tarihinde ve süresinde iade edildiği açık olup, mahkemece, davalının hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde süresi içerisinde icra dosyasına yatırdığının kabulü ile dava …
Mahkemece, icra dairesine yatırılan tutarın yatırılan tarihten iade edildiği tarihe kadar «yasal faizinin» istenebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 12.720,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Fazla Verilen Paranın Geri Alınması” başlıklı 361. maddesi, “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” şeklinde «emredici» bir düzenlemeyi içermektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4890 E. , 2021/1135 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 29.11.2018 tarih ve 2018/707-2018/1089 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmakla hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... ve oğlu küçük ...'in, Şener Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, davalının 08.10.2003 tarihli protokol ile iki ayrı icra takibi yapıp, şirketten çok büyük tahsilat gerçekleştirdiğini, takibe dayanak 08.10.2003 tarihli protokoldeki sözde alacağın kabulünün mümkün olmadığını, belirterek icra takibine konu alacaktan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile tahsil edilen bedelin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 08.10.2003 tarihli protokolün şirketin nakit olarak sıkıntıya düşmesi ve davalıdan borç alınması sonucu düzenlendiğini, icra takip dosyasında yapılan işlemlerle ilgili olarak ...'in bilgi sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, İİK'nın 361. maddesindeki "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği, yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır" düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/18814 esas sayılı dosyasından alacaklıya fazla tediye edildiği tespit edilen 1.188.647,36 TL'nin geri alınması halinde bakiye meblağın sıra cetvelinde 2. sıraya alınan Bakırköy 6.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/16072 E.
sayılı dosya alacaklısı davalı ...'a ödenmesi, geriye para artması halinde ise bu meblağın da 3. sıraya alınan Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı ...'a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlık,
Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/18814 E. Sayılı dosyasında 554.404.00 TL asıl alacak üzerinden, davalı tarafça davacı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, kesinleşen takip sonucu davacıya ait villanın satılması suretiyle dosya borcunun 2.049.216.50 TL olarak ödenmek suretiyle tahsil edildiği, oysa takip dayanağı 08.10.2003 tarihli protokolün, davacı şirketten mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak düzenlendiği, protokole dayalı olarak davalının davacı şirketten alacağının bulunmadığı iddiasıyla davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasında tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece 28.01.2016 tarihli kararla "Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/18814 sayılı takip dosyasında davacının davalıya 574.525.97 TL borçlu olduğunun tespiti ile icra dosyasına fazladan yatırılan 1.474.690.53 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairenin (Kapatılan 19. H.D) 17.11.2016 tarihli kararı ile "Dava, icra dairesince fazla (mükerrer) tahsil edildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Bu durumda mahkemece İİK 361. Maddesi hükmü üzerinde durulup, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle diğer temyiz itirazları incelenmeksizin yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak, hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
6100 sayılı HMK 114/1-h maddesinde dava şartı olarak düzenlenen hukuki yarar, madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korumaya değer bir yararının bulunmasıdır. Davacı, mahkemeye başvurup bir ilam almadan, başka bir yol ile de hakkına aynı güvenle kavuşabilmekte ise dava açmakta hukuki yararı yoktur.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Dairenin 17.11.2016 tarihli bozma ilamında, davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin sadece İİK 361 maddesi kapsamında kalan alacak yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı bozmaya konu edilmiş, menfi tespit davası ile icra müdürlüğünün kabulünde bulunmayan istirdat bölümü yönünden Dairece bir karar verilmemiştir.
Bu halde Dairenin 17.11.2016 tarihli bozma ilamının davalı yönünden, tüm davaya yönelik olmak üzere usule ilişkin kazanılmış hak oluşturması mümkün değildir.
Nitekim, davacı takip dosyası dayanağı 08.10.2003 tarihli protokolün, davacı şirketten mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak düzenlendiğini iddia ederek bu belgeye dayalı takip yönünden menfi tespit davasını açmış olup derdest menfi tespit davasının İİK 361. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi mümkün değildir. Bu durumda menfi tespit davası açmakta, davacının elbetteki hukuki yararı bulunmaktadır. Davacının menfi tespit istemine konu talebine, ilam almadan, başka bir yol ile ulaşması mümkün değildir.
Diğer taraftan, bozma öncesi mahkemece yapılan yargılamada, davacının istirdadı gereken alacak tutarının 1.474.690.53 TL olduğu mahkemece kabul edilmiş olup, yargılama sırasında icra müdürlüğünce bu miktardan 1.000.000.00 TL'nin fazladan tahsil edildiği bildirilmekle fark 474.69.53 TL'nin iadesi icra müdürlüğünün kabulünde olmadığından istirdat davası yönünden de İİK 361. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, istirdat davası yönünden de dava açmakta davacının hukuki yararı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının menfi tespit ve istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunması nedeniyle, Daire bozma ilamının yanılgılı değerlendirilmesi soncu davanın reddine karar veren yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yerel mahkeme kararını onayan sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652749600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz