Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17082 E. 2014/18522 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamlı icra takibi↗ ilamlı icra↗ muhtıra↗ teminat mektubu↗ komisyon↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ temerrüt↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından başlatılan ilama dayalı icra takibine konu mahkeme kararının bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği ve temyiz incelemesi sonunda kararın kesinleştiği, bu sebeple ilama dayalı olarak davacı aleyhinde başlatılan icra takibinin dayanaksız kaldığı, davacının aleyhinde başlatılan haksız icra takibinde dosyaya ibraz ettiği teminat mektubunun paraya çevrilmesi sonucu bankaya faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığı ve bu nedenle toplam 22.537,56 TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.537,56 TL alacağın (9.000 TL'lik kısmı için dava tarihinden itibaren, 13.537,56 TL'ye ise ıslah tarihinden itibaren) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesi sonucu alınan ana paranın dışında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davalı tarafından davacı aleyhine açılan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi sonrasında davalı tarafça yapılan ilamlı icra takibi sırasında davacı tarafça dosyaya ibraz edilen teminat mektubunun paraya çevrildiği, ancak kararın bozulması sonrasında yapılan yargılamada mahkemece davanın reddine karar verilerek söz konusu kararın kesinleşmesi sonucu yapılan icranın iadesi işlemi sonucu davalının ana parayı iade ettiği anlaşılmış olup davacı işbu davada, paraya çevrilen teminat mektubu nedeniyle bankaya ödenen faiz ve komisyon masrafı ile teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren faiz zararının doğduğu iddiasıyla alacak isteminde bulunmuştur.
İİK'nın 40/2. maddesinde, bir ilâm hükmünün icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma yetkisine sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda temerrüde düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur. Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan muhtıra uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir temerrüdünün bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının teminat mektubu nedeniyle bankaya ödediği faiz ile komisyon masrafı ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5074 E. 2013/21366 K.
Ortak:muhtıra · yetkisizlik kararı · temerrüt · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma «yetkisine» sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüde» düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur.
Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan «muhtıra» uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir «temerrüdünün» bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının «teminat mektubu» nedeniyle bankaya ödediği faiz ile «komisyon» «masrafı» ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı Kanun'un 361. maddesi uyarınca "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta, davalının, icra müdürlüğünce çıkartılan «muhtıraya» istinaden süresinde geri ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · kesinleşen ilam · infaz · işlemiş faiz
Benzer bu karardaİhtilaf, «kesinleşmemiş ilama» ilişkin yapılan tahsilat tarihi ile fazladan tahsil edilen miktarın iadesi tarihine kadar geçen sürede «işlemiş faizin» istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
Dava, «kesinleşmemiş ilama» dayalı olarak yapılan takip sonucu fazladan ödenen paranın faizinin tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3118 E. 2012/9678 K.
Ortak:muhtıra · yetkisizlik kararı · temerrüt · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma «yetkisine» sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüde» düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur.
Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan «muhtıra» uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir «temerrüdünün» bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının «teminat mektubu» nedeniyle bankaya ödediği faiz ile «komisyon» «masrafı» ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · infaz · işlemiş faiz · istirdat · hukuki yarar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40. maddesi gereğince icranın eski haline iadesinin icap ettiği, İİK'nın 39. maddesine göre 10 yıllık «zamanaşımı» içinde ödemenin «istirdadının» mümkün olduğu, «vekalet ücreti» «dahil» tüm ödemelerin davanın tarafına yapılacağı, vekilin tahsilattan vekalet ücretini almasının «husumetin» kısmen vekile yöneltilmesini icap ettirmeyeceği, davacı tarafça takip dosyasında 9.721 TL asıl ve 10.279 TL «işlemiş faiz» alacağının istendiği, borcun da davalı tarafından hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle, davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ı oranında 8.000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
1-Dava, ilama dayalı olarak yapılan takip sonucu ödenen paranın «istirdadı» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17082 E. , 2014/18522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MENDERES 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 24/05/2013
NUMARASI 2011/314-2013/317
Taraflar arasında görülen davada Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2013 tarih ve 2011/314-2013/317 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/11/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. M.. N.., davalı asil B.. K.., davalı vekilleri Av. Y.. E.. ile Av. G. S.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine açılmış olan dava sonucu mahkemece müvekkilinin davalıya 20.000,00 TL ve ferilerini ödemesine karar verildiğini, bu kararın müvekkili tarafından temyiz edildiğini ancak davalı tarafça söz konusu kararın ilamlı icra takibine konu edilmesi nedeniyle müvekkili tarafından icra dosyasına 43.750,00 TL'lik teminat mektubu ibraz edilerek mehil vesikası alındığını, yerel mahkemece kararın tebligatında yapılan bir yanlışlık nedeniyle yapılan temyiz isteminin reddine karar verildiğini, bunun üzerine davalı tarafından teminat mektubunun paraya çevrilerek 25.10.2007 tarihinde icra dosyasından 41.686,30 TL'nin tahsil edildiğini, müvekkilinin banka hesabına 43.750,00 TL'nin ticari kredi borcu olarak kaydedildiğini, yapılan karar düzeltme istemi üzerine temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırıldığını ve yapılan inceleme sonucu kararın bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın temyiz aşamasından da geçerek kesinleştiğini, bu karar neticesinde davalının müvekkilinden tahsil ettiği paranın bir dayanağının kalmadığını, icranın iadesi işlemi sonucu ana paranın iadesine karar verilmiş ise de bu paranın ödenmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tazmin edilmediğini ileri sürerek, ticari kredi masraf ve faizleri karşılığı yapılan ıslah sonucu 22.537,56 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu teminat mektubunun paraya çevrilmesine ilişkin olarak yapılan tüm işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığını, bu hususta müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, icra dosyasından tahsil edilen paranın iade edildiğini, davacının isteminin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından başlatılan ilama dayalı icra takibine konu mahkeme kararının bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği ve temyiz incelemesi sonunda kararın kesinleştiği, bu sebeple ilama dayalı olarak davacı aleyhinde başlatılan icra takibinin dayanaksız kaldığı, davacının aleyhinde başlatılan haksız icra takibinde dosyaya ibraz ettiği teminat mektubunun paraya çevrilmesi sonucu bankaya faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığı ve bu nedenle toplam 22.537,56 TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.537,56 TL alacağın (9.000 TL'lik kısmı için dava tarihinden itibaren, 13.537,56 TL'ye ise ıslah tarihinden itibaren) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesi sonucu alınan ana paranın dışında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davalı tarafından davacı aleyhine açılan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi sonrasında davalı tarafça yapılan ilamlı icra takibi sırasında davacı tarafça dosyaya ibraz edilen teminat mektubunun paraya çevrildiği, ancak kararın bozulması sonrasında yapılan yargılamada mahkemece davanın reddine karar verilerek söz konusu kararın kesinleşmesi sonucu yapılan icranın iadesi işlemi sonucu davalının ana parayı iade ettiği anlaşılmış olup davacı işbu davada, paraya çevrilen teminat mektubu nedeniyle bankaya ödenen faiz ve komisyon masrafı ile teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren faiz zararının doğduğu iddiasıyla alacak isteminde bulunmuştur.
İİK'nın 40/2. maddesinde, bir ilâm hükmünün icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade olunacağı belirtilmiştir.Bu durumda mahkeme kararına dayalı olarak bir parayı tahsil eden kimse, bu konudaki mahkeme kararının bozulması üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihe ve hatta icra dairesi tarafından kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar söz konusu parayı elinde tutma yetkisine sahip olup, icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen parayı iade etmemesi halinde muhtırada verilen sürenin sonunda temerrüde düşeceğinden ancak bu tarihten itibaren işleyecek faizle sorumlu olur.
Buna göre mahkemece, somut olayda davalının icranın iadesi işlemi sırasında çıkartılan muhtıra uyarınca kendisinden istenen parayı ödemede açıklanan şekilde bir temerrüdünün bulunup bulunmadığının incelenerek, temerrüde düşmüş ise buna ilişkin faizle sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde davalının ilama dayalı olarak yaptığı icra takibinin haksız bir takip olarak kabul edilmesi suretiyle davalının sorumlu olmadığı davacının teminat mektubu nedeniyle bankaya ödediği faiz ile komisyon masrafı ve teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren hesaplanan faizden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102386700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz