Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4340 E. 2010/5372 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacı ve davalı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı banka vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı banka vekilinin açılan kısmi davada belgelerin bankaca bastırıldığını kabul etmiş bulunmasına göre, davalı banka vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11431 E. 2010/2340 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · haksız rekabet · temsil · iltibas
Benzer bu kararda… iddia edilen kartvizitin davalı tarafından bastırılıp bastırılmadığı, davalı tarafından bastırılmış ise üzerinde oynama yapılıp yapılmadığı hususunda davalı şirket «temsilcisi» usulüne uygun olarak «isticvap» edilmesi ve gerektiğinde bu konuda «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… ına göre, davalıya ait markanın asıl unsurunun TATU ibaresi olduğu, her iki markanın aynı sınıfta tescil edilmiş olması nedeniyle davalı markanın davacı markası ile «iltibasa» neden olduğu, ayrıca davalının markayı tescil edildiği şekilde kullanmadığı, davacı markası ile iltibas oluşturacak şekilde kullandığı, bu durumun «haksız rekabete» neden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve davalının haksız rekabetinin tesbit ve menine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili müvekkiline ait marka ile davalı adına tescilli markanın «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğunu ve ayrıca davalı tarafından markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığını ileri sürmüş ve bu iddiasına ilişkin olarak da sadece, davalıya ait olduğunu ileri sürdüğü kartviziti delil olarak dosyaya sunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7292 E. 2017/3966 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun faturası · navlun · kira sözleşmesi · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda… ece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; nakliye faturasındaki imzanın davalıya ait olmaması, taşıt kartının ve ZMMS poliçesinin düzenleme tarihlerinin «kira sözleşmesinden» önce olmaları, davalının aracını dava dışı ... adlı şahsa bir yıllık kira sözleşmesiyle kiralaması, bir yıllık sürenin yerleşmiş uygulamaya göre uzun süreli kiralama sayılması, bu durumda kiracının aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğunun kabulünün gerektiğinden aracın işleteni dava dışı ... olup, davalıya «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı, kendi adına sahte «navlun faturası» bastırıldığını savunmuştur.
Mahkemece taşımayı yapan aracın uzun süreli kiraya verildiği iddia edilmişse de «kira sözleşmesinin» her zaman düzenlenmesi mümkündür.
Bu durumda ilgili vergi dairesinden ve faturaların basıldığı matbaadan faturaların kimin tarafından bastırıldığı ve sahte olup olmadığı hususlarının araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4184 E. 2015/2089 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı hisse senedi · bilgi alma hakkı · kar dağıtımı · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · pay defteri · olumsuz oy
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 362. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında şirketin bilanço, kar ve zarar hesabı ile «yönetim kurulu» ve denetçilerin yıllık raporlarının yönetim kurulunun «kar dağıtımına» ilişkin önerisinin genel kurulun yapılacağı tarihten en az 15 gün önce şirket ortaklarının incelemesine hazır bulundurulduğuna ilişkin «kaydın» yer aldığının saptanamadığı, bu durumun ortağın «bilgi alma hakkının» gereği gibi kullandırılmaması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 16.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5-6-7-8 no …
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4340 E. , 2010/5372 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.06.2007 gün ve 2002/153 - 2007/239 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.10.2009 gün ve 2008/593 - 2009/10627 sayılı kararı aleyhinde davalı banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, mali müşavir olan müvekkilinin eski çalışanı davalı ...'in diğer davalı bankadan sağladığı vergi taksit alındı dekontlarını kullanarak müvekkilinin müşterilerinin ödediği vergilerin (20.000.000.000.-) TL'nı zimmetine geçirdiğini, davalı bankanın dekontları iyi muhafaza etmemekle kusurlu olduğunu, her iki davalı aleyhine açılan kısmi davanın müvekkili lehine sonuçlanarak kesinleştiğini ileri sürerek, şimdilik (20.000) YTL'nın 20.05.1999 tarihinden itibaren reeskont faizi nisbetindeki temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacı ve davalı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı banka vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı banka vekilinin açılan kısmi davada belgelerin bankaca bastırıldığını kabul etmiş bulunmasına göre, davalı banka vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı banka vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 14.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018777800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz