Yola elverişlilik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2006/3231 E. 2007/11356 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yola elverişlilik↗ kusursuzluk ispatı↗ halefiyet ilkesi↗ gemi adamı↗ mücbir sebep↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ karine↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ ispat külfeti↗ ziya↗ rücuen tazminat↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, geminin yolculuğu sırasında fırtınaya maruz kalması ve fırtınanın meydana geldiği kuzey yarım kürenin mevsim koşullan itibariyle yolculuğun olağan koşullarda olmadığı, bu nedenle olayın TTK'nın 1063/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK'nın 1361 ve müteakip maddelerine dayanılarak ve halefiyet ilkelerine göre açılmış rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı yükün deniz suyu ve yağa maruz kalmak suretiyle hasarlandığından bahisle davacının, ilgilisine sigorta tazminatı Ödediği hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Tüm davacı iddialarına ve somut olayın özelliklerine göre, öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken husus, davalı taşıyıcının kusurlu ve dolayısıyla zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesidir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, taşıyan, mallan teslim aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki ziyaı ve hasar yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur. TTK'nın 1061,1062 ve 1063, maddesinin son fıkrasından da anlaşılacağı gibi, kusursuzluğun ispat külfeti taşıyıcıya aittir. Bir geminin denize elverişli olması ise, umumi donanım, makine, kazan gibi kısımları bakımından yapacağı yolculuğun (tamamiyie anormal tehlikeler hariç) deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olması demek olup, yetkili makamlarca belirli zamanlarda muayene ile verilen denize elverişlilik belgeleri bir karine hükmündedir ve aksi her zaman ispat olunabilir. TTK'nın 817/1. maddesinde geminin, denize ve yola elverişli sayılabilmesi için "anormal olanlar hariç" bütün tehlikelere karşı koyabilecek vasıfta olmasının arandığına göre, anormal tehlikenin mücbir sebep anlamında kullanıldığının kabulü gerekir. Taşıyana, geminin denize ve yola elverişli ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, taşıyanın özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir. Taşıyanın gemiyi mücbir sebep teşkil etmeyen deniz koşullarına uygun, denize elverişli halde bulundurması, aldığı yükün özelliklerine uygun muhafaza tedbirlerini alması ve yine o sefere mahsus diğer alınması gerekli tedbirleri de alması zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olunursa, jurnal kayıtlarına göre geminin bir süre rüzgara maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, geminin fırtınaya maruz kalması nedeniyle, TTK'nın 1063/1. maddesi gereğince davalı tarafın sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/124 D.İş sayılı dosyası ve bu dosyada yer alan bilirkişi raporu değerlendirilmemiştir.
Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyasında alınan 22.09.2002 tarihli bilirkişi raporunda, "gemi kaptanı, tespit sırasında deniz raporu alınırken verdiği ifadesinde, Güney Kore'den yüklemesini müteakip Hint Okyanusu'nda seyrederken 2 gün süre ile şiddetli muson yağmurlarına yakalandığını, daha sonra yolculuğunu tamamlayıp İtalya'nın Savona Limanı'na vardığını, burada bu limana ait yükün tahliyesinin erken saatlerde başladığını, gece yağan çiğin kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapaklann üzerinde geceden birikmiş nemin (çiğ ıslaklığı) ambara aktığını ve söz konusu ıslaklığın bu nedenle oluştuğunu beyan ettiği, bu hususun gemi jurnalinde de kayıt albna alındığı" belirtilmiş olup, bahsi geçen tespit dosya numarası 10.09.2004 tarihli davalı vekilinin delil listesinde de yer almaktadır.
Mahkemece, Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyası, özellikle kaptanın deniz raporu alınırken verdiği ifadesine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, gemi adamlarının ve dolayısıyla taşıyıcının kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, eksik inceleme İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7285 E. 2010/13119 K.
Ortak:gemi adamı · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · hasar · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… K'nın 1063/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1061,1062 ve 1063, maddesinin «son» fıkrasından da anlaşılacağı gibi, «kusursuzluğun ispat külfeti» «taşıyıcıya» aittir.
… ine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, «gemi adamlarının» ve dolayısıyla «taşıyıcının» kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, «eksik inceleme» İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… nun 1063/1. maddesi kapsamında değerlendiril- mesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda olayda geminin 7-8 bofor şiddetinde havaya maruz kaldığı yolunda delil bulunmadığı,gemi kaptanının ifadesinde geçen 2 gün şiddetli yağmur olayının kabul edilmesi halinde dahi «hasarın» gemi ambar kapaklarının sızdırmaz nitelikte olmaması nedeniyle ambara su girmiş olabileceği, gemi kaptanının Savona limanında gece ambar kapakları üzerinde biriken çiğ damlacıklarının sabah kapaklar açıldığında ambara akması neticesinde ıslanmanın meydana geldiğini beyan ettiği bu durum kabul edilse dahi «gemi adamı» olan kaptanın üzerindeki suyu temizlettirmeden ambar kapaklarını açtırmak suretiyle tedbirli bir kaptanın göstereceği özeni göstermediği ve dava konusu yükün hasarlanmasına sebebiyet verdiği ve bu durumda da davalı «donatanın» TTK’nun 1061 ve 1062. maddeleri hükümlerine göre dava konusu zarardan sorumlu olduğu ve yine ambar kapaklarının sızdırmaz nitelikte olmaması nedeniyle de davalı donatanın TTK’nun 1019.maddesi uyarınca dava konusu zarardan sorumlu olacağı, zarar tespiti bakımından ekspertiz raporunun benimsenmesinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulüne 52.757,70 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reoskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, gemi üzerine alacak miktarı kadar «kanuni rehin hakkı» tesisine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece bilirkişi raporlarında «hasar» miktarı yönünden ortaya çıkan bu açık çelişkinin giderilebilmesi açısından «son» bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderecek bir ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece bozma öncesi alınan 27.04.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yük «hasar» bedeline ilişkin olarak davaya konu yükün sıcak çekilmiş sac olması ve söz konusu hasarın sıcak kesilmiş sacın kalitesine bir etkisi olmayacağı ancak sactaki lekelerin giderilmesi için 40 kadar ruloda temizlik ve yıkama işlemi yapılabileceği bununda maliyetinin 4320 USD olduğu belirtilmişken,«bozma sonrası» alınan 25.08.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda zarar tespiti yönünden ekspertiz raporunun benimsenmesinin gerektiği ve buna göre davacının 52.757,70 TL daval …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · donatan · bozma sonrası karar · rehin
Benzer bu kararda… nun 1063/1. maddesi kapsamında değerlendiril- mesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda olayda geminin 7-8 bofor şiddetinde havaya maruz kaldığı yolunda delil bulunmadığı,gemi kaptanının ifadesinde geçen 2 gün şiddetli yağmur olayının kabul edilmesi halinde dahi «hasarın» gemi ambar kapaklarının sızdırmaz nitelikte olmaması nedeniyle ambara su girmiş olabileceği, gemi kaptanının Savona limanında gece ambar kapakları üzerinde biriken çiğ damlacıklarının sabah kapaklar açıldığında ambara akması neticesinde ıslanmanın meydana geldiğini beyan ettiği bu durum kabul edilse dahi «gemi adamı» olan kaptanın üzerindeki suyu temizlettirmeden ambar kapaklarını açtırmak suretiyle tedbirli bir kaptanın göstereceği özeni göstermediği ve dava konusu yükün hasarlanmasına sebebiyet verdiği ve bu durumda da davalı «donatanın» TTK’nun 1061 ve 1062. maddeleri hükümlerine göre dava konusu zarardan sorumlu olduğu ve yine ambar kapaklarının sızdırmaz nitelikte olmaması nedeniyle de davalı donatanın TTK’nun 1019.maddesi uyarınca dava konusu zarardan sorumlu olacağı, zarar tespiti bakımından ekspertiz raporunun benimsenmesinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulüne 52.757,70 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reoskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, gemi üzerine alacak miktarı kadar «kanuni rehin hakkı» tesisine karar verilmiştir.
2-Mahkemece bozma öncesi alınan 27.04.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yük «hasar» bedeline ilişkin olarak davaya konu yükün sıcak çekilmiş sac olması ve söz konusu hasarın sıcak kesilmiş sacın kalitesine bir etkisi olmayacağı ancak sactaki lekelerin giderilmesi için 40 kadar ruloda temizlik ve yıkama işlemi yapılabileceği bununda maliyetinin 4320 USD olduğu belirtilmişken,«bozma sonrası» alınan 25.08.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda zarar tespiti yönünden ekspertiz raporunun benimsenmesinin gerektiği ve buna göre davacının 52.757,70 TL daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2360 E. 2011/304 K.
Ortak:yola elverişlilik · mücbir sebep · taşıyan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaTTK'nın 817/1. maddesinde geminin, denize ve «yola elverişli» sayılabilmesi için "anormal olanlar hariç" bütün tehlikelere karşı koyabilecek vasıfta olmasının arandığına göre, anormal tehlikenin «mücbir sebep» anlamında kullanıldığının kabulü gerekir.
Taşıyana, geminin denize ve «yola elverişli» ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, «taşıyanın» özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, «taşıyan», mallan «teslim» aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki «ziyaı» ve «hasar» yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur.
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden davanın esastan, diğer davalı yönünden «pasif husumet» nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “geminin en fazla 5-6 şiddetindeki deniz koşullarından battığı bu şiddetteki deniz koşullarının «mücbir sebep» teşkil edecek koşullar olmadığı,esasen bilirkişilerin batma hadisesine yük kaymasının sebep olduğu yönünde birleşmiş oldukları,mahkemece, davalı savunmasının «kurtuluş beyyinesine» ilişkin olduğu da nazara alınarak, gemide, yükün açıklanan özelliğine göre tülani perde bulunup bulunmadığı hususunda davalı taraftan delillerinin sorulması, varsa davacıdan karşı delillerinin istenilmesi ve bundan sonra tülani perdenin hangi koşullarda yapılabileceğinin araştırılması ve şayet tülani perde yapılmış olsaydı dahi böyle bir olayın meydana gelip gelmeyeceğinin üzerinde durulması, bundan sonra, özellikle söz konusu yükün taşınması alanında uzman bir uzakyol kaptanı bilirkişinin de «dahil» edileceği bir bilirkişi kurulundan tüm davacı itirazlarını da karşılayacak rapor alındıktan sonra, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, kanaate dayalı bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı” gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Zira, TTK’nun 1019 ncu maddesinde geminin denize ve «yola elverişli», ambarların ise yükü kabule ve taşımaya elverişli halde tutma yükümlülüğünü «donatan» «taşıyana» yüklediği, hatalı «istifin» yol açacağı elverişsizlikten donatan-«taşıyanın sorumlu» olacağı ve yükün özelliklerine uygun istiflemenin yapılması ile yükümlü olduğu, o sefere mahsus gerekli tüm tedbirleri almasının zorunlu olduğu hususları da bozma …
Mahkemece bozmaya uyularak alınan 21.02.2008 tarihli asıl ve 12.06.2008 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu benimsenerek, geminin yolculuk öncesinde denize ve «yola elverişli» olduğunun buna ilişkin belgeden anlaşıldığı, gemide önceki seferden kalan kalasların ve 2 metreküp daha satın alınan kalasların kullanılması suretiyle iki ambara da tülani perde yapıldığı, toplam yükün izin verilen sınırın altında olduğu, 6-7 bofor rüzgar ile karşılaşan geminin kaster tipli olması, buna göre burada yüksekliğinin küçük olması nedeniyle dalgaların sert hareketine maruz kaldığı, kayıcı olan dökme çinko-kurşun konsantresi yükünün geminin bir tarafına aktığı, tülani perdelerin kırılarak/yıkılarak yükün kaymasına neden olduğu, hava koşullarının tülani perdeleri yıkması/kırması ile sonraki elverişsizlik halinin ortaya çıktığı, davalı «donatanın» bu durumda TTK’nun 1062/2 nci maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı, diğer davalının donatan sıfatının bulunmadığı, kiraya veren sıfatının bulunduğu, hasardan sorumlu tutulamayacağı, «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın esas ve husumet bakımından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:donatanın sorumluluğu · kurtuluş beyyinesi · taşıyanın sorumluluğu · mali sorumluluk sigortası · sınırlı sorumluluk · donatan · pasif husumet ehliyeti · istifa
Benzer bu kararda… etresi yükün usulünce yüklenmesine rağmen yükün mahiyeti itibariyle 6-7 deniz koşulları karşısında yük kaymasının oluştuğu, bu durumda TTK.nun 1063/7.maddesi gereği «donatanın sorumlu» olmadığı, kaldı ki, TTK.nun 948. maddesi gereği donatanın deniz serveti ile «sınırlı sorumlu» olup, gemi battığından donatanın sorumlu olmadığı, taşıma işinin kurulduğu sırada mali mesuliyet sigortasının bulunduğu, Finansal Kiralama Kanunu’na göre gemiyi kiralayan Demir Finansal A.Ş.ne «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesi ile, davalı ...
Zira, TTK’nun 1019 ncu maddesinde geminin denize ve «yola elverişli», ambarların ise yükü kabule ve taşımaya elverişli halde tutma yükümlülüğünü «donatan» «taşıyana» yüklediği, hatalı «istifin» yol açacağı elverişsizlikten donatan-«taşıyanın sorumlu» olacağı ve yükün özelliklerine uygun istiflemenin yapılması ile yükümlü olduğu, o sefere mahsus gerekli tüm tedbirleri almasının zorunlu olduğu hususları da bozma …
Mahkemece bozmaya uyularak alınan 21.02.2008 tarihli asıl ve 12.06.2008 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu benimsenerek, geminin yolculuk öncesinde denize ve «yola elverişli» olduğunun buna ilişkin belgeden anlaşıldığı, gemide önceki seferden kalan kalasların ve 2 metreküp daha satın alınan kalasların kullanılması suretiyle iki ambara da tülani perde yapıldığı, toplam yükün izin verilen sınırın altında olduğu, 6-7 bofor rüzgar ile karşılaşan geminin kaster tipli olması, buna göre burada yüksekliğinin küçük olması nedeniyle dalgaların sert hareketine maruz kaldığı, kayıcı olan dökme çinko-kurşun konsantresi yükünün geminin bir tarafına aktığı, tülani perdelerin kırılarak/yıkılarak yükün kaymasına neden olduğu, hava koşullarının tülani perdeleri yıkması/kırması ile sonraki elverişsizlik halinin ortaya çıktığı, davalı «donatanın» bu durumda TTK’nun 1062/2 nci maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı, diğer davalının donatan sıfatının bulunmadığı, kiraya veren sıfatının bulunduğu, hasardan sorumlu tutulamayacağı, «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın esas ve husumet bakımından reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, geminin «mali sorumluluk sigortasını» «taşıma sözleşmesi» uyarınca yaptırması gerekirken kiracı-«donatan» olan davalının bu sigortayı yaptırmadığına, sözleşmenin kurulmasında esaslı unsur olan bu hususta «hile» yaptığına ilişkin davalı iddiası hakkında bozulan önceki kararda hüküm tesis edilmiş ise de, bu hükme yönelik temyiz itirazları bozma ilamında incelenmemiş olup, bozma kapsamına alınmadığına göre, bozma sonrasında bu iddia hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm tesisi gerekirken, bu iddianın karara bağlanmaması nedeniyle de hükmün bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/559 E. 2010/10959 K.
Ortak:taşıyan · hasar · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaTTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, «taşıyan», mallan «teslim» aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki «ziyaı» ve «hasar» yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur.
Taşıyana, geminin denize ve «yola elverişli» ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, «taşıyanın» özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir.
… ine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, «gemi adamlarının» ve dolayısıyla «taşıyıcının» kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, «eksik inceleme» İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sigortalısına ait yükün davalının «donatanı» olduğu gemide taşınması sırasında ambar kapaklarının yüke elverişsiz bulundurulması veya tam kapatılmaması nedeniyle hasarlandığı, taşıma sırasında geminin fırtına ile karşılaştığı, ancak donatanın yeterli tertibatı almaması ve Kasım ayında çıkması muhtemel bir fırtınayı öngörebileceği halde ambar kapakları ile ilgili olarak gereken tedbiri almadığı ve suya maruz kalan yükün bu şekilde hasarlandığı, bu durumda «taşıyanın» TTK'nun 1063. maddesinde düzenlenen sorumsuzluk hallerinden yararlanmayacağı, ayrıca yükün ambarlara deniz suyunun girmesi nedeniyle «hasar» meydana geldiğinden % 2’lik fire uygulamasının mümkün bulunmadığı, yükün değerinin tespit edilebilir olması nedeniyle TTK'nun 1114. maddesindeki «sınırlı sorumluluğun» uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, «icra takibine itirazın» iptali ile takibin 16.551,10 Euro üzerinden 16.178 Euro asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 5 faizi ile birlikte BK'nun 83. madde kapsamında tahsil edilebilme yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve «icra inkar tazminatı» isteminin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce görev noktasından bozulmuş,«görevli» mahkemece bozma öncesi gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dava konusu takipte davalının 16.178 Euro alacağa yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacağ …
Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda davada bu yönde bir iddia da bulunmamasına karşın yük «hasarının» deniz suyuyla ıslanması nedeniyle meydana geldiği kabul edilerek değerlendirme yapılmış ise de bu konuda somut bir gerekçe gösterilmemiştir.
Oysa davacı tarafından delil olarak dayanılan sörvey raporunda «hasar» nedeninin kısmen taşıma firesinden, kısmen kantarların toleransından, kısmen de malın bir bölümünün rutubetten ötürü ambarların duvarlarına ve zeminine yapışmasından meydana geldiği, rutubetin nedeninin ise ambarların yanlış/yetersiz temizlenmesi olduğu belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk · donatan · riziko · icra takibine itiraz · hak düşürücü süre · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sigortalısına ait yükün davalının «donatanı» olduğu gemide taşınması sırasında ambar kapaklarının yüke elverişsiz bulundurulması veya tam kapatılmaması nedeniyle hasarlandığı, taşıma sırasında geminin fırtına ile karşılaştığı, ancak donatanın yeterli tertibatı almaması ve Kasım ayında çıkması muhtemel bir fırtınayı öngörebileceği halde ambar kapakları ile ilgili olarak gereken tedbiri almadığı ve suya maruz kalan yükün bu şekilde hasarlandığı, bu durumda «taşıyanın» TTK'nun 1063. maddesinde düzenlenen sorumsuzluk hallerinden yararlanmayacağı, ayrıca yükün ambarlara deniz suyunun girmesi nedeniyle «hasar» meydana geldiğinden % 2’lik fire uygulamasının mümkün bulunmadığı, yükün değerinin tespit edilebilir olması nedeniyle TTK'nun 1114. maddesindeki «sınırlı sorumluluğun» uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, «icra takibine itirazın» iptali ile takibin 16.551,10 Euro üzerinden 16.178 Euro asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 5 faizi ile birlikte BK'nun 83. madde kapsamında tahsil edilebilme yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve «icra inkar tazminatı» isteminin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce görev noktasından bozulmuş,«görevli» mahkemece bozma öncesi gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dava konusu takipte davalının 16.178 Euro alacağa yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacağ …
Dava,davacı sigorta şirketi nezdinde nakliyat «rizikolarına» karşı sigortalı dökme alüminyum sülfat yükünün davalının «donatanı» olduğu gemi ile İspanya’nın Castelleon Limanı'ndan varış limanı olan Manfredonia’ya ulaşması sonrasında yapılan belirlemede bir kısım yükün eksik ve bir kısım yükünde hasarlı olduğunun belirlendiği iddiasına dayalı olarak rücuen alacağın tazmini amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına,%40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Öncelikle TTK’nun 1067. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda geçip, geçmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu hususta uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermek açısından Dairemizin eski tarihli uygulamalarının isabetli olacağı ve TTK’nun 1067.maddesindeki “mahkemeye müracaat” ibaresinin icra takibinde bulunmayı ve Borçlar Kanunu'nun dava açılmasına eşit saydığı diğer muameleleri de kapsadığı kabul edildiğinden somut olayda «hak düşürücü sürenin» geçmediği belirlenmiş ve bu hususun mahkemece değerlendirilmemiş olması bozma nedeni sayılmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12727 E. 2014/11192 K.
Ortak:gemi adamı · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, «gemi adamlarının» ve dolayısıyla «taşıyıcının» kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, «eksik inceleme» İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
TTK'nın 1061,1062 ve 1063, maddesinin «son» fıkrasından da anlaşılacağı gibi, «kusursuzluğun ispat külfeti» «taşıyıcıya» aittir.
Benzer bu kararda… apılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yangının meydana gelmesine gemi kaptanı ve «gemi adamlarının» tüm emniyet ve tedbirlerin tarif edildiği Katı Halde Dökme Yükler Hakkında Emniyetli İşlem Kuralları'na uymaması sonucu kusurlu davranışlarının sebep olduğu, taraflar arasındaki «kira sözleşmesinde» yükleme ve tahliye ile ilgili olarak her ne kadar yükleme, boşaltma ve trimming'den «donatanın sorumlu» olmayacağı «kaydı» bulunsa da, bu kaydın gemi kaptanının yüke gözetim görevini ortadan kaldırmadığı, yükün bir şekilde yanmadan limana getirildiği, ancak sefer süresince gemi kaptanı …
Mahkemece alınan önceki tarihli bilirkişi raporunda «kusurun» davalı tarafta olduğunun belirtilmesine rağmen hükme dayanak yapılan «son» raporda kusurun davacıda olduğu bildirilmiş, özel ve teknik bilgiyi gerektiren işbu «uyuşmazlık konusu» olayda raporlar arasında çelişki oluşmuştur.
Bu itibarla, mahkemece aralarında maden mühendisi ve uzak yol kaptanı ile deniz taşıması alanında uzmanlardan oluşan yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi kira sözleşmesi · donatanın sorumluluğu · bilirkişi raporları arasında çelişki · donatan · kira sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · kusur · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… apılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yangının meydana gelmesine gemi kaptanı ve «gemi adamlarının» tüm emniyet ve tedbirlerin tarif edildiği Katı Halde Dökme Yükler Hakkında Emniyetli İşlem Kuralları'na uymaması sonucu kusurlu davranışlarının sebep olduğu, taraflar arasındaki «kira sözleşmesinde» yükleme ve tahliye ile ilgili olarak her ne kadar yükleme, boşaltma ve trimming'den «donatanın sorumlu» olmayacağı «kaydı» bulunsa da, bu kaydın gemi kaptanının yüke gözetim görevini ortadan kaldırmadığı, yükün bir şekilde yanmadan limana getirildiği, ancak sefer süresince gemi kaptanı …
Dava, «gemi kira sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece alınan önceki tarihli bilirkişi raporunda «kusurun» davalı tarafta olduğunun belirtilmesine rağmen hükme dayanak yapılan «son» raporda kusurun davacıda olduğu bildirilmiş, özel ve teknik bilgiyi gerektiren işbu «uyuşmazlık konusu» olayda raporlar arasında çelişki oluşmuştur.
Ancak, uyuşmazlık gemideki yangının çıkmasında «kusurun» kime ait olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16641 E. 2014/7075 K.
Ortak:taşıyıcının sorumluluğu · rücuen tazminat · taşıyıcı · taşıyan · dava sebebi · hasar · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… K'nın 1063/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, «taşıyan», mallan «teslim» aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki «ziyaı» ve «hasar» yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur.
… ine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, «gemi adamlarının» ve dolayısıyla «taşıyıcının» kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, «eksik inceleme» İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaKaptanın «nezaret görevini» tedbirli bir kaptan gibi yerine getirmemesi halinde meydana gelen zarardan «taşıyıcının sorumluluğu» doğacaktır.
… i arasında ağır hava şartlarına maruz kalmış, istifte de hata yapılmış ve gemi ambarlarında hava şartları izin verdiği ölçüde havalandırma yapılmış olması nedeniyle «taşıyanın» kusursuzluğuna gidilebileceği belirtilmiş ise de, dava konusu yük, geminin 3 ambarında taşınmış ve 1 nolu ambarda bulunan emtiada «hasar» olmayıp, 2 ve 3 nolu ambarda bulunan emtiada hasar meydana gelmiştir.
O halde, somut uyuşmazlıkta yükün taşınması sırasında, istiflemedeki «kusur», kaptanın yükleme ve istiflemeye nezaret ve yolculuk esnasında da yükün muhafazası yükümlülüğünde bir ihmali bulunup bulunmadığı ve ayrıca yükün bulunduğu 3 ambardan sadece ikisinde «hasar» meydana gelmesi nedeni de araştırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün temyiz eden davacılar R..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nezaret yükümlülüğü · nezaret görevi · navlun sözleşmesi · taşıyanın sorumluluğu · taşıtan · konşimento · donatan · işlemden kaldırma
Benzer bu kararda… yüklerde konvansiyonel gemilerde yeterli bir havalandırmanın fiilen mümkün olmaması ve geminin hava müsaade ettiği sürece ambarlarını havalandırdığı anlaşıldığından «taşıyanın» kusursuz olduğu, yine «konşimentolarda» atıf yapılmış olan «navlun sözleşmesinin» hükümlerine göre taşımanın FIOS esasıyla yapıldığı, buna göre yük ilgilileri tarafından yapılan «istifin» sebep olduğu zarardan «donatanın» ve «taşıyanın sorumlu» tutulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı D.
Çünkü esas itibariyle yükleme ve «istif» kaptanın «donatanı» «temsilen» yerine getirdiği bir yükümlülük olup, yükleme işi sözleşmeyle başka kişilere ait olsa bile kaptan yine de istife bakmalı, geminin denge ve emniyeti bakımından gerekli denetimi yapmalıdır. (Gönen Eriş, Deniz Ticareti ve Sigorta, Ankara 1990, sy 311) Kaptanın herşeyden önce geminin sefere elverişliliğinin sağlanması hususunda «nezaret yükümlülüğü» bulunmaktadır.
Kahvecilik ve Gıda A.Ş'nin açtığı dava «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmış» olmakla, süresi içinde yenilenmemesi «sebebi» ile HMK'nın 150 ve devam maddeleri gereğince açılan davanın bu sebeple «açılmamış sayılmasına», «temlik» alanlar E..
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, «navlun sözleşmesinde» mevcut FIO/FIOS kayıtları nedeni ile «taşıyanın» yükleme, «istif» ve boşaltmadan kaynaklanan bir sorumluluğu bulunmadığı ve yolculuk esnasında meydana gelen hasardan dolayı yükleten tarafından gerçekleştirilen bu ihmalin kaptan t …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2006/3231 E., 2007/11356 K.
11. Hukuk Dairesi 2006/3231 E., 2007/11356 K.
HALEFIYET
RUCUEN TAZMİNAT
TAŞIYANIN SORUMLULUĞU
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 817 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1061 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1062 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1063 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1361 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi)rnce verilen 18.10.2005 tarih ve 2005/34-2005/214 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra İşin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma risklerine karşı sigortalı sac emtiasının Kore'nin Poheng Limanı'ndan İzmit Diliskelesi Limanı'na taşınması işinin davalı gemi ile gerçekleştirildiğini, gemiye hasarsız olarak yüklenen sac emtiasının taşıma sırasında deniz suyu ve yağa maruz kalarak kısmen hasariandığını, müvekkilince sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, davacının 52.757.708.154 TL tutarındaki alacağı yönünden TTK'nın 1235/7 ve 1236. maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasına, anılan bedelin 07.08.2003 ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekifi, gönderilenin emtiayı teslim alırken TTK'nm 1065 ve 1066. maddesi gereğince taşıyana yazılı bildirimde bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, taşınan emtiada malın kalitesini etkileyecek önemli bir hasar olmadığının tespit raporu ile belirlendiğini, öte yandan geminin yolda kötü havaya maruz kaldığını, TTK'nın 1063/1. maddesi gereğince fahiş zarardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını, istenen bedelin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, geminin yolculuğu sırasında fırtınaya maruz kalması ve fırtınanın meydana geldiği kuzey yarım kürenin mevsim koşullan itibariyle yolculuğun olağan koşullarda olmadığı, bu nedenle olayın TTK'nın 1063/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, yolculuk sırasında karşılaşılan fırtına sebebiyle denizin tehlike ve kazalarından yüke gelen hasardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK'nın 1361 ve müteakip maddelerine dayanılarak ve halefiyet ilkelerine göre açılmış rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı yükün deniz suyu ve yağa maruz kalmak suretiyle hasarlandığından bahisle davacının, ilgilisine sigorta tazminatı Ödediği hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Tüm davacı iddialarına ve somut olayın özelliklerine göre, öncelikle açıklığa kavuşturulması gereken husus, davalı taşıyıcının kusurlu ve dolayısıyla zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesidir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, taşıyan, mallan teslim aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar geçen süre içindeki ziyaı ve hasar yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan Yasa'nın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur. TTK'nın 1061,1062 ve 1063, maddesinin son fıkrasından da anlaşılacağı gibi, kusursuzluğun ispat külfeti taşıyıcıya aittir. Bir geminin denize elverişli olması ise, umumi donanım, makine, kazan gibi kısımları bakımından yapacağı yolculuğun (tamamiyie anormal tehlikeler hariç) deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olması demek olup, yetkili makamlarca belirli zamanlarda muayene ile verilen denize elverişlilik belgeleri bir karine hükmündedir ve aksi her zaman ispat olunabilir.
TTK'nın 817/1. maddesinde geminin, denize ve yola elverişli sayılabilmesi için "anormal olanlar hariç" bütün tehlikelere karşı koyabilecek vasıfta olmasının arandığına göre, anormal tehlikenin mücbir sebep anlamında kullanıldığının kabulü gerekir. Taşıyana, geminin denize ve yola elverişli ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, taşıyanın özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir. Taşıyanın gemiyi mücbir sebep teşkil etmeyen deniz koşullarına uygun, denize elverişli halde bulundurması, aldığı yükün özelliklerine uygun muhafaza tedbirlerini alması ve yine o sefere mahsus diğer alınması gerekli tedbirleri de alması zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olunursa, jurnal kayıtlarına göre geminin bir süre rüzgara maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, geminin fırtınaya maruz kalması nedeniyle, TTK'nın 1063/1. maddesi gereğince davalı tarafın sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/124 D.İş sayılı dosyası ve bu dosyada yer alan bilirkişi raporu değerlendirilmemiştir.
Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyasında alınan 22.09.2002 tarihli bilirkişi raporunda, "gemi kaptanı, tespit sırasında deniz raporu alınırken verdiği ifadesinde, Güney Kore'den yüklemesini müteakip Hint Okyanusu'nda seyrederken 2 gün süre ile şiddetli muson yağmurlarına yakalandığını, daha sonra yolculuğunu tamamlayıp İtalya'nın Savona Limanı'na vardığını, burada bu limana ait yükün tahliyesinin erken saatlerde başladığını, gece yağan çiğin kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapakların üzerinde toplandığını, ambar kapaklarının açılması sırasında kapaklann üzerinde geceden birikmiş nemin (çiğ ıslaklığı) ambara aktığını ve söz konusu ıslaklığın bu nedenle oluştuğunu beyan ettiği, bu hususun gemi jurnalinde de kayıt albna alındığı" belirtilmiş olup, bahsi geçen tespit dosya numarası 10.09.2004 tarihli davalı vekilinin delil listesinde de yer almaktadır.
Mahkemece, Körfez Asliye Hukuk Mahkemesİ'nin 2003/124 D.İş numaralı tespit dosyası, özellikle kaptanın deniz raporu alınırken verdiği ifadesine dair zabıt örnekleri getirtilerek, sigortalı emtianın hasarlanmasma dair gemi kaptanının bir açıklaması olup olmadığı, bu konuda bir açıklama bulunması halinde, gemi adamlarının ve dolayısıyla taşıyıcının kusurlu sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulması gerekirken, davacı tarafın bu konudaki itirazları değerlendirilmeden, eksik inceleme İle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukanda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına (BOZULMASINA), (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16699400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz