Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2005/5072 E. 2006/4887 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer ödeme↗ halefiyet↗ rücu hakkı↗ sigorta ettiren↗ mükerrerlik↗ münhasırlık↗ sigorta sözleşmesi↗ rücu↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teminat↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan sürücünün, alkolün tamamen etkisi ile kaza yapması sonucu tam kusurlu bulunduğu, park halindeki 3. kişinin bir kusurunun bulunmadığı, davalıların 3. kişiye mükerrer ödeme yapmış olmaları halinde, rücuan isteyebilecekleri, davacının 3. kişinin başvurusu üzerine ödeme yapmakta bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalılardan sürücünün,diğer davalının davacı sigorta şirketine ZMSS. poliçesi ile sigorta ettirdiği aracı, sürücü belgesiz ve alkollü olarak kullandığı iddiasına dayalı olup, 3. kişiye ödenen tazminatın bu poliçe genel şartlarının 4/c ve 4/d maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece,dava, sadece alkole ilişkin rücu nedeni ile ilgili 4/d maddesi çerçevesinde ele alınmış ise de,hükmü gerekçe yönünden davacı temyiz de etmemiş olup,kaza tespit tutanağına göre de esasen sürücü olaydan önce sürücü belgesine de sahiptir.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2. maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
Somut olayda, aracını davacı şirkete sigorta ettiren davalılardan M..... olup,diğer davalı aracın sürücüsüdür.Alkollü olarak araç kullanan sürücü olan davalıya aracını veren davalı M.....`
`e karşı dava açması gereken davacı ile davalı olan sürücü arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davanın davalılardan M..... bakımından bu gerekçe ile husumet yönünden reddi gerekirken, davanın bu davalı yönünden de kabulü doğru olmamıştır.
3-Davalılar vekilinin,davalılardan M.....'e ilişkin temyizine gelince; Poliçe Genel Şartları'nın 4/d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz`
`in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda,raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ve olayın oluş şekli bu raporda tartışılmış ise de,ağırlıklı olarak alkol oranından yola çıkılarak, alkolün olaya etki ettiğinin tespitiyle yetinilmiş olup,olayın sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisiyle oluşup oluşmadığı kesin olarak ortaya konması gerekirken,rapor bu noktada yetersiz kalmıştır.
O halde, mahkemece, sürücünün aldığı alkolün kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek,sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması,ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan başka bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yetersiz rapora itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK'nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece birlikte atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan olur ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir. Somut olayda, bilirkişiler beraber seçilmelerine karşın,tamamı bir araya gelerek görüşme yapmamış ve nörolog doktor bilirkişi ayrı rapor düzenlemiş olup, buna göre yasanın bilirkişi kurulundan birlikte rapor alınmasında güttüğü amaç yerine getirilmemiştir.(Bkz: B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ankara, 1980, s.1893,Y.HGK.'nun 3.3.1971 gün ve 4/208-118 sayılı ve Dairemiz'in 2003/12933 E.-2004/11188 K. sayılı kararları)
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16712 E. 2015/11820 K.
Ortak:rücu hakkı · sigorta ettiren · münhasırlık · rücu · hasar
İncelediğiniz kararda… esi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, «sigorta sözleşmesine» ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi «sigorta ettirenine» «rücu» edebilecektir.Bu «rücu hakkı», kaynağını «halefiyet» ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
… llü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına «rücu» edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz` `in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına «hasarın» «teminat» dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Mahkemece,dava, sadece alkole ilişkin «rücu» nedeni ile ilgili 4/d maddesi çerçevesinde ele alınmış ise de,hükmü gerekçe yönünden davacı temyiz de etmemiş olup,kaza tespit tutanağına göre de esasen sürücü olaydan önce sürücü belgesine de sahiptir.
Benzer bu karardaAraç şoförlerinin alkol ve uyuşturucu kullanmış olması durumunda «hasar» ...'ye ödenecek olup, araç şoförüne ve taşerona «rücu» uygulanacaktır" şartına yer verildiği, bu hali ile davacı sigorta şirketinin «rücu hakkının» sadece alkollü ve «ehliyetsiz» araç kullanılması ile sınırlandırıldığı, içinde nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi heyetince düzenlenen rapordan, davaya konu kazanın «münhasıran» alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla poliçede düzenlenen rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminatın» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinde, davacının «rücu hakkının» sadece alkollü ve «ehliyetsiz» araç kullanılması halleri ile sınırlandırıldığı, davaya konu kazanın ise «münhasıran» alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin anlaşılması karşısında rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı sigortacının ödemesine esas «sigorta poliçesinde», taşımayı gerçekleştiren araç sürücüsünün alkol kullanmış olması durumunda «hasar» bedelinin «sigorta ettirene» ödendikten sonra araç sürücüsüne ve taşerona «rücu» edileceği düzenlendiğinden mahkemece, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen tazminat · taraf ehliyeti · maddi tazminat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından düzenlenen «nakliyat sigorta poliçesinde», "Taşımayı yapan araç hasarlarında «maddi tazminat» alkol ve «ehliyetsiz» araç kullanılması haricinde ruhsat sahibine «rücu» ettirilmeyecektir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminatın» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinde, davacının «rücu hakkının» sadece alkollü ve «ehliyetsiz» araç kullanılması halleri ile sınırlandırıldığı, davaya konu kazanın ise «münhasıran» alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin anlaşılması karşısında rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin bu kabulü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesine dayalı Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun bulunmakta ise de işbu dava, «nakliyat sigorta poliçesinden» kaynaklandığından ve söz konusu poliçede de Karayolları Trafik Kanunu'na herhangi bir atıf yapılmadığından somut olaya uygun bulunmamaktadır.
Araç şoförlerinin alkol ve uyuşturucu kullanmış olması durumunda «hasar» ...'ye ödenecek olup, araç şoförüne ve taşerona «rücu» uygulanacaktır" şartına yer verildiği, bu hali ile davacı sigorta şirketinin «rücu hakkının» sadece alkollü ve «ehliyetsiz» araç kullanılması ile sınırlandırıldığı, içinde nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi heyetince düzenlenen rapordan, davaya konu kazanın «münhasıran» alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla poliçede düzenlenen rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10784 E. 2010/1651 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz kararda… esi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, «sigorta sözleşmesine» ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi «sigorta ettirenine» «rücu» edebilecektir.Bu «rücu hakkı», kaynağını «halefiyet» ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
… llü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına «rücu» edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz` `in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına «hasarın» «teminat» dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, «poliçe özel şartlarının» 3.4.maddesinde alkol kullanımı sonucunda meydana gelen bütün durumların «sigorta teminatı» dışında bulunduğunun belirtildiği, davacının da sürücü olup kazanın davacının alkollü olmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, hastalık «sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı sürücünün alkollü araç kullanması sırasında meydana gelen «trafik kazası» sonucu davacının ve kızının yaralandığı, davalı tarafından da «poliçe özel şartları» Uyarınca talep edilen tedavi giderlerinin «teminat kapsamı» dışında olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartı · poliçe özel şartları · sigorta teminatı kapsamı · özel dava şartı · trafik kazası · sigorta teminatı · teminat kapsamı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, «poliçe özel şartlarının» 3.4.maddesinde alkol kullanımı sonucunda meydana gelen bütün durumların «sigorta teminatı» dışında bulunduğunun belirtildiği, davacının da sürücü olup kazanın davacının alkollü olmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı sürücünün alkollü araç kullanması sırasında meydana gelen «trafik kazası» sonucu davacının ve kızının yaralandığı, davalı tarafından da «poliçe özel şartları» Uyarınca talep edilen tedavi giderlerinin «teminat kapsamı» dışında olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu tedavi giderlerinin davalının dayandığı «poliçe özel şartlarının» 3.4. maddesi uyarınca «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu Grup Sağlık Sigorta Poliçesi Özel Şartları'nın 3.4. maddesinde aynen “alkolizm, alkol, uyuşturucu, uyarıcı, halusinojen ve diğer madde bağımlılığı ve kötüye kullanımı neticesinde meydana gelen bütün durumların” «sigorta teminatı kapsamı» dışında bulunduğu belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1762 E. 2022/3115 K.
Ortak:münhasırlık · hasar · eksik inceleme · teminat · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… llü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına «rücu» edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz` `in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına «hasarın» «teminat» dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Somut olayda,raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ve olayın oluş şekli bu raporda tartışılmış ise de,ağırlıklı olarak alkol oranından yola çıkılarak, alkolün olaya etki ettiğinin tespitiyle yetinilmiş olup,olayın sadece ve tek başına alkolün «münhasır» etkisiyle oluşup oluşmadığı «kesin» olarak ortaya konması gerekirken,rapor bu noktada yetersiz kalmıştır.
… lde, mahkemece, sürücünün aldığı alkolün kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek,sadece ve tek başına alkolün «münhasır» etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması,ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan başka bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yetersiz rapora itibar edilerek, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Benzer bu karardaSigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeme heyetince, poliçe genel şartları kapsamında emtiayı «taşıyan» araç sürücüsünün alkollü olduğu ve zararın «teminat kapsamında» kalmadığı gerekçesiyle davacının başvurusunun reddine karar verilmiş; davacının, araç sürücüsünün aynı gün Devlet Hastanesinde yapılan alkol testinde alkolsüz olduğunu belirten rapora dayanarak yaptığı itiraz, İtiraz Hakem Heyetince, yerinde görülmeyerek itirazın «kesin» olarak reddine karar verilmiş ise de, başvuru dilekçesine göre zararın «kesinlik sınırının» üzerinde 126.158.52 TL olarak beyan edildiği, eldeki davanın kısmi dava olduğu anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde; poliçeye konu emtiayı taşıyan araç sürücü …
… lkollü olduğu kabul edilirse kazadan iki saat sonra hastanede yapılan ölçümde 0.70 promil civarında alkol tespit edilmesi gerektiği, kandaki etanol düzeyi ile ancak «kesin» bir sonuca varılabileceği, iki test arasında çelişki olduğu, kaza tespit tutanağındaki alkol düzeyi (1.09 promil) esas alınırsa kazanın nörolojik açıdan «münhasıran» alkolün etkisiyle meydana geldiğini, Devlet Hastanesi raporu esas alınırsa da kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğinin söylenemeyeceği, dolayısıyla …
Dava, «nakliyat abonman sigorta poliçesine» tabi bulunan taşıma sırasında meydana gelen emtia «hasarının» tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat abonman sigortası · nakliyat abonman sigorta poliçesi · abonman sigorta poliçesi · teminat kapsamı · kesinlik sınırı · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «nakliyat abonman sigorta poliçesine» tabi bulunan taşıma sırasında meydana gelen emtia «hasarının» tazmini istemine ilişkindir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeme heyetince, poliçe genel şartları kapsamında emtiayı «taşıyan» araç sürücüsünün alkollü olduğu ve zararın «teminat kapsamında» kalmadığı gerekçesiyle davacının başvurusunun reddine karar verilmiş; davacının, araç sürücüsünün aynı gün Devlet Hastanesinde yapılan alkol testinde alkolsüz olduğunu belirten rapora dayanarak yaptığı itiraz, İtiraz Hakem Heyetince, yerinde görülmeyerek itirazın «kesin» olarak reddine karar verilmiş ise de, başvuru dilekçesine göre zararın «kesinlik sınırının» üzerinde 126.158.52 TL olarak beyan edildiği, eldeki davanın kısmi dava olduğu anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde; poliçeye konu emtiayı taşıyan araç sürücü …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/301 E. 2010/761 K.
Ortak:sigorta ettiren · münhasırlık · sigorta sözleşmesi · rücu · hasar · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… esi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, «sigorta sözleşmesine» ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi «sigorta ettirenine» «rücu» edebilecektir.Bu «rücu hakkı», kaynağını «halefiyet» ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
Somut olayda, aracını davacı şirkete «sigorta ettiren» davalılardan M..... olup,diğer davalı aracın sürücüsüdür.Alkollü olarak araç kullanan sürücü olan davalıya aracını veren davalı M.....` `e karşı dava açması gereken davacı ile davalı olan sürücü arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davanın davalılardan M..... bakımından bu gerekçe ile «husumet» yönünden reddi gerekirken, davanın bu davalı yönünden de kabulü doğru olmamıştır.
… llü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına «rücu» edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz` `in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına «hasarın» «teminat» dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Benzer bu karardaKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 4/2. maddesinde ödemede bulunan sigortacının, «sigorta sözleşmesine» ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda «sigorta ettirene» «rücu» edebileceğini hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, «hasar» miktarının 4.400,00 YTL olarak belirlendiği, aracı davalı ... değil de babası ...’ın kullandığına dair savunmanın samimi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Eskişehir 3.İcra Müdürlüğü’nün 2006/11772 Esas sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, takibin 4.400,00 YTL olarak devamına(davacı «asıl alacak» ve faiz olarak 5.878 YTL talep ettiğinden), fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa davalı ..., «sigorta ettiren» olmayıp, sözleşmenin de tarafı değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harca esas değer · riziko · üçüncü kişi · husumet yokluğu · asıl alacak · harç · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, «hasar» miktarının 4.400,00 YTL olarak belirlendiği, aracı davalı ... değil de babası ...’ın kullandığına dair savunmanın samimi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların Eskişehir 3.İcra Müdürlüğü’nün 2006/11772 Esas sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, takibin 4.400,00 YTL olarak devamına(davacı «asıl alacak» ve faiz olarak 5.878 YTL talep ettiğinden), fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
3-Kabule göre de dava dilekçesinde dava değeri 4.284,00 YTL olarak gösterilip «harca esas değerin» de aynı meğlağ olduğu ve buna göre «harç» yatırıldığı nazara alınmadan talep aşılarak 4.400,00 YTL üzerinden takibin devamına karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, zorunlu mali mesuliyet «sigorta poliçesi» ile sigortalı aracın neden olduğu ve «üçüncü kişiye» ödenen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı sürücü hakkında açılan davanın pasif sıfat («husumet) yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1104 E. 2017/3464 K.
Ortak:münhasırlık · hasar · teminat
İncelediğiniz kararda… llü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına «rücu» edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz` `in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına «hasarın» «teminat» dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, «münhasıran» sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda,raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ve olayın oluş şekli bu raporda tartışılmış ise de,ağırlıklı olarak alkol oranından yola çıkılarak, alkolün olaya etki ettiğinin tespitiyle yetinilmiş olup,olayın sadece ve tek başına alkolün «münhasır» etkisiyle oluşup oluşmadığı «kesin» olarak ortaya konması gerekirken,rapor bu noktada yetersiz kalmıştır.
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının oğlu tarafından sevk ve idare edilirken sürücünün aldığı alkolün etkisiyle ve bilirkişi raporunda belirlendiği üzere «münhasıran» alkollü olması sebebiyle meydana gelen kaza sonrası oluşan «hasarın» Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği, Kasko Sigortası Genel Şartları ve poliçe hükümleri uyarınca «teminat» dışı bırakıldığından davalı ... şirketinin sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ın temyiz edenden alınmasına, 07.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY Taraflar arasında düzenlenen 14.01.2011-14.01.2012 tarihli süper oto «kasko sigorta poliçesinin», «rizikonun» gerçekleştiği 04.11.2011 tarihinde de yürürlükte bulunan Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde "Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" «teminat» dışında kalan zararlar arasında sayılmıştır.
Kamu düzenine ve «emredici» hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, serbest rekabet ortamında ticari kazanç amacıyla hareket eden sigorta şirketlerinin tahsil edecekleri aynı «prim» ile daha geniş «sigorta teminatı» vermelerinde herhangi bir engel yoktur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ahde vefa · sözleşme serbestisi · sigorta teminatı · emredici hüküm · kasko sigortası · riziko · ek prim · kâr kaybı
Benzer bu karardaBilindiği üzere, «kasko sigorta poliçesi» iki taraflı ve "«sözleşme serbestisi»" ilkeleri içerisinde düzenlenen bir akit türü olup, «ahde vefa» (pacta sund servanda) ilkesi gereğince her iki tarafın sözleşme hükümlerine bağlılığı esastır.
Kamu düzenine ve «emredici» hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, serbest rekabet ortamında ticari kazanç amacıyla hareket eden sigorta şirketlerinin tahsil edecekleri aynı «prim» ile daha geniş «sigorta teminatı» vermelerinde herhangi bir engel yoktur.
… ın temyiz edenden alınmasına, 07.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY Taraflar arasında düzenlenen 14.01.2011-14.01.2012 tarihli süper oto «kasko sigorta poliçesinin», «rizikonun» gerçekleştiği 04.11.2011 tarihinde de yürürlükte bulunan Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde "Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" «teminat» dışında kalan zararlar arasında sayılmıştır.
2918 sayılı Yasa'nın, «riziko» tarihinde yürürlükte olan 48. maddesinde, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında iken araç sürme yasaklanmış iken, yasa da alkol oranı konusunda bir sınırlama getirilmemiş, bu konuda Yönetmelik çıkarılacağı öngörülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2005/5072 E., 2006/4887 K.
11. Hukuk Dairesi 2005/5072 E., 2006/4887 K.
RÜCU HAKKI
TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AZALTILMASI
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 281 ]
2918 S. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU [ Madde 95 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1281 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2003/191-2004/366 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan M.....'in müvekkiline ZMSS poliçesiyle sigorta ettirdiği aracın, diğer davalının alkollü ve ehliyetsiz olarak sevki sırasında, 3 ncü kişiye verilen hasar bedelini poliçe limiti dahilinde ödeyen müvekkilinin rücu hakkı doğduğunu ileri sürerek, 1.200.000.000 lira tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan sürücünün, alkolün tamamen etkisi ile kaza yapması sonucu tam kusurlu bulunduğu, park halindeki 3. kişinin bir kusurunun bulunmadığı, davalıların 3. kişiye mükerrer ödeme yapmış olmaları halinde, rücuan isteyebilecekleri, davacının 3. kişinin başvurusu üzerine ödeme yapmakta bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalılardan sürücünün,diğer davalının davacı sigorta şirketine ZMSS. poliçesi ile sigorta ettirdiği aracı, sürücü belgesiz ve alkollü olarak kullandığı iddiasına dayalı olup, 3. kişiye ödenen tazminatın bu poliçe genel şartlarının 4/c ve 4/d maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece,dava, sadece alkole ilişkin rücu nedeni ile ilgili 4/d maddesi çerçevesinde ele alınmış ise de,hükmü gerekçe yönünden davacı temyiz de etmemiş olup,kaza tespit tutanağına göre de esasen sürücü olaydan önce sürücü belgesine de sahiptir.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2. maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
Somut olayda, aracını davacı şirkete sigorta ettiren davalılardan M..... olup,diğer davalı aracın sürücüsüdür.Alkollü olarak araç kullanan sürücü olan davalıya aracını veren davalı M.....`
`e karşı dava açması gereken davacı ile davalı olan sürücü arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davanın davalılardan M..... bakımından bu gerekçe ile husumet yönünden reddi gerekirken, davanın bu davalı yönünden de kabulü doğru olmamıştır.
3-Davalılar vekilinin,davalılardan M.....'e ilişkin temyizine gelince; Poliçe Genel Şartları'nın 4/d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz`
`in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda,raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ve olayın oluş şekli bu raporda tartışılmış ise de,ağırlıklı olarak alkol oranından yola çıkılarak, alkolün olaya etki ettiğinin tespitiyle yetinilmiş olup,olayın sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisiyle oluşup oluşmadığı kesin olarak ortaya konması gerekirken,rapor bu noktada yetersiz kalmıştır.
O halde, mahkemece, sürücünün aldığı alkolün kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek,sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması,ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan başka bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yetersiz rapora itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK'nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece birlikte atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan olur ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir. Somut olayda, bilirkişiler beraber seçilmelerine karşın,tamamı bir araya gelerek görüşme yapmamış ve nörolog doktor bilirkişi ayrı rapor düzenlemiş olup, buna göre yasanın bilirkişi kurulundan birlikte rapor alınmasında güttüğü amaç yerine getirilmemiştir.(Bkz: B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ankara, 1980, s.1893,Y.HGK.'nun 3.3.1971 gün ve 4/208-118 sayılı ve Dairemiz'in 2003/12933 E.-2004/11188 K.
sayılı kararları)
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılar yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16532900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz