Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5717 E. 2015/3688 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ tahsilat makbuzu↗ sorumluluk davası↗ şirket merkezi mahkemesi↗ kar payı↗ ikrar↗ dolandırıcılık↗ tüzel kişilik↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli kar payı ortaklık sertifikası ve tahsilat makbuzu ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin ticari defterlerinin dosyaya sunulması halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7. Asliye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... yönetim kurulu üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan şirketin merkezinin Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya tasfiye memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde sorumluluk davası açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların tazmin yükümlüğü bulunduğu iddia olunan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça ibraz edilen 11.02.1999 tarihli “Ortaklık Belgesi” ibareli belgeyle toplam 270.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı ... International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Dairemize intikal eden dosyalarda adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, akdi ilişki davacı ile dava dışı şirket arasında olup, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı şirkete ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı gerçek kişiye dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle dava ret edilmişse de davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza mahkemesi dosyasındaki iddialar ile davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat etmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhine dava açmasını kabul etmek gerekir.
Davalılar ile dava dışı... arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de dava dışı ... şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabulündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan dava dışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize de intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır
Bu durumda mahkemece, BK’nın 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı dikkate alınarak, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu belirlendikten sonra taraf vekillerince dosyaya sunulan tüm kanıtlar birlikte incelenip değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken mahkemenin kendi aldığı raporlara itibar etmeyip Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/108 E. 2010/10282 K.
Ortak:tahsilat makbuzu · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · iflas · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli «kar payı» ortaklık sertifikası ve «tahsilat makbuzu» ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin «ticari defterlerinin» dosyaya sunulması halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7.
… liye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... «yönetim kurulu» üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan «şirketin merkezinin» Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya «tasfiye» memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde «sorumluluk davası» açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan …
… le dava dışı şirket arasında olup, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı şirkete ve bu şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan diğer davalı gerçek kişiye dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle dava ret edilmişse de davalı gerçek kişi hakkında «dolandırıcılık» suçundan açılan ceza mahkemesi dosyasındaki iddialar ile davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat etmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumun …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketlere sessiz ortak olmak amacıyla ödeme yaptıkları konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, bu ödeme karşılığında «tahsilat makbuzu», kâr «payı», ortaklık sertifikası talep «formu» aldıkları ve «ortaklık sözleşmesi» imzaladıkları, söz konusu şirketlerin aynı zamanda ...
AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, ...
… ği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · sermaye taahhüdü · ortaklık sözleşmesi · ba formu · taahhütname · ihtarname · eksik inceleme · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketlere sessiz ortak olmak amacıyla ödeme yaptıkları konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, bu ödeme karşılığında «tahsilat makbuzu», kâr «payı», ortaklık sertifikası talep «formu» aldıkları ve «ortaklık sözleşmesi» imzaladıkları, söz konusu şirketlerin aynı zamanda ...
… A.Ş.’nin ortağı bulunduğu, davalı şirketin ortağı olan ve davacıların ödeme yaptıkları dava dışı şirketlerin borcundan dolayı doğrudan davalı şirketi ve bu şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan diğer davalı gerçek kişiyi sorumlu tutmak için öncelikle ödeme yapılan dava dışı şirkete «husumet» yöneltilerek dava açılması, bu şirketle ilgili taleplerden sonuç alınamaması halinde davalılara husumet yöneltilmesi gerekeceği, doğrudan doğruya davalılardan talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın «erken açılan» davanın reddine karar verilmiştir.
Holding A.Ş.’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...
International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın «ihtarnameye» rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 25.000 DM karşılığı olan 24.545,75 YTL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8790 E. 2010/4166 K.
Ortak:dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · iflas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli «kar payı» ortaklık sertifikası ve «tahsilat makbuzu» ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin «ticari defterlerinin» dosyaya sunulması halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7.
… liye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... «yönetim kurulu» üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan «şirketin merkezinin» Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya «tasfiye» memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde «sorumluluk davası» açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan …
International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir «ortaklık ilişkisi» kurulmuştur.
Benzer bu kararda… büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki ...GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu ...Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, ...AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, ...GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Davacı ile dava dışı ...International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir «ortaklık ilişkisi» kurulmuştur.
Temyiz aşamasında sunulan belgelerden de adı geçen yabancı şirketin «iflasına» karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · taahhütname · ihtarname · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda… büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki ...GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu ...Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, ...AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, ...GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketlerin borcundan dolayı davalıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, dava dışı şirkete dava açılmasının gerektiği gerekçesiyle davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, davacıdan da aynı usulle ...International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın «ihtarnameye» rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğ …
… man kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4201 E. 2010/584 K.
Ortak:dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · iflas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli «kar payı» ortaklık sertifikası ve «tahsilat makbuzu» ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin «ticari defterlerinin» dosyaya sunulması halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7.
… liye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... «yönetim kurulu» üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan «şirketin merkezinin» Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya «tasfiye» memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde «sorumluluk davası» açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan …
International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir «ortaklık ilişkisi» kurulmuştur.
Benzer bu karardaAG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, ...
… ği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
… e, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu akdi ilişkinin davacı ile yurt dışı şirket arasında kurulduğu, yurt dışı şirketler ile davalı şirket arasında «ortaklık ilişkisi» bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu, akdi ilişkinin davacı ile yurt dışı şirket arasında kurulduğundan «pasif husumet» yönünden red kararı verilebilirse de, ortaklık ilişkisi göz önünde tutulduğunda, öncelikle yurt dışı şirket yönünden alacak isteminde bulunulması, sonuç alınamamas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · pasif husumet · taahhütname · ihtarname · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda… e, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu akdi ilişkinin davacı ile yurt dışı şirket arasında kurulduğu, yurt dışı şirketler ile davalı şirket arasında «ortaklık ilişkisi» bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu, akdi ilişkinin davacı ile yurt dışı şirket arasında kurulduğundan «pasif husumet» yönünden red kararı verilebilirse de, ortaklık ilişkisi göz önünde tutulduğunda, öncelikle yurt dışı şirket yönünden alacak isteminde bulunulması, sonuç alınamamas …
Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...
International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın «ihtarnameye» rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 100.000 DM karşılığı olan 92.032 YTL’nın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
… man kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6729 E. 2012/6886 K.
Ortak:dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · iflas · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz kararda… liye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... «yönetim kurulu» üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan «şirketin merkezinin» Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya «tasfiye» memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde «sorumluluk davası» açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan …
… le dava dışı şirket arasında olup, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı şirkete ve bu şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan diğer davalı gerçek kişiye dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle dava ret edilmişse de davalı gerçek kişi hakkında «dolandırıcılık» suçundan açılan ceza mahkemesi dosyasındaki iddialar ile davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat etmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumun …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli «kar payı» ortaklık sertifikası ve «tahsilat makbuzu» ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin «ticari defterlerinin» dosyaya sunulması halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7.
Benzer bu karardaDavaya konu eylemleri nedeniyle davalı ...’ün Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılandığı davada dosyaya «ibraz» edilen karara göre davalının zincirleme olarak nitelikli «dolandırıcılık» suçundan cezalandırılmasına karar verilen kamu davasında usuli nedenle yapılan bozma sonrasında mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.Ceza davası sırasında alınan bilirkişi raporunda, Jetpa Holding AŞ’ye ait hisselerin büyük kısmına Jetpa GmbH’nin sahip olduğu, Jetpa AG’nin de Jetpa GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü Fadıl Akgündüz ve Sacit Duran’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, Fadıl Akgündüz’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu hususları …
… ortağı bulunduğu, bu durumda, davalı şirketin ortağı olan ve davacıların ödeme yaptıkları dava dışı şirketlerin borcundan dolayı doğrudan davalı şirketi ve şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan diğer davalı gerçek kişiyi sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, davacının davalılara yaptığı bir ödeme olmaması esasen davacı ile dava dışı Jet-Pa İnt.Mark and Trad AG arasında sessiz ortaklık diye nitelendirilen «adi ortaklık ilişkisinin» bulunduğu ve davacının ödemesi yaptığı bu şirketten talepte bulunabileceği, davalıya yapılan bir ödemenin bulunmadığı ve davacının davalının ortağı olmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
AŞ’ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, yabancı ülkede kurulmuş anılan şirketlerin «iflas» etmesi ve «ticaret sicilinden terkin» edilmiş olmaları nedeniyle yatırılan paraların anılan şirketlerden tahsil edilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, taraflar arasındaki mevzuata aykırı şekilde kurulan ilişkinin hükümsüzlüğü ile tahsil edilen toplam 63.000 DM karşılığı 61.855,51 TL’nin faiziyle tahsilini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · ticaret sicilinden terkin · adi ortaklık · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · taahhütname · terkin
Benzer bu kararda… ortağı bulunduğu, bu durumda, davalı şirketin ortağı olan ve davacıların ödeme yaptıkları dava dışı şirketlerin borcundan dolayı doğrudan davalı şirketi ve şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan diğer davalı gerçek kişiyi sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, davacının davalılara yaptığı bir ödeme olmaması esasen davacı ile dava dışı Jet-Pa İnt.Mark and Trad AG arasında sessiz ortaklık diye nitelendirilen «adi ortaklık ilişkisinin» bulunduğu ve davacının ödemesi yaptığı bu şirketten talepte bulunabileceği, davalıya yapılan bir ödemenin bulunmadığı ve davacının davalının ortağı olmadığı gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
AŞ’ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, yabancı ülkede kurulmuş anılan şirketlerin «iflas» etmesi ve «ticaret sicilinden terkin» edilmiş olmaları nedeniyle yatırılan paraların anılan şirketlerden tahsil edilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, taraflar arasındaki mevzuata aykırı şekilde kurulan ilişkinin hükümsüzlüğü ile tahsil edilen toplam 63.000 DM karşılığı 61.855,51 TL’nin faiziyle tahsilini istemiştir.
Davaya konu eylemleri nedeniyle davalı ...’ün Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılandığı davada dosyaya «ibraz» edilen karara göre davalının zincirleme olarak nitelikli «dolandırıcılık» suçundan cezalandırılmasına karar verilen kamu davasında usuli nedenle yapılan bozma sonrasında mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.Ceza davası sırasında alınan bilirkişi raporunda, Jetpa Holding AŞ’ye ait hisselerin büyük kısmına Jetpa GmbH’nin sahip olduğu, Jetpa AG’nin de Jetpa GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü Fadıl Akgündüz ve Sacit Duran’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, Fadıl Akgündüz’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu hususları …
Mahkemece, davacının davalı ile davalı şirkete ödemede bulunmadığı, dava dışı şirketle sessiz ortaklık diye nitelendirilen «adi ortaklık ilişkisinin» bulunduğu, davalılarla ortaklık ilişkisinin olmadığı gerekçesiyle, davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmiş ise de davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat edilmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/5608 E. 2010/1894 K.
Ortak:tahsilat makbuzu · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · ek tasfiye · iflas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli «kar payı» ortaklık sertifikası ve «tahsilat makbuzu» ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin «ticari defterlerinin» dosyaya sunulması halinde «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7.
… liye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ... «yönetim kurulu» üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan «şirketin merkezinin» Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya «tasfiye» memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde «sorumluluk davası» açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan …
International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir «ortaklık ilişkisi» kurulmuştur.
Benzer bu kararda… kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ...ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, Fadıl Akgündüz’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının doğrudan davalılara değil yurt dışında bulunan şirkete ortak sıfatı ile para yatırdığı ve karşılığında «tahsilat makbuzu», kâr «payı», ortaklık sertifikası talep «formu» aldığı, «ortaklık sözleşmesi» imzaladığı, “yurt dışındaki şirket «kaydının» ticaret sicilinden silindiği, şirketin 07.07.1999 tarihinde hileli olarak «iflas» ettirildi, toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığı” iddia olunmuş ise de, davalıların dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan sorumlulukları bulunmadığı, davalıları sorumlu kılabilmek için öncelikle ödeme yapılan dava dışı şirkete «husumet» yöneltilerek dava açılması, sonuç alınamaması halinde davalılara husumet yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığı sonucuna varılarak, davanın reddine ka …
28.02.1999 tarihli “Ortaklık Sözleşmesi”, “Kâr «payı» ortaklık sertifikası” ve “Tahsilat makbuzu” başlıklı belge ile 150.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı Jetpa International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir «ortaklık ilişkisi» kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · ortaklık sözleşmesi · ba formu · taahhütname · ihtarname · cy/cy kaydı · eksik inceleme · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının doğrudan davalılara değil yurt dışında bulunan şirkete ortak sıfatı ile para yatırdığı ve karşılığında «tahsilat makbuzu», kâr «payı», ortaklık sertifikası talep «formu» aldığı, «ortaklık sözleşmesi» imzaladığı, “yurt dışındaki şirket «kaydının» ticaret sicilinden silindiği, şirketin 07.07.1999 tarihinde hileli olarak «iflas» ettirildi, toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığı” iddia olunmuş ise de, davalıların dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan sorumlulukları bulunmadığı, davalıları sorumlu kılabilmek için öncelikle ödeme yapılan dava dışı şirkete «husumet» yöneltilerek dava açılması, sonuç alınamaması halinde davalılara husumet yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığı sonucuna varılarak, davanın reddine ka …
… kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding AŞ’ne «sermaye taahhüdünü» yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ...ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, Fadıl Akgündüz’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin «tasfiye» işleminin başladığı ve mahkemece «iflasının» kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr «payı» şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli «dolandırıcılık» suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
AŞ’ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, davacıdan da aynı usulle Jetpa International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın «ihtarnameye» rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 150.000 DM karşılığı olan 138.049 YTL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
… man kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5717 E. , 2015/3688 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/01/2014 tarih ve 2013/14-2014/9 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ... temsilciliğinde görevli ... yanıltıcı sözleri üzerine davalı şirketlere 270.000 DM.(138.048,80 Euro) para yatırdığını, karşılığında tahsilat makbuzu ve kar payı ortaklık sertifikası verildiğini, sonrasında parasını geri alamadığını ileri sürerek, ıslahla toplam 138.048,80 Euro’nun faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının muhatabının dava dışı... olup, davalılara husumet düşmeyeceğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/02/1999 tarihli kar payı ortaklık sertifikası ve tahsilat makbuzu ile 270.000 DM'yi dava dışı şirkete ödediği, Alman Ticaret Kanunu’nun 230 ve devamı maddelerinde sessiz ortaklığın düzenlendiği, dava dışı ... ortaklık yapısı, davalı ...’nin ortaklık yapısı ile dava dışı şirketin davalı şirketteki ortaklık payına ilişkin belgelerin ve davalı şirketin ticari defterlerinin dosyaya sunulması halinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunabileceği bu dosyada alınan kök ve ek raporlarda açıklanmış ise de dosyada mevcut Bakırköy 7. Asliye Ticaret Markası’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ileri sürülen 6762 sayılı TTK’nın 336 maddesi gereği dava dışı ...
yönetim kurulu üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de geçmediği, dava dışı sessiz ortak olunan şirketin merkezinin Türkiye'de bulunmadığı, bu hususların 6162 sayılı TTK’nın yer olarak uygulama alanına girmemesi nedeniyle Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün görülmediği, sessiz ortağın yönetim kurulu üyesinin veya tasfiye memurunun hukuka aykırı hareketi nedeniyle zarara uğraması söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yer kanunlarına göre ve o yer mahkemesinde sorumluluk davası açması gerektiği belirtildiğinden anılan rapordaki gerekçeler denetime ve hükme elverişli bulunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların tazmin yükümlüğü bulunduğu iddia olunan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça ibraz edilen 11.02.1999 tarihli “Ortaklık Belgesi” ibareli belgeyle toplam 270.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı ... International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Dairemize intikal eden dosyalarda adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, akdi ilişki davacı ile dava dışı şirket arasında olup, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı şirkete ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı gerçek kişiye dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle dava ret edilmişse de davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza mahkemesi dosyasındaki iddialar ile davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat etmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhine dava açmasını kabul etmek gerekir.
Davalılar ile dava dışı... arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de dava dışı ... şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabulündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan dava dışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize de intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır
Bu durumda mahkemece, BK’nın 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı dikkate alınarak, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu belirlendikten sonra taraf vekillerince dosyaya sunulan tüm kanıtlar birlikte incelenip değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken mahkemenin kendi aldığı raporlara itibar etmeyip Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/462 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171274900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz