İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14567 E. 2016/55 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki şartı↗ yetki sözleşmesi↗ temlik sözleşmesi↗ yetki itirazı↗ ticari işletme↗ alacağın temliki↗ ticari dava niteliği↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ yetki↗ ek tasfiye↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.1. maddesinde doğabilecek ihtilaflar nedeniyle .... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını. HMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca yetki sözleşmesi yapılabileceği, sözleşmede yer alan yetki şartı uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 10.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olup dava tarihi olan 08.10.2013 tarihi itibariyle 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı yasanın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenmekte olup göreve ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılmanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacı tarafından temlik sözleşmesi uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki tasfiye halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, uyuşmazlık konusu alacak da doğrudan doğruya davalının ticari işletmesiyle ilgili değildir. Uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı BK'nın 162. ve devamındaki maddeler (6098 sayılı TBK'nın 183 vd) uygulacağından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre; 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca yetki sözleşmesi ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir. Bu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının tacir olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9772 E. 2015/10702 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · ticari işletme · alacağın temliki · uyuşmazlık konusu · temlik · görevsizlik kararı · ek tasfiye · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda; davacı tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 10.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 08.10.2013 tarihi itibariyle 6102 sayılı TTK yürürlüktedir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Benzer bu karardaSomut olayda; davacılar tarafından «temlik sözleşmesi» uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacıların temlik sözleşmesine konu yaptıkları alacağın borçlusu durumundaki «tasfiye» halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, «uyuşmazlık konusu» alacak da doğrudan doğruya davalının «ticari işletmesiyle» ilgili değildir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 03.12.2010 tarihli «alacağın temliki sözleşmesinden» kaynaklı olup dava tarihi olan 03.04.2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı ... yürürlüktedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca «temlik» tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan «temlik sözleşmesinin» davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda, BK'nın 169. maddesi uyarınca «temlik» tarihinde davacıların temlik edilebilir alacağının bulunmaması nedeniyle yapılan «temlik sözleşmesinin» davalıyı bağlamadığı, davalının yapılan takibe itirazının haklı olduğu, davacıların kötü niyetle takipte bulunduklarının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14637 E. 2016/107 K.
Ortak:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki · tacir · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca «yetki sözleşmesi» yapılabileceği, sözleşmede yer alan «yetki şartı» uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca «yetki sözleşmesi» ancak «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir.
Bu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının «tacir» olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin «yetki itirazı» hakkında bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, talebe konu bonodan kaynaklanan uyuşmazlıkların .... mahkemelerinde görüleceğinin «bono» üzerindeki kayıtlı «yetki sözleşmesi» ile sabit olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, yukarıda anılı maddede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin, «bono» üzerinde yazılı «yetki şartının» geçerli olduğundan bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · bono
Benzer bu karardaMahkemece, talebe konu bonodan kaynaklanan uyuşmazlıkların .... mahkemelerinde görüleceğinin «bono» üzerindeki kayıtlı «yetki sözleşmesi» ile sabit olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden borçlular vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece, yukarıda anılı maddede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin, «bono» üzerinde yazılı «yetki şartının» geçerli olduğundan bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1989 E. 2016/2790 K.
Ortak:yetki şartı · yetki sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaHMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca «yetki sözleşmesi» yapılabileceği, sözleşmede yer alan «yetki şartı» uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca «yetki sözleşmesi» ancak «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir.
Bu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının «tacir» olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin «yetki itirazı» hakkında bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle «yetkisizlik» kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemelerinin «yetkisine» dair şartın tarafları bağlayıcı olduğundan bahisle itirazın bu yönden reddine karar verilmişse de, dosya içerisinde, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden gerçek kişilerin «tacir» olduğuna dair beyan ya da belge olmadığı halde, «yetki sözleşmesinin» kabulü ile itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, «ihtiyati haciz» kararı «kambiyo senedine» dayalı olarak verilmiş olup; kambiyo senedinde İzmir Mahkemelerine ilişkin olarak yer alan «yetki şartının», geçerli ve HMK 17. madde hükümleri doğrultusunda tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, İİK «167». madde hükümleri doğrultusunda alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılabileceği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İİK.’nın 50/1'inci maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesi gereği, «tacirler» veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · kambiyo senedi · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, «ihtiyati haciz» kararı «kambiyo senedine» dayalı olarak verilmiş olup; kambiyo senedinde İzmir Mahkemelerine ilişkin olarak yer alan «yetki şartının», geçerli ve HMK 17. madde hükümleri doğrultusunda tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, İİK «167». madde hükümleri doğrultusunda alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılabileceği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» kararına itiraz edenler (borçlular) vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemelerinin «yetkisine» dair şartın tarafları bağlayıcı olduğundan bahisle itirazın bu yönden reddine karar verilmişse de, dosya içerisinde, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden gerçek kişilerin «tacir» olduğuna dair beyan ya da belge olmadığı halde, «yetki sözleşmesinin» kabulü ile itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14567 E. , 2016/55 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 tarih ve 2013/388-2014/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 10.12.2010 tarihli alacağın temliki, sulh ibra ve feragat içerikli sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin dava dışı ..... nezdindeki alacağını davalıya temlik ettiğini, davalının da buna karşılık sözleşmede belirlenen taksitler halinde müvekkiline ödeme yapma taahhüdünde bulunduğunu, davalının sözleşme uyarınca taahüdünü yerine getirmemesi nedeniyle davalı hakkında İcra Müdürlüğü nezdindc icra takibine başlanıldığını, davalının icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, sözleşmede yer alan yetki şartının geçersiz olduğunu, davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili icra dairesinde takibin yapıldığım, sözleşme uyarınca davacının borçlarını ödemediğini, ödenmeyen taksitler nedeniyle diğer taksilerin de muaccel hale geldiğini ileri sürerek davalının takibe vaki itirazının 9.900.00 USD asıl alacak yönünden iptaline, borçlunun kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın % 20'sinden az olmamak üzere % 100 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın ticari dava niteliğinde bulunmaması nedeniyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlıklar hususunda .... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.1. maddesinde doğabilecek ihtilaflar nedeniyle .... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını. HMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflarıca yetki sözleşmesi yapılabileceği, sözleşmede yer alan yetki şartı uyarınca takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; taraflar arasında düzenlenen 10.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olup dava tarihi olan 08.10.2013 tarihi itibariyle 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı yasanın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenmekte olup göreve ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılmanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacı tarafından temlik sözleşmesi uyarınca davalının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinden bahisle alacak isteminde bulunulmuş olup davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki tasfiye halindeki .... bu davada taraf olmadığı gibi, uyuşmazlık konusu alacak da doğrudan doğruya davalının ticari işletmesiyle ilgili değildir. Uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı BK'nın 162. ve devamındaki maddeler (6098 sayılı TBK'nın 183 vd) uygulacağından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre; 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca yetki sözleşmesi ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılması halinde geçerlidir. Bu yeni düzenleme uyarınca somut olayda davacının tacir olup olmadığı araştırılıp HMK'nın 17. maddesi hükmü de gözetilerek davalı vekilinin yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/214944600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz