Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3085 E. 2023/4498 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı pay senedi↗ çıplak pay↗ hamiline yazılı hisse senedi↗ objektif iyi niyet kuralı↗ yoklukla malul karar↗ butlan↗ yokluk↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif dava ehliyeti↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ aktif husumet↗ ibra↗ husumet ehliyeti↗ hisse senedi↗ hamil↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ bilirkişi incelemesi↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗ kesin hüküm↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyeceği, anılan hususun aktif dava ehliyeti ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verildiği, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur olduğu, başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmediği, bu durumda, Mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava ehliyetinin araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada çıplak pay sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe hamiline yazılı pay senedi bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının nama yazılı paylara ilişkin davet usulünün uygulanmasının zorunlu olduğu ve iptali istenen genel kurul için bu usule uyulmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yok hükmündeki kararlar 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi değildir. İlgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen yokluk durumunun araştırılması gerekecektir. Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce hamile yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından yokluk sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan hamile yazılı hisse senedini tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinde üçüncü fıkrası uyarınca hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse oy kullanma hakkına yetkili olduğu, bunu ispat amacıyla hamile yazılı hisse senetlerinin sahipleri hisse senetlerini veya bunları kullanma hakkına sahip olduğu gösteren belgeleri toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur oldukları düzenlenmiştir. Bozma ilamında belirtildiği üzere son bilirkişi raporunda 04.04.2005 tarihinde hamile yazılı hisse senedi bastırma kararı alındığı, dava konusu genel kurul kararı tarihinden sonra bu karar alındığından dava konusu genel kurul tarihinde hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olmadığı sonucuna varılmış ise de bu raporda davacının açtığı diğer bir davada davacının hamiline yazılı hisse senetlerini tevdii etmediğinden toplantıya usulünce davet yapılmadığı yönündeki iddiasının varit olmadığından davanın reddine dair verilen kararının onanarak kesinleşmiş olduğu, sermaye arttırımına dair 03.05.2004 genel kurul toplantısında alınan kararın butlanına karar verildiği ve kesinleştiği de anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde davacının hamile yazılı hisse senetlerinin elinde olup olmadığı ve şirketin dava konusu genel kurul tarihinde hamile yazılı hisse senedi olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden ve bu konuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bu konuda kesin belirleme yapılmadan, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12944 E. 2018/6381 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · objektif iyi niyet kuralı · yoklukla malul karar · butlan · yokluk · genel kurul kararının iptali · ibra · hisse senedi · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin «hamiline» yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir …
… 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» isteyeceği, anılan hususun aktif dava «ehliyeti» ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da da …
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… arak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ...
334 ve 335 maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · sermaye artırımı · teslim
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2010/321 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece, 03.05.2004 tarihli genel kurul kararlarının «toplantı nisabı» sağlanmadan alındığı gerekçesiyle «genel kurul kararlarının butlanının» tespitine karar verilmiş ve «sermaye artırımı» kararının butlanını da içeren bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir.
Ayrıca, davalı şirketin 03.05.2004 tarihli «sermaye artırımına» ilişkin «genel kurul kararının iptali» için davacı tarafından ... .
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4184 E. 2015/2089 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · hamil · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» isteyeceği, anılan hususun aktif dava «ehliyeti» ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da da …
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin «hamiline» yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilgi alma hakkı · kar dağıtımı · sermaye artırımı · pay defteri · olumsuz oy · kâr dağıtımı · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 362. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında şirketin bilanço, kar ve zarar hesabı ile «yönetim kurulu» ve denetçilerin yıllık raporlarının yönetim kurulunun «kar dağıtımına» ilişkin önerisinin genel kurulun yapılacağı tarihten en az 15 gün önce şirket ortaklarının incelemesine hazır bulundurulduğuna ilişkin «kaydın» yer aldığının saptanamadığı, bu durumun ortağın «bilgi alma hakkının» gereği gibi kullandırılmaması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 16.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5-6-7-8 no …
16.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı şirketin «pay defteri» ve buna dair kayıtlar «ibraz» edilmediğinden anılan husustaki iddia ve savunma konusunda bir saptama yapılamadığı belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de aktif dava «ehliyetinin» yokluğuna ilişkin savunma üzerinde hiç durulmamış, anılan husus olumlu ya da «olumsuz» şekilde bir karara bağlanılmamıştır.
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3574 E. 2012/10601 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin «hamiline» yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir …
İlgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen «yokluk» durumunun araştırılması gerekecektir.
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öğretide ve yargı uygulamasında, «yoklukla» malûl kararların yokluğunun tespiti isteminin «hak düşürücü süreye» tabi olmadığı kabul edilmektedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve TTK.’nun 381. maddesine göre, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının yokluğu · hisse devrinin iptali · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limitet şirket» «ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun» tespiti ile ortaklar kurulu kararının ve «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz karardaMahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin «hamiline» yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir …
İlgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen «yokluk» durumunun araştırılması gerekecektir.
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02/05/2011 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tesbitine, diğer istemlerin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3085 E. , 2023/4498 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/176 Esas, 2021/420 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin şirkete bildirdiği adresine tebligat yapılmayarak genel kurula katılmasının engellendiğini, genel kurul ilanının Ticaret Sicil Gazetesinde görülmesi üzerine müvekkilini temsilen toplantıya katılmak üzere gönderilen vekilin toplantıya alınmadığını, genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 374 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak kendi ibralarında ve 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine dair kararlarda oy kullandıklarını, ana sözleşmeye göre 5 kişiden oluşması gereken yönetim kuruluna 4 kişi seçildiğini, 2003 yılına ilişkin net kârının olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına ilişkin karar alınırken şirket kârından kurucu payları ayrılmadan ve şirket ana sözleşmesinin genel kurula verdiği yetki de aşılmak sureti ile şirket kârının tamamının sermayeye eklenmesine karar verildiğini ileri sürerek 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin hisse senetlerinin hamiline olduğunu, davacının pay senetlerini 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesi hükmü gereğince toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ettiğini ispatlayamadığından dava açma hakkı bulunmadığını, genel kurulun da mevzuata uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyeceği, anılan hususun aktif dava ehliyeti ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verildiği, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur olduğu, başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmediği, bu durumda, Mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğu, davacının hisse senetlerini genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi etmediği, 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hamiline yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi şartının gerçekleştirmemiş olan pay sahiplerinin genel kurula alınamayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava ehliyetinin araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada çıplak pay sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe hamiline yazılı pay senedi bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının nama yazılı paylara ilişkin davet usulünün uygulanmasının zorunlu olduğu ve iptali istenen genel kurul için bu usule uyulmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yok hükmündeki kararlar 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi değildir. İlgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilecek ve mahkemece de yargılamada re'sen yokluk durumunun araştırılması gerekecektir. Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce hamile yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından yokluk sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan hamile yazılı hisse senedini tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinde üçüncü fıkrası uyarınca hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse oy kullanma hakkına yetkili olduğu, bunu ispat amacıyla hamile yazılı hisse senetlerinin sahipleri hisse senetlerini veya bunları kullanma hakkına sahip olduğu gösteren belgeleri toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur oldukları düzenlenmiştir. Bozma ilamında belirtildiği üzere son bilirkişi raporunda 04.04.2005 tarihinde hamile yazılı hisse senedi bastırma kararı alındığı, dava konusu genel kurul kararı tarihinden sonra bu karar alındığından dava konusu genel kurul tarihinde hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olmadığı sonucuna varılmış ise de bu raporda davacının açtığı diğer bir davada davacının hamiline yazılı hisse senetlerini tevdii etmediğinden toplantıya usulünce davet yapılmadığı yönündeki iddiasının varit olmadığından davanın reddine dair verilen kararının onanarak kesinleşmiş olduğu, sermaye arttırımına dair 03.05.2004 genel kurul toplantısında alınan kararın butlanına karar verildiği ve kesinleştiği de anlaşılmaktadır.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde davacının hamile yazılı hisse senetlerinin elinde olup olmadığı ve şirketin dava konusu genel kurul tarihinde hamile yazılı hisse senedi olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden ve bu konuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bu konuda kesin belirleme yapılmadan, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954509500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz