Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16117 E. 2015/1482 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ maddi ve manevi tazminat↗ çek↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 3167 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesinde gerekli özeni göstermek zorunda olan davalı bankanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirirken gerekli basiret ve özeni göstermediği, adına düzenlenen karşılıksız çekler nedeniyle davacının sosyal çevresinde zor bir durumda kalıp incindiği, gerekçesiyle 1.000 TL maddi tazminat ile 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği kararın hüküm kısmında belirtilmiş olup, gerekçe kısmında davacının maddi tazminat talebinin ispat edilemediğinden reddine karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemece bu şekilde kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. HMK'nın 297. maddesi uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fırkası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece anılan yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17253 E. 2015/2034 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, Davalı şirket aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine; davalı ... aleyhine açılan dava yönünden ise kararın gerekçe kısmında “... / ....” ibaresinin her iki markanın da ayırt edici unsuru olduğu, baş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4349 E. 2013/579 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ptaline, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile bu davalı adına tescilli 2005/59161 sayılı markanın 29., 30., 35.08., 43.01., sınıflar yönünden kısmen «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine, davalı ... aleyhine açılan markanın hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin davanın reddine, müdahil yönünden, TPE YİDK kararı …
Unlu Mamüller San A.Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile bu davalı adına tescilli 2005/59161 sayılı markanın 29., 32., 30., 35.08., 43.01. sınıflar yönünden kısmen «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili TPE YİDK'nın 11.07.2007 tarih ve 2007-M-3991 sayılı kararın iptaline, davalı şirketler başvurusunun tescil edilmiş olması halinde «hükümsüzlüğünün tespiti» ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçede belirtilmiş ancak hüküm başka bir YİDK kararı hakkında kurulmuştur.
HUMK'nın 388/«son» (Yeni HMK m.297) fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4243 E. 2010/10013 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararının kesinleşmesi · hizmet kusuru · maktu vekalet ücreti · tüzel kişilik · hukuki yarar · yargılama gideri · taşıyan · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkeme kararının gerekçe kısmında, «yetkisizlik» kararının ödemeden sonra kesinleşmesi nedeniyle davacı vekilinin dosyayı mahkemeye getirmesinde «hukuki yararı» bulunmadığından «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına, davalılar, kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden yararlarına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği açıklandıktan sonra, kararın hüküm fıkrasında yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden …
Mahkemece, iddia, savunma ve sunulan kanıtlara göre, dava konusu meblağ «yetkisizlik kararının kesinleşmesinden» önce davacıya ödendiğinden davanın konusunun kalmadığı, davacı vekilinin davayı yetkili mahkemeye getirmesinde «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu «tüzel kişiliğini» haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik «taşıyan» işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda «hizmet kusuru» veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir. (Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının «görevli» olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle adli yargıda bir karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12780 E. 2012/18641 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, başvurusu reddedilen tüm emtialar yönünden redde mesnet gösterilen bir kısım markaların «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10883 E. 2013/11165 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… FİYATINA PERAKENDE SATIŞ" ibareli markalarındaki toptan fiyatına perakende satış ibaresinin ticaret hayatında sıklıkla kullanılan bağımsız tescile konu olamayacak, «ayırt edicilik» vasfı bulunmayan bir ibare olması nedeniyle, davalının İndi markasını "İndirim Marketleri" ve "Toptan fiyatına satış" unsurları ile birlikte kullanmasının davacının markalarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturmayacağı, öte yandan davalının el «ilanlarının» da davacının ilanlarından önceki tarihli olduğu gerekçesiyle, tüm istemler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… lgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden davacının ...Aktuel ibaresini içeren el «ilanlarını» davalının İndi Güncel ibareli el ilanlarından daha önceki tarihte kullandığının anlaşılması karşısısında, mahkemenin, davalının el ilanlarının önceki tarihli olduğundan davalının eyleminin «haksız rekabet» olarak kabul edilemeyeceği biçimindeki gerekçesi doğru değil ise de, esasen davalının el ilanının davacı açısından haksız rekabete neden olacak nitelikte olmaması …
2-Ancak, dava, marka hükümsüzlüğü, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.Mahkeme kararının gerekçe bölümünde, "davacının Bayramınız kutlu olsun başlıklı «ilanının» benzer şekilde ve daha sonraki bir tarihte davalı tarafça kullanılması nedeniyle davalının eyleminin TTK.nun 57/5.nci maddesi anlamında haksız rekabet teşkil edebi …
HUMK'nın 388/«son» (Yeni HMK m.297) fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2223 E. 2015/7550 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tashih · sözleşmeye aykırılık · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · ticaret sicili · cy/cy kaydı · iltibas
Benzer bu kararda… aki 2 numaralı bent ile davalının ticaret unvanından Rotapharm ibaresinin çıkartılmasına ilişkin talebin reddine karar verildiği; gerekçe kısmında ise R. markasının «iltibas» yaratacak kadar benzeri olan R. ibaresinin serbest olmadığı ve bu sebeple marka korumasından yararlanan davacı tarafın, R. ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinini talep edebileceği; davalının ticaret ünvanının 01/06/2007 tarihinde «ticaret sicile» «kaydının» yapıldığı, davanın ise 28/01/2013 tarihinde açılmış olduğu yerleşik Yargıtay içtahatları gereği 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmiş olduğu bu süre zarfında ses çıkarmayan davacının dava tarihi itibariyle ünvanın terkinini talep edemeyeceği anlaşıldığından bu talebin yerinde görülmediği; ayrıca Paris Konvansiyonu'nun 8. maddesinin “Bir «ticaret unvanı», bir ticari markanın bir kısmını oluştursun veya oluşturmasın, birliğin bütün ülkelerinde başvuru ve tescil zorunluluğu olmaksızın korunacaktır.” şeklinde olduğu, bu hüküm göz önüne alınacak olursa Türkiye'nin de taraf olduğu bu sözleşmeye göre, Paris Sözleşmesi'ne taraf olan İtalya'da davalı şirketten daha önce kurulan ve ticaret unvanında “R.” ibaresini kullanan davacı şirketin ticaret unvanıyla karışıklık yaratacak derecede benzeri olan “R.” ibaresinin davalı şirket unvanında kullanılmasının, ilgili uluslararası «sözleşmeye aykırılık» teşkil etttiği, davacıya ait “R..
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiş; davalı vekilinin mahkeme kararının gerekçesinin «tashihi» talebi mahkemece 09/02/2015 tarihli ek kararla reddedilmiş, davalı vekili işbu ek kararı da temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin mahkeme kararının gerekçesinin «tashihi» talebinin reddine dair 09/02/2015 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının gerekçesinin tashihi talebinin reddi kararının onanması gerekmiştir.
S..” «ticaret unvanının» ilk kullanan olarak Paris Konvansiyonu'nun 8. maddesi hükmü gereğince koruma altında olduğu, ticaret unvanının ülkemizde de korunduğu, davalının ticaret unvanında bulunan “R.” ibaresinin davacı unvanı ile karışıklık yaratacak derecede benzer olduğu, bu sebeple mezkur ibarenin unvandan terkinine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16117 E. , 2015/1482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/04/2014 tarih ve 2013/223-2014/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bedensel ve zihinsel engelli olup annesinin vesayeti altında olduğunu, müvekkilinin kimlik fotokopilerinin kötüniyetli kişilerce ele geçirilerek davalı bankadan müvekkili adına çek hesabı açtırdıklarını, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle müvekkilinin 3 gün polis karakolunda tutulduğunu, ... Cumhuriyet Savcılığı’nda soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin mahkum olduğu bir çok davada yargılamanın iadesinin istediğini, işlemler yetişmediğinden cezaevine sevkedildiği durumlar olduğunu, bankaların güven kurumu olarak çek hesabı açarken hesap sahibinin gerçek kimliğini araştırmak zorunda olduğunu, bu olaylar nedeniyle müvekkilinin çok yıprandığını, kişilik haklarının telafi edilemeyecek derecede zarara uğradığını ileri sürerek 24.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminatın zararın doğduğu tarihten işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu nedenle bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 3167 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesinde gerekli özeni göstermek zorunda olan davalı bankanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirirken gerekli basiret ve özeni göstermediği, adına düzenlenen karşılıksız çekler nedeniyle davacının sosyal çevresinde zor bir durumda kalıp incindiği, gerekçesiyle 1.000 TL maddi tazminat ile 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği kararın hüküm kısmında belirtilmiş olup, gerekçe kısmında davacının maddi tazminat talebinin ispat edilemediğinden reddine karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemece bu şekilde kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. HMK'nın 297. maddesi uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fırkası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir.
Mahkemece anılan yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekillinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/188248100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz