Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2007/3567 E. 2008/5338 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ana sözleşme değişikliği↗ haklı nedenle fesih↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ güven ilişkisi↗ yokluk↗ şirketin feshi↗ emredici hüküm↗ ortaklar kurulu kararı↗ fesih↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile diğer ortaklar arasında güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı ve birlik çalışmalarının kendilerinden beklenemeyeceği, ancak davalı şirketin feshini gerektirir bir durumun olmadığı, davacının tasfiye payının 31.10.2005 tarihi itibariyle (-4.790,10) YTL olduğu, davalı şirketin esas sermayesinin tamamının karşılıksız kaldığı ve alacaklarının borçlarını karşılamaya yetmediği gerekçesiyle, davacının davalı şirketten çıkma isteminin kabulüne, yerinde bulunmayan ve kanıtlanamayan diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine son verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir.
TTK'nın 513/1. maddesine göre, şirket ana sözleşmesi ancak, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. Burada ortak sayısının nazara alınmayacağı da tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da, davalı şirket adresinin değiştirilmesinin bir ana sözleşme değişikliği olduğu açıktır. Buna rağmen anılan ortaklar kurulu kararı, sermayenin %65'ini temsil eden ortaklarca alınmıştır. Bu durumda, şirket adresinin değiştirilmesi ile ilgili ortaklar kurulu kararı yoklukla maluldür.
Yine, TTK'nın 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi uyarınca, ana sözleşmeyle atanmış bir müdür, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak "mahkeme kararı ile" idare hak ve görevi tahdit veya nez'olunabilir. Yasa'nın emredici nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararlar yok hükmündedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava dışı İsmail, davalı şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi ile tayin edilmiş bir müdür olduğundan, İsmail'in müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu karan da yok hükmündedir.
Bu durum karşısında mahkemece, anılan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin yerinde bulunmadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine davacının taleplerinden birisi de, davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında, bu hususta hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, anılan talep yönünden, karar yerinde hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin kanıtlanamadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10297 E. 2012/2062 K.
Ortak:yokluk · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı · fesih · kâr payı · temsil · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2- Ancak dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Dava konusu 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine «son» verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir.
Buna rağmen anılan «ortaklar kurulu» kararı, sermayenin %65'ini «temsil» eden ortaklarca alınmıştır.
Benzer bu kararda… davacının davalı şirketten çıkma isteminin kabulüne, yerinde bulunmayan diğer istemlerinin reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “dava konusu 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında, dava dışı İsmail Akpınar’ın müdürlük görevine «son» verilip şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiş olup, TTK’nun 513/1. maddesi gereğince, şirket anasözleşmesinin sermayenin 2/3’ünü «temsil» eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği, davalı şirket adresinin değiştirilmesinin bir anasözleşme değişikliği olmasına rağmen anılan ortaklar kurulu kararının, 2/3 çoğunlukla alınmadığından bu kararın «yoklukla malul» olduğu, aynı şekilde TTK’nun 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa’nın 161. maddesi uyarınca, anasözleşmeyle atanmış müdürün, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak “mahkeme kararı ile” idare hak ve görevi tahdit veya nez’olunabileceği Yasa’nın «emredici» nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararların da yok hükmünde olduğu, dava dışı şirket müdürünün anasözleşme ile atanması nedeniyle müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu kararının da yok hükmünde olduğu ve ayrıca davacının davalı şirkete borç verme iddiasının incelenmeden reddine karar verilmesinin de doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda, davacının şirket «ortaklığından çıkma» isteminin kabulüne, davalı şirkete borç verilen 4.000,00 TL’nın davalıdan tahsiline, 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yok hükmün olduğunun tesbitine, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «çıkma payı» istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · ortaklıktan çıkma · yoklukla malul karar
Benzer bu kararda… davacının davalı şirketten çıkma isteminin kabulüne, yerinde bulunmayan diğer istemlerinin reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “dava konusu 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında, dava dışı İsmail Akpınar’ın müdürlük görevine «son» verilip şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiş olup, TTK’nun 513/1. maddesi gereğince, şirket anasözleşmesinin sermayenin 2/3’ünü «temsil» eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği, davalı şirket adresinin değiştirilmesinin bir anasözleşme değişikliği olmasına rağmen anılan ortaklar kurulu kararının, 2/3 çoğunlukla alınmadığından bu kararın «yoklukla malul» olduğu, aynı şekilde TTK’nun 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa’nın 161. maddesi uyarınca, anasözleşmeyle atanmış müdürün, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak “mahkeme kararı ile” idare hak ve görevi tahdit veya nez’olunabileceği Yasa’nın «emredici» nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararların da yok hükmünde olduğu, dava dışı şirket müdürünün anasözleşme ile atanması nedeniyle müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu kararının da yok hükmünde olduğu ve ayrıca davacının davalı şirkete borç verme iddiasının incelenmeden reddine karar verilmesinin de doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda, davacının şirket «ortaklığından çıkma» isteminin kabulüne, davalı şirkete borç verilen 4.000,00 TL’nın davalıdan tahsiline, 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yok hükmün olduğunun tesbitine, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile «çıkma payı» istemlerinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2412 E. 2012/9108 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaTTK'nın 513/1. maddesine göre, şirket ana sözleşmesi ancak, sermayenin üçte ikisini «temsil» eden ortakların kararıyla değiştirilebilir.
Buna rağmen anılan «ortaklar kurulu» kararı, sermayenin %65'ini «temsil» eden ortaklarca alınmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, şirket ortağı ve «temsilcisi» de olan davacı ve davalının şirket yönetiminde birbirini suçlayıcı nitelikte iddiada bulundukları, her iki tarafın da kusurunun bulunduğu, bu nedenle tek bir tarafın yöneticilik «yetkisinin» kaldırılması, davacının tek başına veya dava dışı «kayyımlarla» birlikte şirkete temsilcisi tayin edilmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketlerde ortaklara» ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · limited şirket ortaklığı · temsil yetkisi · şirket müdürlüğü · kayyım · şirket müdürü · limited şirket · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir.
TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketlerde ortaklara» ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır.
Mahkemece, şirket ortağı ve «temsilcisi» de olan davacı ve davalının şirket yönetiminde birbirini suçlayıcı nitelikte iddiada bulundukları, her iki tarafın da kusurunun bulunduğu, bu nedenle tek bir tarafın yöneticilik «yetkisinin» kaldırılması, davacının tek başına veya dava dışı «kayyımlarla» birlikte şirkete temsilcisi tayin edilmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı vekilinin, anasözleşmeyle müdür olarak atanan davalının «şirketteki müdürlük» görevinden azlini talep ettiği, buna ilişkin delillerini de sunduğu halde mahkemece, davacı vekilinin iddiaları araştırılmaksızın, davalı müdürün bu görevinden azli şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, hangi gerekçeyle davacının kusurunun bulunduğu dahi belirtilmeksizin «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/437 E. 2012/7529 K.
Ortak:emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2- Ancak dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Dava konusu 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine «son» verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir.
Buna rağmen anılan «ortaklar kurulu» kararı, sermayenin %65'ini «temsil» eden ortaklarca alınmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde» «genel kurul kararlarının iptaline» TTK’nun 536. maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesinin uygulandığı, genel kurul kararının iptali davasını açabilmek için karara muhalif kalınarak bu hususu tutanağa yazdırmak gerekirken davacı aleyhte oy kullandığı halde karara muhalefet ettiğini ve dava hakkını saklı tuttuğunu tutanağa yazdırmaksızın kararı imzaladığı, «iptal davası» açma süresi 3 ay olup 15.05.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararına karşı 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket» anasözleşmesi ile atanan müdürün «ortaklar kurul» kararı ile azline ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir.
Yasa’nın «emredici» nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararlar yok hükmündedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · iptal davası · hak düşürücü süre · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «limited şirketlerde» «genel kurul kararlarının iptaline» TTK’nun 536. maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesinin uygulandığı, genel kurul kararının iptali davasını açabilmek için karara muhalif kalınarak bu hususu tutanağa yazdırmak gerekirken davacı aleyhte oy kullandığı halde karara muhalefet ettiğini ve dava hakkını saklı tuttuğunu tutanağa yazdırmaksızın kararı imzaladığı, «iptal davası» açma süresi 3 ay olup 15.05.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararına karşı 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket» anasözleşmesi ile atanan müdürün «ortaklar kurul» kararı ile azline ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, TTK’nun 536. maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesi uyarınca 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de TTK’nun 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa’nın 161. mad …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2718 E. 2015/9737 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, davalı İsmail Belli hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karar davalı İ.B.dışındaki davalılar vekilinin temyizi üzerine davalı V.Telekomünikasyon A.Ş. yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13370 E. 2015/13192 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · davanın açılmamış sayılması · husumet ehliyeti · açılmamış sayılma · pasif husumet · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaŞ.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gözetilerek davanın reddine, davalı N..
… dava açabilecekleri gerekçesi ile adı geçen davacılar lehine hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, davacı gerçek kişi ortakların aktif dava (takip) «ehliyetlerinin» olmadığı nazara alındığına göre, gerçek kişilerin davası yönünden mümeyyiz davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle temyiz eden mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden …
A.. yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar N..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10821 E. 2014/1745 K.
Ortak:emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaBuna rağmen anılan «ortaklar kurulu» kararı, sermayenin %65'ini «temsil» eden ortaklarca alınmıştır.
2- Ancak dava, davalı şirketin «haklı nedenlerle fesih» ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Dava konusu 17.02.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine «son» verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYukarıda ifade edilen TTK'nın 161. madde hükmü «emredici» olması nedeniyle ana sözleşmeye buna aykırı hüküm konulamaz ise de davacının müdürlük «yetkisinin» kaldırılmasına dair dava konusu, 31.01.2012 tarihli «ortaklar kurulu» «toplantı tutanağında» davacının da imzası bulunup, müdürlük yetkisinin kaldırılması kendi rızasıyla olmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
Şirket ana sözleşmesinin “Şirketin İdaresi” başlıklı 8. maddesine göre; şirketin işleri ve muameleleri «ortaklar kurulu» tarafından seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütülür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdürlükten istifa · ikrah · azil · hükümsüzlüğün tespiti · toplantı tutanağı · sahtelik · şirket müdürlüğü · ortaklık sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «ortaklık sözleşmesiyle» «şirkete müdür» olarak atandığı, TTK'nın 543/1. maddesi hükmünün (yeni 630. md.) yollaması ile dava konusu olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi (yeni 210. md.) hükmü uyarınca, ana sözleşme ile atanan müdürlerin bu sözleşmede belirlenen sürenin bitmesinden önce «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlükten «azillerinin» mümkün olmadığı, mahkemeye başvurarak haklı sebeplere dayanarak «şirket müdürlüğünden» azlinin talep edilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kabulüne, 14.11.2011 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacının şirket müdürlüğünden azli kararın …
Davacının, «ortaklar kurulu» kararındaki imzasının «sahteliği» hususunda itirazı olmadığı gibi; hata, «hile», «ikrah» iddiası da yoktur.
1) Dava, şirket ana sözleşmesi ile müdür olarak «görevlendirilen» ortağın, müdürlükten çıkma kararının «hükümsüzlüğünün tespitine» ilişkindir.
Mülga TTK'nın 543. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 161. maddesine göre “İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi «azil» dahi olunamaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2007/3567 E., 2008/5338 K.
11. Hukuk Dairesi 2007/3567 E., 2008/5338 K.
ANASÖZLEŞME DEĞİŞİKLİKLERİ
LİMİTED ŞİRKET
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 543 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 549 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 551 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 161 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 513 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada ( Kadıköy İkinci Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.09.2006 tarih ve 2004/319-2006/598 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin %50 hissesinin sahibi olan müvekkilinin dava dışı eşinin de ana sözleşme ile şirket müdürü olarak tayin edildiğini, daha sonra şirketteki %15 payını dava dışı Murafa devrettiğini, birbirinin kardeşi olan diğer ortakların, müvekkilinin katılmadığı 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı şirketin adresinin değiştirildiğini ve eşinin müdürlükten azledildiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını ve şirketin mali durumu hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini ileri sürerek, TTK'nın 549/4. maddesi uyarınca haklı nedenlerle davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde TTK'nın 551/2. maddesi uyarınca, müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına izin verilmesini, müvekkilinin şirkete borç olarak verdiği (4.000.000.000) TL'nin ve çıkma payının müvekkiline verilmesini, 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile diğer ortaklar arasında güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı ve birlik çalışmalarının kendilerinden beklenemeyeceği, ancak davalı şirketin feshini gerektirir bir durumun olmadığı, davacının tasfiye payının 31.10.2005 tarihi itibariyle (-4.790,10) YTL olduğu, davalı şirketin esas sermayesinin tamamının karşılıksız kaldığı ve alacaklarının borçlarını karşılamaya yetmediği gerekçesiyle, davacının davalı şirketten çıkma isteminin kabulüne, yerinde bulunmayan ve kanıtlanamayan diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi, bu mümkün olmazsa davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, ayrıca davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili ve 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu 17.02.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, dava dışı İsmail'in müdürlük görevine son verilip, şirketle ilgisinin kesilmesine, şirket adresinin de değiştirilmesine karar verilmiştir.
TTK'nın 513/1. maddesine göre, şirket ana sözleşmesi ancak, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. Burada ortak sayısının nazara alınmayacağı da tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da, davalı şirket adresinin değiştirilmesinin bir ana sözleşme değişikliği olduğu açıktır. Buna rağmen anılan ortaklar kurulu kararı, sermayenin %65'ini temsil eden ortaklarca alınmıştır. Bu durumda, şirket adresinin değiştirilmesi ile ilgili ortaklar kurulu kararı yoklukla maluldür.
Yine, TTK'nın 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa'nın 161. maddesi uyarınca, ana sözleşmeyle atanmış bir müdür, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak "mahkeme kararı ile" idare hak ve görevi tahdit veya nez'olunabilir. Yasa'nın emredici nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararlar yok hükmündedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava dışı İsmail, davalı şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi ile tayin edilmiş bir müdür olduğundan, İsmail'in müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu karan da yok hükmündedir.
Bu durum karşısında mahkemece, anılan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin yerinde bulunmadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine davacının taleplerinden birisi de, davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında, bu hususta hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, anılan talep yönünden, karar yerinde hiçbir gerekçe gösterilmeden, bu konudaki talebin kanıtlanamadığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16831500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz