Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4184 E. 2015/2089 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı hisse senedi↗ bilgi alma hakkı↗ kar dağıtımı↗ aktif dava ehliyeti↗ sermaye artırımı↗ genel kurul kararının iptali↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ olumsuz oy↗ hamil↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 362. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında şirketin bilanço, kar ve zarar hesabı ile yönetim kurulu ve denetçilerin yıllık raporlarının yönetim kurulunun kar dağıtımına ilişkin önerisinin genel kurulun yapılacağı tarihten en az 15 gün önce şirket ortaklarının incelemesine hazır bulundurulduğuna ilişkin kaydın yer aldığının saptanamadığı, bu durumun ortağın bilgi alma hakkının gereği gibi kullandırılmaması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 16.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5-6-7-8 nolu kararların iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin hamiline yazılı hisse senedi bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan sermaye artırımından önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline teslim edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili ise müvekkili şirketin hisse senetleri hamiline yazılı olup tamamının basılı olduğunu, TTK’nın 360. maddesi hükmü gereğince davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunmuştur. 16.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı şirketin pay defteri ve buna dair kayıtlar ibraz edilmediğinden anılan husustaki iddia ve savunma konusunda bir saptama yapılamadığı belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibi genel kurula alınmaz. Bu pay sahibi genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyemez. Anılan husus aktif dava ehliyeti ile ilgili olup mahkemece resen nazara alınması gerekmektedir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de aktif dava ehliyetinin yokluğuna ilişkin savunma üzerinde hiç durulmamış, anılan husus olumlu ya da olumsuz şekilde bir karara bağlanılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12944 E. 2018/6381 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · hamil · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nın 360/3. maddesi gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · objektif iyi niyet kuralı · toplantı ve karar nisabı · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · yokluk · ibra
Benzer bu kararda… arak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/321 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece, 03.05.2004 tarihli genel kurul kararlarının «toplantı nisabı» sağlanmadan alındığı gerekçesiyle «genel kurul kararlarının butlanının» tespitine karar verilmiş ve «sermaye artırımı» kararının butlanını da içeren bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
334 ve 335 maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3085 E. 2023/4498 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · hamil · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» isteyeceği, anılan hususun aktif dava «ehliyeti» ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da da …
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin «hamiline» yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı pay senedi · çıplak pay · objektif iyi niyet kuralı · yoklukla malul karar · butlan · yokluk · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet
Benzer bu karardaMahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin «hamiline» yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir …
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava «ehliyetinin» araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada «çıplak pay» sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe «hamiline yazılı pay senedi» bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendir …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davada «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4340 E. 2010/5372 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/199 E. 2012/21139 K.
Ortak:hisse senedi · pay defteri · hamil · yönetim kurulu kararı · e-defter · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
16.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı şirketin «pay defteri» ve buna dair kayıtlar «ibraz» edilmediğinden anılan husustaki iddia ve savunma konusunda bir saptama yapılamadığı belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
Benzer bu kararda… ısına katılmak istemelerine karşın toplantıya katılarak oy kullanmalarına izin verilmeyen davacılar her ne kadar TTK'nun 360/3 ncü maddesi gereğince sahip oldukları «hamiline» yazılı hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren vesikaları toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ederek toplantıya katılabileceklerine ilişkin makbuz almamışlarsa da, şirket yönetim kurulunca, şirket ortaklarının adı, soyadı, ikamet adresleri ve hisse miktarlarını gösteren hazirun listelerini hazırlanmış, "«hazirun cetvelinde» gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket «pay defterine» ve kayıtlara uygundur" ibaresi ile hazirun listeleri onaylanmış, hazirun cetvelinin divan başkanı ve hükümet komiseri tarafından dahi imzalanmış bulunması karşısın …
Cetvele «nama yazılı pay sahipleriyle» henüz senede bağlanmamış payların sahiplerinin tamamı ve «hamiline» senet sahiplerinden bir hafta önce ortaklığa veya bir bankaya «hisse senedi» tevdi ederek adres bırakalanlar yazılır.
Bu durumda ve ayrıca sermayenin artan kısmı tamamen ödenmeden davalının «hamiline» «hisse senedi» çıkarma hakkının bulunmadığı da saptandığına göre mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ele alınması ve sonucuna göre bir ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı pay senedi · nama yazılı pay · hazirun cetveli · pay sahipliği · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaCetvele «nama yazılı pay sahipleriyle» henüz senede bağlanmamış payların sahiplerinin tamamı ve «hamiline» senet sahiplerinden bir hafta önce ortaklığa veya bir bankaya «hisse senedi» tevdi ederek adres bırakalanlar yazılır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ödenmiş sermaye kısmı için «hamiline yazılı pay senedi» bastırıp bunu hak sahiplerine tevdii ettiği,davacıların TTK.nun 360/3 ncü hükmüne göre hamiline basılı hisse senetlerini şirkete tevdii edip katılım belgesi almadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Genel kurul toplantısından önce «hazirun cetveli» «yönetim kurulu» tarafından hazırlanır.
Tedbirlerin başında «hazirun cetveli» gelir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4184 E. , 2015/2089 K.
"İçtihat Metni"
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2012/201-2013/290 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/02/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup 16.06.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin şirkete bildirdiği adresine tebligat yapılmayarak genel kurula katılmasının engellendiğini, genel kurul ilanının ticaret sicil Gazetesi'nde görülmesi üzerine müvekkilini temsilen toplantıya katılmak üzere gönderilen ...’ın toplantıya alınmadığını, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilanda TTK’nın 362/2-3 fıkraları uyarınca bilanço, gelir gider hesapları, yönetim ve denetim kurulu raporlarının genel kurul toplantısından 15 gün öncesinde ortaklarca incelenmek üzere şirket merkezinde hazır bulundurulduğuna dair kayıt bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 374/2.
maddesine aykırı olarak kendi ibralarında ve TTK’nın 334 ve 335. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine dair kararlarda oy kullandıklarını, anasözleşmeye göre 5 kişiden oluşması gereken yönetim kuruluna 4 kişi seçildiğini, yönetim kurulu üyesi seçilen ...ve ... genel kurul tarihinde Amerika’da olup yönetimde görev almak istediklerine dair imzaları noterce onaylanmış yazılı beyanda bulunmadıklarını ileri sürerek, 16.06.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin hisse senetleri hamiline olup davacı taraf pay senetlerini TTK'nın 360. maddesi hükmü gereğince toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ettiğini ispatlayamadığından dava açma hakkı bulunmadığını, genel kurulun da mevzuata uygun yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 362. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında şirketin bilanço, kar ve zarar hesabı ile yönetim kurulu ve denetçilerin yıllık raporlarının yönetim kurulunun kar dağıtımına ilişkin önerisinin genel kurulun yapılacağı tarihten en az 15 gün önce şirket ortaklarının incelemesine hazır bulundurulduğuna ilişkin kaydın yer aldığının saptanamadığı, bu durumun ortağın bilgi alma hakkının gereği gibi kullandırılmaması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 16.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5-6-7-8 nolu kararların iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin hamiline yazılı hisse senedi bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan sermaye artırımından önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline teslim edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili ise müvekkili şirketin hisse senetleri hamiline yazılı olup tamamının basılı olduğunu, TTK’nın 360.
maddesi hükmü gereğince davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunmuştur.
16. 03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı şirketin pay defteri ve buna dair kayıtlar ibraz edilmediğinden anılan husustaki iddia ve savunma konusunda bir saptama yapılamadığı belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibi genel kurula alınmaz. Bu pay sahibi genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyemez. Anılan husus aktif dava ehliyeti ile ilgili olup mahkemece resen nazara alınması gerekmektedir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de aktif dava ehliyetinin yokluğuna ilişkin savunma üzerinde hiç durulmamış, anılan husus olumlu ya da olumsuz şekilde bir karara bağlanılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/168018900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz