İcra İnkar Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9772 E. 2015/10702 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ ticari işletme↗ alacağın temliki↗ ticari dava niteliği↗ kötü niyet tazminatı↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ kötü niyet↗ görevsizlik kararı↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca temlik tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan temlik sözleşmesinin davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 03.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olup dava tarihi olan 03.04.2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı ... yürürlüktedir. 6102 sayılı ...'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı yasanın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenmekte olup göreve ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılmanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacılar tarafından temlik sözleşmesi uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki tasfiye halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, uyuşmazlık konusu alacak da doğrudan doğruya davalının ticari işletmesiyle ilgili değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere uyuşmazlığın çözümünde 818 Sayılı BK'nın 162. ve devamındaki maddeler (6098 Sayılı TBK'nın 183 vd) uygulacaktır. Bu açıklamalar uyarıca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14567 E. 2016/55 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · ticari işletme · alacağın temliki · uyuşmazlık konusu · temlik · görevsizlik kararı · ek tasfiye · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda; davacılar tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 03.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 03.04.2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı ... yürürlüktedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca «temlik» tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan «temlik sözleşmesinin» davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda; davacı tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 10.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 08.10.2013 tarihi itibariyle 6102 sayılı TTK yürürlüktedir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki itirazı · usulden reddi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının «tacir» olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin «yetki itirazı» hakkında bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
HMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca «yetki sözleşmesi» yapılabileceği, sözleşmede yer alan «yetki şartı» uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca «yetki sözleşmesi» ancak «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir.
Uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı BK'nın 162. ve devamındaki maddeler (6098 sayılı TBK'nın 183 vd) uygulacağından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde «yetkisizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8705 E. 2017/6588 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu açıklamalar uyarıca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece dava tarihi itibariyle bankacılık işleminden kaynaklanan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin «görevli» bulunduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı sözleşmesi · ticari kredi · genel kredi sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · kredi sözleşmesi · tacir · görevli mahkeme
Benzer bu karardaTicaret/... ... arasında genel kredi ve «ticari kredi kartı sözleşmelerinin» imzalandığı, istek üzerine davalı adına ek ticari kart verildiği, davalının sözleşmeyi kendi adına değil vekaletnamesine istinaden dava dışı ... adına imzaladığı, sorumluluğun sözleşmenin taraflarına ait olduğu, vekaletnamesiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağı, davalının «sebepsiz zenginleşmediği», davacının alacağını dava dışı 3. kişiden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Davacı vekili, davalı adına «ticari kredi» kartı düzenlendiğini, davalının, ... adına müvekkili ile «genel kredi sözleşmesi» imzaladığını, dava dışı ... adına tahsis edilen ticari kredinin davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek alacak talebinde bulunmuş olup taraflar arasındaki ilişki bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır.
Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde tarafların «tacir» olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlarda …
Bu itibarla mahkemece dava tarihi itibariyle bankacılık işleminden kaynaklanan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin «görevli» bulunduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5370 E. 2017/1961 K.
Ortak:ticari işletme · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı ...'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Somut olayda; davacılar tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
Bu açıklamalar uyarıca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili «adi ortaklığın» tasfiyesinde «görevli» olduğu hususu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Oysa, 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Dosya kapsamından, taraflarca oluşturulduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen «adi ortaklığın» «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ortaklık · ortaklık sözleşmesi · adi ortaklık · fesih · usulden reddi · iş mahkemesi görev alanı · tacir · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında gizli «adi ortaklık sözleşmesi» olduğunun iddia edildiği, «gizli ortaklığın» davacının kendine ait işletmesi ile doğrudan bağlantısının bulunmadığı, bu nedenle ticaret mahkemesinin de bu davada «görevli» olamayacağı, kaldı ki davanın adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olduğu ve TBK’nın 620. maddesinden kaynaklandığı için ticaret mahkemesinin mutlak olarak «görev alanı» içine de girmediği, bu durumda davanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevi kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «adi ortaklığın» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesi’nin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili «adi ortaklığın» tasfiyesinde «görevli» olduğu hususu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dosya kapsamından, taraflarca oluşturulduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen «adi ortaklığın» «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14918 E. 2016/2126 K.
Ortak:ticari dava niteliği · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu açıklamalar uyarıca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava tarihi olan 12.03.2013 tarihi itibariyle 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun halen yürürlükte olup taraflar arasında imzalanan ve «bloke» işlemine esas teşkil eden «kredi sözleşmesi» de «ticari niteliktedir».
Bu itibarla mahkemece dava tarihi itibariyle bankacılık işleminden kaynaklanan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin «görevli» bulunduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bloke · haciz · kredi sözleşmesi · asıl alacak · tacir · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacının emekli maaşına «haciz» işlemi olmaksızın «bloke» koymasının yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davalının kabulüyle 200,00 TL «asıl alacak» için fazlaya dair haklar saklı tutularak 5.250,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava tarihi olan 12.03.2013 tarihi itibariyle 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun halen yürürlükte olup taraflar arasında imzalanan ve «bloke» işlemine esas teşkil eden «kredi sözleşmesi» de «ticari niteliktedir».
Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde tarafların «tacir» olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlarda …
Bu itibarla mahkemece dava tarihi itibariyle bankacılık işleminden kaynaklanan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin «görevli» bulunduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10786 E. 2018/4527 K.
Ortak:ticari işletme · temlik · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda; davacılar tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca «temlik» tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan «temlik sözleşmesinin» davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 03.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 03.04.2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı ... yürürlüktedir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından, davanın «tacirler arası» alacak isteminden kaynaklandığı ve tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ve davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan ...'in açılan ihalelere kendi adına girdiği ve kazandığı, ödemelerin «fatura» karşılığı ...'in firması adına yapıldığı,davalı ...'e diğer davalı şirket tarafından herhangi bir «temlik» ve devir işleminin yapılmadığı, davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası dava · muvazaa · kamu düzeni · fatura · tacir
Benzer bu karardaDosya kapsamından, davanın «tacirler arası» alacak isteminden kaynaklandığı ve tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ve davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan ...'in açılan ihalelere kendi adına girdiği ve kazandığı, ödemelerin «fatura» karşılığı ...'in firması adına yapıldığı,davalı ...'e diğer davalı şirket tarafından herhangi bir «temlik» ve devir işleminin yapılmadığı, davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının davalı şirketteki alacağını tahsil için başlattıkları icra takibi sırasında davalı şirketin hacizden kurtulmak için «muvazaalı» şekilde diğer davalı ... aracılığıyla kurumlara mal sattığı iddiasıyla diğer davalı ... tarafından satılan mal karşılığı ...Okul Komutanlığı nezdinde doğan alacağın gerçekte davalı şirkete ait olduğunun tespiti ile diğer davalı ...’den tahsili istemine ilişkindir. .
… şkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, «kamu düzenine» ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9772 E. , 2015/10702 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2014 tarih ve 2012/192-2014/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin tasfiye halindeki .... ... şubesi nezdinde 2.813,00 USD tutarında alacaklarının bulunduğunu, bu alacağın temlikine dair davalı ile protokol yapıldığını, protokol uyarınca 25.6.2011 tarihinden başlayarak 100'er USD taksitlerle 2.813,00 USD'nin davacılara ödenmesinin kararlaştırıldığını, bunu rağmen temlik alan davalının temlik protokolü uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği taksitleri ödemediğini, takip tarihi olan 4.1.2012 tarihine kadar vadesi gelmiş 7 taksitin bulunduğunu, sözleşme uyarınca ardışık 6 taksitin ödenmemesi halinde takip eden 6 aylık dönemin de muaccel hale geldiğini, buna göre 12 taksit toplamı 1.200,00 USD alacağın bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetle itiraz edildiğini ileri sürerek davalının ...
İcra Müdürlüğü'nün 2012/60 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamına borçlunun alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiliyle davacılar arasında 3.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesi yapıldığını, davacıların Tasfiye Halindeki .... nezdinde yer alan hesaplarında bulunduğunu iddia ve beyan ettikleri 2.813,00 USD kar ve zarara katılım bakiyesini müvekkilline ivaz karşılığı temlik ettiklerini, ancak Tasfiye Halindeki ....'nin davacılarla 18.9.2000 tarihinde yapmış oldukları kredi ve kontrgaranti sözleşmesi gereği hesabın blokeli olduğunu, kullandırılan teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle 3. kişi borçlunun alacağın devrine yanaşmadığını, davacıların bu durumu bilerek temlik sözleşmesi yaptıklarını, temliğin ivazlı olması nedeniyle temlik eden davacıların 3. şahıs nezdinde geçerli ve ihtilafsız bir alacağın bulunduğunu garanti etmiş sayılacaklarını, müvekkilinin kendisinden gizlenen bu durumu bilseydi davacılarla temlik sözleşmesi yapmayacağını, BK'nın 169.
maddesi uyarınca temliğin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca temlik tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan temlik sözleşmesinin davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 03.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olup dava tarihi olan 03.04.2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı ... yürürlüktedir. 6102 sayılı ...'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı yasanın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenmekte olup göreve ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılmanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacılar tarafından temlik sözleşmesi uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki tasfiye halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, uyuşmazlık konusu alacak da doğrudan doğruya davalının ticari işletmesiyle ilgili değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere uyuşmazlığın çözümünde 818 Sayılı BK'nın 162. ve devamındaki maddeler (6098 Sayılı TBK'nın 183 vd) uygulacaktır. Bu açıklamalar uyarıca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/169497900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz