6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3085 E. 2023/4498 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı pay senedi çıplak pay hamiline yazılı hisse senedi objektif iyi niyet kuralı yoklukla malul karar butlan yokluk aktif husumet ehliyeti aktif dava ehliyeti olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali aktif husumet ibra husumet ehliyeti hisse senedi hamil hak düşürücü süre anonim şirket taraf ehliyeti bilirkişi incelemesi tebligat ticaret sicili yetki yönetim kurulu kararı ilan eksik inceleme temsil kesin hüküm husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyeceği, anılan hususun aktif dava ehliyeti ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verildiği, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur olduğu, başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmediği, bu durumda, Mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava ehliyetinin araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada çıplak pay sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe hamiline yazılı pay senedi bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının nama yazılı paylara ilişkin davet usulünün uygulanmasının zorunlu olduğu ve iptali istenen genel kurul için bu usule uyulmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yok hükmündeki kararlar 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi değildir. İlgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen yokluk durumunun araştırılması gerekecektir. Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce hamile yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından yokluk sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan hamile yazılı hisse senedini tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

2-6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinde üçüncü fıkrası uyarınca hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse oy kullanma hakkına yetkili olduğu, bunu ispat amacıyla hamile yazılı hisse senetlerinin sahipleri hisse senetlerini veya bunları kullanma hakkına sahip olduğu gösteren belgeleri toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur oldukları düzenlenmiştir. Bozma ilamında belirtildiği üzere son bilirkişi raporunda 04.04.2005 tarihinde hamile yazılı hisse senedi bastırma kararı alındığı, dava konusu genel kurul kararı tarihinden sonra bu karar alındığından dava konusu genel kurul tarihinde hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olmadığı sonucuna varılmış ise de bu raporda davacının açtığı diğer bir davada davacının hamiline yazılı hisse senetlerini tevdii etmediğinden toplantıya usulünce davet yapılmadığı yönündeki iddiasının varit olmadığından davanın reddine dair verilen kararının onanarak kesinleşmiş olduğu, sermaye arttırımına dair 03.05.2004 genel kurul toplantısında alınan kararın butlanına karar verildiği ve kesinleştiği de anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde davacının hamile yazılı hisse senetlerinin elinde olup olmadığı ve şirketin dava konusu genel kurul tarihinde hamile yazılı hisse senedi olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden ve bu konuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bu konuda kesin belirleme yapılmadan, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12944 E. 2018/6381 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4184 E. 2015/2089 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3574 E. 2012/10601 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3085 E.  ,  2023/4498 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/176 Esas, 2021/420 Karar

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin şirkete bildirdiği adresine tebligat yapılmayarak genel kurula katılmasının engellendiğini, genel kurul ilanının Ticaret Sicil Gazetesinde görülmesi üzerine müvekkilini temsilen toplantıya katılmak üzere gönderilen vekilin toplantıya alınmadığını, genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 374 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak kendi ibralarında ve 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine dair kararlarda oy kullandıklarını, ana sözleşmeye göre 5 kişiden oluşması gereken yönetim kuruluna 4 kişi seçildiğini, 2003 yılına ilişkin net kârının olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına ilişkin karar alınırken şirket kârından kurucu payları ayrılmadan ve şirket ana sözleşmesinin genel kurula verdiği yetki de aşılmak sureti ile şirket kârının tamamının sermayeye eklenmesine karar verildiğini ileri sürerek 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin hisse senetlerinin hamiline olduğunu, davacının pay senetlerini 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesi hükmü gereğince toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ettiğini ispatlayamadığından dava açma hakkı bulunmadığını, genel kurulun da mevzuata uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyeceği, anılan hususun aktif dava ehliyeti ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verildiği, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur olduğu, başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmediği, bu durumda, Mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava ehliyetinin araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada çıplak pay sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe hamiline yazılı pay senedi bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının nama yazılı paylara ilişkin davet usulünün uygulanmasının zorunlu olduğu ve iptali istenen genel kurul için bu usule uyulmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yok hükmündeki kararlar 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi değildir. İlgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen yokluk durumunun araştırılması gerekecektir. Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce hamile yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından yokluk sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan hamile yazılı hisse senedini tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

2-6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinde üçüncü fıkrası uyarınca hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse oy kullanma hakkına yetkili olduğu, bunu ispat amacıyla hamile yazılı hisse senetlerinin sahipleri hisse senetlerini veya bunları kullanma hakkına sahip olduğu gösteren belgeleri toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur oldukları düzenlenmiştir. Bozma ilamında belirtildiği üzere son bilirkişi raporunda 04.04.2005 tarihinde hamile yazılı hisse senedi bastırma kararı alındığı, dava konusu genel kurul kararı tarihinden sonra bu karar alındığından dava konusu genel kurul tarihinde hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olmadığı sonucuna varılmış ise de bu raporda davacının açtığı diğer bir davada davacının hamiline yazılı hisse senetlerini tevdii etmediğinden toplantıya usulünce davet yapılmadığı yönündeki iddiasının varit olmadığından davanın reddine dair verilen kararının onanarak kesinleşmiş olduğu, sermaye arttırımına dair 03.05.2004 genel kurul toplantısında alınan kararın butlanına karar verildiği ve kesinleştiği de anlaşılmaktadır.

Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde davacının hamile yazılı hisse senetlerinin elinde olup olmadığı ve şirketin dava konusu genel kurul tarihinde hamile yazılı hisse senedi olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden ve bu konuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bu konuda kesin belirleme yapılmadan, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954509500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.