6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2412 E. 2012/9108 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü limited şirket ortaklığı temsil yetkisi şirket müdürlüğü kayyım şirket müdürü limited şirket yetkisizlik kararı eksik inceleme temsil

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 543

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, şirket ortağı ve temsilcisi de olan davacı ve davalının şirket yönetiminde birbirini suçlayıcı nitelikte iddiada bulundukları, her iki tarafın da kusurunun bulunduğu, bu nedenle tek bir tarafın yöneticilik yetkisinin kaldırılması, davacının tek başına veya dava dışı kayyımlarla birlikte şirkete temsilcisi tayin edilmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, limited şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir. TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketlerde ortaklara ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır. Bu hükümlere göre, anasözleşmeyle atanmış bir müdürün, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak "mahkeme kararı ile" idare hak ve görevi tahdit veya nez'olunabilir.

Somut olayda davacı vekilinin, anasözleşmeyle müdür olarak atanan davalının şirketteki müdürlük görevinden azlini talep ettiği, buna ilişkin delillerini de sunduğu halde mahkemece, davacı vekilinin iddiaları araştırılmaksızın, davalı müdürün bu görevinden azli şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, hangi gerekçeyle davacının kusurunun bulunduğu dahi belirtilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

2-Kabule göre de, mahkemece hükmün gerekçesinde davalının kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Emredici hüküm

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/437 E. 2012/7529 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çıkma payı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10297 E. 2012/2062 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirket müdürünün azli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Şirket müdürünün azli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11780 E. 2018/3731 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/2412 E.  ,  2012/9108 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2010/58-2010/206 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalının Aybak Natura Laboratuvar Hizm. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50'şer hisse ile ortağı olduğunu, her iki ortağın sözleşme gereği müdür sıfatına haiz olduğunu, davalının şirketi 2006 yılından 2009 yılına kadar mali açıdan idare ettiğini, bu idaresi esnasında şirketi vasıfsız bir şekilde yönettiğini, şirket hesaplarında kendi lehine oynamalar yaptığını, şirketin mali sıkıntılara sokulduğunu, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan gerçek dışı işlemler yaptığını ve kendi lehine paralar aktardığını ileri sürerek davalının şirket müdürlük görevinin kaldırılmasını, olmadığı takdirde şirkete kayyım atanarak müvekkili ile birlikte şirketin idare edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, şirketin aktif yönetiminin davacıya bırakıldığını, ancak davacının pek çok şahsi giderlerini şirket parasından karşıladığını ve kötü yönetim gösterdiğini, müvekkilinin şirketi idarede kötü yönetimi ve basiretsizliğinin söz konusu olmadığını, şirketin mali işlerini iyi yönettiğini savunarak şirketin yönetiminin davacı olmaksızın bir kayyıma bırakılmasını ve davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, şirket ortağı ve temsilcisi de olan davacı ve davalının şirket yönetiminde birbirini suçlayıcı nitelikte iddiada bulundukları, her iki tarafın da kusurunun bulunduğu, bu nedenle tek bir tarafın yöneticilik yetkisinin kaldırılması, davacının tek başına veya dava dışı kayyımlarla birlikte şirkete temsilcisi tayin edilmesi talebi yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, limited şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli istemine ilişkindir. TTK'nın 543. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketlerde ortaklara ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162. maddeleri uygulanır. Bu hükümlere göre, anasözleşmeyle atanmış bir müdürün, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak "mahkeme kararı ile" idare hak ve görevi tahdit veya nez'olunabilir.

Somut olayda davacı vekilinin, anasözleşmeyle müdür olarak atanan davalının şirketteki müdürlük görevinden azlini talep ettiği, buna ilişkin delillerini de sunduğu halde mahkemece, davacı vekilinin iddiaları araştırılmaksızın, davalı müdürün bu görevinden azli şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, hangi gerekçeyle davacının kusurunun bulunduğu dahi belirtilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

2-Kabule göre de, mahkemece hükmün gerekçesinde davalının kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058332200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.