Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5370 E. 2017/1961 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ortaklık↗ ortaklık sözleşmesi↗ adi ortaklık↗ ticari işletme↗ tbk 99↗ fesih↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ tacir↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında gizli adi ortaklık sözleşmesi olduğunun iddia edildiği, gizli ortaklığın davacının kendine ait işletmesi ile doğrudan bağlantısının bulunmadığı, bu nedenle ticaret mahkemesinin de bu davada görevli olamayacağı, kaldı ki davanın adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olduğu ve TBK’nın 620. maddesinden kaynaklandığı için ticaret mahkemesinin mutlak olarak görev alanı içine de girmediği, bu durumda davanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevi kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı Yasa'nın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Dosya kapsamından, taraflarca oluşturulduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen adi ortaklığın tacir olan tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, tacir olan tarafların ticari işletmeleriyle ilgili adi ortaklığın tasfiyesinde görevli olduğu hususu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/372 E. 2017/3166 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · şirket merkezi mahkemesi · kamu düzeni · yetki · yetkisizlik kararı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davanın davalının gizli ortağı olduğu «şirket merkezinin» bulunduğu ... mahkemelerinde açılması gerektiğinden bahisle «yetkisizlik» kararı verilmişse de; somut uyuşmazlık bakımından «kesin yetki kuralı» olan 6100 sayılı HMK m.
14/2’nin uygulanma olanağı olmadığı gibi, «kamu düzenine» ilişkin «kesin yetki» halleri dışında mahkeme yetkili olup olmadığını re'sen nazara alamaz.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK’nın 14/2. bendi gereğince, davalının kurucusu ve gizli ortağı olduğu iddia edilen şirketin adresinin .../...'da olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine, karar kesinleşince yasal sürede talep halinde dosyanın yetkili ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10786 E. 2018/4527 K.
Ortak:ticari işletme · görevsizlik kararı · tacir · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili «adi ortaklığın» tasfiyesinde «görevli» olduğu hususu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dosya kapsamından, taraflarca oluşturulduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen «adi ortaklığın» «tacir» olan tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
Oysa, 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Benzer bu karardaDosya kapsamından, davanın «tacirler arası» alacak isteminden kaynaklandığı ve tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ve davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası dava · muvazaa · kamu düzeni · temlik · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan ...'in açılan ihalelere kendi adına girdiği ve kazandığı, ödemelerin «fatura» karşılığı ...'in firması adına yapıldığı,davalı ...'e diğer davalı şirket tarafından herhangi bir «temlik» ve devir işleminin yapılmadığı, davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının davalı şirketteki alacağını tahsil için başlattıkları icra takibi sırasında davalı şirketin hacizden kurtulmak için «muvazaalı» şekilde diğer davalı ... aracılığıyla kurumlara mal sattığı iddiasıyla diğer davalı ... tarafından satılan mal karşılığı ...Okul Komutanlığı nezdinde doğan alacağın gerçekte davalı şirkete ait olduğunun tespiti ile diğer davalı ...’den tahsili istemine ilişkindir. .
… şkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, «kamu düzenine» ilişkindir.
Dosya kapsamından, davanın «tacirler arası» alacak isteminden kaynaklandığı ve tarafların «ticari işletmeleriyle» ilgili olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından ve davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5370 E. , 2017/1961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2016 tarih ve 2014/1614-2016/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı Şirket arasında tıp merkezi ruhsatı alınması için gizli adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, mevzuat gereğince tıp merkezi ruhsatı için tüm ortakların doktor olma şartı bulunduğundan bu ruhsatın müvekkili adına alınamadığını, bu yüzden davalı Şirket ile gizli adi ortaklık kurularak müvekkilinin ticari işletmesinde bulunan cihaz için kira akdi düzenlenerek tıp merkezi ruhsatının cihazı da kapsar biçimde davalı adına çıkartıldığını, bu kapsamda kurulan gizli ortaklık ilişkisi nedeniyle ödenecek ortaklık payının kira parası adı altında ödenmesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin bir süre bu şekilde devam ettikten sonra davalının müvekkilinin bilgisi ve rızasını almaksızın ruhsatı dava dışı şirkete devrettiğinin öğrenildiğini, devir bedelinin yarısının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek ortaklığın feshi ve tasfiyesine, dava konusu ruhsatın 1/2 oranında mülkiyet hakkının müvekkiline ait olduğunun tespitine, ruhsatının satışından elde edilen gelirin müvekkili payına düşen kısmının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.00 TL’
nin ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı ile aralarında ne açık ne de gizli bir ortaklık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında gizli adi ortaklık sözleşmesi olduğunun iddia edildiği, gizli ortaklığın davacının kendine ait işletmesi ile doğrudan bağlantısının bulunmadığı, bu nedenle ticaret mahkemesinin de bu davada görevli olamayacağı, kaldı ki davanın adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olduğu ve TBK’nın 620. maddesinden kaynaklandığı için ticaret mahkemesinin mutlak olarak görev alanı içine de girmediği, bu durumda davanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevi kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu belirtilmiş, 4. maddesinde de ticari dava ve işler sayılmıştır. Aynı Yasa'nın 5. maddesinde ise bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunması halinde, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağına değinilmiş, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, ihtilaf halinde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Dosya kapsamından, taraflarca oluşturulduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen adi ortaklığın tacir olan tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, tacir olan tarafların ticari işletmeleriyle ilgili adi ortaklığın tasfiyesinde görevli olduğu hususu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357790200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz