Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12944 E. 2018/6381 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı hisse senedi↗ genel kurul kararının butlanı↗ objektif iyi niyet kuralı↗ toplantı ve karar nisabı↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ butlan↗ yokluk↗ aktif dava ehliyeti↗ sermaye artırımı↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ hisse senedi↗ hamil↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününü bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin ... 368 maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ... 334 ve 335 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin hamiline yazılı hisse senedi bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan sermaye artırımından önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline teslim edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili ise müvekkili şirketin hisselerinin tamamının hamiline yazılı olduğunu ve hisselerin senede bağlandığını ve tamamının basılı olduğunu, ...’nın 360. maddesi gereğince davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca, davalı şirketin 03.05.2004 tarihli sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali için davacı tarafından ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/321 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece, 03.05.2004 tarihli genel kurul kararlarının toplantı nisabı sağlanmadan alındığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının butlanının tespitine karar verilmiş ve sermaye artırımı kararının butlanını da içeren bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Dosya kapsamında bulunan son bilirkişi raporunda ise, dava konusu genel kurul kararının alındığı 21.03.2005 tarihi itibariyle davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olduğu ve davacının hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nın 360/3. maddesi gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibi genel kurula alınmaz. Bu pay sahibi genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyemez. Anılan husus aktif dava ehliyeti ile ilgili olup mahkemece res’en nazara alınması gerekmektedir. Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı ...’nın 360/3. maddesi gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının ./..
aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verilmiştir. Oysa, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur. Başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihtimale dayalı olarak davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3085 E. 2023/4498 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · objektif iyi niyet kuralı · yoklukla malul karar · butlan · yokluk · genel kurul kararının iptali · ibra · hisse senedi · dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… arak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ...
334 ve 335 maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 16.06.2016 tarih, 2011/566 E. ve 2016/564 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hisse senetlerin «hamiline» yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününün bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin 6762 sayılı Kanun'un 368 inci maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve Mahkemece de resen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine 6762 sayılı Kanun'un 334 ve 335 inci maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir …
… 16.10.2018 tarih, 2016/12944 E. ve 2018/6381 K. sayılı kararıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur olduğu, tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibinin genel kurula alınmayacağı, bu pay sahibinin genel kurula alınmadığından bahisle «genel kurul kararlarının iptalini» isteyeceği, anılan hususun aktif dava «ehliyeti» ile ilgili olduğu, Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da da …
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamiline yazılı pay senedi · çıplak pay · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın bozma gerekçesinde ihtimale dayalı karar verilmemesi ve aktif dava «ehliyetinin» araştırılmasına hükmedildiğini bu durumda aktif dava ehliyetinin araştırılması ve buna göre hüküm verilmesi gerekirken herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan müvekkilinin aktif dava ehliyeti yokmuş varsayımından hareket edildiğini, bu durumda konunun detaylı şekilde incelenmesi, belgelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiğini, dosyada beyanlarında ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantının gerçekleştiği sırada «çıplak pay» sahibi olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunduğunu, 25.12.2013 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.12.2014 tarihli kök raporda ve 23.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının haklı olduğu tespiti yapıldığını, tüm bu bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe «hamiline yazılı pay senedi» bastırılma kararı 04.04.2005 tarihinde alındığı ifade edildiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin henüz bastırılmadığı aşamada, payların çıplak olarak değerlendir …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davada «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yokluğu talep etmenin genel kuruldan önce «hamile» yazılı hisse senetlerini tevdi etmeyi gerektirmediği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararlarından «yokluk» sonucunu doğuran kararların olup olmadığı değerlendirilmeksizin, genel kurul iptali davasında, genel kurula katılma şartı olarak nazara alınacak olan «hamile yazılı hisse senedini» tevdi hususu değerlendirilerek yokluk hususu değerlendirilmeden, «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde davacının «hamile» yazılı hisse senetlerinin elinde olup olmadığı ve şirketin dava konusu genel kurul tarihinde «hamile yazılı hisse senedi» olup olmadığı «kesin» olarak belirlenmeden ve bu konuda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesine ilişkin bozma kararına uyulmasına rağmen bu konuda kesin belirleme yapılmadan, herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan «eksik inceleme» sonucu karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4184 E. 2015/2089 K.
Ortak:hamiline yazılı hisse senedi · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · hamil · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nın 360/3. maddesi gereğince «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin «hamiline yazılı hisse senedi» bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 2004 yılında yapılan «sermaye artırımından» önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 2004 yılında yapılan sermaye artırımından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline «teslim» edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin belli olmadığını belirtmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 360/3. fıkrası hükmü uyarınca «hamiline yazılı hisse senedi» sahipleri, hamile yazılı bir hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar.
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilgi alma hakkı · kar dağıtımı · pay defteri · olumsuz oy · kâr dağıtımı · cy/cy kaydı · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 362. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında şirketin bilanço, kar ve zarar hesabı ile «yönetim kurulu» ve denetçilerin yıllık raporlarının yönetim kurulunun «kar dağıtımına» ilişkin önerisinin genel kurulun yapılacağı tarihten en az 15 gün önce şirket ortaklarının incelemesine hazır bulundurulduğuna ilişkin «kaydın» yer aldığının saptanamadığı, bu durumun ortağın «bilgi alma hakkının» gereği gibi kullandırılmaması olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 16.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5-6-7-8 no …
16.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı şirketin «pay defteri» ve buna dair kayıtlar «ibraz» edilmediğinden anılan husustaki iddia ve savunma konusunda bir saptama yapılamadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de aktif dava «ehliyetinin» yokluğuna ilişkin savunma üzerinde hiç durulmamış, anılan husus olumlu ya da «olumsuz» şekilde bir karara bağlanılmamıştır.
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3574 E. 2012/10601 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… arak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ...
334 ve 335 maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öğretide ve yargı uygulamasında, «yoklukla» malûl kararların yokluğunun tespiti isteminin «hak düşürücü süreye» tabi olmadığı kabul edilmektedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve TTK.’nun 381. maddesine göre, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının yokluğu · hisse devrinin iptali · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limitet şirket» «ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun» tespiti ile ortaklar kurulu kararının ve «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13579 E. 2013/19048 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk
İncelediğiniz kararda… arak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak «yönetim kurulu» ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle «yoklukla malul» olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381. maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe «hak düşürücü süreye» bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun «ibra» edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ...
334 ve 335 maddeleri gereğince «yetki» verilmesine ilişkin kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 02/05/2011 tarihli genel kurul kararlarının «yoklukla malul» olduğunun tesbitine, diğer istemlerin reddine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12944 E. , 2018/6381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2016 tarih ve 2011/566-2016/564 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 16/10/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin şirkete bildirdiği adresine tebligat yapılmayarak genel kurula katılmasının engellendiğini, genel kurul ilanının Ticaret Sicil Gazetesi'nde görülmesi üzerine müvekkilini temsilen toplantıya katılmak üzere gönderilen vekilin toplantıya alınmadığını, genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ...’nın 374/2. maddesine aykırı olarak kendi ibralarında ve ...’nın 334 ve 335. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine dair kararlarda oy kullandıklarını, ana sözleşmeye göre 5 kişiden oluşması gereken yönetim kuruluna 4 kişi seçildiğini, 2003 yılına ilişkin net kÂrının olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına ilişkin karar alınırken şirket kârından kurucu payları ayrılmadan ve şirket ana sözleşmesinin genel kurula verdiği yetki de aşılmak sureti ile şirket kârının tamamının sermayeye eklenmesine karar verildiğini ileri sürerek 21.03.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin hisse senetlerinin hamiline olduğunu, davacının pay senetlerini ...'nın 360. maddesi hükmü gereğince toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ettiğini ispatlayamadığından dava açma hakkı bulunmadığını, genel kurulun da mevzuata uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin hisse senetlerin hamiline yazılı olduğunun anlaşıldığı, davacının da hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirkete tevdii edilip toplantı gününü bildirilmesi açısından talepte bulunulmadığı, bu nedenle toplantıya davetin ... 368 maddesine uygun olarak yapıldığı, davacının çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ...’nın 381. maddesine göre genel kurul toplantısının iptalini talep edemeyeceği, ancak yönetim kurulu ve denetçilerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerine ...’nın 334-335 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin genel kurul kararların ise oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması sonucu alınmış olması sebebiyle yoklukla malul olduğu, yok hükmündeki kararların ...’nın 381.
maddesindeki iptal hükümlerine tabi olmadığı, ilgili olan herkesçe hak düşürücü süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebileceği ve mahkemece de re'sen yokluk durumunun araştırılması gerektiği, dava konusu 21.03.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarının kanuna objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.03.2005 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulunun ibra edilmesi ve yönetim kurulu üyelerine ... 334 ve 335 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketin hamiline yazılı hisse senedi bastırmadığını, yargılama sürecinde verdiği diğer dilekçelerinde ise 03.05.2004 tarihinde yapılan sermaye artırımından önce çıkarılan hamiline hisse senetlerinin müvekkilinin elinde bulunduğunu, 03.05.2004 tarihli sermaye artırım kararından sonra bastırıldığı iddia olunan senetlerin müvekkiline teslim edilmediğini, artırılan sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin ve senet çıkarılıp çıkarılmadığının da belli olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili ise müvekkili şirketin hisselerinin tamamının hamiline yazılı olduğunu ve hisselerin senede bağlandığını ve tamamının basılı olduğunu, ...’nın 360.
maddesi gereğince davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca, davalı şirketin 03.05.2004 tarihli sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali için davacı tarafından ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/321 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece, 03.05.2004 tarihli genel kurul kararlarının toplantı nisabı sağlanmadan alındığı gerekçesiyle genel kurul kararlarının butlanının tespitine karar verilmiş ve sermaye artırımı kararının butlanını da içeren bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Dosya kapsamında bulunan son bilirkişi raporunda ise, dava konusu genel kurul kararının alındığı 21.03.2005 tarihi itibariyle davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin basılı olduğu ve davacının hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nın 360/3. maddesi gereğince hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, hamile yazılı hisse senetlerini toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Tevdi şartını gerçekleştirmemiş olan pay sahibi genel kurula alınmaz. Bu pay sahibi genel kurula alınmadığından bahisle genel kurul kararlarının iptalini isteyemez. Anılan husus aktif dava ehliyeti ile ilgili olup mahkemece res’en nazara alınması gerekmektedir. Mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve davacının 6762 sayılı ...’nın 360/3.
maddesi gereğince hisse senetlerini davalı şirkete tevdi etmediği kabul edilmesine rağmen, davacı tarafından aynı şekilde daha önce açılan davalar emsal gösterilerek davacının ./..
aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verilmiştir. Oysa, davalı şirketin hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve davacının da dava konusu genel kurul tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu kabul edildiğine göre davacının hisse senetlerini her bir genel kurul için toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdur. Başka bir deyişle davacının aktif dava ehliyetinin her bir genel kurul ve dava için ayrı ayrı aranması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, anılan husus değerlendirilerek davacının davaya konu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihtimale dayalı olarak davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilip işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452407800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz